4. bölüm · Koru
4.Bölüm "Otopark" ☄️
☄️
O gün hayatımın en büyük şansımıydı yoksa hayatımın en kötü günümüydü.
Emre itaatsizlik edip ekibi tehlikeye atmıştım.
Bunun artık geri dönüşü yoktu.
Amirin odasında gelmesini bekliyordum.
Olabileceklere kendimi hazırlamalıydım.
Küçüklüğümden beri polis olmak hayalimdi hemde en büyük hayalimdi. Şimdi sırf bir intikam uğruna mesleğimi kaybedebilirdim.
Kapının çarpmasıyla irkildim.
O yöne bakmasamda amirim olduğunu anlamıştım bile.
Karşıma geçip öfkeyle bana bakıyordu.
Gözlerim yere bakarken onun gözleri ise benim üzerimdeydi.
"Bunu nasıl yaparsın ekibi tehlikeye atma , adam yaralama ve ayrıca operasyonun başarısızlığı "diyerek sesini yükseltti
ve ekledi
"Asıl yakalamamız gereken adamı senin yüzünden kaybettik " demişti hırsını alamamıştı ve yüzüme karşı haykırmıştı bu sözleri.
"Amirim haklısınız ama kendimce sebeplerim var"
Dediğimde daha çok öfkelenmişti gözlerim hala yerdeydi yüzüne henüz bakamıyordum .
"Senin kendince sebeplerin beni ,operasyonu hiç ilgilendirmiyor. Senin sebeplerin yüzünden ekip arkadaşların büyük bir zarar görebilirdi"
Dediğinde başımı dik tutup kızaran kahverengi gözlerimle gözlerine baktım.
"Amirim herşey için üzgünüm. Ama yaptıklarımdan pişman değilim . Yine olsaydı yine yapardım. Sizi temin ederim sebeplerim tüm bu olanlardan daha önemli"
Dediğimde bir an duraksamıştı.
"Peki sana ne söylersem nafile . Rozetini ve silahını teslim et . Biraz aklın başına gelsin . Umarım sebeplerin polisliği bırakmana değer "
Dediğinde kendimi ağlamamak için çok zor tuttum. Bunun böyle sonuçlanacığını biliyordum.
Ama yinede kötü hissettiriyordu.
Amirin dediği gibi silahımı ve rozetimi çıkarıp masanın üzerine bıraktım .
Son bir kez amirime baktım . Belkide bu onu son görüşüm olabilirdi.
"Sevdiğim birinin intikamını almak için değer "
Dediğimde şaşkın bakışları üzerime sinmişti.
Arkamı dönüp odadan çıktım.
Herkes durumun farkındaydı.
Ekip ve Kaanın bakışları üzerimdeydi.
Yanlarından geçerken kaana gülümsedim.
Sanki yaptıklarıma pişman değilmişim gibi kendimi göstermeye çalışıyordum.
Masamdaki eşyalarımı kutuma koyduktan sonra arabama bindim.
Biraz huzura ihtiyacım vardı.
Arabamı deniz kenarına çekip denize yakın olan banka oturdum.
Öylece sessizce izliyordum denizi ,dalgaların sesini dinliyordum.
Kalbimde fırtınalar kopuyordu. Fakat fırtınanın başka bir yere ulaşmaması için elimden geleni yapıyordum.
Mesleğim ellerimin arasından kayıp gitmişti.
Üzülmemeliydim . Bir şeyi kaybediyorsam diğer bir şeyi kazanabilirdim.
Bu dünya böyle bir yerdi . Sevdiğin bir şeyi kaybedersen mutlaka başka sevdiğin bir şeyi kazanırdın..
Kendimi sakinleştirdikten sonra arabama geri döndüm.
Kartala söyleyip söylememe arasında kalsamda bilmemesi onun için daha iyiydi. Benim yüzümden endişelenmesini ,üzülmesini istemiyorum.
Telefonumu elime alıp saate baktığımda saat altı buçuğa geliyordu.
Beş cevapsız aramayı gördüğümde kaşlarım çatıldı . Annem beni beş defa aramıştı.
Telefonu arabada bıraktığım için birşey duymamıştım.
Annemi geri aradığımda cevap vermemişti .
Acaba neden üst üste bu kadar aramıştı.
Mesajda atmamış çok garip .
Arabayı çalıştırıp eve doğru ilerledim.
Radyoyu açtığımda yine o tanımadığım şarkıcının şarkısına denk gelmiştim.
Sanrıım artık şarkıların kime ait olduğunu bilmem gerekiyordu. Yolculuğum boyunca şarkıları bana eşlik etmişti.
Eve vardığımda arabadan inip kutuyu arka koltuktan aldıktan sonra asansöre bindim.
Kapının önündeydim anahtarı tam deliğe sokacakken kapının Aralık olduğunu farkettim.
Elimdeki kutuyu yere atıp korkuyla içeri girdim .
Cebimden çakı çıkarıp sessiz adımlarla yürüyordum.
Odalara tek tek baktım . Fakat her yer dağınıktı.
Sadece bakmadığım tek bir oda kalmıştı annemin odası.
Gözlerimden yaşlar aka aka odaya girdim.
Karşımda , yerde kırmızıya boyanmış bedeniyle yatan annemi gördüm.
"Anne" diye haykırdım. Kalbimde benimle birlikte çığlıklar atıyordu.
Yanına eğilip başını kucağıma aldım.
Tereddüt etsemde sonucundan korksamda nefes alıp almadığına bakmam gerekiyordu. Yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Güzel nefesi yüzüme çarpmıyordu.
"Öldü " dedim feryatlar içinde.
"Annem öldü " gözyaşları içinde boğuluyordum.
Kapının çarpmasıyla başımı dikleştirdim.
Ağlayan gözlerim durmuş yerine öfkeli bir yüz bürünmüştü.
Suçlu biraz önce bizimleydi.
Odama koşup çekmecemden silahımı aldım.
Peşinden koşup arabama bindim.
Suçlu kahverengi şapka takıyordu .
Önümde motorla uzaklaşıyordu.
Arabama binip katili takip etmeye başladım.
O ilerledikçe ilerliyor gaza bastıkça gaza basıyordum.
Anayola çıkmıştık . Onu takip etmem dahada zorlaşıyordu. Neredeyse gözden kaybolacaktı.
Hızımı dahada arttırdım. Bu kadar araba olmasına rağmen tehlikeyi bir kenara atıp delirmiş gibi araba sürüyordum.
Tâki başka bir araba bana çarpıp arabamın durmasına sebep olana dek.
Gözlerimin önüne kırmızı boyalar akıyordu.
Görüşüm bulanıklaşmış olsada kendimi görmeye zorluyordum. Çünkü takip ettiğim kişi bana doğru yürüyordu.
Ama göremiyordum kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım görüşüm netleşmiyordu.
Ailemin yanına gidiyordum. Şuanda ölmemiş , yaralı olsamda beni annemi öldürdüğü gibi öldürmeye geliyordu.
Yanımda durduğunda cebinden birşey çıkardı.
Silah veya bıçağa benzemiyordu.
Buu buu bir kalemdi. Yoksa beni kalemle mi öldürmeyi planlıyordu.
Birden pencereden kolumu kendine çekti.
Kalemin ucunu açıp koluma birşeyler yazmaya başladı. Ne yazdığını tam göremiyordum .
Ama bedenime yazdığı harfleri hissedebiliyordum.
Tâki bayılana dek...
******
Gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım .
Başımda bir ağırlık vardı.
Elimle başıma tuttuğumda başımda sargının olduğunu anlamıştım.
Neden ölmemiştim. Neden hala hayattaydım.
Neden ailem öldüğü gibi bende ölmemiştim neden.
Hemşirenin gelmesiyle diklenip oturdum.
"Uyanmışsın geçmiş olsun neyseki durumun gayet iyi hayati tehlikende yok " diyerek gülümsedi.
Ama ben gülmüyordum. Beni kurtaranlara lanet ediyordum.
"Beni neden kurtardınız " dediğimde şaşkınlıkla yüzüme baktı .
Tek şaşkın bakan hemşire değildi yanımda yatan iri yarı adamda bakıyordu.
"Anlamadım" demişti hemşire serumu kontrol ederken.
"Beni neden ölümden kurtardınız . Neden yaşamama izin verdiniz " dediğimde
"Çünkü burası hastane ve bizim işimiz hasta insanları kurtarmak onların yeniden yaşamasını sağlamak "
Demişti ciddiyetle yüzüme bakarken.
Hemşireye laf yetiştirecek değilim eninde sonunda ölecektim zaten .
Pencereye döndüğümde etraf çoktan kararmıştı.
Tıpkı kalbim ve zihnim gibi.
Annemde ölmüştü babamda .
"Kolunuzdaki yazıyı kim yazdı " demişti hemşire kolumu işaret ederek.
Koluma baktım. Rüya sanıyordum meğerse gerçekmiş katil gerçekten de koluma birşeyler
yazmıştı.
"Peşimizi bırak annenin ölümü sana ders olsun.
Bir daha bize ulaşmaya çalışırsan seni öldürmek yerine ilk önce sevdiklerini öldürmeye başlarız.
Mesela kartal ona değer veriyorsan bizden uzak dur ." Yazılmıştı. Fısıltıyla okumuştum.
Hemşire sorusunun cevabını bekliyordu.
"Bilmiyorum şaka falan heralde " diyerek geçiştirmeye çalıştım.
Hemşire çıktıktan sonra içeri üç adam girdi.
Biri öndeyken diğer ikisi önlerindeki adamın sağında ve solunda duruyordu.
Sanırım önlerindeki adamı koruyor gibiydiler.
Hatta eminim arkadakiler adamın özel koruması olmalıydı .
Yüzünü henüz görememişti. Gerçekten artık bıktım gördüğüm herkesin maske ve şapka takmasından.
Yaralı adamın önünde durdu.
Maskesini ve şapkasını çıkardı.
Çaktırmadan yüzüne bakmaya çalıştım.
Bu kadar yakışıklı bir yüzü neden herkesden saklıyordu.
Dudaklarını araladı " Hakan beni kurtardığın için teşekkür ederim. Ama kendi hayatını tehlikeye atman pekde hoşuma gitmedi. Sana fazlasıyla ödeme yapacağım. Senden tek bir ricam var gördüklerini ve bildiklerini kimseye anlatmaman.
Sözleşmede geçiyordu zaten ben sadece hatırlatmak istedim. "
"Görevimi yaptım efendim teşekkür etmenize gerek yok. Bildiklerimi ve gördüklerimi hiç kimseye anlatmayacağım hiç şüpheniz olmasın " dediğinde yakışıklı yüzüyle gülümsemişti.
"Efruz bey gitmemiz gerekiyor hastanenin önü kalabalıklaşıyor çıkmamız zor olabilir.
Haberciler heryerde" demişti korumalardan biri.
Demek ki yakışıklı yüzün bir adı vardı Efruz.
Gözlerimi kısmış ismini yeni öğrendiğim efruzu baştan aşağı incelerken maskesini takarken başının bana doğru döndüğünü anladığım an gözlerimi yumdum.
Bana doğru yaklaşan adım seslerini işitiyordum.
Ayak sesleri durmuştu . Fakat gözlerime vuran ışık birden kararmıştı.
Yoksa burnumun dibine girmiş bana mı bakıyordu.
Bir anda gözümü açtım.
Karşımda bana bakan gözleri gördüm.
Yüzü yüzüme yakındı.
Bir kaç dakika şaşkınlıkla birbirimize bakmıştık.
Daha fazla dayanamarak başımı bir anda ona doğru kaldırdım.
Başım yüzüne vurmuştu.
Benden bir kaç santim geri giderek gözünü tutuyordu.
"Yaklaşmayacaktın " dedim kaşlarımı çatarak .
Korumalar bize doğru gelecekken gelmemeleri için eliyle işaret etmişti.
"Dinlememeliydin " dediğinde
"Ortalık yerde konuşmamalıydın " dediğimde tam ağzını açıp cevap verecekken koruma araya girerek " efendim hemen buradan çıkmamız gerekiyor " demişti.
Gözleri gözlerimi bulduğunda kaşlarını çatıp odadan çıkmışlardı.
"Dinlememeliymişim salak mıdır nedir ukala "
Dedim kendi kendime.
"Kim olduğunu biliyor musun ?" Demişti yaralı adam . Sanırım söylediklerimi duymuştu.
"Kim olduğu umrumda değil" dedim başımı yastığa koyarken.
"Anladım bilmiyorsunuz " dedikten sonra daha birşey dememiştim oda dememişti.
Birinin telefonu çalıyordu.
Yanımdaki yaralı adam, ismi hakandı sanırım.
"Buyrun Efruz bey " demişti oturuşunu düzelterek.
Hayretle ona bakıyordum. Yanında olmasada konuşurken bile ona saygı gösteriyordu.
Karşı tarafın ne dediğini duyamıyordum.
"Taburcu olana kadar beni ziyaret etmenize gerek yok efendim " demişti.
"Peki efendim siz nasıl isterseniz" diyerek telefonu kulağından indirmişti.
Ziyaret edecekmişmiş adamı bi rahat bırakmadı.
Senin yüzünden bu hale gelmiş ya senin yüzünden tekrar yaralanırsa. Bunu hiç düşünmüyor bencil herif.
*****
Uyanıp gözlerimi açtığımda kolumdaki yazıyla daha doğrusu tehditle göz göze geldim.
Yataktan doğrulup lavaboya ilerledim.
Sabunu koluma sıkıp yazıyı çıkartmaya çalıştım.
Kolum kıpkırmızı olmuş olsada sonunda tüm yazıyı çıkarmıştım.
Arasıra telefona bakıyor , oyun oynuyor arasıra pencereden dışarıyı seyrediyordum.
Burası oldukça sıkıcıydı. Fakat eve de gitmek istemiyordum çünkü artık annem o evde değildi.
Kumandaya uzanıp televizyonu açtım.
Arabada dinlediğim şarkıyla tekrar karşılaşmıştım.
Sesini biraz daha yükselttim.
İlk defa kliple birlikte dinleyecektim.
Fakat tanıdık bir yüzdü sanki daha önce karşılaştığım bir yüz.
"Yok artık " dedim ağzım ve gözlerim kocaman açılmıştı.
"Şimdi öğrendin mi kim olduğunu " demişti hakan bana bakıp gülerek.
"Hahaha çok komik" diyerek tekrar televizyona döndüm.
Dinlediğim şarkıların hepsi o dünkü yüzüne çarptığım adam mı söylüyordu.
Efruz denen adam dünyaca ünlü bir starmıydı.
Adı aslında biraz anımsatıyordu ama ben nereden bileyim o Efruz bu Efruz diye.
Adamla hem kötü konuştum hemde kafa attım .
Ah salak kafam . Sanırım burada salak olan o değil bendim.
Başımı kollarımın arasına alıp yaptıklarımı gözümün önüne getirdim.
Başımı acıttığımı anladığımda " ahhh " diye bir ses çıkmıştı ağzımdan. Ellerimi başımdan çektim.
Koruma ise arada bana bakıp bakıp gülüyordu.
Televizyona dalmıştım etrafın karardığını , gece olduğunun yeni farkına varmıştım.
Biraz hava almaya ihtiyacım vardı spor ayakkabılarımı giyindikten sonra uygun bir yerde üzerimi giyindim.
Hasta değildim hastane kıyafetlerini giyinmeme gerek yoktu.
Sevmediğim o şapkayı da başıma geçirdim.
Silahımı belime takıp odadan dışarı çıktım.
Saat çoktan gece yarısı olmuştu bile.
Tek yapmak istediğim şey dışarda yıldızları ve ayı izlemek istememdi.
Görevimden alınmış olsamda ki bu ne kadar sürecek bilmiyorum . Silah taşımaya oldukça alışmıştım .
Dışardaydım temiz havayı içime içime çektim.
Odada kapana kısılmış gibiydim şimdi ise özgürdüm.
Belkide bu son nefes alıpverişimdi. Çünkü annemden sonra artık yaşamak istemiyordum.
Otoparkın yanından geçerken bir kaç ses ve bağırışma duydum.
Kendimi geri çeksemde içimdeki merak bir türlü dinmemişti. Rozetim olmasa bile ben hala bir polistim.
Sessiz adımlarla otoparka girdim .
Yanımdaki gri arabanın arkasına saklandım.
İki grup birbirine öfkeyle bakıyordu.
Bir grup karşı tarafı öldürmek isterken diğer grup ise bir adamı korumaya çalışıyordu. Hepsi önlerinde siper olmuştu .
Dövüş başladığında korumaların hepsi yere yığılmıştı.
Geriye sağlam olarak kalan sadece biri vardı .
Canları pahasına korudukları adam.
Yüzü uzaktan bana tanıdık gelsede bir o kadarda yabancı gibiydi.
Düşmanlar adama yaklaştığında koşarak yabancının önünde durdum.
"Nasılsınız bakalım beyler " dedim tebessüm ederken.
"Çekil aradan şirin kız " demişti aralarından biri .
"Şirin öyle mi" dedim kaşlarımı çatarak.
"Tanımadığın birini bu kadar savunmasız olmana rağmen nasıl koruyabiliyorsun " dendiğinde tam ağzımı açıp bir şey diyecekken
"Onu tanımıyorum işiniz benimle " demişti arkamdan bir ses .
Bu ses neden bana çok tanıdık geliyordu.
"Silahım var ama şartları eşitlemek için size fırsat tanıyorum . Silahımı kullanmayacağım " dediğimde otoparkta kahkahalar yükselmeye başladı.
"Çekil önümden zarar göreceksin " demişti tanıdık ses .
" merak etme " dedim .
"İkisinide öldürün " demişti öfkeli , sabırsız bir ses.
Üzerimize doğru yürüyorlardı.
Onlar yanıma gelmeden ben onların yanına gitmeliydim.
Üzerlerine doğru koştum.
Kimine tekme kimine yumruk hatta kimine kafa atıyordum.
Adeta bir kuş gibi havada uçuyordum.
Adamlar ise vurulmuş bir kuş gibi yere çarpıyorlardı.
Birinin arkamdan kaçıp yabancıya doğru koştuğunu gördüm.
Bende arkasından koşmaya başladım.
Tam yumruğuyla yabancıya vuracakken
Üzerine atlayıp adamı yere sermiştim.
Yabancıya yaklaşıp önünde durdum. Aramızda birkaç santim vardı. " merak etme demiştim " dediğimde bir şey diyememişti . Sanırım hala gördüklerinin şokundaydı.
Kimi kurtardığımı merak ediyordum. Yabancıya bir adım daha yaklaştıktan sonra elimi yüzüne doğru kaldırdım.
Fakat geri çekilmemişti. Elim yüzüne taktığı maskenin üzerindeydi.
Tek yaptığı gözlerimin içine bakmasıydı.
Sanki dejavu yaşıyordum bu anı öncesinde yaşamış gibiydim.
Maskesini yüzünden indirdiğimde elim şaşkınlıktan maskenin üzerinde takılı kaldı.
"Sen " diyebildim gözlerim gözlerine karşı kocaman açılırken.
Birbirimizin gözlerine kenetlenmiştik. Çünkü azda olsa birbirimizi görmüş ve tanımıştık.
bir anda başını yüzüme doğru eğmişti.
Kalp atışlarımın hızlandığını hissedebiliyordum.
Bunu neden yapmıştı. Neden kalbimin delirmesine izin vermişti.
☄️ Bölüm sonu ☄️
