19. bölüm · Koru
19. Bölüm "İzin verir misin ?"☄️
☄️
1 ay sonra ;
Gün geçtikçe eğitim dahada iyiye gidiyordu.
1 aydır eğitim görmelerine rağmen gayet iyiydi fakat bizim kadar iyi olmaları için yeteri kadar zamanımız yoktu.
Herşeyin asıl sebebi ,efruza olan sadakatleri ve sevgileri hızlı öğrenmelerini sağlamıştı.
Yatağımda uzanıyordum.
Masal her zamanki gibi yine erken kalkmıştı.
Odada değildi.
O gün efruzun odamdan çıkmasını haykırdığımdan beri doğru düzgün konuşamamıştık.
Daha doğrusu o gün öğrendiklerimden sonra âdeta ondan kaçıyor gibiydim.
Ondan kaçtığımın farkında mı yoksa değil mi hiç bilmiyorum.
Yataktan doğrulup banyoya girdim.
Sıcak bir duş aldıktan sonra üzerimi sıkı giyinip bollanmış olan saçımı at kuyruğu bağladım.
Çoğu zaman saçımı ya at kuyruğu bağlar yada topuz yapardım. Biraz prensip meselesiydi.
Saçlarım açık olduğunda kendimi tohaf hissediyorum. Sanki tüm gözler benim üzerimdeymiş gibi geliyor.
Silahımı belime ,bir kaç bıçağı bacaklarıma yerleştirdim.
Yerimizi henüz tespit edememişlerdi ama bu bizi bulamayacakları anlamına gelmiyordu.
Silah patlama sesini duyduğumda bir anda " Efruz " demiştim yüksek sesle.
Sanki kalbim korkudan feryat ediyordu.
Bu kalbe bu kadar acı çok fazlaydı hemde çok.
Odadan çıkıp efruzun odasına koştum.
Bir silah patlama sesi daha duyduğumda dahada hızlandım.
Kapıyı çalmadan kendimi odaya attım.
Efruzun şaşkın bakışlarını üzerimde görünce gözlerimden yaşlar akmasına rağmen gülümseyebiliyordum.
Efruzu benim için iyi ama onun için utanç verici bir pozisyonda yakalamıştım.
Üstü çıplak bir vaziyette dolabın önünde başı bana dönüktü.
Orada donup kalmış hâlâ bana bakıyordu.
"Se senn " dedi Efruz kekeleyerek.
Kollarıyla bedenini örtmeye çalışırken.
Ve ekledi " kapıyı neden çalmadın ?" Bu sefer utanmış, kaşlarını bana doğru çatıyordu.
Benim ise tek düşündüğüm mermilerin sahibinin o olmamasıydı. Mutluydum .
Bir anda ona doğru koşmaya başladım.
Efruz şaşkınlığını koruyordu.
Ne yapmaya çalıştığıma anlam vermeye çalışıyordu.
Yanına vardığımda kollarımı açıp çıplak vücuduna sıkıca sarıldım.
Yine her zaman olduğu gibi karşımda donup kalmıştı.
Kokusunu içime içime çekiyordum.
" Bir sorun mu var bader ?" Demişti fısıltıyla.
"Vuruldun sandım" dediğimde " nasıl" demişti anlamayarak.
Odaya kartalın girmesiyle kendimi efruzdan geri çektim.
Kartal nefes nefese kalmış şaşkın bakışlarıyla bir bana birde kartalın çıplak vücuduna bakıyordu.
"Burada neler oluyor" demişti . Yüzü oldukça öfkeli görünüyordu.
Ve ekledi " yada durun ilk önce şu dışardaki krizi halledelim seninle sonra görüşücez bader"dedi kartal.
"Dışarıdaki kriz " dedim kaşlarımı yukarı kaldırarak.
"Bir kaç numara etrafımızı sardı." Dediğinde " hangi numaralar " dedim.
" Fark eder mi " dediğinde " elbette fark eder en azından kim olduklarını bilir ona göre hareket ederiz " dediğimde haklı olduğumu anlamıştı.
"6,9,11 ve 13 " dedi kartal.
Efruz ve ben pencerenin önündeydik.
Kartal yavaş adımlarla bize yaklaşıyordu.
Kartal bize yaklaştığında pencereden 11 numaranın bizi hedef aldığını gördüğünde merminin namludan çıkmasıyla kartalın üzerime atlaması bir olmuştu.
Fakat ben bu kurtarıştan memnun değildim.
Çünkü kartal beni kurtarırken 6 numara efruza bir bıçak atmış ve kolunu yaralamıştı.
Efruz ise acıdan bizimle birlikte yere düşmüştü.
Aslında ikimizde hedeftik fakat kartal beni kurtarmıştı.
Kartalı üzerimden itikleyip yerden hafifçe kalkıp efruzun yanına çömeldim.
Efruz bıçağın kesip geçtiği yeri eliyle sıkıca bastırıyordu.
Kendimi tutuyordum , gözlerimden yaşlar akmamalıydı.
Eğilerek giysi dolabına koştum.
Rastgele bir kıyafet alıp yırttım.
Bana yetecek kadarını aldıktan sonra geldiğim gibi geri gittim.
Hâlâ silah sesleri devam ediyordu.
Kumaş parçasını efruzun koluna sarıp bağladım.
Hüzünlü bakan gözleri benim üzerimdeydi.
Sanki herbir adımımı takip ediyordu.
"Karşılık vermeliyiz " demişti kartal
Ve ekledi " ben önden gidiyorum.
Gözlerimi yere odaklayarak dudaklarımı araladım. " Bir daha sakın efruzu kurtarman gerekirken beni kurtarma . Önceliğimiz onun güvenliği bir daha sakın kartal " dediğimde ne ona nede Efruz ile göz teması kuruyordum.
"Buradan biryere ayrılma beni bekle " dedim efruza bakarak.
" Peki " demişti Efruz . Şaşkınlıktan doğru düzgün konuşamıyordu bile.
Kartal önden giderken bende arkasından ilerledim.
Diğerleri çoktan karşılık veriyordu bile.
Her biri bir pencerenin önüne geçmiş ellerindeki silahlarla karşılık veriyorlardı.
"Bir adam için ölmenize değecek mi ?" Demişti 6 numara bağırarak.
"Öleceğimizi kim söyledi" dedi masal 6 numaraya karşılık vererek.
"Buradan sağ çıkmanız imkansız " dediğinde 6 numara araya girdim.
"İmkansız diye birşey yoktur hâlâ öğrenemedin mi kuzey " dedim . Sesim sakın ama bir o kadar da gürdü .
"Güzel, hepimizin özgüveni tavan yapmış" dedi 6 numara gülümseyerek.
"Bütün çıkış yerlerini kapatmışlar buradan nasıl çıkacağız" dedi arda .
"Elbet bir yolunu bulacağız" dedi bora ardaya umut vererek.
Umutlarını kaybetmek üzereydiler tâbi bende öyle.
Fakat dışarıdan gelen kargaşa dolu sesler dikkatimi çekmişti.
Sanki biri veya birileri bizden önce numaraları tek tek indiyordu.
Ve görmüştüm ağaçların arasına saklanan yabancıyı. Yüzünü goremesemde erkekti ve tek kişiydi.
Bu geçen gün bana yardım eden kişi olabilirdi.
Pencerenin önüne geçip kuzeyin başını hedef aldım.
"Sana söylemiştim birdahakine seni öldürürüm demiştim" diyerek silahımı ateşledim.
Alnından vurulan kuzey tıpkı bir ceset gibi yere yığılmıştı.
Yere yığılıp oturdum.
Bacaklarımı kendime çekip ağlamaya başladım.
Arkadaşlarım ölmüştü. Sırayla tek tek hepsi ölüyordu. Peki ya bana ve kartala ne zaman sıra gelecekti.
Silah sesleri kesildiğinde Efruz koşarak yanıma gelip yüzüme baktı.
Neden galip gelmemize rağmen ağladığımı tahmin etmiş olmalıydı.
Kartal önünde eğilerek ellerini yüzüme getirip gözlerimden akan yaşları siliyordu.
"Tamam sakin ol bader " demişti sesi beni sakinleştirmek ister gibiydi.
"Herkes ölmek zorunda mı kartal " dedim kartala bakarak.
"Sen veya biz onları öldürmedik onlar ölmeyi kendileri seçtiler." Dedi yüzümü okşayarak.
"Kendileri seçtiler değil mi ?" Dedim .
"Evet bader kendileri seçtiler "
"Özür dilerim kartal ve aynı zamanda teşekkürde ederim." dediğimde şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı.
"Neden "
"Beni düşünmene rağmen seni ayarlayıp sana bağırdığım için"
Ve ekledim " tanıdığım sen diğerleri gibi bana ihanet etmeyip yanımda olduğun için teşekkür ederim. Sen olmasaydın belkide. Benn" cümlemi bitirmeme izin vermeden sıkıca bedenime sarılmıştı.
Kollarımı kaldırıp bana ihanet etmeyip yanımda olan kartala sıkıca sarıldım.
Gözlerimi açtığımda gözlerinden yaşlar akan efruzla göz göze geldim.
Gözlerinden akan yaşları siliyordu.
Gözlerini benden çekip boş duvara odaklandı.
Kendimi kartaldan çekip ayağa kalktım.
"Ne zaman yola çıkıyoruz " dedi arda.
Efruza doğru yürüdüğümde o ise geri geri gidiyordu.
Efruz kapana kısıldığında elini sıkıca tutup onu çekiştirmeye başladım.
"Efruzu pansuman ettikten sonra " diyerek yanlarından uzaklaşıp odaya doğru efruzu sürüklemeye başladım.
Efruzu yatağına otutturdum.
Pansuman için gerekli olan malzemeleri alıp hemen efruzun yanına oturdum.
Koluna sardığım kumaş parçasını çözüp pansumana başladım.
"Acıyor mu ?" Dedim fısıltıyla.
"Biraz " dediğinde her bir aşamayı üfleyerek yaptım.
Sargı bezini elime alıp kolunu sarmaya başladım.
"Kartal senin neyin oluyor" demişti Efruz . Bir anlık duraksasamda sarmaya devam ettim.
Ve ekledi " arkadaşın mı yoksa sev" cümlesini bitirmesine izin vermeden "neyim olmasını isterdin ?" Dedim son düğümü atıp kolunu serbest bırakarak.
"Soruma soruyla cevap veriyorsun " demişti Efruz.
"Belkide senin cevabın benim için daha önemlidir" dedim meydan okuyarak.
"Şu sıralar benden kaçıyorsun" demişti konuyu değiştirerek.
"Kaçmıyorum " dedim .
"Kaçıyorsun beni nerede görsen yönünü değiştiriyorsun" dediğinde " arkadaşım "
Dediğimde " anlamadım" demişti.
"Sorunun cevabı sevdiğim,değer verdiğim arkadaşım" dedim son kelimeyi bastırarak.
Ve ekledim " tüm zorlukları aşmama sebep olan ve her ne olursa olsun beni asla yalnız bırakmayan biri yani ailem gibi " dedim.
Cevabıma gülüyordu.
"Güzel " demişti.
"Güzel olan ne ?" Dedim kaşlarımı çatarak.
"Arkadaşın olması " dediğinde donup kaldım.
Neden kartalın arkadaşım olması onu bu kadar çok mutlu etmiş ve gülümsetmişti.
Efruz yavaş yavaş bana yaklaşıyordu.
Yüzlerimiz birbirine artık çok yakındı.
Tenlerimizin birbirine değmesine sadece iki santim kalmıştı.
Elini bir anda kaldırıp yüzüme getirdi.
Okşuyordu.
Parmakları yüzümde geziniyordu.
Soğuk olan bedenim onun dokunuşları sayesinde sımsıcaktı.
Sanki uzun zamandır bana dokunmasını bekliyor gibiydim.
Sanki onun dokunuşlarına aç biriydim.
Dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdı.
Gözleri dudaklarımın üzerinde geziniyordu.
Kalp atışlarım yine delirmişti.
Onu sevdiğimi anlaması an meselesiydi.
"İzin verir misin" demişti fısıltıyla .
Beni öpmek için izin istiyordu.
Beni öpmesine izin verirsem kalbim yerinden çıkar mıydı?
Ona dahada çok bağlanır mıydım?
İstemediğimi düşünerek " peki " diyerek kendini benden geri çekti.
Fakat ben geri çekilsin istemiyordum
Beni öpsün istiyordum.
"Öp beni " dedim bir anda sesimi yükselterek.
Ne olacağı veya neler olacağı umrumda değildi sadece onun yumuşak dudaklarını dudaklarımda istiyordum.
Efruz bir anda bana yaklaşıp yüzümü ellerinin arasına alarak ondan çok istediğim şeyi gerçekleştirmişti. Dudaklarını dudaklarıma bastırıp beni tutkuyla öpüyordu.
Daha fazla dudaklarım onun karşısında savunmasız ve hareketsiz kalamazdı.
Bende aynı hız ve tutkuyla dudaklarımla efruza karşılık verdim.
Onunda tıpkı benim gibi yandığını eminim.
Sanki bir savaştaydım ve ben o savaşı kazanmış gibi mutluydum.
O da benim gibi galip gelmişmidir.
Efruz dudaklarını çekerek " kalbin " demişti.
Al işte kalbimdeki anormalliği fark etmiş olmalıydı yoksa neden kalbin desin ki.
Kendimi bir kaç santim geri geçerek kalbimi tuttum.
Gerçekten de çok hızlı çarpıyordu.
Fark etmemek imkansızdı.
Ve ekledi " kalp atışlarını duyabiliyorum"
Kalp atışlarımı duyuyordu.
Ayağa kalkıp son bir kez yüzüne baktım gülümsüyordu.
Fakat son söylediklerinden sonra koşarak efruzdan uzaklaştım.
☄️ Bölüm sonu ☄️
