10. bölüm · KOROLEVA PETROVA/ KRALIÇE PETROVA (+1&)

GEÇMİŞ

Meriç İrem Yağar

NADİA
Sinirle kapıyı çarpıp çıkmıştım. O sırada içeriden cam kırılma sesi gelmişti. Daha çok bir şeyleri kırıp dökerdi o. Ilya bana Nicholas'ın ona saldırdığını, saldırırken de dediklerinden bahsetmişti. Adam daha yeni gelmesine rağmen hemen birine saldırmıştı. Ilya'yı O halde görünce ilk başta yine birini sinir ettiğini düşündüm çünkü birilerine bulaşmaktan zevk alan bir kişiliğe sahipti. Marco ve bana olanları anlattığında ise beynime resmen kan sıçramıştı. Nicholas IIya'ya benden uzak durması gerektiğini söylemişti. Sanki Nicholas bana sahipmiş gibi. Doğal olarak Iya da beni korumak için ona sataşınca Nicholas onun boğazına sarılmış. Olaylar ne kadar doğru bilmiyorum fakat Ilya'nın yalan söylediğine hiç şahit olmamıştım ve kaç yıllık dostuma inanmayı yeni adama tercih etmiştim. Nicholas'ın kötü biri olduğunu düşünmek istememiştim. Fakat tam da öyle olmuştu. Bana yaklaşması da Ilya'ya ettiği lafı doğrular cinstendi. Nicholas'ın yanına gittiğimde ise Ilya'nın yalan söylediğini iddia ediyordu. 'Çok pişman olacaksın.' demişti bana. Bir an içimdeki bir yanım keşke pişman olsam diyordu. Kimsenin hakkında yanılmazdım. Ama bu durum sonucunda ya Ilya ya da Nicholas hakkında hayatımda ilk defa yanılıcaktım. Bu durum beni sinir ediyordu. Nicholas'ın kapısını kapattıktan sonra bir süre gözlerimi kapatıp sakinleşmeye çalıştım. O sırada abim odasından çıkarak "Neyin var Nadia, iyi misin? Kötü görünüyorsun." dedi. Yanıma gelip kolumu sıvazladı. Kaşlarını çatıp arkamdaki kapıya baktı. "Eğer bu adam bir şey yaptıysa gebertirim onu." Herkes neden bu adamı öldürmenin bu kadar kolay olduğunu düşünüyordu. Elimde olsa hepsine danışmadan ilk ben öldürürdüm zaten. "Yok onla alakalı değil abi." Eğer söylersem en azından öldürmese bile böyle bir girişimde bulunurdu abim. " Olay onun ve Iya arasında " Abim gülerek "Bende bir şey var sandım. Eğer olay onun ve Ilya arasında ise kesinlikle Nicholas haklıdır. Bilirsin IIya'yı hiçbir zaman gözüm tutmaz. "
"Bilmez miyim. Sağol abi aklımı daha çok karıştırdığını için." Gülerek "Ne demek "dedi.
"Sen nereye gidiyordun."
"Hiç, sadece bizim miniklere bir bakayım dedim Dimitri bu aralar benimle hiç ilgilenmiyorsunuz diye triplere giriyor. "
"Çocuk işte, benimde gelmemi istermisin ?" çocukluğumdan beri hep yaptığını yaparak elini kafama götürerek saçlarım karıştırdı. "Git sen dinlen, gelmene gerek yok. " Saçlarımı karıştırdığı için "Öff abi, yapma diyorum sana şunu." dediğimde tekrardan gülerek ar kama geçip elleriyle ittirerek odama kadar sürükledi. Kapıyı açtı beni içeri soktu. "Hadi mızmızlanma yatmaya çalış. Yoksa Dimitri gibi seninde ilgiye aç olduğunu düşünücem. " sonra ben bir şey demeden kapıyı kapattı. O bazen üstümdeki bütün yükü alıyordu. Iyiki benim abimdi diyordum. Kapının arkasından bakmayı bırakarak yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım.
***
Kapı çaldı. Hemen yataktan kalkarak açtım. Rai kapıdaydı. "Nadia, seni aşağıda bekleyen bir misafirin var. "
"Kimmiş?" Bilmiyorum dercesine ellerini açtı. Omuzlarını silkti. Odamdan çıkıp aşağıya inmek için merdivenlere yöneldim. Malikaneye kolay kolay kimse giremezdi. Tanıdık olmadığı sürece. Ama Rai'nin tanımadığı kimsede yoktu. Kaşlarım istemsizce çatılmıştı. Kim olduğu konusunda daha çok meraklanmıştım. Merdivenleri indiğimizde salona yöneldim. Arkası dönük bir şekilde dışarıdaki annemin hep canlı durmaları için uğraştığı o güzelim çiçeklere bakıyordu. O uzun boylu arkası dönük adamı hemen tanıdım. Annemin o canlı çiçeklerinin hepsini söndüren adamdı.
"Bu adamı bu eve nasıl aldınız. Kim aldı bu adamı eve." diye bağırmaya başladım. Rai sakin ol diyordu ama kendime engel olamıyordum. Tüm fonksiyonlarım durmuş gibi hissediyordum. Kendime bağırmaktan âlı koyamıyordum. O yıllarca öldürmek için can attığım adam bana doğru döndü. Gözleri ile gözlerimin içine baktı. "Sakin ol, güzelim boşu boşuna bağırıyorsun. Burada kimse sona yardım etmez. Çünkü herkes benim tarafında..." Rai, abim, Ronan, babam, Marco bu evdeki herkes O adamın tarafına geçiyordu. "Ben sana demedim mi ama Malyshka . Sen kimseye güvenemezsin. Annen sözümü tutmadı sonunu kendi gözlerin ile gördün. Sen kimseyi sevemezsin. Seni de bu hâlin ile kimse sevmez zaten."
Bir anda uykuya daldığım rüyamdan bağırarak uyandım. Korkuyla hemen kapıyı açıp hızla aşağı kata indim. Salona gittiğimde o şerefsiz burada yoktu. Nefesim daralmaya başladı. Elim hızla göğsüme gitti. Bir es duydum. "Iyi misin Nadia." Marco salondaydı Ilya ile birlikte. Merdivenlerden Rai ve Nicholas'ın kaşları çatık bir halde indiğini gördüm. Nicholas'ın eli sarılıydı. Ama şuan neden olduğunu düşünmeyecek kadar berbat bir haldeydim. Ilya bana yaklaştı. " Nadia ne oldu? Yine rüya mı gördün." yanıma yaklaşıp elimi tutacakken yine kendimden iğrenerek "Dokunma bana" diyerek bağırdım. Hemen uzaklaşarak "Tamam dokunmuyorum, fakat neler oluyorsa hemen söylemek zorundasın. " Rai bana yavaş yavaş yaklaşarak " Canım derin derin nefes al. Burada bizden başka kimse yok. Korkmana da gerek yok" Tebessüm ederek beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Derin derin nefes almaya çalıştım. Sanki boğazıma bir şey sıkışmış gibiydi. Derin derin nefes almaya çalışırken Nicholas ile göz göze geldim. Nicholas kafasını eğerek kaşları çatık halde "iyi misin?" diye ses çıkarmadan ağzını oynatarak sordu. Gözlerim o an kapandı ve derin bir nefes aldım. Giriş kapısından hızla içeri Viktor girdi. Dışarısı kapıdan ve camlardan gözüküyordu akşam olmuştu bile. Viktor koşarak mutfağa girdi. Büyük ihtimalle ilaç getiriyordu. Mutfaktan ilaçlar ve bir bardak suyla yanıma gelip rusça konuşarak "Güzel kızım benim Lenochka, Viktor. Geldim bak yine seni yanlız bırakmadım. Hiçbir zamandan bırakmam. Biliyorum rüyanda ne gördüğünü söylemene de gerek yok. Kimse olmasa bile bana güvenebilirsin. " dedi. O kadar içten konuştu ki her zamanki gibiydi. Bu hayatta beni sakinleştirebilen tek insan Viktor du. O benim öz babam değildi fakat gerçek sevgiyi tattığım babamdı. Yaşadığım şeyleri bir tek ona anlatmıştım. O evde geçen 3 yılımı birtek o biliyordu. Rüyalarımda ne gördüğümü de birtek o biliyordu. Başımı okşayarak "Al Malysh, bu ilaçları iç. Seni böyle görmekten nefret ediyorum. " Derin bir nefes aldıktan sonra ilaçlara baktım. "Artık gerek yok Viktor. Asla öyle bir şerefsiz için kendimi mahvetmeyeceğim. ilaç almak istemiyorum. " O bana gururla bakarken ayağa hızla kalktım. Viktor "işte benim Kızım, güçlü olmana hayranım..." kulağıma yaklaşıp "Boşuna bu ailedeki biriciğimsin demiyorum." gülerek uzaklaştı. Ona bakıp gözlerimi kapattım. O da aynısını yaptı. Derin derin nefeslerimi alıp verirken vücudumu dikleştirdim. içim hâlâ daralsa da artık üstünden onca yıl geçmişti. Her rüyada bu kadar kargaşa yaratmamalıydım. Şu halimi Bratva görse bu kadın mı Pakhan olucak diyip gülerlerdi.Haklılar da. Artık güçlü . olmalıydım. Annem için, küçük Nadia için, O evdeki küçük kızlar için. Viktor ile birbirimize bakıp gözlerimizi yummuştuk. Küçüklükten beri bizim onun ile antlaşma şeklimizdi. "Sadece biraz yanlız kalmaya ihtiyacım var " dedim. Ilya hemen araya girerek "Nadia istersen bende geleyim" Nicholas iğrenir gibi Ilya'ya baktı. Ilya'ya dönüp "Gerek yok Ilya, düşünmen yeterli. " Rai endişeli gözler ile bana bakıyordu. Ellerimi omzuna götürüp sıktım. Gözlerinin içine baktım. Kafasını salladı. Biraz kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı sadece göl evine gitmem gerekti. Orada en azından kendimi buluyordum. Malikaneden çıkmak için kapıya yöneldim. Malikaneden çıkıp ağaçların arasına yürürken arkamda bir ayak sesi farkettim. Dönüp baktığımda Nicholas arkamdaydı. "Niye beni takip ediyorsun." diye sorduğumda tek kaşını kaldırarak "Her şeyi kendi üstüne alınma, kardeşimi görmeye gidiyorum. Demekki Sen de oraya gidiyorsun." dedi. Tamamen aklımdan çıkmıştı. Aurora'yı göl evine yerleştirmiştim. "Iyi tamam, Kardeşini gör fakat bana soru sorayım deme. Beynim zaten patlıyor. Seninkini de patlatmayayım." Trip atar gibi gözlerini devirmeye çalışıp önümden geçmişti. Bu hali nedense bana komik geliyordu. Nicholas Russo daha göz devirmeyi bile beceremiyor. Sanki bunu yaparak benim dikkatimi dağıtmaya çalışıyor gibi gelmişti. Şu an bu durumda olmasam buna kahkaha bile atabilirdim. Onun arkasından yürümeye başladım. Başımın içinde sürekli film şeridi gibi geçmişim geçiyordu fakat buna engel olmak için başka bir şeyler düşünmeye çalışıyordum. Göl evinin önüne geldiğimizde Nicholas bana doğru döndü. Kollarını önünde birleştirdi. " İyi misin? Kötü niyetten sormuyorum. ".
"İyi değilim. Bir sürede olmayacağım. Sen gir içeri bir 5 dakka sonra bende gelirim. " Kafasını hayır anlamında salladı. "Girmeyeceğim, çünkü tam şu anda senin halinden bir tek ben anlarım. Bende bazı rüyalar gördüm mü kafam allak bullak oluyor fakat kendimi hemen toparlıyorum. Hatta bu rüyaları görücem diye hiçbir gece rahat uyuyamıyorum. Gözlerime uyku girmiyor. Seninde bunları yaşadığını biliyorum. " Histerik bir gülüş attım. Beni anlaması imkansızdı. Anlayamazdı. " içeri gir Nicholas, çünkü şu an benim halimden anlaman imkansız. Sen neler yaşadın hiçbir fikrim yok fakat senin yaşadıklarını benimkilerin yanında bir hiç kalacağına eminim."
"Nasıl bu kadar emin oluyorsun ki daha neler yaşadığımı bile bilmiyorsun. " Odadaki gibi sinirlenmeye başlamıştı. Çenesi ile oynamasından anlıyordum farketmeden yapıyordu. "Ne yaşamış olabilirsin ki."
Sinirle bana yaklaştı. "Nadia, beni hafife alma. Yoksa Kaybeden sen olursun. "
"Ben kaybedeceğim savaşa girmem Bay Russo."
Arkasını dönüp sinirle eve girmek için kapıya yöneldi ve bir anda durdu. Bana tekrar dönüp "Hani bu nasıl olduğunu sorduğun izler var ya hepsini benim kendi öz annem ve babam yaptı. Öz annem sigarasını bana kızdımı üstümde söndürürdü. Bu olaydan nasıl bir çocukluk yaşadığımı çıkarabilirsin. ve asla Nadia, asla kendin ile birini kıyaslayıp karşındakinin acısını hafife alma." dedikten sonra kapıyı açıp içeri girdi. O yara izleri gözümün önüne geldi. Annesi ne kadar kötüymüş diye düşünmeden edemedim ve dün akşamki dedikleri aklıma geldi. Beni annesine benzetmişti. Ben o kadar kötü bir insanmıydım. Beni öyle görmesi kendimden tekrar iğrenmeme sebep oldu. Onun yaşadıklarını hafife almıyordum o ne kadar öyle düşünsede öyle biri değildim. Sadece benim yaşadıklarımın ne kadar ağır olduğunu bilmediği için kendisi ile kıyaslamaması gerektiğini söylüyordum. Eğer o böyle şeyler yaşamış ise Ben bunların akla hesaba gelmeyecek şekilde bin türlüsünü 3 yıl içinde yaşamıştım. Tüm gençliğim hayatım o üç yıl içinde yok olup gitmişti. Aklıma bile gelmesini istemediğim şeyler. Ama hepsi her an aklımdaydı. Şu an keşke hapları az önce içseydim diyecek kadar kafamın içi doluydu.Ellerimi kafamın arasına alıp sıktım. Ağrı o kadar şiddetliydi ki kafamı duvarlara vurmak istiyordum çünkü içinde sürekli geçmişim dönüyordu. içeri girmek için kapıya yöneldim fakat başım o kadar dönüyordu ki gözüm bir anlık karardı. Hemen kapının koluna sarıldım. Derin bir nefes alarak kapıyı açtım. Kapıyı açınca Yelena kafasını mutfaktan çıkararak "Hoşgeldin Nadia..." dedi. Fakat hemen ellerini kurulayıp yanıma geldi. " Nadia sen iyi değilsin. Gel içeri otur." Kolumdan tutup hemen salondaki koltuğa oturttu. Aurora ve Nicholas koltuğun diğer ucunda birbirlerine sarılıyorlardı. Aurora beni görünce hemen kendine çeki düzen verip abisinden uzaklaştı. Sonra bana bakıp kaşlarını çatarak "Nadia Abla iyi misin, iyi gözükmüyorsun" dedi. Sonra bana yaklaşarak elini elimin üstüne koydu. Ona doğru baktım. Abisinin aksine gözlerinin içindeki ışığı çok net görüyordum. Masmavi gözlerinden ışık süzülüyordu. Ona herkese karşı olan tebessümümü göndererek " iyi olucağım." dedim. Nicholas'a baktığımda kafasını sağa sola hafifçe sallayarak gözlerini kaçırdı.Yelena " Bana baksana, sen ilaçlarını içtin mi?" Hayır anlamında kafamı salladım. "En son içmediğinde neler oldu hatırlıyorsun demi? Abi bıktım cidden Marco ve sende ikinizde de aynı inat var. Tamam anlıyorum ilaç ile yaşamak istemiyorsun. 13 yıldır kullanıyorsun fakat bir anda bırakmak ile asla olmaz. Şu an iç en azından. " Aurora endişeli gözler ile bana bakıyordu. Nicholas ise umursamaz bir şekilde koltuğa yayılmış kaşları çatık izliyordu. Koltuktan kalkıp merdivenlere yönelicekken Yelena beni durdurup " ilaçlarını içmeyi unutma. Git biraz dinlen." diye söyledi.
" Nadia Abla, sağdaki odaya yerleştim haberin olsun. Umarım sana rahatsızlık vermiyorumdur. " Sağdaki oda dün gece Nicholas'ın kaldığı odaydı. "Sorun değil canım, bana da rahatsızlık vermiyorsun ayrıca böyle düşünme asla. Ayrıca benim yanındayken abinden uzak durmana gerek yok. Ama başkasının yanındayken senden uzak durmanın rica edicem. Gün içinde konuşuruz bu konuyu yine." kafasını gülümseyerek salladı. Yelena "Hadi sonra konuşursunuz. Biraz dinlen sen." dedi. Merdivenlere doğru yöneldim. Merdivenlere doğru yöneldiğimde Nicholas ile göz göze geldik. Derin bir iç çekip ayağa kalktı. Aurora "Abi nereye gidiyorsun " diye sordu. Nicholas,Aurora'nın yanağını öpüp kulağına bir şey fısıldadı. Aurora kafasını salladı. Sonra o da gözlerimin içine bakmaya devam ederek benimle birlikte merdivenleri çıkmaya başladı. Merdiveni çıkarken tam ortasında durdum. O da benim arkamda durdu. Ona doğru döndüğümde gözlerimiz aynı hizadaydı. Bir anlık geriye çekildim. O da o an saniyelik bile olsa dudaklarıma baktığını hissetmiştim. Salona döndüğümde Yelena ve Aurora bizi izliyordu. Hattan Aurora bundan zevk alıyor gibiydi Nicholas'a geri döndüğümde "Sen nereye..." diye sorduğumda "Seni ilgilendirmez " diyerek cevap verdi.
"Burası benim evim gayet de ilgilendirir" Burnundan nefes alıyordu. Kulağıma yaklaşıp "Çık yukarı konuşucaz. Burada konuşmak istemezsin herhalde." Arkamı dönüp tartışmamak için basamaklara ayaklarımı vura vura hızla çıktım. Hiç kimse ile konuşmak istemiyordum. Odaya girip kapıyı yüzüne kapatacakken ayağını kapının arasına koydu. "Kaçacağını sanma." Gözlerimi devirip kapıdan uzaklaştım. Başım zonkluyordu. "Ne diyeceksen de ve sonra çık git odamdan."
"Odan güzelmiş." diyerek etrafı süzdü. "ilk önce ilaçlar. Nerede ilaçların?"
"Sanane be benim ilaçlarımdan. Ben kendim içerim."
"Beni dolaplarını karıştırmak zorunda bırakma Nadia. sonra hiç istemeyeceğin şeyleri görürüm. Ayrıca otursana sen şuraya." diyerek, kolumdan tutup beni yatağın ucuna oturtturdu. " Senin ile uğraşamayacağım. Şu dolabın en alt çekmecesinde. " Oraya uzandı. ilaçları çıkardı. Bir bardağa su doldurup bana uzattı. Onunla uğraşmamak için dediğini ikiletmeden içtim ilaçları. "Niye bu kadar inatçısın. Neden bu kadar sinir bozucu davranıyorsun." diye bıkkınlıkla sordu.
"Ben mi sen mi? Senin kadar sinirlerimle oynayan bir adamı hiç görmedim. Hem şu an da bir garipsin. Anlamıyorum. Bir anda iyiyken bir anda berbat oluyorsun. Tam güvenimi kazanacakken |Iya ile kavga ediyorsun. Neymiş efendim Nadia'den uzak durmuş. Sen kimsin ya benim yakınımdaki uzağımdaki kişileri belirliyorsun." Sinirle bağırmaya başladı. "Ne demişim ben? Var ya sırf şu anda eve gidip kafasına sıkmayı istiyorum şerefsizin. Çok komik cidden ya." Sinirden gülüyordu. O kadar ciddi konuşuyordu ki gerçekten doğru söylediğini düşünecektim. "Söylesene sen olsan ne yapardın. Üç günlük tanıdığını bana mı yoksa Andrei'ye mi inanırdın. Ne yapmamı bekliyorsun. Kör kütük sana inanmamı mı? eğer bunu bekliyorsan boşuna hayal kurma derim. Hem şu an benim başka dertlerim var sen yine dönüp dolaşıp bu konuya geliyorsun. "
"Bak emin ol. Sana yalan söylemiyorum. Hemde kardeşime böyle davranırken asla. Ama merak etme şimdilik inanmasanda yakında gerçeği öğreniceksin... " duraksayıp bir şeyleri kafasında ölçüp tarttı. "Bu geçmiş konusunada gelince neler yaşadığını bilmiyorum. Herkesin yaşadığı kendine ama emin ol şu an sana bunları yaşatanlar karşımda olsa gözümü bile kırpmam Çünkü acını anlayamasam da biri tarafından acı çekmek nedir bilirim." Derince bir nefes alıp "Bende senin neler yaşadığını bilmiyorum. Fakat ne olur geçmişim ile alakalı bana sorular sorma. Acı şeyler yaşamış olabilirsin lütfen karşılaştırmayalım da zaten aklıma her geldiğinde çileden çıkıyorum. En azından biraz dertten anlıyorsan bari sen konuşma olur mu?" Siniri geçer gibi olmuştu. Kafasını yavaşça salladı. "Hadi yat uyumaya çalış."
O kadar kötüydüm ki birisi yanındayken uyuyabileceğimi asla düşünemezdim. " Sen çık ben uyurum." Uyuyamazdım ama benimkide bir ümitdi işte. "Sen ilk önce bir koy kafanı yastığa ben çıkarım." Birde bana inat diyordu. Herif inadın vücut bulmuş haliydi. Üstündeki ceketi ve ayakkabıları çıkarttım.Kafamı yastığa koyup üstümü örttüm. "Oldu mu?" Hafif gülerek "Oldu. Şimdi de gözlerini kapat. Ben öyle çıkıcam. " dedi. Gözlerimi kapattım. Kapıdan çıkmasını bekledim. Kapı sesi gelmedi. Fakat o sırada beklemediğim bir şey oldu. Kapı sesi gelmesini beklerken uykuya daldığımı hissediyordum. Vücudum ağırlaşıyordu. Acaba bana başka bir ilaç mı vermişti. Tam bunu soracakken Dünyadan yavaş yavaş koptuğumu hissettim. Ve yıllar sonra ilk defa gözümü kapatır kapatmaz uyuya kalmıştım.
-
NICHOLAS
Nadia'nın odasındaydım. Aşağıdayken ne kadar ona çok sinir olmuş olsamda dünkü bana yaptığı iyiliğe karşılık iyilik yapmak istedim. ilk başta her şeyi hafife alıyor gibi gelsede sonradan onu öyle görünce yaşadıklarının ne kadar ağır olabileceğini düşündüm. Ve ona bunu yaşatanların aynısını yaşamadan ölmelerini istemedim. Aurora'ya yukarı çıkarken 'Nadia ile konuşup geleceğim ' dediğim de kafasını sallandı. Fakat şuan onu nedense yanlız bırakmak istemiyordum. ilaçlara bağlı kalmak istemediğini dile getirip duruyordu. Bende ilaçları yerine çekmeceyi açtığımda benimde ara sıra kullandığım uyku hapından ona verdim. Sorgulamadan içtiği için farketmedi. En azından ilaçları yerine hiç olmazsa biraz uyku iyi gelebilirdi. Camının önündeki tekli koltuğa oturup ona bakmaya başladım. Kafasını koyar koymaz uyumuştu. Uyku problemi çeken biri için hızlı bir uykuya dalıştı. Bende şaşırmıştım.
Uyurken o kadar masum O kadar savunmasız duruyordu ki onun o güzelliğinden kendimi alamadım. Uyurken birini izleme düşüncesi ne kadar sapıkça gelsede belki rüyasında tekrardan aynı şeyleri görürse korkmaması için burada beklemem gerektiğini düşündüm. En azından bunu yapabilirdim. Dünkü olayda o beni yanlız bırakmamıştı bugün de ben. Ben borçlu kalmayı seven bir adam değildim. Yine de bu durumdan memnundum. Onun bu konuşmayan, inatlaşmayan hâlini saatlerce izleyebilirdim fakat uyandımı yine bu dünyada beni sinir edebilen tek yaşayan kadın olarak kalacaktı. Kollarımı birleştirip ayaklarımı yatağın ucunda uzatıp Koltukta biraz daha yayıldım. Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı bile. Büyük ihtimalle günün yorgunluğundan dolayıydı. Gözlerimin ucuyla Nadia yen bakmaya devam ettim. Ve benim gibi uyku problemleri olan birisi için yine aynı şaşkınlıkla uyuya kaldım.
***
Kapının çalması ile uyandım. Telefona hemen elime alıp baktığımda 4 saattir uyuduğumu farkettim saat gece ikiydi. Nadia hâlâ uyuyordu. Bu benim uzun zamandır deliksiz uyuduğum gündü. Kapının çalması kesildi. Bir daha çalarsa Nadia uyanabilirdi. Kıpırdanmaya başlamıştı bile. Uyanmasın diye hemen kapıya yöneldim. Hafifçe kapıyı açıp hemen dışarı çıkıp aynı şekilde kapattım. Kapının önünde gördüğüm manzara ile sinir yine tepeme attı. "Sizin yan yana ne işiniz var? "
Aurora utanarak "Abicim Ronan seni görmeye gelmiş. Bende yanına getiricektim. Niye kızdın ki?" diye masumca sordu. Aurora'ya bakarak "Aşağıya inermisin Aurora, sonra konuşuruz." kafasını sallayarak aşağıya indi. Ronan'a dönünce, Ronan "Senin bu odada ne işin var abi? Tamam ablam ile seni yakıştırdığımı dile getirsem de bu kadarı fazla 4 saattir odadaymışsın. Ne yaptınız 4 saat acaba?" dedi.
" Bir şey yapmıyoruz. Ablan uyuyor. Duymuşsundur rüyalarının tekrarladığını. Ama bu demek değilki bir şey yapıyor olsak hesap sorabilme hakkın olabilecek. sanane bundan. Asıl senin bu evde ne işin var? Aurora'dan uzak dur diyorum. Gelmişsin yan yana duruyorsunuz. Sanki bana nispet yapar gibi."
"Hayır, ben sadece buraya size davetiyeyi getirmek için geldim. Aurora da yukarı kadar bana eşlik etmek istedi. Ama sizi böyle görmeyi beklemediğim kesindi. Hem ablam nasıl uyuyor." İnanmayarak kapıyı hafifçe açtı. sonra bana dönüp "Al işte uyumuyor. Bana yalan mı söylüyorsunuz siz? " içeri baktığımda Nadia'yı uyandırmıştık. Ronan içeri girince ilk iş etrafı kontrol etmekti. sonra ablasının üstüne bakıp bir oh çekti. O aklından ne geçirdiyse bu kadar belli etmemeliydi. Nadia kaşlarını çatarak "Ne işin var senin burada hem neden öyle bakıyorsun" diye söylendi.
"Asıl bunu senin açıklaman lazım abla, bu odada 4 saattir ne yapıyordunuz?" Derin bir nefes alıp kapıya yaşlandım. Nadia ilk önce Ronan'ın dediklerini idrak edemeyip gözlerini kırpıştırdı sonra kocaman açtı. Eline telefonu alıp baktı. Büyük ihtimalle bende aynı tepkileri verirdim. Sonra bana dönüp "4 saattir uyuyormuyum nasıl yani, dört saattirde sen bu odada mısın?" Ellerimi siper alıp "Bana hiç öyle bakma bende uyuya kalmışım nasıl olduğu konusunda hiçbir fikrim yok," Hâlâ inanamıyor gibiydi. " Başının ağrısı geçti mi?" Kafasını tutup yeni farketmiş gibi şaşkınlıkla bana baktı. "Ne yaptın bana? Ne içirdin?"
"Hiç bir şey sadece çekmecende olan uyku ilacı, sen bugün demedin mi ilaç kullanmak istemiyorum diye. Bende sana ilaçların yerine uyku ilacını verdim." Ronan "Siz beni delirticeksiniz. Yani sadece uyudunuz öyle mi? Siz deli misiniz iki genç alımlı birisi yakışıklı diğeri güzel başka şeyler de olabilirdi." Nadia başının altındaki yastığı Ronan'a fırlattı. "Salak bu çocuk ya burada ablama bir şey yaptın mı diye şu adama hesap soracağına aklı başka şeylerde. Hem bu adam kim ben kim? Hele bir elime geçersen var ya" diyerek hızla ayağa kalktı. Ronan kaçar gibi hemen odadan çıktı. "Kızma abla... Nicholas Abi'de yakışıklı yani." kahkaha atıyordu. "Bana bak Ronan çok istiyorsan al kendine." diyerek beni sırtımdan iteleyerek Ronan'ın yanına çıkardı. Tam söze girecekken kapıyı suratıma kapattı. Ronan'a hızla dönerek "Aranıyorsun sen ha, ne değişti de az önce senin burada ne işin var diyen sen değil miydin? " Muzur bir çocuk gibi gülerek " Sen bugün bana ağız aramak istiyorsan belli etme demiştin? Bende bunu deniyordum. Hem şakaydı olur mu öyle şey hiç elimde olsa ikinizi bir odaya kilitler yiyin birbirinizi derim. Ama ne ekilde yersiniz bunu bilemem." dedi.
"Nadia'dan ne kadar haz etmesemde tanrı ona sabır versin. Bazen ne kadar iyi kalpli biri olabileceğini düşünmesem patavatsızlığından beni öldürürsün." Yine aynı şekilde güldü. "Off, neyse ablamda bizi kovduğuna göre aşağıya inelim hadi." Tam arkasını dönüp gidecekken tişörtünün arkasını tutarak "Sen nereye böyle..." dedim.Anlam veremiyor gibi bakıp " Aşağıya." dedi.
"Olmaz burada kalıcaksın"
" Ya abi ne olcak sanki, Aurora ile göz göze bile gelmem tamam. Hem olsa ne olucak ki ben asla bir kadına kötü gözle bakmam, ablam onca şey yaşamışken öyle şeylere maruz kalmışken ben bunu başka birine yapıp ablamın yaşadıklarını başka bir kadına yaşatmam" bu çocuk her defasında beni nasıl ikna ediyordu bilmiyorum.
"Tamam gel benimle." Boynuma atlıyacak gibi yapıp ellerini hemen geri çekti. Ağzını kapatıp eliyle sanki öncelik verir gibi merdivenlere doğru elini uzattı. Merdivenlere doğru yönelince sanki 'biraz'sevinmiş gibi davrandı. Nadia olsaydı şuan kesin gözlerini devirirdi.
Merdivenleri inerken Yelena ve Aurora'nın konuştuğunu duydum. Aşağı inince konuşmayı hemen kestiler. Ronan ile yanlarına gidip oturduk. "Siz hâlâ neden uyumadınız? " diye sorduğumda Aurora "Valla abi uyku tutmadı. Zaten uçakta yeterince uyudum. "
"Bende uykusuzluğa alışığım zaten. Aurora'yı da tek başına bırakmak istemedim. Hem sohbette uzadı." Aurora, Yelena'nın yanında çok mutluydu. Kısa sürede alışmıştı. Yelena da ona sevecen yaklaşıyordu. Aurora'ya döndüğümde kaçamak gözler ile Ronan'a baktığını gördüm. Sonra beni farketip hemen gözlerini kaçırarak boğazını temizledi. Ronan'da bunu farketmiş olacak ki hafif sırıttı. Tabi hoşuna giderdi. Neyse ki bu duygu tek taraflı gibi durmuyordu o yüzden Aurora için hep endişelenicek olsam da korkmama gerek yoktu.
Aurora'ya "Biraz konuşalım mı?" diye sordum. Kafası ile onaylayarak "Üstüme bir şey alıyım dışarıda konuşalım." dedi. Üstüne bir şey almak için merdivenlerden yukarı çıkmak için ayağa kalkıp merdivenlere yöneldi. Ronan arkasından bir süre bakıp sanki ayılmaya çalışıyor gibi kafasını iki tarafa salladı. Yelena , Ronan'a bakışlarımı farketip konuyu değiştirmek için "Eee, Nicholas Bey siz yukarıda iken Andrei uğradı. Sizi sordu. Rahatsız etmemesini söyledim. Nadia ile konuşuyor dedim. Çokta uykusuz duruyordu.Beklememesi gerektiğini düşündüm Bir dosya bıraktı. Şuradaki masanın üstünde." diyerek mutfaktaki barı gösterdi Aklımdan çıkmamıştı. Fakat Nadia'yı öyle gördükten sonra Andrei'ye dediğim şeyi düşünmeyi bir süre erteledim. " Teşekkürler Yelena, tüm yardımların için "
"Ne demek, bu benim görevim. Hem görevim olmasa bile Aurora gibi genç bir kızı burada böyle tek başına bırakamazdım." Yelena'nın ağzından bu kelimeler dökülürken Aurora merdivenlerden aşağıya hızla inip "Hadi abi çıkalım." diyerek çıkış kapısına yöneldi. Ronan'a yine hızla benim farketmeyeceğimi düşünerek kısa bir bakış attı. Ben Ronan'a ne söylesem de başta benim kardeşim böyleyken ne yapabilirdim ki. Bende oturduğum yerden kalkıp kapıya yöneldim. içeri girerken askılığa astığım paltomu üstüme geçirdim. Dışarı çıkıp kapıyı kapattım.
"Abicim bana açıklamak istediğin bir şey var galiba?" diyerek bir anda konuşmaya başladı. "Ne saçmalıyorsun şu an sen?" Hamurdanarak "Buraya geldiğimde seni böyle bulmayı beklemiyordum. Sinirden şimdiden birilerini öldürmüş olursun diye bekliyordum fakat beklediğimden çok farklı bir şey ile karşılaştım." dedi. "Neymiş beklediğinin dışında olan şey."
"Ne diyebilirim ki sanki şu üç, dört günde benim inatçı abim gitmiş yerine uslu bir kadının dediklerine itiraz etmeden yapan bir adam gelmiş."
"Saçmalama Aurora, hem ben inatçı bir adamsam Nadia'daki inat tam olarak nasıl adlandırılır bilemem. Hem her dediğini yaptığımı nereden çıkardın. Birbirimizden nefret ederken hem de. " Sıkılmış bir şekilde kollarını önünde bağladı. "Abi şu an saçmalayan sensin çünkü birbirimizden nefret etmiyorsunuz. Sadece öyle olması için çabalıyor gibisiniz. Ama gözleriniz öyle demiyor." Gözlerimi kısıp "Bana bak küçük hanım bu işlere sen burnunu sokma. Gözlerden bahsedeceksekte eğer asıl konu bu değil Ronan'a attığını kaçak bakışlar olmalı." Boğazını temizleyerek kafasını başka tarafa çevirdi Sanki yokmuşum gibi etrafa bakıyordu. Her bir şey sakladığında olduğu gibi. "Aurora, biliyorsun hep iyiliğini isterim. Fakat Ronan ne kadar iyi biri olsa da ondan uzak durmanın isteyeceğim bu sefer. Çünkü bu aile tehlikeli abicim. Düşünsene geldiğinde bile sana doya doya sarılamadım. Çünkü onların yanında rahat olamayız. Her şeyi silaha dönüştürebilirler." Kafasını salladı sonra sola eğerek "Tehlikeli ise o zaman neden Nadia Ablanın yanında bana yakın davrandın."
"Çünkü o da biliyor seni bana karşı kullanamaz , kullanırsa onunda aynı şekilde kardeşi var."
"off, abi bazen çok gıcık oluyorsun buna böyle cevap vermene gerek yoktu. Diyebilirdin ki Nadia'ya güveniyorum. O onlar gibi değil. onunla birlikteyken hep heyecanlanıyorum. Felan filan. Hiç mi film izlemiyorsun?" Bir an durak sayıp "Çok özür dilerim sen ve film sektörü yan yana adı bile anılamaz. Bir kere bile izlediğini görmedim." dedi. Kaşlarımı kaldırdım tam konuşacakken bir aniyeliğine düşündüm.Aurora'nın Nadia ile birlikteyken hissettiklerim hakkında dediklerinin doğruluk payı vardı. Sonra saçmalamamam gerektiğini düşünüp konuşmaya geri döndüm. " Aurora yeter bu kadar. Asıl konuya gelelim.O şerefsiz adam seni aradı mı?"
" Aradı. Ama açmadım. O hiçbir şeyi haketmiyor. Aynı annem ve dayım gibi kötülükle çevrili birisi." Aurora'nında dediği gibi annemiz ve dayımız gibi o da şeytana pabucunu ters giydirirdi. "iyi açmadıysan, ama eğer açacak olursan burada olduğunu asla belli etme. Birde o adama bir daha asla baba deme. O öyle kutsal bir vasıfı haketmeyecek bir adam." Beni onayladı. "iyi o zaman içeri girelim artık üşüme." Kapının kolunu tuttuğum sırada Aurora benim kolumu tutup "Abi sana bir şey sorucam. Ama yanlış anlama. Nadia Abla'nın yüzü bana çok tanıdık geliyor. Ve bence bunun olması bana saçma geliyor çünkü eşsiz bir güzelliğe sahip bir kadın. Yani harbi çok güzel. Nasıl tanıdık gelebilir ki daha önce O kadar güzel birini görsem büyük ihtimalle robot resmini çıkartıp rol model olarak odama asardım. "
" Tanıdık gelmesi saçma, belki de kafandaki kurduğun güzellik standartlarına uyduğu için tanıdık geliyordur." Omuzlarını silkerek "Olabilir haklısın." dedi. Sonra beni kenara iterek kapıyı açtı. Gülerek hızla içeri girdi. Bu kız benim başımın tatlı belasıydı. içeri girdiğimizde Nadia da aşağıdaydı. "Daha iyi misin Nadia Abla?" diye sordu Aurora. Nadia hafifçe gülümseyerek kafasını salladı sonra eski yüz ifadesine tekrar döndü. Ronan'a doğru dönerek "Hallettin mi şu davetiye işini." sordu.
"Abla sen bana bir iş verdin de ben yapmadım mı sanki?"
"Yani sana bir iş verdiğimde yapıyorsunda her zaman bir yerlerin ayrı oynandığı için emin olamıyorum." Ronan bu özden sonra aynı ablasının sıkışınca yaptığı gibi derin bir nefes aldı. Aurora ise buna hafifçe güldü. Ronan, Aurora'ya dönüp onun güldüğünü görünce ablasına dönüp " Bir daha bana böyle deme diyecektim fakat vazgeçtim. Artık hep benim ile böyle konuş abla." Sonra yine Aurora'ya dönüp gülüşünü izledi. Bu iki velet benim sinirlerim ile oynuyordu. Neymiş efendim abla bana hep böyle de. Nedeni is Aurora'nın güldüğünü görmesine yemin edebilirdim. Ronan'ın bakışlarını kesmek için boğazımı temizledim. Hemen kafasını çevirdi. En azından benim tarafımdan olan nefrete önlem alıyordu. Akıllı çocuktu. Nadia bana kaşlarını çatmış bakıyordu. Ronan'dan sonra ona bakınca gözlerini devirdi. "Kes şunu" der gibi ağzını oynattı. Bende gözlerimi açıp kaşlarımı kaldırarak aynı şekilde "Neyi"dedim. Kafasını iki tarafa salladı. Mutfağa yönelip bar tezgâhındaki dosyaları elime aldım. Dosyayı açtığımda ilk gördüğüm şey bir nottu. Andrei'nin el yazısıydı.
' Ben senin için sabahımı akşam edip araştırma yapayım sende git Üst katlarda elin kadınıyla bir odada dört saat kal. O 4 saatte ne yaptığını ayrıca sorucam. Beni eğer unutursan. intikamım kötü olur. valla o Ilya'nın yanında uçaktaki gibi sana bebeğim derim. Gerisini sen düşün. Neyse bugünlük bu kadar senle uğraşmam. Seni bekleyemeyeceğim valla. O yüzden bu not. Aşağıya yazdığım numaralarda uzun uğraş sonucu edindiğim numaralar. BYSS.'
Elinde olsa kırmızı ruj ile öpücük bırakıcak gibiydi.Sanki benim 10 yıllık eşim beni kıskanıyor gibiydi. Bu adamın bu hâlleri beni sinir ediyor ayrıca eğlendiriyordu da. Aşağıdaki numaralara baktım. Andrei iyi iş çıkarmıştı yine. Birisi Nadia'n birisi Marco'nun numarasıydı. Telefonu açıp numaraları kaydettim. Herkes salonda konuşurken Nadia onları dinliyor gibi yapıp benim her hareketimi izliyordu. Bunu fark ettiğimi ona belli etmedim. Dosyayı incelediğimde gördüğüm bilgiler beni ne kadar mutlu etsede onun için aynı şeyleri söyleyemeyecektim. illaki bu dosyayı kullanacağım bir gün gelicekti. En son sayfada fotoğraflar vardı. Fotoğraflara bakınca bu kişilerin Nadia, Ilya, Nikolai ve Rai olduğunu anladım Nadia Kameraya kocaman gülümseyerek bakıyordu. Onun o küçüklük hali içimde bir sıcaklık hissi uyandırdı. istemsizce bende gülümsedim. sonra onun beni izlediği aklıma gelince dosyayı hemen kapatıp eski halime geri döndüm. Salona gidip Aurora ve Nadia'nın karşısına Ronan'ın yanına oturdum. Elime telefonu tekrardan alip Andrei'ye mesaj attım. Telefondan birilerine bir şey yazdığımı farkeden Aurora "Abi kime yazıyorsun?" diye sordu. "sevgilime Aurora oldu mu?" dediğimde Ronan kahkaha attı. Nadia ise gözlerini kıstı. Meraklanmış gibiydi. Bu beni nedense keyiflendirdi. Aurora bir anda "sevgilim demişken abi, Lily geçen gün eve geldi. Neredeyse Bay Russo'nun yanına çıkıp onu deli edicekti. Gerçi benim için hava hoşta sen zor duruma düşme diye engelledim. Nicholas bana haber vermeden nereye gider diye çığlık atıyordu vasıfsız. " dedi. İğreniyormuş gibi bir surat ifadesiyle.
"Lily'e vasıfsız deme Aurora, O sana Kötü bir şey yapmadı. " dediğimde Aurora bana yan yan baktı. Ronan "Senin cidden bir sevgilin mi var abi." dedi. O sırada Nadia konuya ilgisiz bir şekilde durarak "Varsa var Ronan bu seni ilgilendirmez." dedi. Bu kadını okumak o kadar zordu ki. Konuyla ilgili değil gibi dursa da bir tarafım nedense merak ettiğini düşünüyordu. " Benim öyle dediğime bakma. Bence abim için öyle değil ama onun için öyle. Abimin birine karşı çekimden başka bir şey hissedeceğini düşünmüyorum." diyerek araya girdi Aurora.
Aurora'ya ismini baskılayarak söyleyince hemen sustu. Lily benim aradan takıldığım bir kadındı. Onu sevmiyordum. Sadece dışarı çıkıp tanımadığım kadınlar ile eğlenmek yerine bir kişi ile buluşuyordum. O da hep ben sorduğumda böyle düşünüyordu. Yani kısaca hayatımda olan nadir insanlardandı. Ona değer veriyordum. Ama benim anlam veremediğim Nadia'yan karşı hissettiğim hiç bir şeyi onan karşı hissetmiyordum. Lily bir boktan kabus gördü diye onun yanından asla kalmazdım. Bu bile aslında kabullenemediğim şeyleri bana açıklıyordu.
Nadia'yı yine düşününce ona baktım. Keyifsiz gibiydi. Ben baktığımda kafasını Ronan'a çevirip "Ronan davetiyeyi bir bana versene." dedi. Ronan kitaplığın oraya koymuş olduğu davetiyeyi alarak geri yerine geçti. Nadia'ya uzattı. Yelena merak ile "Siz şimdi oraya gidiceksiniz ya. Tam olarak nasıl konuşacaksınız orada.Yakuzaların Oyabun'u olan Renji ile nasıl konuşacaksınız. Hem çocukları engel olucaktır elbette. Nadia seni tanımasalarda davetli bile olsan asla izin vermezler." dedi.
"Sen meraklanma bir erkeğin en büyük zaafını bilirsin Yelena. Hem ben konuşmayacağım oraya gerçekten Renji tarafından davet edilmiş olan Nicholas konuşacak. " bana döndü ve "Öyle değil mi?"
"Öyle de, senin o aklından ne şeytanlıklar geçiyor acaba. Bir erkeğin en büyük zaafı neymişde"
"çok kurcalama, en büyük zaafıda orada görüp hak verirsin bana " diyerek sahte gülücüklerini gönderdi. "Neyse artık uyuyalım bırakalım şunları" diyerek ayağa kalktı Aurora. Sonra Ronan'a dönüp ''sen nerede kalıcaksın Ronan. Bildiğim kadarı ile benim odam önceden senin odanmış.istersen birlikte... "
"Aurora ne saçmalıyorsun sen ya." diye araya girince "Yok abicim diyecektim ki,istersen birlikte abim ile odada sen kal ben yatıcak yer bulurum,diyecektim. Hemende yanlış anla zaten. " Ronan kıpkırmızı olmuştu.Aurora ve Yelena ise gülüyordu. Nadia ayağa kalkıp " Olmaz öyle şey Ronan, ben ve Nicholas malikaneye geçeriz. Yelena sende benim odamda yat. Herkes rahat eder hem."dedi.
"Abla doğruyu söyle Nicholas abi ile beni kıskandın değil mi?"
"Ronan biraz daha saçmalarsan eğer çocukken en utandıın anıları anlatmaya başlayacağım" Yelena hemen "He şu altına... "
"Tamam, tamam gidelim hemen buradan " dedi. Kıpkırmızı oldu demek doğr olmazdı. Utançtan morarmıştı artık. Hızla kapıya doğru giderek "Size iyi geceler " diye arkasına bakmadan bağırdı. Yelena kahkaha patlatdı. Aurora'ya "merak etme ben sana hepsini anlatıcam " dedi. Nadia bile hafifçe gülmüştü buna. Bende kapıya doğru yönelmeden önce Aurora'ya sarılıp Öptüm. "İyi geceler abicim." dedi. Bende "Iyi geceler bellam (güzelim) " dedim. Arkamdan kocaman öpücük attı. Nadia bu halimize bakıp tebessüm etti. üçümüz evden çıkmıştık sonunda. Nadia kapıyı kapatıp "Bazen senden ne kadar nefret etsemde çok iyi bir abisin."dedi.
"Sende çok iyi bir abla. "
Bir an duraksadı sonra gözleri elime kaydı. "Niye böyle ergence işler yapıyorsun. "
" Ergence mi?" Kafasını yavaş yavaş salladı. " Yani abim de ergenlik zamanların da bir şeye Sinirlenince kırıp dökerdi. Sürekli bir yerlerini yaralardı" Hafif gülerek " Ben sinirlenince gözüm hiç bir şey görmediği için karşımdaki kişiye zarar vermek yerine kırıp dökerim. Tabi bu karşımdaki kişi önemsediğim biri ise yoksa umrumda bile olmaz. Sinirlendiysem o kişiye artık sonu bellidir onun."
" Ne bu Godfather'ın yeni filmi mi?" Ağzından çıkanlara inanmayarak "Ne oldu uyku ilacı sende kata yaptı herhalde" Çok küçükte olsa tebessüm ederek " Yok o kafa yapıcı şeyleri bırakalı çok oldu." dedi. sonra o da ne dediğini hatırlayarak duraksadı. Kaşlarım çatık anlamaya çalışarak ona bakıyordum. "Neden kullandın? "
" Bazı şeyleri hiç düşünmemek,unutmak ve Kafamın içindeki sesleri susturmak için. Yalan yok O zamanlar kafam bir milyondu. Fakat gördüğün gibi hiçbir şeye katkısı olmadı. Aynı Şeyler kafamın içinde yaşamaya devam ediyor." Ne diyeceğimi bilemiyordum. Bir insan bile isteye kendi bedenine zarar veriyorsa ciddi şeyler yaşamış demektir. Hiçbir zaman bu ticareti yapmadım ve yapanlara da karşı çıktım. Nadia'nın da böyle düşündüğünü biliyordum fakat geçmişi kimse değiştiremiyordu işte. Tek kelime etmeden çalı ve ağaçların arasından Malikaneye yürüdük. Kapının önündeyken Nadia'ya baktığımda sanki bana bir şeyler sormak istiyor gibiydi. "sor ne sorucaksan." Duraksadı ama bu sefer kısa sürdü. " Emin misin?" Kafamı olumlu anlamda salladım.
"Bak, normalde seni O kadar çok öldürmek istiyorum ki bazen beni çileden çıkarıyorsun. Bazen de çok iyi melek gibi birine dönüşüyorsun. Ama senin hakkında kafamda oturtamadığım çok şey var. Ve ben düşmanlarımı da dostlarımı da çok yakından tanırım. Geçmişlerini hatta bazılarının geleceklerini de bilirim. Ama sen gizemli bir adamsın. Günün sonunda beraber birşey imzalıyıcaz ama bu imzanın altındaki yatan amaç bambaşka. Sen buradaki antlaşmazlıkları gidericeksin ailenin geleceği için. Bende italya daki güçlü bağlantıları kullanarak elde etmek istediğim şeyi bulucam. Şu anlık o şeyin ne olduğUnu söyleyemesem de ikimizin işine yarayacak bir antlaşma olacak. Fakat sormak istediğim şey bunlar ile ilgili değil. Geçmişin ile alakalı. Bana demiştin ya anneme benziyorsun diye. Annenin yüz üstü sana neler yaptıklarından bahsettin. Sence cidden ne olursa olsun O kadar kötü mü duruyorum ? Biraz bana annenden bahsetsene."
Hay dilimi eşşek arısı soksaydı da anneme benziyorsun demeyeydim. Dediklerinde haklıydı. Birilerine kolay kolay geçmişimi anlatacak bir adam değildim ve benim hakkımda ulaşılabilecek bilgiler sınırlıdır. Tüm hakkımdaki bilgileri yok etmiştim. O yüzden italya da bana Karanlığın Çocuğu derlerdi. Hakkımda sayılı bilgi olduğu için. Ve şu an da karşıma Bratva'nın en tehlikeli kadını geçmiş benim hakkında bilgileri hiç olmayacak Şekilde benim ağzımdan öğrenmeye çalışıyordu. Nicholas böyle bir durumdan çenesini sıkı tutardı. Ama ben ne yaptım:
" Bahsederim ama sende benim sorduğum bir soruya dürüst ve Iafı dolandırmadan cevap vericeksin." En azından aklım hâlen yerindeydi. Bir bilgiye karşı bir bilgi. Biraz düşündü sonra "Tamam, o zaman seni dinliyorum." dedi. Kabul etmesine yalan yok şaşırmıştım. "Böyle ayakta mı konuşucaz." diyerek Kapının önünde soğukta olduğumuzu hatırlattım. Elini kapıya doğru uzattı. Gece saat 4'ü geçiyordu ve biz bir haftalık uykumuzu bir günde almıştık O yüzden yeterince ayıktık. içeri geçip ikinci kata çıktık odaların olduğu yeri geçip karanlıkta sessizce Nadia'nın çalışma odasına girdik. Burayı ilk görüşümdü. Çok sade annesinin diktiği çiçeklere bakan boydan boya cam olan bir çalışma odasıydı. Daha çok terapi yeri gibiydi. Masanın karşısındaki deri Kahverengi koltuğa oturdum. Nadia ise köşedeki pufu çekip tam karşıma oturdu." Hadi bakalım. Terapi gecemize hoşgeldiniz. Ben Mrs. Petrova. Sizi dinliyorum "
"Yok uyku cidden sende kafa yapıyor" ikimizde hafifçe güldük. Başlıyacakken "Dur, ilk sorunu sor ben düşünürken sen anlat," dedi. Kafamda bir milyon soru vardı. Ama ne soracağım belliydi. " Bu bahsettiğin 3 yılda tam olarak ne yaşadın. Detaya inmeye gerek yok. Seni zorlamak istemiyorum fakat Merak
ediyorum." Kaç gündür içimde sorma dürtüsü uyandıran soru sonunda dudaklarım arasından çıkmıştı.Ve ikimiz arasındaki şeyler artık eskisi gibi olmayacaktı.