4. bölüm · KORKUNUN ÖTESİ

Bölüm dört: Her şeyin başlangıcı

Yagmur_ Yazar❤️📖📚

Sabah olmuştu. Dün gece heyecandan uyuyamamıştım. Sabaha doğru uyuduğumda ise zor uyanmıştım.

Herkes ayrı odalarda kalıyordu. Bu yüzden beni kimse uyandırmamıştı alarm kurmuştum ama o da işe yaramadi.

Şu an hazırlanıyordum biraz sonra kahvaltımızı yapıp işimizin başına geçecektik yani kamp alanına gidecektik ve yerleşecektik.

Hazırlandığımda çantamı alıp dışarı çıktım.

Diğerleri erken kalktığı için beni kapıda bekliyorlardı. Üzerime siyah boğazlı bir elbise giymiştim. Altıma ise gene siyah topuklu bir bot giymiştim.

Saçımı tepeden toplamıştım.

Çantama da silah koymuştum aslında diğerlerinde de silah vardı.

Biz ajandık ve tabii ki görevdeyken silah taşımamız lazımdı.

Bir de bavulumuzu toplamıştık. Bu otel bir günlüktü. Karanlık hücre kampta olduğu için biz de onların kaldığı kampa gidecektik.

"Sonunda"dedi hayal. "Azıcık beklediniz abartmayın"dedim. "Azıcık?"dedi Doruk sanki soru sorar gibi...

"Azıcık"dedim.

Aynen der gibi kafasını salladı.

Helen hiçbir şey söylemiyordu. bir şey olmuşa benziyordu. Yanına gidip yürümeye başladım kendimle beraber onu da yürütüyordum.

Hayal ve dorukta arkadan geliyorlardı.

Kahvaltı alanına doğru giderken, "sana bir şey olmuş"dedim helene kafasını bana çevirdiğinde yüzünde şaşkın bir ifade vardı.

"Daha birbirimizi doğru düzgün tanımıyoruz, nereden anladın?"diye sordu.

Hafifçe gülümsedim.

"İnsanları tanımasam bile verdiği enerjiden ne hissettiğini anlarım"dedim aslında bu biraz yalan olmuştu çünkü yüz ifadesinden bir şey oldu belliydi.

"Çok mu belli ettim?"

"Yani, biraz" diye cevap verdim.

"Çok özel değilse anlatsana liderin olarak değil arkadaşın olarak"dedim.

Kahvaltı alanına doğru gidiyorduk. Kahvaltımızı yapıp karanlık hücreye gidecektik.

"Çok özel değil ama..."

"Aması yok anlat" dedim. Yutkundu sanki acı çekiyordu.

"Anlatamam kusura bakma" dedi.

"Peki, ama neden?" diye sordum.

Acı çektiği her halinden belliydi. Tam dudaklarını aralayıp bir şey söyleyecekti ki arkadan hayalin sesi geldi.

"Ne konuşuyorsunuz?" diye sordu ardından yanımıza geldi.

Helen ise, "hiç" diye cevap verdi.

Hayal, kafasını salladığında Doruk da yanımıza geldi.

Yaklaşık bir 87 boyutlarındaydı. Saçları koyu kahverengiydi. Gözleri de saçları ile aynı renkteydi kemikli yüz hatları vardı bu da onu karizmatik gösteriyordu.

Benim boyum 1.80 olduğu için benden uzun görünüyordu.

Halen ise 1.78 ya da bir 79 gibi görünüyordu. Saçları siyahtı gözleri ise maviydi, mavi gözler ona çok yakışıyordu. Yüz hatları çok belirgindi çok güzel bir kızdı. Bir bakan bir daha bakıyordu.

Hayalin boyu hepimizden kısaydı. Belki 1.75 belki de 1.76'ydı. saçları sarıydı, gözleri ise açık kahverengi. Çok tatlı bir yüzü vardı. yanakları al aldı.

"Ee aklındakiler nedir lider" diye sordu Doruk alaylı bir şekilde.

"Lütfen bana patron demeyin ya da lider arkadaş gibi davranın bu bir emirdir."

"Kusura bakma patron bu emir'i gerçekleştiremem"

"Kendi ağzınla söylüyorsun ben lidersem dediğim bir Emir ise sizin bunu yapmanız lazım"dedim öfkeyle.

"Ama dediğin gibi sen lidersin ve sana lider gibi davranacağız"

Artık işimize dönmemiz gerekiyordu bu yüzden, "tamam kapatıyorum konuyu işimize dönelim"dedim.

Dorukta galibiyet kazanmış gibi gülümsedi.

"Tamam o zaman baştan alıyorum, aklındakiler nedir lider?" Diye sorusunu tekrar etti.

"Şimdi kahvaltımızı yapacağız sonra karanlık hücrenin gittiği kampa gideceğiz yani onları takip edeceğiz ve gizlice onların ses kaydını alacağız yani içlerine sızmaya çalışacağız" dedim.

Kahvaltı yapmak için bir masaya geçtiğimizde hayal, "nasıl sızacağımızı düşündün mü?"diye sordu.

"Aklımda bir şeyler var" niye cevap verdim.

Aklındakiler aslında onların da bildikleriydi. bursa'dayken baş lider görevi verdikten sonra beni yanına çağırmıştı ve karanlık hücre ile ilgili özel bilgiler vermişti evlerini, adlarını ve diğer özel şeylerini takımda bunu biliyordu ama özelleri bilmiyorlardı onlara sadece adlarını söylemiştim.

O yüzden anlatmam için soruyorlardı ama şu an anlatmayacaktım.

Yemeğimiz bitmişti. Yola çıkacaktık. Takımdaki herkes siyah giyinmişti.

Helen, üstüne siyah bir gömlek altına ise siyah bir pantolon giymişti.

Doruk, üstüne siyah kazak altına siyah pantolon giymişti.

Hayal ise, üstüne siyah uzun kollu bir elbise giymişti. Bir taksiye binip karanlık hücrenin olduğu yere doğru yol aldık.

***
Karanlık hücre/yazarın anlatımıyla
Kampta herkes kendi çadırındaydı.

Bartu'da içten içe gizlilik Birliği takımının kim olduğunu merak ediyordu.

Onların isimlerini biliyordu ama gerçekten atları gibi gizli bir şekilde hareket edip onları yenebilir miydiler?

Bunu merak ediyordu.

Bir de baş liderlerini merak ediyordu yani denizi nasıl biriydi acaba...

Onların da buraya geleceğini biliyordu ve merakla bekliyordu.

Ateş de meraklıydı. Bartu onları isimleri söylediğinde gözüne ilk çarpan Helen olmuştu.

Kim olduğunu çok merak etti ama onların düşman takımı olduğu aklına geldiği an maalesef ki merakını bastırmak zorunda kalıyordu.

Kaan da meraklıydı ama o sadece şunu merak ediyordu kim yenecekti.

Kaan sadece hayatında işi için çabalamaya ant içmişti ama hayal Coşkun la tanışınca işinin de önüne geçecek olan bir şey olacaktı ama o bunu henüz bilmiyordu.

***
Kamp alanına yaklaşıyorduk.

Hayallere kampa gideceğimiz yolda söylemiştim ama fikirlerimi düşüncelerimi anlatmamıştım.

Nasıl sızacaktık? Ne yapacaktık?

Bilmiyorlardı.

Onları anlatmamamın nedeni hala Emin olamamdı bildiklerimden Emin olamıyordum aslında onlar gibi ben de çok bir şey düşünemiyor ve düşünemedikçe planda kuramıyordum.

İçimde gizleyemediğim bir korku vardı ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Kamp alanına geldiğimizde araçtan inip yürümeye başladık. Yaklaştıkça çadırlar belli oluyordu ve karanlık hücrenin çadırlarını görmeye başladım tam da tahmin ettiğim gibi 4 çadır vardı.

Onların bizi göremeyeceği kadar uzağa çadırları kurduk.

"Şimdi aklındakileri anlatacak mısın?"diye sordu Doruk.

Ama ben de bilmiyordum ki ne yapacaktık düşünemiyordum plan kuramıyordum şu anki en büyük planımız baş liderinde söylediği gibi belliydi ve onlara tabii ki baş liderin söylediklerin anlatacaktım.

"Anlatacağım"

Hepsi dikkatle beni dinlemeye başladılar.

"Evet, ilk olarak kendimizi gizleyip gizlice onları kayıt altına alacağız. Herkesin dediği gibi güçlü bir takım varsa işimiz zor olacak ama pes etmek yok. Sonra da tabii ki onları yenmeye bakacağız ama lütfen bu yolda işimize her şeyden öte tutalım ve her zaman hislerimize hakim olalım onların düşman olduğunu unutmayalım."

"Bu söylediklerim hepiniz için geçerli."diye son sözümüde söyledim.

Üçü de kafasını salladı.

Öyle civarlarıydı.

Bizim dışımızda iki takım daha vardı.

Aslında takım mıydılar bilmiyordum ama birisinde 3 birisinde 5 kişi vardı.

Ara sıra onlarla da konuşuyorduk çadırları kurarken bize yardım etmişlerdi ve bir de yemek getirmişlerdi şu anda da onu yiyorduk.

İyi insanlara benziyorlardı.

Yemeğimiz bittiğinde tabağı onlara verip akşam bize davet ettik aslında akşam plan yapacaktık ama kafam çok bulanıktı o yüzden onları davet etmiştim.

Şimdi karanlık hücreye doğru yaklaşıyorduk.

Gizlice onları izleyecektik ve kayıt altına alacaktık.

Yakalanmamak için her şeyi yapacaktık. Şu an 4 tane ayrı ayrı duran ağacın arkasındaydık. Çadırlarından çıkmalarını bekliyorduk. Onlar hakkında gizli bilgiler öğrenip baş lideri haber verecektik ilk görevimiz buydu bakalım bu görev yani bizim ilk görevimiz ne kadar sürecekti.

4.çadırdan biri çıktığında hepimiz dikkatimizi oraya verdik. Çadırdan bir kadın çıkmıştı aralarında sadece biri kadındı O da gayet keskindi.

Bu kızın adını duyduğunda içimde bir nefret oluşmuştu nedenini bilemediğin bir nefret.

Saçları kızıldı gözleri ise maviydi. Benimle aynı boydaydı. Üzerine kahverengi bir elbise giymişti.
Benim aksime çok güzel bir kızdı.

Kendi çadırından 1 çadıra doğru yürümeye başladı.

Sanırım 1 çadırda Bartu kalıyordu.

Karanlık hücrenin takım lideri Bartu Kaya bakalım nasıl biriydi.

aslında bana bilgiler verilirken kendilerinden, kişiliklerinden, hayatlarından söz edilmişti ama tanımadan tam olarak bilemezdim.

Acaba Bartu ile Gaye beraber miydi bana bilgi verilerken hiçbirinin hayatında biri olmadığını söylemişlerdi.

Belki de beraberlerde bundan bana neydi niye merak etmiştim ki...

Gayet hem içeri girecekti ki çadır açıldı ve içeriden biri çıktı sanırım bu bartu'ydu.

Ela'yı yakın yeşil gözlere ve kumral saçları vardı benden neredeyse 10 15 santim uzundu. Sanırım 1.95 boylarındaydı.

Çadırdan çıktığında gayet şaşırmış gibi, "Bartu?"dedi.

Bartu buna karşılık öfke ile, "Bartu değil lider diyeceksin" dedi.

Galiba aralarında bir şey yoktu zaten olsa da bu beni ilgilendirmiyordu.

Bartu, kaba birine benziyordu bunu kurduğu cümleden de anlamıştım düşmanım olduğu için zaten sevmiyordum ama bu cümlesinden sonra daha da nefret etmeye başladım.

Gaye kafasını sallayarak bartuyu onayladı.
Ardından, "plan ne?" Diye sordu.

İşte şimdi başlıyorduk diye içimden geçirdim ama taki bartu'nun cümlesini duyana kadar...

"Bakacağız" diye cevap verdi.

Sonra gayenin kulağına yaklaşıp bir şeyler fısıldadı o kadar sessizdi ki hiçbir şey duyamadım diğerlerine baktığımda onlar da duymamış gibiydiler.

Bizim burada olduğumuzu anlamış mıydı? Yok ya hiç kendimizi belli etmemiştik ama bilmediğimiz bir şey vardı Bartu kayayı çok hafife almıştık.

Hava kararmaya başlamıştı.

Bartu ve Gaye çadırlarına dönmüştü onlar gittikten sonra biz de çadırlarımıza dönmüştük.

Bugün olmamıştı belki ama yarın bir şeyler toplayacaktık planlarını öğrenecektik....

**
Yeni bölümümüz geldi!!!

Her şeyin başladığı yere gizlilik Birliği takımımız yerleşti bakalım diğer bölümlerde neler olacak?? Ben de bilmiyorum (şüpheli)

Neyse iyi okumalar diliyorum canlarımmm.

Bir dahaki bölümde görüşmek üzere...

Sizi seviyorummmm