5. bölüm · KORKUNUN ÖTESİ
Bölüm beş: Masum korku
Çimlere oturmuş elindeki kahve bardağını izliyordum.
Herkes çadırındaydı.
Saat sabahın yedisiydi.
Ben de oturmuş plan yapıyordum.
Aslında daha çok düşünüyordum. Dün hiçbir şey elde edememiştik.
Bugün daha da sık bir şekilde çalışacaktık ama içimde kaybetme korkusu vardı günler sonra ilk defa çözebilmiştim bunu evet içinde kaybetme, korkusu vardı yenilme korkusu vardı.
Kahvemden Bir yudum aldığımda yüzümü buruşturarak geri bıraktım.
Çadırlardan bir ses duyduğumda başımı hızla oraya çevirdim. Helen çadırından çıkmış yanıma geliyordu.
Karşıma geçip O da çimlere oturduğunda, "seni de mi uyku tutmadı?" Diye sordu.
Takımda sadece o bana lider demiyordu zaten isteğim de buydu. Sadece bazen diğerleri varken ya da plan yaparken diyordu.
"Evet" diye cevap verdim sorusuna.
O da çok düşünceli bakıyordu biraz da üzgün,otelde sorduğumda geçiştirmişti ama gerçekten de önemli bir şey olduğunu anlayabiliyordum.
Ama üzerine gitmeyecektim belki de çok özeldi ama bana çok özel olmadığını söylemişti.
Çok özel değilse niye anlatmıyordu ki....
"Otelde sorduğum soruyu tekrar soruyorum" dedim.
Şaşkınlıkla bana baktı ama neyi kastettiğimi çok iyi biliyordu.
"Anlat" dedim gözlerinin içine bakarak.
Anında gözlerini kaçırdı ve, "söyledim sana anlatamayacağımı" dedi.
"Ama özel olmadığını da söyledin Özel değilse neden anlatmıyorsun, evet belki yeni tanıştık ama iyi sır tutarım. Bunu merak ettiğimden değil sen içine dök ve rahatla diye soruyorum. Aslında merak da ediyorum ama daha çok sen rahatla diye"
Gözlerinde hüzün vardı ve bunu onu tanımayan biri gelip yüzüne baksa bile çok rahat bir şekilde anlardı aynı benim gibi...
Gerçekten de içine döküp rahatlasın diye soruyordum ama içten içe merak ediyordum ne olduğunu O yüzden sormuştum.
"Belki bir gün anlatırım ama şu an olmaz" dedi.
Onu zorlamadan konuyu kapatmaktan başka çarem yoktu belki de bana güvenmiyordu sonuçta insan daha yeni tanıştığı bir insana hemen güvenemezdi..
"Peki, ama ne zaman anlatıp içini dökmek istersen buradayım lider değil bir arkadaş olarak" dedim.
Gülümsedi ve kafasını salladı.
Sonra çadırdan hayal ve Doruk çıktı ve yanımıza geldiler.
Planı konuşacaktık daha doğrusu plan yapacaktık.
Hayal, "günaydın erkencisiniz" dedi.
"Günaydın" dedim gülümseyerek.
Helende, " günaydın uyku tutmadı" dedi.
Doruktan ses çıkmıyordu.
Uykulu bir sesle, "günaydın da ne ara günaydı ya!" Diye söylendi.
"Sabah 6'da bilmiyorsan söyleyeyim her gün 6.00'da gün doğar" diye tersledi doruk'u.
Doruk alayla başını salladı.
"AA ne demezsin çok sağol ya hiç bilmiyordum"
"Arkadaşlar bırakın tartışmayı" diye araya girdim.
Beni duyunca ikisi de sustu.
"Lütfen plan yapalım hızlıca bitirip gidelim şu görevi korktuğumuz başımıza gelmeden" dedim.
Şaşkınlıkla hepsinin gözleri kocaman açıldı.
"Öyle bakmayın hepimizin bu görevde çok korktuğu bir şey var O da işin önüne hislerin özellikle de Aşkın geçmesi" dedim.
Hepsi bu itirafıma karşı çok şaşırmışlardı aslında hepimiz kendi içimizde bunu biliyorduk ve hissediyorduk o korkuyu ama böyle bir itirafı kimse beklemiyordu.
Ben de kendimden beklemiyordum ama artık içinde tutamıyordum tut, tut nereye kadardı.
Gerçekten korktuğumuz başımıza gelmeden görevimizi bitirip ülkemize geri dönmemiz gerekiyordu.
Dediklerimden sonra hepimize Bir sessizlik çökmüştü ama ne düşündüklerini tahmin edebiliyordum hepsi tek bir şey düşünüyordu korktuğumuz şeyi Yaşar mıydık?
Ortam sessizliğe devam edince kalkıp kahvaltı hazırlamaya gittim biraz sonra diğerleri de yanıma geldi ve kahvaltı hazırladık.
Hiç konuşmadan kahvaltı yapıyorduk ki artık plan yapmamız gerektiğini söyleyerek ortamdaki ölüm sessizliğini ben bozdum.
Hepsi benim sesimi duyunca bana döndü.
"Şimdi beni dinleyin sonra da siz fikirlerinizi söylersiniz"
Dikkatle bana bakmaya başladılar.
"Evet, dün yaptığımız gibi aynı yerde veya yakın bir yerde onları dinleyeceğiz. Sonra onların hakkında edindiğimiz her bilgiyi baş lidere ileteceğiz minik bir bilgi bile çok önemli hepsini ileteceğiz bir tanesini bile gözden kaçırmak yok.
Dün bir şey elde edemedik.
Galiba bu lider Bartu kaya bizi çok zorlayacak ama herkesin gözleri açık olsun Küçük Bir boşluğu bile çok önemli ağzından çıkan her kelimeyi kaydedin onlar çadırlarında yokken çadırlara girip dinleme cihazı yerleştireceğiz biraz sonra hazırlanıp gideceğiz." Planı onlara tek tek anlattım.
Hepsi aynı anda başını salladı.
Hayal, "tamam da bu karanlık hücre bizim ses kayıt cihazlarını bulursa ne yapacağız?" Diye sordu.
"Orasını o zaman düşüneceğiz her zaman bir b planı vardır" diye cevap verdim.
B planının ne olduğunu bilmiyordum ama aklımda bir şeyler vardı. Öyle bir şey olsaydı -ki çok dikkatli değillerse öyle bir şey olmazdı- her zaman başka bir çözüm veya plan olurdu.
Kahvaltımız bitmişti yediklerimizi topladıktan sonra herkes çadırlarını üstünü değiştirmeye gitmişti.
Ben üstümü değiştirip çıktığımda durup ve Helen hazırdı bir tek hayal kalmıştır şu anda da onu bekliyorduk.
Ben üstüme bordo dar kesim boğazlı bir bluz giymiştim altıma ise yüksek bel siyah slim bir pantolon giymiştim ayaklarımda da siyah postallarım vardı.
Helen üzerine siyah bir sweatshirt altına ise kargo siyah bir pantolon giymişti ayaklarında da siyah bot vardı.
Doruk ise üstüne triko altına gri pantolon giymişti. Ayaklarında ise sneaker vardı.
Hayal de sonunda çıktığında karanlık hücrenin çadırlarına doğru yürümeye başladık.
Hayal, üstüne kahverengi bir kazak altına da İspanyol paça siyah kot pantolon giymişti. Ayaklarında da siyah spor ayakkabı vardı.
Onların çadırlarının yanındaki ağaca yerleşmiştik.
Daha kimse çadırlarından çıkmamıştı ya da çıkmıştı ama burada değillerdi ama biz çadırlarında olduklarını düşünüyorduk.
Tam da tahmin ettiğimiz gibi tam yarım saat sonra çadırlarından çıktılar galiba kahvaltı yapacaklardı.
Onlar buraya tatil yapmak için gelmişti.
Hepsi toplanıp daire şeklinde oturduğunda daha yeni gördüğüm iki kişi daha vardı ama bize daha önce fotoğraflarını gösterdikleri için adlarını kim olduklarını sınırlı bir şekilde biliyorduk.
Kaan Çakır ve Ateş kılıç.
Kaanın koyu kahverengi gözleri vardı saçları ise gözleri ile aynı renkteydi ve siyah bir tulum giymişti.
Ateşin ise ela gözleri ve siyah saçları vardı. O da simsiyah giyinmişti.
Bartu da üstüne siyah bir tişört altına asker yeşili bir kargo pantolon giymişti.
Gaye de kahverengi bir elbise giymişti.
Kahvaltı için bir şeyler hazırlayıp onları yemeye başladılar şu an hiçbir şey konuşmuyorlardı artık emindim bizi zorlayacaklardı.
Kahvaltıları neredeyse bitmek üzereyken Kaan, "ne yapacağız?" Diye sordu. Onlar buraya tatil için gelmemişler miydi yoksa ben mi yanlış biliyordum.
İçime bir kuşku düştü ama bir şey söyleyecekler umuduyla geçiştirdim.
İşte şimdi az da olsa bir şeyler öğrenecektik.
Bartu, "sonra şu an değil" dedi ve eğilip bir şeyler fısıldadı o kadar sessizdi ki hiçbir şey duyamamıştık.
Bartu'nun dediklerinden sonra hepsi sessizliğe gömüldü ne söylemişti çok merak ediyordum.
Bugün bir şey öğrenemesek de daha birçok gün vardı belki 5 belki 10 en sonunda bir şeyler öğrenecektik veya ağızlarından kaçıracaklardı ama gene de hızlıca bu görevi bitirip gitmek istiyordum.
Ajanlık okurken bize sürekli işinizin önüne sakın bir şey koymayın önceliğiniz işiniz olsun hele ki bu aşk sakın olmasın.
Aşk gözleri kör eder aşk size onun için her şeyden vazgeçirecek kadar güçlü bir duygudur bunun için sakın ama sakın işinizin önüne geçmesine izin vermeyin.
Evet, aşk dünyadaki en güzel duygudur ama sizi sarhoş edecek kadar da güçlüdür O yüzden gerekirse işkolik olun ama işinizin önüne aşk koyacak kadar da aşık olmayın derlerdi.
Biz de bu yüzden aşktan bu denli çok korkuyorduk işimizin önüne geçmesinden korkuyorduk.
Hemen görevimin bitmesini ve gitmemizi istiyordum aslında diğerleri de bunu istiyordu.
Kahvaltılarını bitirdiklerinde yediklerini topladılar.
topladıktan sonra geri yerlerine geçtiler kayıttaydık ve ne derlerse duyuluyordu.
Belki de şimdi bir şey söyleyeceklerdi söylemeyeceklerini biliyordum ama belki bir ihtimal söylerlerdi...
Gaye, "artık bir şey söyleyecek misin?" Diye sordu ama bartu bir şey söyleyecek gibi durmuyordu.
"Şu anda burada olamazlar olsalar anlardık" diye devam etti.
Demek ki az önce bartın'ın söylediği şey buydu.
Bartu, "şu an değil dedim kapatın konuyu" diye diretti.
Acaba burada olduğumuzu anlamış mıydı anlaması çok zordu gayet iyi gizlenmiştik.
Belki de anlamıştı ama anlasaydı yanımıza gelip anladığını belli etmez miydi?
Demek onun da planları vardı.
Tek dileğim bizim planlarımızı anlamamasıydı.
Anlarsa işler çok kötüye giderdi bunu diğerleri de çok iyi biliyordu.
Hepsi aynı anda etrafına baktı onlar baktığında biz daha çok ağacın arkasına sokulduk.
Hiçbir şey göremediklerinde hepsinin gözleri bartuya döndü.
Yakalanmamamız gerekiyordu ve bunun için her şeyi yapıyorduk.
Bartu'yu çok hafife aldığımızı daha yeni fark ediyordum ve geç kalmıştım çoktan bizim burada olduğumuz anlamıştı planları olduğu her halinden belliydi.
Bu görevi hemen bitirip gitmek istiyorduk ama hem bizi çok zorlayacak ve hem de uzun bir süre burada kalacaktık bunun farkındaydım.
Evet, hemen bitirip gitmek istiyordum ama kazanıp da gitmek istiyordum ilk görevimde kazanmak istiyorum ve bunun için gerekirse burada uzun kalıp hislerimin işimin önüne geçmesine izin vermeden bu görevi kazanıp gitmek istiyordum.
Hiç kimse bir şey söylemeden bartu'ya bakıyordu.
Bugün de hiçbir bilgi öğrenememiştik ve bir süre belki de öğrenemeyecektik.
Ama eninde sonunda bir şey öğrenecektik bunu ne kadar inanmak istesem de içinde kötü bir his vardı. Bu olacakların hissiydi ama bunu henüz bilmiyordum...
***
Hepsi çadırlarına göre döndükten sonra biz de kendi çadırlarımıza dönmüştük.
Günün geri kalanını çadırlarımız da geçirmiştik.
Yarın neler olacağını düşünmekten uyuyamıyordum.
Yarının da bugün gibi olmasını istemiyorum artık bir şeyler öğrenmek istiyordum. Düşüncelere dalarken en sonunda derin bir uykuya daldım.
Bakalım yarın neler olacaktı...
**
Yeni bölüm geldii!
İnşallah beğenmişsinizdir...
Yorumlarınızı bekliyorum.. acaba sizi yeni bölümde neler bekliyor haftaya bugün tekrar görüşmek üzere...
İyi okumalar ballarımm.
Öpüyorumm
