6. bölüm / 8
KORKUNUN ÖTESİBölüm altı: büyük plan
Bölümler 8Şu an: Bölüm altı: büyük plan
- 1 Bölüm bir: mezuniyet töreni322 kelime
- 2 Bölüm iki: Gizlilik Birliği takımı610 kelime
- 3 Bölüm üç:karanlık hücre takımı510 kelime
- 4 Bölüm dört: Her şeyin başlangıcı1.321 kelime
- 5 Bölüm beş: Masum korku1.429 kelime
- 6 Bölüm altı: büyük plan719 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm yedi: yangın2.511 kelime
- 8 Bölüm sekiz: sahte tanışma1.288 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah kalktığımda herkes derin bir uykudaydı, etraf hem çok sessiz hem de çok ıssızdı.
Plan yapmaya çalışıyordum ama dikkatimi sürekli dağılıyordu.
Planımız zaten belliydi ama bu şekilde ilerlersek kazanamayacağımızı çok iyi biliyordum o yüzden plan yapmaya çalışıyordum.
Karanlık hücre takımı beklediğinden daha dikkatlilerdi.
Yakalanmamızdan çok korkuyordum.
Planım şu yöndendi onların bir şey söyleyecekleri yoktu bu yüzden çadırlarının içlerine ses kayıt cihazı yerleştirecektik ve asıl zorluk burada başlıyordu.
Onları çadırlarından bir süre uzak tutmamız lazımdı işte ben de bunu düşünüyordum, çadırdan ayrılmaları çok zordu çünkü her an tetiklilerdi ve bu süreçte çadırlarından hiç çıkmıyorlardı.
Burada ben işe yarayacaktım çünkü takımda en iyi oyalayan kişi bendim. Bartu dışında diğerleri kolaydı çünkü onlar da bartu'yu dinliyor O ne derse onu yapıyorlardı.
Onu oyalamam lazımdı ama ben gözükmek istemiyordum Bartu öyle biriydi ki o yeşil gözlerinden hiçbir şey kaçmıyordu her an her şeyden işkillenebilirdi.
Ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Ben düşüncelere dalarken çadırların orada bir hareketlilik hissettim oraya baktığımda Doruk çadırından çıkıyordu.
Tam yanıma gelirken arkasındaki hayal ve heleni de fark ettim.
Doruk, üstüne koyu kahve bir eşofman takımı giymişti.
Hayal de lacivert etekli bir takım giymişti.
Helen ise simsiyah saçları, siyah sweatshirt, etek bir de siyah botları ile neredeyse siyaha bürünmüştü.
Ben de onunla tam anlamıyla uyum içerisindeydim üstüme, simsiyah sıfır kollu, boğazlı bir elbise giymiştim dizlerimin biraz üstünde bitiyordu.
Ayaklarımı ise siyah kısa topuklu bir bot giymiştim.
"Günaydın" dedim yanıma geldiklerinde.
Hepsi teker teker günaydın dedi.
Hepsinin yüzünde kendinden emin bir ifade vardı.
İlk başta bu ifadeyi anlamlandıramadım ama sonra bunu aslında ses kayıt cihazlarını yerleştireceğimizi ve bir şeyler öğrenebileceğimizi düşündükleri için olduğunu anladım.
Bir umut vardı belki ama benim içimde hala kötü bir his vardı bu yanıltıcı ve geçici bir his olabilirdi ama ben hissediyordum kötü bir şeyler olacaktı...
Kahvaltı ederken sanki sofrada ölüm sessizliği vardı.
Kahvaltımız bittiğinde onlar ayaklanacakken, "bekleyin bir" dedim.
Hepsinin aynı anda kaşları çatıldı ve yerlerinde beklediler.
Sorgularcasına bana bakıyorlardı.
"Ses kayıt cihazlarını nasıl yerleştireceğimizi konuşacağız" sorgular ifadeleri yok oldu.
"Karanlık hücre takımı çadırlarının içinde olursa işimiz daha da zorlaşır. Bizim için en iyisi kendi kamp alanlarından da olmaması ama bu çok zor çünkü kamp alanlarından hiç ayrılmıyorlar size de dün bu yüzden yarın gitmeyeceğimizi söyledim Bizim burada olduğumuzu belli ki anlamışlar" diye devam ettim.
Dün çadırlarımıza geri döndüğümüzde onlara bugün ses kayıt cihazlarını yerleştirmeyeceğinizi söylemiştim çünkü bizim burada olduğumuzu anlamışlardı.
Onlar çok dikkatli olabilirdi ama biz de en az onlar kadar dikkatliydik.
"Emin misin?"
Helen'in sorusu ile beraber düşüncelerimin içerisinden çıktım.
İlk soruyu idrak edemedim ama sonra ne demek istediğini anladım bizim burada olduğumuzu anladıklarını düşünmüyordu.
"Aslında ben de başta Emin değildim ama bir düşünün gayenin dedikleri, bartunun şüpheli halleri, hepsi bize aynı sonuca ulaştırıyor'
Onlar bunu biliyorlardı ama karanlık hücrenin bizi fark edebileceğini kendilerince inanmak istemiyorlardı.
"Neyse biz asıl konumuza dönelim. Evet, ses kayıt cihazını nasıl yerleştireceğiz Fikri olan var mı?"
Aslında genelde ben söylerdim onlar yapardı ama bu konuda benim fikrim yoktu ki galiba onlar da benim gibiydi. Yüzlerinde belirsiz bir ifade vardı.
Ama hayal konuyu ele aldı demek ki aklında bir şeyler vardı.
"Aslında ben onları oyalayabilirim" dedi.
"Hayal senin böyle yeteneklerin var mıydı ya?" Diye sordum.
Şimdi dalganın zamanı mı der gibi baktı.
"Pekala yapabilir misin gerçekten?" Diye sordum.
"Yapmaya çalışırım"
"Tamam deneyelim o zaman ama sen tek 4 kişiyi oyalayamazsın bu yüzden Doruk ve helalsiz ses kayıt cihazını yerleştireceksiniz biz de hayal ile onları oyalayacağız"
Anlaşıldı mı? Der gibi baktım hepsi onayladı.
Bakalım başarabilecek miydik?
Sessizliğimiz vazgeçtiğimizden değil kontrolü elimize aldığımız içindi...
Şimdi bu görevde galibiyeti almak için elimizden geleni yapacaktık.
Elimizden ne geliyorsa, fazlasıyla...
Korkuyorduk hem de çok ama kazanmadan da gitmeyecektik.
Takıma sessizlik çökmüştü hepimizin aklında korkularımız vardı.
İnsan en çok sustuğu yerde kaybolurmuş bunu yeni anlıyordum.
En çok da kalbim öne geçerse, emeğim arkada kalacak diye tedirgindim.
Aşk en güzel duygu olabilirdi ama ben kendim ve geleceğim için işimi seçmek zorundaydım belki daha bir şey olmamıştı ama korkuyordum, çok korkuyordum ben duygularımdan, kalbimden korkuyordum.
Ben hislerimden korkuyordum ben kendimden korkuyordum ve bu çok kötü bir şeydi kendimden korkmak...
Hepimiz iç seslerimizle boğuşurken arkadan İnce Bir ses duyduk arkaya döndüğümde,
Hayır
Bu olamazdı bu kesinlikle olamazdı...
***
Yeni bölüm sizlerle....
Bu bölüm çok uzun olmadı ama diğer ki bölümü çok uzun yapacağım merak etmeyin.
Diğer bölüm biraz üzücü olacak ama haberiniz olsun.
Her neyse iyi okumalar dilerim ballarımm😊🥹😚
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere...
Sizleri seviyorummmmm
Bölüm etkileşimi
