4. bölüm / 8
Kore'de bir Türk gülüBÖLÜM 4: Türk Esintisi Moda Akımı
Bölümler 8Şu an: BÖLÜM 4: Türk Esintisi Moda Akımı
- 1 1 bölüm:Seul'e hoş geldin Mina573 kelime
- 2 2 bölüm:Aynı Sınıf Aynı Bela484 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Kantinde Türk Böreği Krizi483 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Türk Esintisi Moda Akımı362 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 BÖLÜM 5: Sır Perdesi Aralanıyor336 kelime
- 6 6. Bölüm: Kütüphanede Gece Yarısı370 kelime
- 7 BÖLÜM 7: Veliahtın Menemen Sınavı374 kelime
- 8 BÖLÜM 8: Geçmişin Ayak Sesleri356 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kantindeki börek zaferimin ardından, okuldaki popülerliğim hiç tahmin etmediğim bir yöne doğru kaymaya başlamıştı. Artık koridorda yürürken insanlar bana uzaylı görmüş gibi değil, "Acaba bugün çantasından ne çıkaracak?" merakıyla bakıyorlardı. Ama asıl bomba, salı sabahı beden eğitimi dersinden önce soyunma odasında patladı.
Ben aynamın karşısında başörtümü düzeltirken, bizim beşlinin neşeli kızı Choi Min-seo yanıma adeta bir kedi gibi sokuldu. Gözleri, Rize'deki neneceğimin üzerine el emeği göz nuru papatyalar işlediği ipek başörtümdeydi. "Mina-ya!" diye cıbıldadı, ellerini heyecanla birleştirerek. "Bu başındaki şey inanılmaz güzel! Renkleri, o üzerindeki küçük çiçek nakışları... Bunu nereden aldın? Paris Moda Haftası'nda bile böyle otantik bir parça görmedim!"
"Nenemin el emeği göz nuru Min-seo-ya," dedim gururla gülüseyerek. "Karadeniz'in dağ esintisidir bu, öyle Paris'te falan bulamazsın."
"Lütfen bana bunu nasıl bağladığını öğret!" diye yalvardı Min-seo. "Hatta dur, benim saçlarıma da aksesuar olarak bağlayalım! Lütfen, lütfen!" Onu kıramadım. Çantamdan yedek olarak taşıdığım, kenarları ince oya detaylı mavi ipek eşarbımı çıkardım. Min-seo'nun arkadan topladığı saçlarına onu şık bir bandana tarzında bağladım ve önüne tatlı bir fiyonk kondurdum. Min-seo aynaya baktığı an çığlık attı: "Aman Tanrım! Bu çok şık! Geleneksel ve modern bir arada!"
Min-seo o gün okul koridorlarında saçında Türk oyası ipek bandanasıyla fırtına gibi esti. O kadar beğenildi ki, öğleden sonra okul forumunda **#TurkishElegance** etiketiyle bir başlık açıldı. Kızlar sırayla yanıma gelip "Mina, bana da bağlar mısın?", "Bana da o kumaştan satar mısın?" demeye başladılar. Bir anda okulun resmi olmayan stil danışmanı olmuştum!
Tabii ki bu durum, Shinsehae Koleji'nin tek stil ikonu olduğunu iddia eden Han Chae-won'un hiç hoşuna gitmedi. Koridorda karşılaştığımızda kollarını kavuşturup saçındaki ipek bandanayı sallayan Min-seo'ya ve bana dik dik baktı. "Bu çok rüküş," dedi burnunu havaya kaldırarak. "Okul üniformasının asaletini bozuyorsunuz. Ucuz sokak modası!"
"Ucuz değil Chae-won, el emeği," dedim sakin bir sesle ama gözlerimin içi gülüyordu. "Hem istersen sana da yakışacak kırmızı bir tane var, yüzünün rengini açar, o soğuk bakışlarına biraz sıcaklık katar."
Seo-jun arkadan geçiyordu, konuşmayı duyunca yine o meşhur kahkahasını patlattı: "Duyduk duymadık demeyin! Shinsehae Kraliçesi Chae-won'a stil dersi verildi!" Do-yun ise her zamanki gibi sessizdi ama yanımızdan geçerken Chae-won'un sinirden kızarmış yüzüne ve benim elimdeki renkli eşarplara bakıp, dudaklarının kenarıyla çok hafifçe gülümsediğini kendi gözlerimle gördüm. Yoksa o buzlar yavaş yavaş eriyor muydu?
Bölüm etkileşimi
