Kor Ve Kül kitap kapağı

3. bölüm / 3

Kor Ve Kül

Eşik

Vaveyla Yazarı: iz .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Eşik

“Sende gürültüden hoşlanmıyorsun sanırım?” Ardımdakinin kuzeninim olduğunu sandığımdüşüncelerim beni yanılttığında, “Tercihim değildir.” Dedim mutfaktan içeri girerken,mutfakları severdim loş ışığını, yemek kokusunu ve masalarda oturmayı ama yasaktı. 8yaşındayken mutfağa girerek gizlice bir paket cips yediğimde , annemin bir davetteolduğundan beni yakalayamayacağını düşünmüştüm onun bir dakika sonra beniyakalayacağından habersizdim oysa ki, beni cips yerken gördüğünde sanki kalp krizigeçiriyormuş gibi bağırmıştı, çığlığını hala duyabiliyordum zihnimde . daha sonra kolumdansürükleyerek beni mutfaktan çıkarmış sonraki bir hafta boyunca hazırlattığı çorbalar dışındahiçbir şey yiyip içmeme müsaade etmemiş, beni her sabah koşu ve egzersizlere götürecekbir kadınla anlaşmıştı. Normal şartlarda evde bulunması imkansız olan cips paketini,yanımızda çalışanlardan biri eve sokmuştu , aslında kendisi için sokmuş olsa da, annembunun kabul edilemez bir şey olduğunu söyleyip kadını kovmuştu. Kadın kovulduktan sonraçok vicdan azabı çekmiştim, ve zaten annem yasakladığı için bir daha giremeyeceğimibildiğim mutfağa kendim de hiç girmek istememiştim. Kendi evimin mutfağına en son 8yaşındayken girmiştim.Sandalyelerden birini geriye çekip oturduğumda arkamdan gelen Asil de buzdolabınayönelmiş ve az önce yerleştirdiği paketleri çıkarmaya başlamıştı. Ada tezgaha etleri vesebzeleri paketleriyle koyup buzdolabının yanındaki dolabı araladığında birkaç saniyebakındıktan sonra kapağı kapattı ve onun yanındaki dolabı araladı, istediğini bulamamışolacak ki yeniden dolabı kapattığında ne aradığını tahmin etsem de yardım istemediğindenses çıkarmamıştım. Elimdeki telefon titremeye başladığında ekranda gördüğüm isimlegözlerim istem dışı devrildi. Aramayı sessize aldığımda telefonumun rahatsız etme modunuaçtım ve sosyal medyaya girdim, Asudenin on yedi dakika önce attığı gönderiyi kaydırmayabaşladığımda 3. Fotoğrafta kendimi gördüm elimde bir şampanya vardı, birkaç saniyeöncesinde patlatıldığından dışarı fışkırıyordu bende kendimden uzaklaştırmak adına sağtarafa çevirmiştim o tarafta oturanlardan birkaçı kahkaha atıyor yüzleri silik gözüken Yeşim veDerya ise kaçmaya yeltenmişlerdi. Yeşim ve Derya’dan hoşlanmazdım ve bunu da hiçbirzaman gizlememiştim, yani şampanyayı o tarafa çevirmem bir tesadüf değildi. Bu anıyakalayan arkadaşım Asude ise yaptığımdan hoşlanmış olmalı ki bu fotoğrafı sosyalmedyasında paylaşmıştı, Asude annesiyle karşılaşmamızın ardından annesinin de söylediğigibi bize uğramak istemişti ama ben evde olmadığım yalanını söylemiştim beni gerçektensevdiği söylenemezdi, benimde onu ama en yakın arkadaşımdı. Gönderisini beğenip,yorumlara şampanya emojisi gönderdim ve sayfayı güncelledim. “Kaselerin yerini biliyormusun?” Asil’in sesiyle elime yasladığım kafamı kaldırdım ve olumlu anlamda salladım, onaoturduğum yerin altını işaret ettiğimde kaşları çatıldı, “Kim ada tezgahın altına dolap yaptırıporayı kullanır ya.” Dedi sinirli bir sesle karşımdaki sandalyeleri geri çektiğinde yere eğilmişti,görüş açımdan çıktığında “Doğu.” Dedim. Elinde birkaç kaseyle ayağa kalktığında kaselerisırayla yan yana dizdi ve yıkadığı sebzeleri içlere doldurmaya başladı. Ellerimi yaslayıp onuizlemeye başladığımda, etrafına bakınmaya başladı, sebzeleri kaplara yerleştirmiş, etpaketlerini açmaya başlamıştı, ayağa kalktım ve onun arkasında kalan dolabın alt rafındakibüyük boy kesme tahtasını önüne bırakmak için yanına yürüdüm, tahtayı önüne koyduğumdadiğer tarafa dönük olan kafası ilk olarak önüne sonra bana döndü, bir saniyeliğine kafamıkaldırdım, ışık loş olduğundan rengini anlayamadığım gözlerine bir saniye kadar baktığımdaonun da gözleri doğrudan yeşillerime bakıyordu. İçeriden gelen yüksek sesli müzik bu anıbozduğunda aramıza mesafe koyarak yan tarafa geçtim. “Teşekkür ederim.” Dedi halabakışları bendeyken “Rica ederim,” tezgahın uç kısmına kollarımı yasladım biraz eğilerek“ihtiyaçlarını söyle ben getireyim.” Dediğimde kafasını salladı ve etleri kesme tahtasınayerleştirip önündeki büyük bıçakla kesmeye başladı, “Ayakta kalmana gerek yok toplucaisterim birazdan.” Dedi başını işinden kaldırmadan, “Tüm gün oturdum zaten, iyi böyle.”Dedim bir şey söylemediğinde onu izlemeye devam ettim. Önüne eğildiğinden saçlarınınbirkaç tutamı önüne düşmüştü, siyah saçlarına tezat bembeyaz teni ve renkli dudakları güzelbir bütün oluşturuyordu, keskin yüz hatları ve hangi renk olduğunu anlayamadığım gözlerionu yakışıklı kılıyordu. Yüzüyle tamamen uyumlu vücudu ise yapılıydı, uzun boyunu güzeldoldurmuş geniş omuzları ve kolları kaslı görünüyordu. Siyah tişörtünün açıkta bıraktığıkısımlardan sızan boynundan ve sol kolunun alt kısmına kadar olan yolda bir dövmesi vardı.Ama tişörtün kapattığı kısımlardan dolayı ne olduğu belli olmuyordu.“Çok beğendiysen, al beni.” Dedi kafasını kaldırmadan, kaşlarım havalandı alayla “Çok istekligörünüyorsun.” Dedim bakışları beni bulduğunda gülümsedi ufakça, “Şarkı açıp, banabaharatları vermek ister misin?” dediğinde doğruldum ve baharatların olduğu dolabı açtım,hepsinin aynı yerde olduğu bir baharatlık gördüğümde aldım ve önüne bıraktım. “Şarkı mıistemiştin birde?” kafasını aşağı yukarı salladı, mutfağın çıkışına doğru ilerledim ve sürgülükapıyı kapattım kendime çekerek bakışları beni izlerken “İçerdeki müzikle karışacaktı.”Dedim karşısına otururken telefonumu açıp ilk olarak bir saniyeliğine rahatsız etmedençıkardığımda ekrana 9 cevapsız çağrı düşmüştü. Biri Asudeden kalanlar ise aynı kişidendi.Asude’ye onu daha sonra arayacağıma dair bir mesaj atıp uygulamadan çıktım ve müzikuygulamasına girdim. “Ne dinlersin?” dedim kafamı ekrandan kaldırmadan, “Senin dedinleyebileceğin şeyler değil, sen aç kafana göre.” Dedi. Ne tarz dinlediğimi nerden bildiğinidüşünmedim çünkü bilmiyordu. “Söyle.” Dedim yeniden, merak ediyordum şu benimdinlemeyeceğim tarzda müzikleri. Fırın tepsisini çıkartıp üzerine etleri yerleştirmeyebaşladığında gözüm tepsiye değdi, 5 et vardı tepside, bir tanesi fazlaydı. “Bahar sensiz.”Dedi yeniden fırına adımlarken, söylediği şarkıyı aratmama gerek yoktu, kendi oluşturduğumlisteden şarkıyı açtığımda benim hakkımda yanılmasına şaşırmamıştım. Dışarıya böyle birizlenim vermediğimi biliyordum, istemiyordum da zaten bilinmeyi. Kısık sesle ıslık çalar gibişarkıya eşlik etmeye başladığında şarkının en sevdiğim kısmı gelmişti.Alagözlü yarım,Mənimki sən bildim.Sənin eşqindən,Ağladım güldüm.Telefonum, yeniden titremeye başladığında derin bir soluk verdim. Müzik kapanmıştı,yeniden sesi kapattığımda, kafamı kaldırdığımda Asil’in gözlerinin de telefonekranında olduğunu gördüm, telefonu bu kez ters çevirip tezgaha bıraktığımdagözleri yüzüme tırmandı. “Israrcı biri sanırım.” Dedi kaşlarım çatıldığında diğeraramaları nasıl gördüğünü düşünüyordum, ne düşündüğümü anlamış olacak ki işaretparmağıyla arkamı işaret etti doğradığı havuçlara ara verip, “Arkandaki cam tümekranını gösteriyor.” Dediğinde “ Ve sende ekranımı izliyorsun.” Dedim ses tonumudeğiştirerek. Omuzlarını kaldırıp indirdi, “Bakmıyorum ,istemsizce görmüş oluyorum.”Dedi rahat bir şekilde. Göz devirdiğimde gözlerimi işaret ettim “Bunu da gördün mü?”dedim yeniden kafamı ellerime yaslarken, kaşlarını yukarı kaldırıp “cık” diye bir sesçıkardı. “Doğuyla nerden tanışıyorsunuz?” doğradığı havuçlardan birini ağzına atıpufak bir parçasını da bana uzattığında, elinden almak için ellerimi uzattım elimebıraktığı havucu ağzıma atıp çiğnerken o benim soruma cevap veriyordu, “ BenTürkiye’de kazandığım okulun ilk iki yılını Londra da okumaya karar verdiğimdetanıştık, kuzeninde Düşünüyormuş okulda duymuş benim gittiğimi, yazdı işte banageldi evimde kaldı okul ve kampüs ortamına bakabilmek için falan derken.” Kaşlarımıbu kez havalandıran şey şaşkınlıktı. “Sen bizim okulda mısın?” diye sordumsesimdeki şaşkınlığı gizlemeden Doğu son sınıftı, ben bu yıl 2. Sınıf olmuştum. Yanio da mı son sınıftı? Okul içinde onu görmem gerekirdi ama. “Evet.” Dedi “Seni nasılhiç görmedim? Sende mi son sınıfsın?” sesimi daha kontrollü tutarak sormuştum bukez Bakışları kesme tahtasından yüzüme tırmandı “Bilmem, ben seni gördüm.” Dedibakışlarını çekmeden sonra daha kısık bir sesle “Çok kez.” Diye ekledi. DoğuLondra’ya gitmemişti, bu yüzden okula girdiğim ilk andan itibaren hep onunlatakılırdım, Asudeyle olmadığım zamanlar haricinde , o an Doğu ve yanındaarkadaşlarının olduğu her anı gözümün önünden geçirdim, yine de Asil’e dair bir izbulamadım hatıralarımda. Hala gözlerimde olan gözleri, beni içine çeker gibiolduğunda, Aniden açılan kapı , bakışmamızı böldü. Hande içeri girdiğinde kapıgirişinde olan fırın’a ilerledi ilk olarak kapağı aralayıp “Off, mis gibi kokuyor.” Dediiştahlı iştahlı daha sonra gözleri bizi bulduğunda daha doğrusu beni “Ya Âlâ sendenbir şey isteyecektim.” Dedi Asil’in yanına adımlarken bakışlarım ona yettiğinde “Benyanıma gece uyurken giyebileceğim bir şeyler almayı atlamışımda, rica etsemsenden ödünç alabilir miyim?, eski bir tişört şort da olur.” Diye sordu. Bunugaripsemiştim, çünkü arkadaşlarım hiçbir zaman benim kıyafetlerimi giymezlerdi,etiketli olduğu ihtimalde bile bu çok zorken birde eski bir tişört ve şort olasılığınıdüşündüm, imkansızdı. Hem onlar hem de ben bunu asla istemezdik. Onubeklettiğimi fark ettiğimde düşüncelerimden sıyrıldım ve oturduğum yerden kalktım.“Tabii ki, hadi gel.” Dedim mutfağın dışına adımlarken, sol tarafta kalanmerdivenlerden çıkmaya başladığımda adım seslerinden Hande’nin de arkamdaolduğunu duyabiliyordum.Solda kalan odamın kapısını araladığımda ışık paneline uzandım ve ışığı açtımHande de arkamdan geldiğinde dudakları bir ‘o’ işaretini almıştı.“Burası sana mı ait?” diye sordu kapıyı kapatırken, dolabın kapağını aralayıpgeceliklerin olduğu kısma bakarken “Evet.” Dedim “iki renk söylesene.” Dedim onadoğru “Hımmm,” düşündüğünü belli eden sesine döndüğümde işaret parmağınıdudaklarının üzerine çıkarmış düşünüyor gibi yapıyordu. “Yeşil vveeeee,” ikincikararını ona bırakmadan paketli olan pijama setlerinden bir yeşil birde mavi seçipçıkarttım.” Hiç giyilmemiş henüz etiketli pijamaları gördüğünde “Ya hayır, gerek yokbasit bir şeyler ver.” Dedi, elimdekileri tekrar önünde salladım ve “Al hadi, dolapbunlarla dolu ve giyilmiyor bile.” Dedim dolap kapağının önünden çekilirken “Yuh.”Dedi karşılaştığı manzaraya bakıp, “Kızım ne bu? Barbie’nin dolabı mı bu?” diyesorduğunda güldüm.“Banyoyu kullanabilir miyim?” dedi, mavi paketi eline aldığında “Şimdi migiyeceksin?” dedim şaşkınlıkla daha akşam yemeği bile yenmemişti. Kafasını salladı“Daraldım,” üzerindeki eşofman takımına baktım bol ve rahat görünüyorlardı. “Senneden değişmiyorsun? O tayt ne kadar sıkıdır tahmin edebiliyorum.” Dediğindeaynadaki yansımama baktım sabah giydiğim kırmızı takım hala üstümdeydi.Normalde bunlarla bile dolaşmam spor aktiviteleri dışında yasakken akşamyemeğinden önce pijama giymek çok absürt gelmişti. “Sadece uyurken giyiyorum.”Dedim elindeki pijamalara bakarak “Ay imkansız, eve girdiğim anda pijamalarımıgiymezsem yaşayamam.” Dedi Hande “Hadi giy sende, zaten film izleyeceğizyemekten hemen sonra.” Bir saniye düşündüğümde, içim daralmıştı ama sonraannemin burada olmadığını hatırlamak bir acaba hissi yarattı içimde, Hande beniellerimden çekerek dolabın önüne kadar çektiğinde, hala açık dolabın içine eğildipaketlerde parmaklarını gezdirirken bir mavi paket çıkardı, paketi bana uzatırken“tenine çok yakışır bu renk.” Dedi. Aynı şeyi benimde onun için düşünmüş olmambeni gülümsettiğinde “Sen banyoya geç. Ben burada giyinirim.” Dedim, o yatağabıraktığı paketi geri alıp banyoya geçtiğinde yavaşça çıkarmaya başladığım taytımıannemin bu kadar süre üzerimde olduğunu görse ne diyeceğini düşündüm, sonrabirde odama çekilmeden önce arkadaşlarımın önüne pijamayla ineceğimi görse diyedüşündüm, kesinlikle çıldırırdı ve bana ağır bir bedel ödetirdi.Paketinden çıkardığım şortu giydiğimde, sporcu sütyenimi de tenimden ayırdım vedüğmeli saten üstü giyip düğmeleri iliklemeye başladım, sütyenin askılarının sıktığıyerler büyük bir rahatlamaya kavuştuğunda aynadan kendimi izliyordum. Handebanyodan “Giyindin mi?” diye seslendiğinde “Evet.” Diye cevapladım onu kapıyı açıpçıktığında üzerimizdeki takımların aynı olduğunu fark ettim, yalnızca onun ki dahaaçık maviyken benimki lacivertti. Hande bana baktığında “AYYYYY.” Diye bağırdıellerini çırparak, çok enerjik ve güzel bir kızdı, insana sıcak hissettiriyordu ve bugaripti çünkü ben böyle hissetmiyordum kimseye karşı. “İkiz olduk.” Dedi yanımakoşup aynadan bize bakarken. Elindeki telefonunun kamerasını açıp “Hadi fotoğrafçekilelim.” Aynadan ikimizi de kadraja alacak şekilde poz verdiğinde ayak uydurmayakarar verdim ve ona doğru aynaya yan kalacak Şekilde dönüp öpücük atar gibiyaptım, daha sonra saçlarımı toplar gibi ellerimi havaya kaldırdığımda bunun gibisaçma birkaç poz daha verdik ve odadan ayrıldık. Hande iyi bir kızdı.Aşağı indiğimizde, Doğu elindeki poşetlerle içeri giriyordu, marketler aşağı yoldakaldığından gelmesi uzun sürmüştü. Hande onun elindeki şarap poşetine koşarkenben telefonumu almak adına mutfağa girdim onları yalnız bırakarak, mutfak boştu.Fırında pişen yemeğin kokusu yayılmıştı, birkaç tabak ve bardak ada tezgahınüzerine yerleştirilmiş taşınmak için tepsilere yerleştirilmişti. Telefonumu tezgahtan alıpoturma odasına gitmek üzere dönmüştüm ki ekranda üç cevapsız çağrı gördüğümdesinirim artık tepeme çıkmıştı.Arayanın üstüne tıklayıp arama başlattığımda ikinci çalışta açtı karşıdaki, “Ne var?Arama beni demedim mi ben sana?” sinirim sesime yansıyordu, “Âlâ, konuşmalıyız.”Dedi. “Konuşacak bir şey yok Yağız. Beni aramayı ve arkadaşlarıma sormayı kes.Yoksa yemin ederim seninle uğraşırım.” Birkaç saniye boyunca ses gelmedi ardından“Âlâ bak, benim amacım o değ-“ camdan baktığım gökyüzüne bir şimşek çaktığında,o an gözümün önüne geldi. “ Yağız, beni bir daha arar ya da karşıma çıkacakolursan, seni mahvedeceğim.” Dedim telefonu suratına kapatmadan hemen önce.Kapalı mutfağın ışıkları aniden yandığında “Kimdi o?” diye sordu Doğu, “Asude.”Dedim hızla Doğu yüzüme birkaç saniye baktığında inanmadığını biliyordum, yalansöyleyemediğim tek insandı. Adımlarım direkt mutfağın çıkışına yöneldiğinde banaseslense de dönüp bakmadım ve oturma odasına geçtim, Ozan telefonundan oyunoynuyordu, oyunun sesi tüm salonda yankılanıyordu. Hande koltuk yerine yerdeoturuyor, karşısındaki televizyondan izleyecek bir şeyler arıyordu, Asil ise ikisindenuzak bir köşesine oturmuştu koltuğun, adımlarım onun yanında doğru ilerlediğindediğer köşeye geçmememin sebebi Ozanın bir bacağını uzatmış olmasıydı. Asil’inyanına geçtiğimde Hande bir saniyeliğine bize doğru baktı ama sonra hemen önünedöndü, “Yakışmış.” Dedi Asil sol tarafımda kafasını koltuğun arkasına yaslayıp onadöndüğümde yakın olan gözleri tüm yüzümü taradı bir saniyeliğine “Pijama mı?”dedim gözlerine bakarak, beyaz ışık kısık olsa da anlamıştım ki, gözleri ela’ydı.Dilini damağına çarptı, ve sonra dudaklarını ıslattı, gözlerim istemsizce dudaklarınakaydığında gözlerine geri çıkması bir saniyeden uzun sürmüştü, bunubaşarabildiğimde ise “Lacivert.” Dedi gözlerimin içine bakarak.Onu cevapsız bıraktım ve önüme döndüm, o ise hiç hareket etmeden hala banabakıyordu. Bunu biliyordum çünkü hissedebiliyordum. Ani hareketimle döndüğümde,hande bizde olan bakışlarını hızlıca önüne çevirdi. Önüme dönmemi beklemiyorgibiydi. Birkaç dakikanın ardından gözlerim uyku ister gibi kapandığında vücudummayışmıştı, Asilden biraz uzaklaşıp kafamın altına bir yastık çektiğimde bacaklarımıkendime çektim ve gözlerimi kapattım, birazdan yemek yenecekti ve bu hemgözlerim hem de benim için iyi bir kaçış yoluydu.***Hissettiğim hareketlilikle gözlerimi araladığımda yukarıdan bana bakan Ozanla gözgöze geldim, henüz elinden bırakmadığı battaniyeyi üstüme örtüyordu. “Uyandırdımmı?” diye sordu kısık sesle, ellerimden birini saçlarımın arasına geçirdiğimde hayıranlamında kafamı salladım “Uyku ve uyanıklık arasındaydım zaten.” Dedim hafifçedoğrularak, arkamda kalan yemek masasına doğru kafamı çevirdiğimde “Mutfaktaatıştırmalıkları hazırlıyorlar.” Dedi neden bakındığımı anladığında “işlerden kaçmaktaustasın.” Dedim oturduğum yerde dikleşip bacaklarımı kendime çekerek, üzerimeörttüğü battaniyeyi bacaklarıma örtmüştüm yeniden, koltuğun köşe kısmına sırtınıyaslarken gülümsedi “E tabii bizde biliyoruz bir şeyler.” Dediğinde güldüm.“Öğrenmem gereken şeyler olduğu kesin.” O da dediğime güldüğünde, kapısıolmayan oturma alanının ardına kaydı gözlerim, Hande elinde kadehlerle oturmaodasına girdiğinde yüzünde silik bir tebessüm vardı, onu izlediğimizi fark ettiğindekafasını kaldırdı ilk bana sonra da ozana bir bakış attı, ozanla bakışmaları uzunsürdüğünde kafasını iki yana sallayıp “Hayırdır?” dedi ,aynı zamanda eğilmiş ortasehpanın üstüne herkesin önüne denk gelecek şekilde yerleştiriyordu kadehleri.“İyice sıyırdın ya kafayı hani ona bakıyorum.” Dedi Ozan Hande onun bacaklarınavurup bacaklarını toplamasını sağladığında oturdu, ikisinin itişip kakışmaları eğlenceliama çok gürültülü oluyordu. “Doğu nerede?” dedim Hande’ye bakarak arkasını işaretetti “Peynir tabağı hazırlıyor ve biraz sinirli.” Dedi alt dudağını aşağı sarkıtarak,kaşlarım çatıldığında “Sebep?” dedim. Doğu eğlenceli biriydi, hele ki yalnızkaldığımızda fark ettiğim üzere arkadaşlarının yanında hiçbir zaman yüzde yüz rahatdavranmıyordu ama sinirlenmezdi de, Hande “Bilmiyorum ki.” Dediğinde Ozan da“Yemekten beri pek konuşmuyor.” Dedi. Üzerimdeki örtüyü koltuğa bırakıpkalktığımda “Bakayım bir.” Dedim oturma alanının arkasında kalan iki basamağıçıkarken. Aklıma gelen pek bir şey yoktu, sadece ona yalan söylediğim içinolmamasını diliyordum sinirinin. Mutfak kapısının önüne geldiğimde içerden gelenkonuşma sesleri ilgimi çektiğinden içeri adımlamadan önce kendimi durdurdum.“Abicim, salak mıyım ben? Anlamıyor muyum bu tavırları.” Dedi Asil. Bir şeylerintezgaha bırakılma seslerinin ardından “Ya yok kardeşim bir şey. Kafam dağıldı öylebir anda.” Dedi Doğu. Bir şey olduğunu anlamam için ses tonu yetmişti, daha fazlabeklemeden mutfağa girdim, Doğu buzdolabından şarapları çıkarıyor Asil tepsiyeyerleştirdiği atıştırmalıkları tezgaha koymuş Doğu’yu izliyordu elleri göğsünde bağlıbir şekilde, ikisinin de bakışları bana döndüğünde “Emin misin? Sesin pek öyleçıkmıyor.” Dedim Doğu’ya bakarak elindekileri bırakıp çekmecelere yöneldiğinde“Sen hiç konuşma, sana sinirim ayrı.” Dedi, ellerimi havaya iki yana açtım yavaşça“Ya ben ne yaptım? Uyuyordum bide.” Dedim salağa yatmak daha cazip geldiğindebir “hıh” sesi çıkardı elindeki tirbuşonla doğrulurken, “Asudeymiş, ne zamandan beriAsudeyi tehdit ediyorsun sen?” sesindeki sinirin dozu arttığında gözlerim Asil’i buldu,bizi dinliyordu ve bunu gizlemek adına hiçbir harekette bulunmuyordu , gözlerimizbirbirini bulduğunda ona mutfağın çıkışını işaret ettim ama o beni takmadantepsilerle oyalanmaya devam etti. “Bunu şuan konuşmak istediğine emin misin?”dedim bu kez bana bakan Doğu’ya, dönüp Asil’e bir bakış attığında geri döndü ve“Evet.” Dedi ama ben yine de açıkça dile getirmek istemediğimden elimdeki telefonunekranını açıp, arama uygulamasına girdim ve ona uzattım, elimden alıp ekrana birkaçsaniye baktı, “Piç kurusu.” Dedi sinirle Doğu olanları bilmiyordu çünkü tepkisindenkorkmuştum. Gözü döndüğünde onu kimse tutamazdı, kim olursa olsun. Ama yine deiletişimde olmak istemediğimi ve Yağızın benimle sürekli iletişime geçmeyeçalıştığından haberdardı. Nedenini yalnızca bir kez sormuştu ve bende onasıkıldığımı ve artık iletişimde olmak istemediğim biri olduğunu söylemiştim, o geceolanlardan habersizdi.“Sinirlenme boşuna diye söylemedim. Zaten kesmişti, babamdan sonra,” birsaniyeliğine nefes almak istediğimde duraksamıştım. Babamdan sonrasıydı artık,babamsızdı artık her şey. Kendime verdiğim bir saniye dolduğunda devam ettim.“başladı yeniden aramaya.”Doğu telefonumu geri uzattığında “O parmaklarını tek tek kıracağım.” Dedi. Ofladım “Sonraneden söylemiyorsun diyorsun Doğu.” Dedim Asil hala bizi dinliyordu ve artık oyalanıyor gibigözükmeye de çalışmıyordu, kalçasını arkasına yaslamış kollarını göğsünde bağlamıştı, alnıkaşlarını çattığından buruşmuştu, yerde olan bakışları benim ona olan bakışımıhissetmişçesine beni bulduğunda bakışını hızla geri çekti. Bu kez benim kaşlarımçatıldığında Doğu’nun sözlerine yeniden döndüm “Eğer burada olduğumuz sürede bir kezdaha ararsa,” baş parmağını tehditkar sekilde üzerime doğru sallayarak “bunu bileceğim. Vebu sefer şehir’e döndüğümüzde tek kıracağım yer parmakları olmayacak.” Tam ağzımıaçacağım anda Asil’in sesiyle ikimizde ona döndük “Neden geri dönmeyi bekliyoruz, gidelimişte.” Dedi çok doğal bir şeyden bahseder gibi, “Ya sen kafayı mı yedin?” sesim yükselmişti“Sakinleştirmeye çalışıyorum burada senin söylediğin şeye bak.” Asil bize doğruadımladığında yanımızda durdu ve “Kimden bahsettiğinizi bilmiyorum, ama” kafasıylatelefonu işaret etti “bu yaptığına taciz denir.” O an midemden gelen kusma isteğini bastırmakneredeyse imkansızdı, yüzümü görmelerini istemediğimden ikisinin arkasına doğruadımladım hızlıca , bir an ne yapacağımı bilemesem de su alır gibi yapmaya karar verdim,ikisinin de bakışlarını hissettiğimden umursamazca omuzlarımı kaldırıp indirdim, midebulantım artık dayanılmaz hale geldiğinde buradan gitmeleri için dua edecektim neredeyse“Bu alışık olduğum bir durum, hallediyorum ayrıca.” Doğu sinirle “Hadi oradan.” Dediğindemutfağın sürgülü kapısı açılmış ve sertçe mekanizmasına çarpmıştı, hâlâ arkam dönükbuzdolabıyla bakışıyorken içimdeki öğürme isteği gitmiyordu, omzumun üstünden yavaşçageriye baktığımda Asil’in gitmediğini gördüm, “Hak etmediğin muamelelere göz yumma.”Dolabı kapatıp ona döndüğümde içimdeki son güçle “Yummuyorum. Hiçte yummadım.”Dedim ela gözleri yeşillerimden uzaklaşmadan önce beni taklit eder gibi sırtını dönüpomzunu silkti, tek farkla mutfaktan çıkmadan önce “ Dolaba tabak bıraktım, sadece et vekereviz var. Kereviz kaloriyi düşürür.” Dedi ve gitti. Zor tuttuğum midem artıkdayanmadığında koşarcasına merdivenlerden çıktım ve odaya girdim. Işıkları açmaya zamanbulamadığımdan banyo kapısını açıp içeri girdiğimde zifiri karanlıktaydım neredeyse, klozetinönüne yere çöktüğümde içimde tutmaya çalıştığım şeyleri çıkardım, ki pek de bir şey yoktuzaten.Soğuk mermere yaslandığımda birkaç dakika beklemek ve düşünmek istiyordum yalnızca,aslında hayır. Düşünmekte istemiyordum. Yalnızca soğuğun bazı izleri silmesini ve yoketmesini istiyordum. Karanlık beni en derinine çekip sarıp sarmaladığında, gözümün önünegelen küçük kızla konuşmak istemiyordum, o da bunu istemiyor olacak ki oturduğu gölge,çimenlik alanda esniyordu.Ellerim kollarıma çıktı, üst kollarım hep üşürdü benim bu yüzden ellerimi hep kollarımısarmak için kullanırdım. Küçük kız kaybolduğunda gözlerimin önüne bu kez çok öncesindendeğil yalnızca birkaç ay öncesinden bir kızın görüntüsü belirdi, aynadan kendine bakıyorgiydiği, siyah elbisesinin vücudunu nasıl gösterdiğini düşünüyordu. Soğuk tenimi yaktığında,kız yok oldu. Karanlığın kaçıncı dakikasındaydım bilmiyordum ama zihnimde bir çift ela gözbelirdiğinde, gözlerimi açıp soğuktan sıyrıldım.On dakika sonra aşağı indiğimde merdivenlerin başında beni gören Hande “Hadi gel, filmibaşlatacağız.” Dedi. Adımlarım salona yöneldiğinde zaten loş yanan ışığı tamamenkapatmışlardı, evin içinde yalnızca merdivenlerin ledleri ve televizyonun yaydığı ışık vardı.Ne izleyeceğimizi sormadım, muhtemelen bir korku filmiydi, çünkü Doğu korku filmleri hariçhiçbir şey izlemezdi. Büyük koltuğun tam televizyonun karşısındaki kısmına sırayla , Doğu,Hande ve Ozan sıralanmışlardı Hande ne kadar korkacağıyla ilgili tahminlerde bulunurken,gözüm diğer tarafta tek başına oturan ve telefonuyla ilgilenen Asil’i buldu, yine onun yanınadoğru adımladığımda başlattıkları filmin jenerik sesi tüm odada yankılanmaya başlamıştı,oturduğumda bakışları anlık bir şekilde beni buldu ve yeniden telefonuna döndü, sağtarafımda kalan ince ama yumuşak örtüyü üzerime aldığımda bacaklarımı yine kendimeçektim ve örtüyü üstüme attım, dışarıda yağmurlu bir hava vardı yaz henüz bitmemesinerağmen bu yüzden hava soğuk olmasa da bana iyi hissettiriyordu kış gelmiş gibi davranmak.Odağımı televizyona çevirmeden önce orta sehpaya benim için bırakılmış kadehe uzandımve minik bir yudum aldım, midem boş olduğundan çok içmek istemiyordum. Televizyonekranında olan bakışlarım her ne kadar odaklanmak istesem bile ara ara Asil’in telefonunakayıyordu, yaptığımı fark ettikten sonra hemen bakışlarımı çeksem bile birkaç saniyeardından yine aynısı oluyordu. Sonunda sessiz çığlıklarımı duymuş olmalı ki telefonu kapatıporta sehpaya eğdi bedenini, telefonu masaya bırakıp kadehini aldığında geri yaslandı vebakışları elimdeki kadehe değdi, yüz ifadesini karanlıktan anlayamasam da kaşlarının çatıkolduğunu seçebilmiştim, yanımdan kalktığında kadehiyle birlikte hiçbir şey söylemedensalondan çıktı bakışlarım yeniden ekrana dönse de düşüncelerim nereye gittiğinisorguluyordu her ne kadar istemesem de.Bakışlarımın boş bir şekilde ekranda olduğu birkaç dakikanın ardından ekrana aniden birkadın yani daha doğrusu, hayalet çıktığında Hande’nin kısık çığlığı ve ağlar ses tonuylaküfretmesi beni güldürmüştü. Eğer odaklanmış olsaydım aynı tepkiyi benimde verecekolduğumu bildiğimdendi biraz da gülüşüm, Hande Doğu’nun kolu ardına sakladığı kafasınıyavaşça geri çıkarmadan önce kısık bir sesle “Gitti mi?” dedi, Doğu yukardan ona eğdiğikafasını yavaşça sallayıp “Gitti.” Dediğinde yüzündeki ifadeden anlayabildiğim kadarıylagülmemek için zor duruyordu. Hande kafasını kaldırdığında en başta oturduğu pozisyonakıyasla Doğu’ya çok daha yakın oturuyordu, ufak bir merakla uzaklaşıp uzaklaşmayacağınıgörmek için izlemeye devam ettim. Uzaklaşmadığında kuzenimle aynı şeyi düşünmüşolmalıyız ki beni bulan bakışları az önceki sinirinden arınmış haldeydi ona tebessümettiğimde ekrana döndü ve Handeye çaktırmadan biraz daha yaklaştı, arkalarından bakan birikesinlikle sarılıyor olduklarını düşünürdü.Tebessümüm silindiğinde, odağını asla bozmayan ozan gibi bende ekrana döndüm. Bu filmserisini biliyordum ve inanılmaz seviyordum, izlediğimiz filmi ise son bölümüydü ve yeniçıkmıştı. Çıktığı ilk gün gece sinemasına bilet almış ve gidebileceğim kimse olmadığındantek başıma gitmiştim, yani filmi bildiğimden çok da etkilenmiyordum sahnelerden çünkü birsonraki adımı her zaman biliyordum.Bir anda bacaklarıma bırakılan ağırlıkla hafif de olsa sıçradığımda gerçekten odaklanabilmişolduğum kesindi. Bakışlarım önüme düştüğünde bir tabakla karşılaşmak ise beklediğim sonşeylerden biriydi, yumuşak çok da büyük olmayan bir et yanında kereviz ve brokoli vardı,tabağın bacağıma verdiği sıcaklıktan ısıtıldığını anlamıştım, bakışlarım bu kez tabağıkucağıma bırakıp yanıma oturan kişiye döndüğünde “Ye.” Diye fısıldadı Asil kimseninduyamayacağı bir ses tonuyla. Sabahtan beri hiçbir şey yemediğimi düşününce etin yarısınıve sebzeleri yiyebileceğimi hesapladım bir saniyeliğine ardından ne söyleyeceğimibilemediğimden ellerim çatal ve bıçağı kavradı kadehi koltuğa sabitlemeye çalıştıktan vebunu başardıktan hemen sonra ağzıma bir parça et attığımda lezzetiyle gözlerim kapanmıştı.Şu çok fazla yemek sığdıramadığım hayatımda yediğim en iyi etti. “Çok iyi olmuş.” DedimAsil’e “Biliyorum. Ye.” Dedi bakışlarını bana çevirmeden.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18