5. bölüm · Kor ve Alev

Süikast

Violeettya 💗

Pekala
Sakinim
2. Kez süikasta uğrayan biri olarak gayet sakinim.

Yanımda bulunan askerlerime baktım ve emirlerimi yağdırmaya başladım
"Arabayı tenha bir yere doğru sürmeye başla burada çatışma çıkarsa siviller yaralanabilir fatih yanında silah olduğunu umaraktan silahını tam zamanlamayla komut verdiğim zaman aracın sol tekerine sıkacaksın aslanım nişancılığın iyi yaparsın."

"Sana gelirsek" diyerek emire döndüm tam kondisyonla arabanın hızını yüksekterek tenha bir yola doğru döndü

"İkinci bir silahın varmı herhangi bir çatışma durumunda mermiler yetersiz kalab-" derken arka camı patlatan şiddetli 3 el silah sesinin gelmesiyle dişlerimi öfkeyle sıktım

"Torpidoda ve yanımda silahım var komutanım ikisinde de 10 ar kurşun olması lazım" der demez torpidoyu açarak silahı aldım belimdeki silahı da çıkararak iki elimide silahlarla kuşattım arabayı incelemeye başladım tavan kısmından açılan camı görür görmez pozisyon değiştirerek camı açtım sol kolumu cama dayayarak fatihe baktım dedigim gibi komutu bekliyordu az önce sıkılan kurşunlar sadece uyarıydı arabanın içinde tahmini 5 kişi vardı kafamla bir işaret göndererek bir anda kendimi yukarı çıkardığım gibi arkadaki siyah mercedesin camını delen kurşunum sürücü piçin tam kafasına isabet etmişti araba hakimiyetini kaybederken fatih yandan çıkarak tam da dediğim gibi sol tekere sıkınca araba tamamen yoldan çıkmıştı kenarda bariyerlerden sürüklenen araç durmuştu.

"Arabayı durdur."

"Komu-"

"Durdur dedim"

Arabayı kenara çekti ikiside arkamdan arabadan indi 1 kişiyi indirmiştik geriye 4 kalmıştı büyük ihtimal şuan beyin sarsıntısı geçirdikleri için ne olduğunu kavramaya çalışıyorlardı arabaya yaklaşarak yolcu koltuğunun kapısını açtım ve önümdeki vasıfsızı yakasından tutarak arabadan çıkarıp bariyerin üstüne doğru fırlattım.
80 kilo civarı bir adamı karpuz fırlatır gibi fırlatmama emir kaşlarını kaldırarak fatih ise ağzını kocaman açarak tepki vermişti diğerlerini de emirin yardımıyla tek tek çıkardıktan sonra hepsini yere yatırdım ve gözümü kestirdiğim bir piçin yüzüne yumruğumu sıkarak sertçe geçirdiğimde burnundan kırıldığına emin olduğum bir ses gelmişti acı içinde inleyerek gözünü açmıştı

"Selam tatlım"diyerek sevimlice göz kırptım
"Tatlı yemek ister misin?"
Ne olduğunu anlamaz bir şekilde baktığında gözlerimi devirerek tekrar konuşmaya başladım
"Ama önce ikramları veriyoruz"

diyerek tekrar yüzüne yumruğumu geçirdiğimde bu sefer ki yumruğum gözünde patlamıştı acı içinde inleyerek eli gözüne gidince ayağımı sertçe elinin bilek kısmına bastırarak elinin bilek kısmından çıtırtı sesi gelene kadar bastırdım en sonunda dudaklarından acı bir haykırış döküldü.
"Nasıl sevdin mi?"
"Kim gönderdi sizi sen hele anlat bakalım?"

"Ka-kadir"

"Tamam 1. Süikastı kim istedi?'

"Kadir"

"Söyle bakalım başka bir vasfı varmıymış bu kadirin?"
"Ya da dur dur yemeğe yetişmem lazım biz en iysi seni bir hediye paketi yapıp askeriyeye yollayalım orada fişini çekelim ne dersin?"
"Ya-yapma"
"Yaptım bile" gözüme kestirdigim iki kişiyi tam alnının çatından vurduktan sonra fatihe dönerek geriye kalan 2 adamı paket yapmaları hakkında kısa bir işaret vererek hemen arkamı dönüp arabaya yürümeye basladım aynı zamanda cebimden telefonumu çıkardım ve deniz teğmeni aramaya basladım genelde bu tür temizlik işleriyle o ilgileniyordu

"Üsteğmenim?"

"Teğmen deniz nasılsın aslanım?"

"İyiyiz komutanım elhamdüllillah siz nasılsınız?"

"İyiyiz bizde bi"arkaya dönerek yola baktım "araç vardı da süikast "
Hattın diğer ucundan derince verdiği nefesi duyabilmiştim "adresi tam bilmiyorum 3 adam olacak orayı bi halledebilir misiniz size zahmet" "emire veriyorum telefonu o söyler sana adresi" tekrar arkama döner dönmez sırtında çuval taşır gibi adam taşıyan emire telefonu uzattım bir omzundaki adamı tek eliyle tutarken diğeriyle telefonu alıp adresi vermeye basladı arabaya yaklaştığımız gibi adamları bagaja yığmadan önce ense köklerine sert birer yumruk indirerek bilinçlerinin kapanmasına sebep oldum ağızlarını da sıkı bir bezle doldurarak tıkadıktan sonra bagajda rastgele bulduğum bir iple ellerini ve ayaklarını sertçe bağlayarak düğüm attım işlerimi halletikten sonra bagajın kapağını kapatarak yolcu koltuğuna emirin yanına kurulduğumda telefonumu bana uzatarak
"Buyrun komutanım" dedi.
Telefonu alarak önüme döndüm. Bunu yaptığım anda koluma giren sert bir acıyla yutkundum bu ne alakaydı
Bir anda aklıma görevde aldığım yara gelince gözümü sol koluma doğru indirdim uzaktan bakan biri için belli değildi geçen gün görevde aldığım sıyrığın dikişi patlamıştı sadece büyük bir sorun yoktu. Elimi yaraya bastırarak ne durumda olduğunu yoklarken bir anda orta taraftan fırlayan bir kafayla dümdüz gözlerle bakakaldım
"Komutanım dikişiniz mı açıldı?"
Diyen fatihe bomboş bakışlarımla karşılık vermeye devam ettim.

"Sıkıntı yok kanaması durur birazdan"
Düpdüz bir sesle verdiğim cevaba sadece şunu demekle yetindi
"Nasılda hiçbirşey olmamış gibi sakinsiniz komutanım"

Emir navigasyonu ayarlayarak yemeğin olduğu yere doğru arabayı sürmeye başladı.
Aklımda binbir türlü soru vardı 1. Si bu kadir piçi kimdi? 2. Si 2. Süikastı baba düzenleme cesaretini hangi götten alıyordu? 3. Sü patlamadan sonra bana yapılan süikastların sebebi neydi?
O gün orada ne olmuştu o büyük patlama sadece benim miladım değil ülkede de büyük bir ses uyandırmıştı
İsimleri sadece şehit diye geçmişti. Şehit..
11 saniye sadece 11 saniye

İçimdeki kargaşayı satırla böler gibi bir ses daldı ortaya
"Komutanım?"
"Ne var?" diyerek oldukça nezih bir cevap verdim fatihe

"Sizce kaç saat idare ederler?"
"Kim?"
"Bagajdaki pezevenkler"
Uzun zamandır sessizliğini koruyan teğmen konuya dahil oldu.

"Sağlam yumruktu rahat 2 saati var"

Konuya bende dahil olarak konuştum.

"Kendime güveniyorum o yumruğun rahat 2 buçuk saati var" diyerek ayaklarımı öne uzatıp sırtımı koltuğa yasladım.

Fatih bir süre sessizce düşünerek aklında mukayese yaptıktan sonra emire döndü.
"Üzgünüm emir komutanım ama oyum 2 buçuk saatten yana"

Hay buçuğunuza

Arabanın bir yemek mekanında durduğunu görünce mekanı incelemeye başladım.
Dışında ledlerle süslenmiş büyük bir mekandı ismi yakamoz yemekti.
Oflayarak sıkkınlığımı belli ettim arabanın emir tarafından park edildiğini anlayınca kapıyı açarak dışarı çıktım.

Tam ileri doğru bir adım atacaktım ki
Beni durduran emir teğmenin sesine doğru döndüm
Kısa ama öz konuştu
"Komutanım arabada sargı bezi var kolunuz için verebilirim."dedi.
Yemekte büyük ihtimal yarım saat 1 saat civarı dururduk ve yaranın kanaması çoktan durmuştu gömleğimin yarısı kendi kanım olsada sargı beziyle uğraşmaya üşendiğim için
"Gerek yok hallederim."dedim
Arkamda iki askerim ile mekanın kapısından içeri geçtik. Yemeğe yaklaşık 10 dakika geç gelmiştik
Timin ve albayların bulunduğu masayı görür görmez oraya doğru sert adımlarla ilerlemeye başladım onlara doğru yaklaştıkça hepsinin gözünde sorgulayan ifadeler beliriyordu malum sol kolumdan damlayan kanlar ve dağılmış vücutlarımız .. bahri albay ve tuğrul albay masanın baş köşesinde oturmuştu ve tim de onların iki yanındaki sandalyelere dağılmıştı sadece 3 sandalye boştu
Yanlarına vardığımızda
Tuğrul ve bahri albay kaskatı suratlarla bize bakıyorlardı
Konuşan bahri albay oldu
"Ne oldu size?"
Söylemek zordu çünkü bir asker için 1 süikast bile fazlayken şuan 2. Si yaşanmıştı ve bu açık açık birinin bana oyun oynadığının ve tehdit ettiğinin göstergesiydi
Dişlerimi sıktım ve cevap verdim

"Süikast"
dediğimde yüz ifadeleri yavaş yavaş değişti.
Tuğrul albay elini sertçe alnına götürerek alnını ovuşturdu

Bahri albay gerçekten korkunç bakışlarla soru sordu
"İlki ne zaman oldu ve bu kaçıncı?"

Derince yutkundum ve cevap verdim.

"İkinci süikast ilki patlamadan 15 gün sonra oldu."
dediğimde derince tekrardan yutkundum timden tek bir ses bile çıkmıyordu kaskatı kesilmişlerdi olayı sonunda kavrayabilmişlerdi benim hakkımda bildikleri tek gerçek o patlamadan sağ çıkan tek asker olmamdı o patlama tarihe kazınan bir patlamaydı o kadar büyük bir patlamadan kurtulmam tamamen şans eseriydi oradan tüm timimi şehit vererek sağ çıkmam kimileri için şans benim için kötü bir cezaydı.herkes şunun farkına artık vermişti tehdit ediliyordum açık açık oyun oynuyorlardı benimle şahsıma bir saldırı vardı ortada

Her askerin böyle süikastlara maruz kalması olağan değildi.

Patlamadan sonra namım büyümüştü aralarında külkan diyorlardı bana namımı herkes biliyordu ve süikastlar artıyordu özellikle o patlamadan sonra olması kesinlikle
Tesadüf değildi olamazdı.
Bunun bilincindeydik artık.

"Kaç kişilerdi?" Tuğrul albay
Yüzümü ona çevirerek cevap verdim

"5 kişilerdi 3 ünü öldürdüm 2 sini paketledim arabada"

"Kolun?"

"Geçen görevde aldığım yaranın dikişi açıldı sorun yok"

"Bu konu ciddi yarın sabah odama gel kor"tuğrul albay

"Emredersiniz komutanım"

"Oturun şimdi yemeklere başlayın"

Önümdeki sandalyeye kuruldum soluma emir sağıma da fatih oturmuştu karşımızda kaan kılıç kerem can dörtlüsü vardı önlerinde balık bardaklarında rakı bize bakıyorlardı
En sonunda konuşan kılıç oldu

"Komutanım?"
"Evet?"
"Adamları öldürüp paket etmeniz sadece 10 dakika mı sürdü? "diyerek şaşkınca konuştu.
Benden önce lafa dalan fatih konuşmaya başladı.
"Tabi oğlum görecektin sen orada komutanım 2 yumrukta haşat etti
Hergeleleri ikisi arabanın bagajında sorgu için bekliyor o yumruğuda unutmadım saatini hala hesaplıyorum" diyerek saatine baktı
"Tamı tamına 39 dakika geçmiş kalan dakika 1 saat 51 dakika komutanım" diyince salaklığı karşısında gözlerimi masaya çevirerek sertçe alnımı ovuşturdum.

Bu sefer konuşan kerem oldu

"Komutanım elemanların sorgusu için randevu almamız mı gerek yoksa isteğe göre giriş yapabilir miyiz?"derken gözlerindeki intikam kıvılcımlarını görmek onun için gururlanmama sebep oldu.

"1 ini sana bırakırım" diyerek tek gözümü kırptım.

Can'a dönerek
"Peçeteyi uzatır mısın?" dedim
Kenardaki peçetelikten 4 tane peçete alarak bana uzattı albaylar gayet sakince sohbetimizi dinliyordu ve yemeklerini yemeye başlamışlardı.
Peçeteyle elimdeki kanları temizleyerek yandaki çöp kutusunu nişan alarak bir basket attım bunu yapmamla timden cıvık bir ıslık çıkması ve hepsinin sulanmaya başlaması ile benim
"Kes"
demem kaçınılmazdı.
Sakince yemek yemeye başladık
Kaan köşedeki rakı şişesini uzandı
Ve "isteyen var mı?" Dedi tuğrul ve bahri albay kullanmazdı
Fatih ve emir büyük ihtimal alırdı benim içmem hem onlar hemde benim için hiç mantıklı bir karar değildi lakin kolumun acısı şimdi kendini daha belli eder olmuştu. Yarayı uyuşturmakta biraz faydası olacağını düşünerek
"Ben 1 bardak alırım" dedim.
Dediğimi yaparak bana 1 bardak koydu o sıra da emir ve fatihe de 1 er bardak koydu.
Bardağımdaki rakıyı yudumlamaya başladım.

🖤

Yarım saat sonra

"E tabii arven komutan durur mu komutanım? Durmaz. adamı aldı o görevde uçurumdan aşağı sallarken kıçına da silahı doğrultmasın mı adam korkudan altına sıçtı adamı zor aldık arven komutanın elinden" diye devam eden kılıçın sesiyle haykırarak kaçmak istedim buradan. Hepimiz çakır keyif sayılırdık gerçi ben ve kılıç çakırkeyfi çoktan geçmiş sayılıyorduk tim görevleri anlatırken konu ne ara benim deliliklerime gelmişti anlamamıştım bile

Bunu duyan bahri albay
"Vardır kızımın öyle huyları"diyince çok garip hissetmiştim. İnceledim hepsini herkesin yüzünde gezindi yakıcı kehribar gözlerim gerçekliğinden emin olmak ister gibi korkakça gezdirdim gözlerimi
Gerçekti.
Onlar değildi.
Ama gerçekti.
Aynı onların hissetirdikleri gibi hissetiriyorlardı.
Konuyu bölen tuğrul albay oldu

"Çocuklar biz kalkalım"artık diyerek sandalyeden doğruldu "sizde yarın askeriyede olun artık kor sen sabah odama gel şu konuları biz bi toplayalım kızım"

"Sırıtarak emredersiniz komutanım" dedim.
Neye sırıttığımı bile bilmiyordum.

"Aboooo onun kafa leyla komtanımm"diyerek ortama saf bir gülümsemeyle dalan kılıça baktım.

ONUN KAFASI DAHA LEYLAYDI!

eliyle hey yavrum hey gibi bir hareket yapan bahri albay emire dönerek
"Buralar sende geç olmadan askeriyeye getir onları"dedi.

"Emredersiniz komutanım!"

Komutanlarım gitmişti ve ben bön bön duvara bakıyordum yanımdaki timimin de bir bana bir duvara baktığını hissedebiliyordum.

"Hayır yani bişey de yok ki" konuşan kerem di

"Komutanım"diyerek korkuyla konuşan kılıça dönmeden

"Efendim?" Dedim

"Orada bizim göremediğimiz ama sizin görebildiğiniz varlıklar yok değil mi diyerek"fısıldadı.
Kafamı yavaşça korku filmlerinde olduğu gibi ona döndürerek
Bilmiyorum ki diye fısıldadığımda korkuyla yerinde irkildi.

"Ulan şu halimize bak dağda tek başına 20 adamı öldürebilirsin ama
Gelmiş burda götün titreyerek boşluktan korkuyorsun biz nereye düştük böyle" diyerek histerik bir kahkaha attı
Onun bu söylemine cevap veren kılıçın açıklaması görülmeye değerdi

"Adı üstünde boşluk mankafa göremediğin herifi nasıl öldürebilirsin azıcık aklını kullan lütfen" diyince kahkaha atmaya başladım.
Şakasız 4 dakika boyunca güldüm

Neye güldüğümü bile bilmiyordum.

Garip bir surat ifadesiyle bana bakmaya başladılar.

Bir anda gülmeyi keserek elimi sertçe masaya geçirdiğimde
Hepsi irkildi

"YETER ULAN"

kelimeler ağzımdan yuvarlanıyordu ve kime ne dediğimi bile anlayamıyordum

"Emir bana bir bardak rakı koyar mısın lütfen?"
"Bence gerek yok komutanım içmeyin siz"

"Peki"

Yan gözlerle time bakıyordum onlarda bana aynı şekilde bakıyorlardı.

"Ne bakıyorsunuz lan"

"Şey komutanım"

"Bana bak kılıç bir daha sizden birinin şey kelimesini kullandığını duyduğum an beyninizi köfte ekmek yapar martılara yediririm" dediğimde sustu.

Haydi gidelim diyerek ellerimi dizime koyarak ayağa kalktığımda dengemi sağlayamadan düşmek üzereydim ki

Bana uzanan 3 çift kol buna engel olurken arkadan gelen
"Lan lan lan komutanım gidiyor lan" diyerek eşlik eden kılıç ta cabasıydı

Yerle aramda beş santim vardı
Yerle bakışıyordum.
En sonunda uygulanan kuvvetle beni oyuncak bir bebekmişim gibi havaya dikmelerini izledim.

"Ya sabır" diyerek yürümeye başlarken sabahtan beri kamerayla her şeyi kayıt altına alan cana dönerek "kapat o kamerayı sokmayayım götüne" dedim
Telaşla telefonu cebine attı
"Hadi gidelim dağıttık zaten yeterince
Hesabı ödediler mi albaylar? "

Bu sefer soruma cevap veren kaan oldu
"Albaylar ödedi komuta-"
Sesini bölen sey benim yandaki çöp kutusuna koşarak bir anda midemdeki her şeyi çıkarmam böldü.
Cebimden peçeteyi çıkararak ağzımı sildim ve onlara dönüp

"Hadi gidelim" dedim

Dışarı yavaş adımlarla çıktım başım dönüyordu.

"Şafak?"

Biri bana sesleniyordu kimdi bu?

"Şafak?"

Gözümü aceleyle etrafta gezdirmeye başladım. Ses çok tanıdıktı .

En sonunda soluma döndüğümde gördüğüm kişiyle bozguna uğrayıp dondum kaldım.
Sol kolu yoktu
Bars karşımdaydı
Adımlarım durdu.
Hayal olduğunu bilincime kabul ettiremiyordum.
Bu yüzden alkol tüketmek istemiyordum işte.

"Gerçek değilsin" diyerek fısıldadım.
"Gerçek olamazsın"
Ürkekçe baktım etrafıma
Yakınlardan "komutanım" diyen sesler duymaya başladığımda
Bars uzaklaşmıştı. Aynı bir hayalet gibi

Yine oluyordu.

Sertçe yutkunarak ggerçeğe uyandım ve arkama döndüm
Bana bakan timi görebiliyordum.
Onlar gibiydi
Korktum o an
Onları da kaybetme korkusundan binlerce parçaya ayrıldı kalbim.
Boğazımdaki kuruluğu geçirmek istercesine tekrardan yutkundum
"Yok bir şey" dediğimde güçsüz bir biçimde çıkan sesime sinirlendim
Bu kadar güçsüz durmama öyle bir öfkelendim ki
Onlara bir daha dönerek
"Bir şey yok" diyerek hırıldadım.
Omuzlarımı dikleştirdim ve arabaya doğru yürümeye başladım.

Arabanın kilidinin açıldığını gördüğüm gibi arabaya bindim aynı şekilde arkaya kurulan fatih ve sürücü koltuğuna binen emir.

Yandan bir şekilde emire baktım
Arkaya doğru dönerek fatihe baktım.
Sonra hiç bir şey olmamış gibi önüme döndüm
Çok şey olmuştu..

Bir anda kendimi tutamadan emire dönerek " ona çok benziyorsun" dediğimde dişlerimi sertçe pot kırmış gibi dudaklarıma geçirdim.
"Kime?"dedi sakince
"Arkadaşıma?"
"Öyle mi?"
"Öyle"
"Nerede şuan?"
"Ölü"
Yutkundu.
"Başınız sağ olsun."
"Vatan sağ olsun"
Şaşkınca bakakaldı
"Tamam boşver"

Daha fazla konuşmak istemiyordum
Sarhostum ve ağzımdan kendime hakim olamadığım laflar çıkıp duruyordu.
Fatih bir şey anlamamıştı sanırım çünkü kafası biraz fazla gidikti alkolü biraz abartmıştı.

Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan araba nizamiyenin önünde durmuştu en sonunda arabanın park edildiğini anladığımda arabadan inerek bagajın kapağını açmamla yere devrilen adamlara baktım bomboş gözlerle hala baygınmıydı lan bunlar
"Fatih?"
"Emredin komutanım?"
"Arbadenin üstünden kaç saat geçti çocuğum?"

Saatini baktı ve
"2 saat 28 dakika komutanım" dedi
Şakasız 2 dakika boyunca uyanmalarını bekledik nası yaptım ya da becerdim bilmiyordum ama adamlar cidden 2 dakika sonra ayıldı ve kıpraşmaya başladı.

"YES BE" diyen fatih yumruğunu havaya savurdu.
Daha kendi dengesini zor sağlıyordu en sonunda yere sülük gibi yapıştı.
Oflayarak yerdeki benden kısa tıknaz elemanı yaralı olmayan sağ omzuma attım normalde de o kadar kalıplı değildim 179 boyundaydım ve 70 kiloydum ama bu piç benden cidden kısaydı

Arkamdaki emirin de diğer elemanı sırtlandığını gelen hışırtılardan anlamıştım.
Yanımda fıtı fıtı koşan fatih
"Komtanım komtanım siz taşımayın ağırdır o piç"diyince durdum ve ona döndüm
"Ne diyorsun ulan hayta sen askersin de ben değil miyim?"
"Yok komutanım ben o yüzden dememiştim" diye resmen mırıldadığında
"Yürü" dedim

En son kapıdan içeri girdiğimizde koridorda gördüğüm askerler garip bakışlar atıyordu en alt kata indiğimde karşılaştığım koray üsteğmene selam verdim

"Merhaba koray üsteğmen"

"Üsteğmenim siz sorguya uğrar mıydınız ya" ne iş gibi kaş gmz yaparak sırtımdan sallanan puştu gösterdi sırıttım
İyi bakın bu haytalara birebir ben ilgileneceğim ikisiyle
2. Süikastımı bunlar gerçeklestirdi dediğimde gözlerinde tehlikeli parıltılı ifadeler belirdi
"Merak etmeyin efendim koray üsteğmen emrinize amade bende birebir ilgileneceğim"diyerek yaramaz bir çocuk gibi sırıtınca ufak bir kahkaha attım. Sorgu odasına doğru adamları fırlatıp kapıyı kapatıp kilitledim
Yanımda konuşan emire döndüm
"İzin süresi bitti mi komutanım"
"Evet yarın büyük ihtimal göreve çıkarız işin varsa hallet erkenden"

"Emredersiniz komutanım"

Onlar oddalarına doğru ilerkemeye başladı
Askeriyede tek kadın olmanın ayrıcalıklarından biri kendime özel bir odam olmasıydı.

Üst katta misafirhanelerin olduğu yere yönelip odama yürümeye başladım odamın kapısını açarak içerisi loş ışıkla aydınlanan temiz odama baktım yavaşça içeri girdim ve belimdeki silahı çıkarıp komidine koydum ayakkabılarımı da çıkardıktan sonra soyunmaya başladım
Dolabıma ilerleyerek üstüme siyah kolsuz atletimi ve altıma gri eşofmanımı geçirdim.
Minik banyoma ilerleyerek
İlk yardım dolabından sargı bezi pansuman için lazım olacaklar ve dikiş malzemelerini aldım aslında sargıya gerek yok gibiydi kenardan açılmıştı sadece

Aynaya bakarak yavaşça dikişleri aldım pansuman yapıp yarayı temizledikten sonra da tekrar dikmeye başladım. Son dikişi atarken ipi biraz fazla sert çekince dişlerimi sıktım.

Bu işide hallettiğimize göre kendimi direk yatağa fırlatarak uzandım
Şuan uyursam sonuçları kötü olacaktı o yüzden direnebildiğim kadar direndim ama boşuna bir çabaydı.

.

Bir masada oturuyorum sol tarafımda şehit verdiğim timim sağ tarafta yeni timim var
Sol kolu olmayan ve oluk oluk kanayan bars konuşmaya başlıyor.

"Onlarla gülüp eğlenebiliyor musun?"

"Biz senin seçimin yüzünden ölmüşken eğlenebiliyor musun?"
Hepsi konuşmaya başlıyor hepsinin ağzından aynı sözler
Eren abi,kutay,başar, bars,efe
"Senin yüzünden"
"Sen seçtin"
Hepsi bombodan sonra parçalanmış vucutlarıyla karşımda duruyordu
Eren abinin kafası yoktu ama vücudunun iriliğinden kim olduğu kolayca anlaşılıyordu.
Barsın kolu ve bacağı yoktu
Kutayın 2 kolu birden yoktu
Başarın gövdesi yok gibiydi paramparçaydı
Efe çömezimiz
Kafası vardı vücudu yoktu.
Parçalanıyordum.

Ellerim kanamaya başlıyor oluk oluk akıyor içimde kül olan vicdan azabı aynı yeniden doğan bir anka kuşu gibi parıldıyor içimde. pes etmiyorum kendimi ikna etmeye çalışıyorum.
Direniyorum.
Yıkılıyorum.
Ama pes etmiyorum

Biz şehit olduk diyorlar.
Bu olanlar hiç olmamış gibi mi davranacaksın?

Gözlerimle görüyorum

Sağ taraftaki timim yok oluyor ve bir anda etrafı yakıp kül edecek bir bomba patlıyor. Ellerimi kulaklarıma bastırıp içim çıkana kadar haykırıyorum acıyla. Her yerime tıbbi iğneler batıyormuş gibi uyarılıyorum soğuk soğuk boncuk boncuk terlemeye başlıyorum.
Ayağa dikiliyorum kanların küllerin içinden yeniden doğan bir anka kuşu gibi. ruhsuz gözlerim çakmak çakmak etrafta geziniyor büyük bir yıkım görüyorum.

İlerliyorum

Yıkıma ilerliyorum timin cesetleri parçalanmış vücutlarını görüyorum ama bu sefer farklı bir kişi daha var yıkımın içinde
Kendi cesedime bakıyorum bu sefer onların yanında benim de parçakanmış cesedim var bu sefer yeni timimdeki arkadaşlarımın cesetleri ve benim cesedim yan yana
Rüya da başka biri daha beliriyor gözlerime sadece kahverengi tanıdık hareler geliyor beliriyor diz çöküyorum cesedimin yanına ve uzanıyorum derken büyük bir patlama sesi duyuyor kulaklarım.
Herşey son bulur gibi
Duyuyor ve hissediyorum
Etimin lime lime edildiğini hissediyorum.

Ve uyanıyorum gerçekliğe.

.......

Gözlerimi açıyorum.
Gördüğüm kabusun etkisiyle hızlanan nefes alışverişlerimi
Ve soğuk soğuk terlemelerimi
Atlatamıyorum.
Etkisinden çıkmaya uğraşarak sarsak adımlarla banyoya ilerleyip ışığı açtım. Aynadaki yüzümle karşılaşmak istemediğim aynaya bakmadan direk kıyafetlerimi çıkararak duşa girdim
Buz gibi bir suyla yıkanmanın bana daha iyi hissetireceğine emindim.
Biraz toparladıktan sonra bornozu kapının arkasından alarak odaya geçtim derin bir nefes aldım ve saate baktığımda sabaha karşı 5 olduğunu gördüm ve üstümü değiştirip üniformalarımı giymeye başladım
Saçımı sıkı bir topuz yaptım ve postallarımı giyerek kanepeme kuruldum
Masanın üstündeki sigara paketini aldım ve içinden 1 dal sigara çıkardım.
Çakmağımla yakarak derin bir nefes çektim içime
Bu timle bağ kurmaya başladığımın farkındaydım.
Bu gördüğüm kabustan da bu kadar etkilenmemin sebebi başka bir timi daha şehit verme düşüncesiydi
Onların şehit olduğu şehirdeydim şuan. buraya geldiğimden beri onların anılarının olduğu bu yerde askeriyede görev yapmak beni daha fazla etkiliyordu.
Psikoloğa gitmekten korkuyordum.
Bir tanı konurda benim için bir onur olan bu mesleği elimden almalarından deli gibi korkuyordum. Kendi sigaramı içtikten sonra benim için artık alışkanlık olan 2. Sigaraya geçtim
Barsın yerine de içiyordum kendim ne kadar sigara içeceksem 2 katını içerek can kardeşimle oturduğumuz
O banktaki günleri yad ediyır onun yerine içiyordum. Birbirimize emanet etmişlerdi bize sahip çıkamamıştım ona
Askerler hissederdi öleceği günü derlerdi.

Bars hissetmişti.

Onun acısı benim acımdı.

Derin bir nefes çektim içime ve saate baktım saatin 7 olduğunu görünce şokla yerimde dikleştim zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini anlamamıştım bile

Odadan çıkmaya hazırlandım ve kapıyı kapatarak koridorda ilerlemeye başladım

Koridorun sağına dönerek tuğrul albayın odasına doğru seri adımlarla ilerledim ve kapıyı tıklattım

İçeriden gel diyen komutunu duyunca kapıyı yavaşça aralayarak içeri girdim.
Masada oturmuş birkaç bekgeyi inceliyordu.
Beni görünce ayağa kalktı.

"Otur kor"
Dediğini yaparak masanın yanındaki koltuğa oturdum ve ne diyeceğini beklemeye başladım.
"Bugün seninle bir komutandan öte abin baban gibi konuşacağım kızım."
Gözlerimi yavaşca yüzüne doğru kaldırdım.

"O patlamadan sonra kendine tamamen gelebilmiş değilsin bağlanmaktan korkuyorsun ve geçici timlerde görev yapma konusunda ısrarcısın farkındayım kızım."
Derince yutkundum
"Korkuların var biliyorum ama yapmak zorundasın kızım.
Sence böyle bir patlamadan sonra 2. Süikast ne anlama gelir?"
Uzun süren sessizliğimi bozdum.
"Tehdit. Biri beni tehdit ediyor farkındayım ama aynı zamanda oyun da oynuyor ismi kadir komutanım 1. Süikastı da 2. Süikastı da o gerçekleştirmis bir soruştursak iyi olacak dün ki sağ bıraktığımız elemanlarda bilgi var bu konuda sorgularına özellikle ben girmek istiyorum." dedim.

Yüzünde düşünceli bir ifade belirdi.

"Tamam sorguyu sana bırakıyorum daha fazla detaydan sonra bir soruştursak iyi olacak."

Bir anda
"Artık bu timde kalıcısın" diyince gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.
Tam itiraz edecektim ki

"Zorunlu bu bir emirdir karşı çıkma"
Sustum.
Uzun zaman sonra sustum.
"Time yeni bir komutan geliyor"
Diyince bu sefer şaşkınlığım 5 kat arttı
"Komutanım"
"Bugün görev var komutanınız olan yüzbaşını kurtarma operasyonu birebir sizi görevlendirdim askerimizi sağ salim alıp getirin"
"Timi hazırla gidiyorsunuz kor"
diyince.
Verdiğim tepki kaçınılmazdı.
"Ne!"

🖤

Bu bölümümüz buraya kadardı canlarrr

Bölüm hakkındaki düşünceleriniz neler?

Olay örgülerimiz daha gelişecek oturacak şuan sadece girişteyiz ana erkek karakterimizi
Zaten tanımıştık dış görünüşünden
Simdi direk tim komutanımız oluyor
Fikirlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın lütfennn
Bayysss🤞🖤