2. bölüm · Kor ve Alev
Geçmişin Derin izi
17 ağustos 2018
"Tim hizaya gel."
Karşımdaki timime ilk başarıma ve can kardeşlerime baktım.
"Emredin komutanım!"
"Göreve gidiyoruz.Hazırlanın bilgileri sonra aktaracağım malzeme odasına gidin geliyorum."
"Emredersiniz komutanım"
Tim dağılırken kafeteryaya inip kendime sıcak bir filtre kahve aldım.
Gelen ihbarlara göre kurban olduğum ülkemin dağlarına yine gelmişti soysuz piçler ama işin içinde bu sefer sivillerinde canı tehlikedeydi.
Malzeme odasına doğru inerken bizimkilerin yine bir şeye tartıştığını duyabiliyordum.
"Abi soğansız olur bu kadar basit"
"Uzatma Başar soğanlı olur dedik ya!"
Odaya girdiğimde bakışlar bana dönünce başımla rahat der gibi bir hareket yaptım.
"Komutanım?"
Kutay konuşuyordu.
"Efendim Yörük?"
"Diyoruz ki şöyle görevden sonra bi menemen yemeye mi gitsek?"
"Görev süresi belli değil dönünce bakarız."
"Komutanım hep bakarız diyorsunuz ama!"Başar.
"Pamuk şeker ister misin Başar?"
Heyecanla kafasını salladı.
Az sonra yapacağım şey için çok gülesim geliyordu.
Çantamı çıkararak içinden pamuk şekeri arıyormuş gibi yaptım. Ve ona da bulduğumu düşündürmek için heyecanlı bir yüz ifadesi takındım.
Bir anda sertçe elimi çıkarıp nah işareti yaptığımda irkildi.
"TOPLANIN ULAN GÖREV VAR DEDİK YA"
Tüm tim ani çıkışımla irkilerek hizaya dizildi.
"Görev ciddi asker."
Sıkıntılı bir yüz ifadesiyle iç çektim.
Timin ciddiyete bürünmesi uzun süre almadı
"Komutanım dağdaki piçleri temizleyip gelmeyecek miyiz sadece ?"
Gerekli olduğu zaman kısa ve öz konuşan görev bilincinde olan kişi tabii ki Barstı.
"Daha ciddi Gelen ihbara göre bölgede sivilerde var olası bir çatışma durumunda sivillere zarar verebiliriz. Dikkatli ve titiz olmalıyız normalde direk temizleyebilirdik ama siviller var amacımız önce sivilleri güvenliğe almak."
Hepsi onaylayan bir sekilde kafasını salladı
"malzemeleri silahları el yapımı bombaları her şeyi alın hazır olunca çıkacağız bahri albayın kesin emri var."
Elleriyle selam vererek "Emredersiniz komutanım" dediler herkes hazırlanmaya başladı.
Bende onlarla beraber lazım olacak teçhizat almaya başladım belimdeki kemerime iki tane çakı kemerimin yanındaki silah yerine aynı şekilde bir tabanca ekledim.
"Hazır mısınız Yıldız Timi!"
"HAZIRIZ KOMUTANIM"
Sakin ama hırslı bir şekilde konuşuyordum
"Amacımız ne?"
"VATAN UĞRUNA FEDA KOMUTANIM"
"AFERİN ASKER" diyerek resmen kükredim.
"Albaydan operasyon detaylarını istemeye gidiyoruz."
Bahri albayın odasına giderken hepimiz gerginlik içimde ciddiyetle kapıyı tıklayıp içeri girdik albayın sandalyesinde oturduğunu görünce sırayla tekmil vererek karşısına dizildik.
"Üsteğmen Arven Şafak Kor Emret komutanım."
diyerek omuzlarımı gererek dimdik durdum karşısında abim gibiydi bazen baba
Ne şartlarla buralara geldiğimi annem gibi olduğumu en iyi o biliyordu annemin silah arkadaşıydı. Yüzündeki gurur gözlerinden belli oluyordu
Sırayla tekmil vermeye başladı tim
"Teğmen Bars Demir Emret komutanım!"
"Astsubay kıdemli Başçavuş Eren korkmaz Emret komutanım"
eren abi konuştu timin abisiydi. Koskoca adamlar bir benden bir de ondan korkuyorlardı.
"Astsubay başçavuş Kutay Yörük emret komutanım"
"Astsubay kıdemli üst çavuş Başar yılmaz Emret komutanım.
"Astsubay üstçavuş Efe durmaz Emret komutanım!"
Efe çömezimizdi time Geleli daha 5 ay anca olmuştu biz zaten 1,5yıldır beraberdik.
Normalde özel bir askerdim ve onlar benim ilk timim, kardeşlerimdi onlar gibisi olmazdı olamazdı.
"Rahat Asker"
"Bölgedeki sivillerden ihbar gelmiş bugün özellikle hareket varmış çatışmadan siviller oradayken kaçının sivilleri güvene alalım gerisi sizde"
" Dağın çevresinde doluşmuşlar sivillerde yakındaki bölgede belki tuzak olabilir sivilleri esir almış olabilirler böyle bir durumda sivilleri oradan çıkarın anlaşıldı mı?"
"ANLAŞILDI KOMUTANIM"
"5 dakikanız var ihtiyaçlarınızı görün sonra suv ile çıkacaksınız yola."
Odadan çıktık.
"Sigaraya gidiyorum"özellikle Barsa bakarak "geliyor musun?" dedim.
Diğerleri cok sık içmezdi ama biz içerdik her görev öncesi dertleşir ve ikimizde ikişer dal içer bırakırdık oraya
"Ben geleyim" dedi diğerleri de malzeme odasında ekipmanları kontrol edeceklerini söyleyince ayrıldık oradan.
Dışarı çıkıp her zaman oturduğumuz banka doğru ilerlemeye başladım.o da yanımda emin ve sert adımlarla geliyordu bugün garip davranıyordu ama çıkardı kokusu birazdan.
Banka rahat bir şekilde oturduğumda yanıma bir tık daha toplu bir pozisyonda oturarak sorar bir sesle "rütbe?" dedi.
"Rütbe yok rahat ol."
Daha rahat bir pozisyonda oturarak cebinden sigarasını çıkardı
"Anlat bakalım neyin var" dedim
Buz mavisi gözlerini kehribarlarıma dikti ve karın ağrısını belli etti
"Kötü bir his sadece sanki dönemeyecekmişiz gibi hissediyorum" diyince kaşlarımı çatarak yüzüne baktım.
"O NE DEMEK LAN"
"Bizim olduğumuz bir operasyonda ne zaman dönemediğimiz görülmüş saçmalama şuradaki sokak lambasını alır bir yerlerine sokarım asabımı bozma benim keyfine bak."
Dediğimde alaylı bir sırıtış peydah oldu yüzünden "Doğru diyorsun"
diyerek sigarasını yaktı.
Bende cebimden sigaramı ve annemin cakmağını çıkardım geçen gün babamın evine gittiğimde bulmuş ve gizlice almıştım.
Yanımdaki bars sorar gözlerle elimdeki çakmağa bakınca ne oldu dercesine kafamı salladım.
"Serap teyzenin mi?" Diyince kafamı evet anlamında salladım daha dik oturdum omuzlarımı her zaman dik olmalıydı annem bu üniformada nasılsa bende öyle olmalıydım.
Bars annemle babamı tanıyordu çünkü çocukluktan beri arkadaştan öte kardeştik kan bağı olmasına gerek bile yoktu onun annesiyle babasıda benim annemle aynı timdeydi ve bahri albayın silah arkadaşlarıydı zaten o timden bir tek bahri albay sağ çıkabilmişti
Geri de kalanlar kısa haber metinlerinde şehit olarak geçmisti acısı her ne kadar ilk günkü gibi olmasa bile acıtıyordu 10 saniyelik haber metinlerinde sayısızca isim unutulmaya yüz tutmuş isimler.
Sessizliğimizde iki sigara içip ayağa kalktık ve karagaha doğru yürümeye başladık.
Bir anda bana döndü.
"Gelirsek bana kahve ısmarlarsın" dedi.
"Sen kahve sevmezsin ki?"
O kahve sevmezdi neden böyle dedi ki şimdi
"Tamam" dedim sakin bir sesle
" Ama Salak salak imalar yapmaya devam edersen direk sokma konusunda Ciddiydim." dediğimde kısık bir sesle güldü.
Bizim tim kapının. Önünde hazır bir şekilde bekliyordu eren abinin elimde benim Kutayın elinde Barsın çantası vardı çantaları aldıktan sonra omzuma makineli tüfeğimi geçirdim suva doğru yürümeye başladık görevli çömeze bakarak "dağın yamacında indirmen gerekiyor kalan yolu zaten biz yürüyeceğiz" dediğimde emrime uyarak
"Emredersiniz komutanım" dedi
Yola koyulduk taşlık zeminlerden biraz sarsılarak da olsa geçiyorduk.
Kulaklığımda albayın sesini duyunca
Yerimde dikleştim.
"Durum ne kor"
"İlerliyoruz komutanım yaklaşık 2 kilometre sonra Yamaçta inip yürüyerek devam edeceğiz koordinatları elimizde yamacın aşağısında kamp kurmuş pezevenkler sivilleri alıp temizleyeceğiz."
"Dikkatli olun Üsteğmen kor"
"Emredersiniz komutanım!"
"Yamaca son 500 metre komutanım"
Uyarı veren çömezle dikleştim.
Time dönerek
"Yıldız Timi toplanın" dedim fısıltıyla
Tüm teçhizatları topladıktan sonra yamaca gelmiştik
Yamaçtan indiğimizde adının özgür olduğunu öğrendiğim çömeze bakarak "eyvallah özgür" dedim
"Yolunuz açık olsun komutanım"
İlerlemeye başladık yavaş ama temkinli adımlar atıyorduk.
Kulaklıktan albayın sesi duyuldu
"Yıldız durum nedir?"
"İyiyiz valla komutanım" dedim yüzümdeki soğuk sırıtmayla "hepsini temizleriz inşallah bir saate" dediğimde bu sefer kahkaha atan albaydı
"Vallahi komutanım görevlerde çok ürkünç oluyorsunuz." Efe demişti.
Bu ürkünçlük değildi aksine gayet normaldi ülkemin dağlarında bulunan teröristleri sikerken mutlu olamayacaksak neden geliyordum ki buraya.
"Ciddiyete bürün tim!"
Piçlerin bulundukları bölgeye yaklaştığımızı anlayınca arkamda ilerleyen Timi tek bir el hareketimle durdurdum.
"Burada kal Yıldız Timi biraz gözlem yaptıktan sonra plan oluşturup sivilleri alacağız."
"Emredersiniz komutanım" kenardaki ağacın dibine doğru çöktüm timde aynı şekilde kimi kayaların kimi de benim gibi ağaçların dibine çöktü elimdeki dürbünle köyü incelemeye başladım sağ tarafta bir telefon titreşim sesi duyunca oraya doğru döndüm ses Eren abiden geliyordu " komutanım bir baksam sevda arıyor da" diyince gözlerimi onaylarcasına kırpıp "iki dakika" dedim
"Sağolun komutanım"
"Aşkım görevdeyim diyorum tim de burada niye inanmıyorsun Birtanem vallahi geleceğim süresi belli değil telefonu hoparlöre verip bize döndü "tim selam verin bakayım"
Dediğinde bizimkiler hemen yılışık bir biçimde telefonun etrafına toplandı
"Yenge selam görevden dönüşe poğaçaları bekliyoruz."
Sevda abla da alışmıştı artık bu hallerine ne zaman görevden dönsek susamlı poğaça getiriyordu.
"Siz sağ salim gelinde kuzum yaparım ben poğaça merak etmeyin."
"Hani Arven nerede verin bakayım ona da telefonu"
Telefonu alıp sevda ablaya selam verdim.
İçini rahatlattıktan sonra telefonu kapatıp Göreve dönmüştük hala gözlem yapıyorduk.
"Üsteğmen gelişme var mı?"
"Gözlem yapıyoruz komutanım hareket yok birazdan nişancıya geçip Timi yakın sahaya yollayacağım"
Aslında keskin nişancı değildim ama timdeki en iyi nişancı bendim bu tarz görevlerde genelde nişancıya geçiyordum.
Gördüğüm hareketlenmeyle gözlerim daha keskin bakmaya ve parlamaya başladı av kapana düşmüştü telsizden time haberi yolladım
Herkes yan yanaydı artık
"Komutanım nişana geçeyim mi?" dedim sorar bir sesle albaya
"Aşağı desteğe in Üsteğmen sayıları biraz fazla gibi"
Emri aldım ve yürümeye başladık
Gölge gibiydik biz istemedikçe bizi göremezlerdi.
Önümüze çıkan şerefsizleri ya boynunu kırarak yada susturuculu silahımla hallediyordum. Tim ile aynı sekilde devam ederken önüme çıkan kişinin kafasını hedef alarak silahımı patlattım. telsizinden ses geldiğini duyunca telsizi kamuflaj pantolonuma yerleştirdim. Devam ettim.
"Komutanım gerisini biz hallederiz siz nişana geçin bence." Dedi Kutay aslında bana göre de onları arkadan savunmalıydım. Çünkü göremeyecekleri engeller olabilirdi.
"Albayım?"
"Tamam Üsteğmen nişana geç."
Bars Demir'den
Şafağın nişana geçmesi bizim için avantajdı soysuzları temizlemiştik ve sivilleri arıyorduk. 2 tane ev vardı karşımızda büyük ihtimalle siviller birindeydi ve herhangi birinde tuzak olabilirdi. Telsizden şafağa seslendim "şafak? Mevzinde bizi görüyor musun?"
"Görüş açımdan çıktınız"
"Tamam sorun yok" derin bir nefes verdim
"Önümüzde iki ev var büyük ihtimalle birinde siviller var"
"Birine girin işte bars ama mevzimde değilsiniz dikkatli olun."
Bir şeyler olacaktı. Şu zamana kadar hislerimde yanılmamıştım şafakta içten içe biliyordu zaten.
Telsizi kapatıp "sol taraf" dedim bizimkilere ilerledik ve
İçeri girdiğimizde gördüğümüz görüntüyle donup kaldık.
Bir kız çocuğu daha 7 yaşlarında gibiydi kahverengi gözleri ve kahverengi saçlarıyla korku dolu gözleriyle bakıyordu bize başına silah dayamışlardı yanındaki piç çocuğun kafasına silah dayamıştı o silah dayayan elleri koparıp bir yerlerine sokmak vardı.
"Hareket etme asker yoksa çocuk ölür" dedi pis bir sırıtışla.
"O kızı senden alamayacağımı mı sanıyorsun."
"Yandaki düzeneğin hala farkına varmadın sanırım." Dediğinde kaşlarımı çatıldı
Siktir bomba düzeneği vardı siktir siktir siktir Kutay kitlenmiş bir biçimde düzeneğe bakıyordu
"Komutanınız şuan bizi yöneten başımızla konuşuyor asker yan evde teröristlerin olduğunu sanıyor ama siviller,çocuklar var asker" bomba düzeneğine baktım tekrar
"Ya çocukları kurtarma emrini verir ve siz patlarsınız ha dersen biz buradan çıkıp gideriz o zaman bu velet ölür ya da çıktığınız anda Yandaki binayı patlatırım
Ve böylece birsürü sivilden kurtulmuş oluruz."
"Komutana nereyi patalatacağını söyleyeceksin." dedi
Şafaka mı söyleyecektim.
Kaldıramazdı ki. Annesinin üstüne arkadaşlarının acısı ağır gelirdi ona
"Çocuğu gönder buradan o çocuk gidecek"
Çocuğu arka kapıdan dışarı yolladı.
Başka yol yoktu. Biz ölecektik ve şehit olacaktık bir sürü çocuk vardı orada buna emindim.
Çünkü sivilleri bir türlü bulamamıştık ve bu piçler bizimle oyun oynuyordu. Başka bir şey yoktu. Şafak intikamımızı alacaktı bundan emindim kardeşlerime göz gezdirdim hepsi yap şunu dercesine bakıyordu. Korkuya yer yoktu.Telsizi aldım elime derince yutkundum boğazımdaki yumruyu geçirmek adına
"Şafak?"
"İKİ SAATTİR ULAŞMAK İCİN GÖTÜMÜ YIRTIYORUM BURADA"
diyerek kükreyince yüzümü buruşturdum ölüm korkusu yoktu hiç birimizde biz 1 ölüyorsak binlerce çoğalırdık geride bıraktıklarımız elbete olacaktı ama onlar başının çaresine bakmayı öğrenmeli güçü olmalılardı.
"Beni dinle kardeşim sol tarafı patlatma emrini ver ve sonra sağ tarafa git tamam mı?"
Bizim cesetlerimizi görmesini istemiyordum..
Kız kardeşimin canı çok acıyacaktı kendini mahvedecekti ama bana güveniyordu sol tarafı patlat dediysem şüphe dahi etmez patlatırdı
Bu da ona söylediğim tek ama son yalandı.
"Tamam seçim bizde patlatalım bakalım bu piçleri." Ben Şafağa bizim olduğumuz tarafı patlamasını söyledikten sonra sikik soysuz gitmişti uzaklaşmamıza vakti yoktu çünkü binadan çıkarsak yan taraf patlayacaktı silahlarımız yoktu telsizleri almışlardı
2 dakika sonra
Son beş saniye kala
5
4
3
2
Gözlerimi kapattım önce ıslık gibi bir ses devasa bir acı ve sıcak
1
her şey bitti. Şafak geçti aklımdan önce kardeşlerim annem babam hepsinin anısı doldu zihnime ama en çok şafağa söylediğim yalana ve ona bıraktığım azaba yandım.
ARVEN ŞAFAK KOR'DAN
Tim aşağı doğru inmişti bir süre sonra mevzimden çıkmışlardı
Bars beni telsizden haber etmişti ve herhangi bir eve girebileceğini söylemiştim ondan sonrada iletişim kesilmişti haber alamıyordum onları bekliyordum.
Cebimdeki telsizden sürekli sesler geliyordu.
En sonunda cebimden çıkarıp dinlemeye başladım.
"Komutan?"
Kahkaha sesleri
"Orada mısın?"
Bir daha kahkaha sesleri
NE OLUYORDU ULAN?
Sesimi kalınlaştırarak konuşmaya başladım. Malum özel kuvvetlerde olan namı yayılmış sayılı asker vardı
"Ne oldu lan sikik bir raunt daha bize geçti yenilgi kahkası falan mı bu ters psikoloji?"
"Ah asker güldürme beni seninle uzun zamandan beri bir ilişkimiz var zaten"
Kaşlarım çatıldı.
"Sadede gel sik kafalı palavra sıkma bana"
"Komutan ne bu gerginlik? Seninle bir oyun oynamaya geldim.
Pekala evlerden birinde arkadaşların ve siviller birinde biz varız ama sen hangisinde kimler olduğunu bilmiyorsun? Yanlış mıyım?"
Evet bilmiyordum da ne alakaydı bu şimdi
Sıkkın bir nefes vererek
"Devam et götelek canım sıkılınca teröristleri parçalama gibi bir huyum var" dedim.
Tekrar bir kahkaha
NE OLUYORDU BU SİKTİĞİMİN YERİNDE
"Sol mu sağ mı asker seç birini iki evde de patlayıcılar var biri patlayınca diğeriyle ev bağlantılı olduğu İcin sistem devre dışı kalacak."
Deyince buz kestim.
Hangisinde arkadaşlarım vardı. Bilmiyordum. Haber yoktu ses soluk yoktu.
"3 dakika asker 3 dakika sonra seçim yapmazsan aynı anda iki evde patlayacak."
Telsizi kapattım albaya durumu özetledim
Albayda farkındaydı işin ciddiyetinin
Bars hangi evi seçmiş olabilirdi
"Şafak?" Telsizden sesini duyunca
"İKİ SAATTİR ULAŞMAK İÇİN GÖTÜMÜ YIRTIYORUM BURADA" DİYE ÇIĞIRDIM
"Beni dinle kardeşim sol tarafı patlatma emrini ver sonra da sağ tarafa git tamam mı?"
Sesi biraz kötü geliyordu ama ona güveniyordum eğer orayı patlatmamı istiyorsa o piçe bunu söylemem lazımdı yoksa iki yerde patlayacaktı soysuz köpekler sikimde bile değildi kardeşlerimin hayatındaydım ben.
"Tamam seçim hakkı bizde patlatalım bakalım şu piçleri"
Albaya durumu söyledikten sonra o da pezevenke sol tarafı patlattırmamı söylemişti hemen telsizden herife sol tarafı bombalayabileceğini söyledim yine bir kahkaha atınca neye uğradığımı şaşıyordum benim işim dağdaki teröristleri öldürmekti her gün adam öldürüp ceset poşeti taşıyordum benim de psikolojim mantıken Normal değildi ama kendi adamları ölecekti kahkaha atması garipti.
Sikik sikik şeyler işte. pozisyondan ayrılıp aşağı doğru at koşturur gibi hızlıca inmeye başladım Bars sağ eve git demişti sivillerle oradayız demişti değil mi?
Yaklaşık 1 dakika 40 saniye içinde evin önündeydim son 20 saniye
Kapıyı açıp içeri baktım bir sürü çocuk vardı bir sürü ama kardeşlerim yoktu neredelerdi
Son 10 saniye
"Albayım tim burada değil"
Düşündüğüm şey ile buz kestim.
Siktir siktir siktir
Sol evdelerdi değil mi siktir kere siktir.
"Kor.."dedi albay
Son 5 saniye
Sol eve doğru koşmaya başladım evin önüne çok yaklaşmıştım
Yine yaklaşmıştım ama olmamıştı.
Büyük bir patlama oldu kocaman ev 1 saniyede tuzla buz oldu patlamanın şiddetiyle bir kaç metre öteye savrulup sırtımı sert bir kayaya çarptım fiziksel Acı mı ruhsal Acı mı hangisiydi şimdi hissettiğim sikeyim hiç bir şeyi algılayamıyordum
Ne oluyordu? Hatırlamıyordum
Bars kardeşim kardeşlerim tim, bomba hatırla hatırla arven.
Siktir acıyla doğruldum gözlerim doldu ayağa kalkarken ama akmadı tek bir yaş bile. yavaşça ayağa kalktım kulaklıktan albayın sesini duyuyor ama algılayamıyordum zaman durdu zaman orada durdu ben yine 20 yıl öncesinden kaldım.
Annemin anıları doluştu zihnime.
Unutturdum yine kendimde acıyı göz ardı ettim dimdik ayağa kalktım aynı annem gibi .
Bombanın patladığı eve doğru yürümeye başladım yine ailesiz yetim kalmıştım.yoklardı.
Yaklaştım yaklaştım evin önüne gelince durdum.boynum büküldü önce yetim ve kırılgan küçük bir kız çocuğu gibi baktım eve.Koskoca Üsteğmen arven kor gibi değil.
6 yaşındaki şafak gibi baktım.
"Beni dinle kor ses ver kızım"
"Abi" dedim sesim ve dudaklarım titreyerek "kardeşlerim."
"Tamam orada kal tamam mı geliyorum kızım 2 dakika desteğe geliyoruz bekle tamam mı?"
Hayır hayır hayır eve yaklaştım
Yıkılmış evin içerisinde gezmeye başladım her yerde cesetler vardı algılayamıyordum uzuvlar vardı insan uzuvları vardı. Kardeşlerimmiydi onlar anlayamıyordum.
Askeri üniformalarda kollar bacaklar hepsi farklı yerlerde.
Gördüğüm şeylerle kaskatı oldum dimdik baktım anlamadım baktım baktım baktım neydi bu şaka falan mıydı tüm olanlar bu kadar olmazdı
Olamazdı benim ağzımdan çıkan söz onları öldürmüştü buna razı gelmişlerdi
Tek bir söz
Tek bir emir.
Her yerde uzuvlar vardı yere çöktüm hurdaların içinde bir kol vardı Eğildim kamuflajlıydı bu kol kardeşlerimden birinin koluydu
Sırtımda ıslaklık kan olmalıydı hissediyordum ama acı yoktu acıya yer yoktu
Kolu kavradım ve çıkardım bulunduğu yerden yavaşça etrafta barut ve kan kokusu vardı.
Bileğini sıyırdım ve gördüğüm şeyle gözümden bir damla yaş süzüldü önce sol göz sonra sağ birbirini takip eden yaşlarla durmak bilmeyen yaşlara dönüştü asla hıçkırarak ağlamazdım ben ağlayamazdım barsla küçükken aldığımız bileklikti.
Barsın koluydu
Fiziksel olarak parçalanan onlardı
Ruhsal olarak ise
Ben
paramparçayım yine ben
Onlar şehit olmuştu ben neden geride kalmak zorunda olandım.
Neden
Neden
Neden
Önce annemin sonra kardeşlerimin parçalanmış vücutlarını görecek kadar ne yapmıştım da bu dünyada bu vebal bana yüklenmişti biliyordum bu senaryoyu 10 saniyelik haberler sadece öldü denecek ertesi gün unutulacak haberler.
En sonunda sırtımdaki ıslaklık bir daha kendini belli edince elimi sırtıma attım.
Acı hissetmiyordum sırtımda herhangi bir acı hissetmiyordum elime bir sıcaklık bulaşınca bunun kan olduğunu anladım sırtımda bir çökük vardı büyük ihtimal kaya sol tarafımı deşmişti.
Hayır bu kadar sakin olmamalıydım hala çok sakindim benim bağırmam çağırmam ortalığı yıkmam gerekiyordu
Sırtımın sol tarafı oluk oluk kanıyordu sırtım deşilmiş gibiydi yeni hissediyordum hayır anın yoğunluğu ile acıyı hissetmiyordum sol tarafım kanıyordu
İşin ironikliği karşısında önce kıkırdamaya başladım kıkırdamalarım zaman geçtikçe kocaman kahkahalara dönüştü gözlerimden yaşlar kederle harmanlanarak dökülürken kahkahalar atıyordum.
Sesim albaya gidiyordu destek ekibi getireceğini söylemişti destekleyecek birşey kalmamıştı ki.
Yavaşça ayağa kalktım yarın böyle olmayacaktı asıl acı o zaman hissedilecekti tıpkı 20 yıl önce gösterilen belirtiler gibi şuan hiç bir şeyi anlayabilmiş değildim biraz daha ilerlemeye başladım en sonunda eren abinin parçalanmış vücudu ve vücudundan ayrılmış kafasını görünce dayanamadım
Hıçkırarak ağlamaya başladım hepsinin bedenlerini tek tek aramaya başladım. Çömezimizin bedenini görünce duraksadım molosların arasına sıkışan bedenini çıkarmak için uğraştım tırnaklarım kopana kadar molozlara yıkıntılara geçirdim uğraştım o enkazın altından onların parçalanmış vücutlarını çıkarmak istedim en altta kalmış bedenlerini gördüm.
Kutay.
Korkunçtu. Felaketti.
Yanlarına uzandım yavaşça kıvrılarak. Küçülttüm olabildiğince kendimi.
Sarıldım kanlı bedenlerine onları benden almamaları için sımsıkı sarıldım. Önce eren abi efe Kutay Başar en sonunda barsın bedeninin yanına gittim kalbimi göğsüne yasladım yoktu kalbi atmıyordu ağlayışlarım şiddetlendi
Gitme diye yalvardım ona sende gitme onlar gibi
Bana sol tarafı patlattırmamı söylemişti onu anlıyordum ben olsam bende aynısını yapardım. Ama yoklardı. Gelmeyeceklerdi
Boğazımı yırtılırcasına ağlayarak onlara beni arkada neden bıraktıkları hakkında bağırdım çağırdım
Nafileydi gelmeyeceklerdi
Gelemezler değil mi?
Başım dönüyor midem bulanıyordu ayaklarım yerden kesilecek gibi oluyordu.
Arkamda helikopterin sesini duyuyor ve rüzgarını hissediyordum ama dönmedim dönemedim o tarafa. arkadaşlarıma bakıyordum Kutay eren abi Efe başar bars.. barsın yanına uzandım sımsıkı sarıldım ona.
bana doğru gelmeye başlayan adım seslerinden anlamışım yaklaşanları anlayabiliyordu herkes bir patlama alanına ve barsın parçalanmış bedenine sarılarak ağlayan bana bakıyordu aralarında bahri abimi aramaya başladım.
Elimde hala barsın kolu vardı.
Aklım yerinde değildi heyecanla abimi görünce ayağa kalktım.şuan bahri albay değil bahri abiydi benim için algılarım öyle bir kapanmjştı ki komutanım olduğunu hala anlayamıyordum. koşmaya başladım bana deli görmüş gibi bakıyorlardı bir tek bahri abi bana acıyla bakıyordu elimde hala barsın kolu vardı.
"ABİ" dedim sevinçle
"Bak bomba patladı" dedim dudaklarımı büzerek
"Bugün doğum günüm ya bana şaka yapıyorlar değil mi?" Onun onayına ihtiyacım vardı abimin onayına ihtiyacım vardı
Benliğim bir gidip geliyordu
Herkes bana acıyla bakmaya başlayınca diğerlerine de döndüm
" şaka değil mi?"dedim gözlerimin buz gibi olduğuna emindim artık hareketlerim çok ani değişkenlik gösteriyordu barsın kolunu havaya kaldırarak
"Bak manken bile koymuşlar" diyince herkes ürkmüş gözlerle bana bakmaya başladı tabi onlar anlayamamışlardı hala manken olduğunu anlayamazlardı normaldi bu hallerine kıkırdadım.
Sonra hatırladım gerçekti şaka falan değildi bir anda albaya döndüm abim değildi albaydı bana ne oluyordu elimdeki kola baktım şaşkınca barsın kolu barsın kolu eren abinin kafası aklıma gelenlerle yerimde dondum kaldım
"Abi" dedim hıçkırarak ağlamaya başladım. "Abi gittiler "
Bıraktılar beni annem gibi
Ben Arven şafak kor uzun zaman sonra şafak gibi hissediyorum ben en son 20 yıl önce böyle hissettim çaresiz tükenmiş ama aynı zamanda yeniden doğacak bir anka kuşu gibi hissediyordum.
Ben arven kor sil üstünü şafak, şafak kor
Sen şafaksın şafak gibisin
Kor gibiydim yaktığım kadar yandım fiziksel Acı mı ruhsal Acı mı söyle şimdi hangisi daha fazla
Dayanamadım başım dönüyordu kendimi ayakta tutmak icin uğraşıyordum.
Bıraktım artık
Önce dizlerim titredi bir anda büküldü dizlerim şu yaşıma kadar eğilip bükülmedim ne zaman düşecek olsam kendimi yüzüstü değil sırt üstü düşürdüm asla dizlerimi yere değdirmedim. Ama buraya kadardı onlar gitmişlerdi ailemi benden almışlardı tekrar ve tekrar
Bilincim yavaş yavaş kapanırken Bahri albayın yanındaki adamın ellerini bana doğru uzattığını görebilmiştim en son gördüğüm acı kahve gözleriydi bilincimi kaybetmeden önce gördüğüm son şey de o olmuştu.
Söylesene kor yaktığın kadar yandın mı?
Yandın yandın daha fazla yandın
Kardeşlerimden akıttıkları tek bir damla kan için onları kendi kanlarında boğacaktım.
Ben kor yandığım kadar yakacak yaktığım kadar yanacağım.
🔥
Evet canlar ilk bölümümüz bu şekilde ne düşünüyorsunuz yorumlarınız ve destekleriniz benim için çok önemli🌟
