7. bölüm · Koğuş kapısında buluşalım

Biraz zaman

Bevilll Bevilll

hatırladığım en son sey hastanede baruta bakmamdı gerisi tamamen bulanık sayılırdı. uyandığımda tanıdık bir yerde değildim çünkü burası benim evim değildi yataktan kalkıp odadaki aynaya yöneldim alnımda yara bandı vardı gözümün altı ise kıpkırmızı olmuştu
bacaklarımda morarıklar vardı ve emin olduğum şey epey acıyor olduğuydu odanın kapısını açıp salon kısmına geçtik burası 1+1 bı ev olmalıydı Amerikan mutfağı vardı koltuğun üzerine bir yastık ve battaniye vardı battaniyeye dokunmak için elimi uzattığımda evin kapısı yavaşça aralandı içeriye Barut elindeki poşetlerle girdi
"uyanmışsınız savcı hanım"
elimi saçlarıma götürdüm
"ben dün olan hiç bir şeyi hatırlyamıyorum yani bulanık"
Barut poşetleri tezgaha koyup yanıma oturdu
"hatırlamasan daha iyi"
üzerinde asker uniforması vardı
"işemi gidiyorsun"
Barut üzerine doğru baktı
"evet ama kendini iyi hissetmiyorsan"
devamını getiremeden sözünü böldüm
"ben iyiyim sen benim yüzümden işinden olma"
Barut yanımdan kalkıp posettekileri çıkardı o bunları yaparken söylemem gereken şeyler olduğunun farkındaydım uzatmadan konuşmaya basladım
"dün yardım ettiğin için teşekkür ederim"
duraksadı ve bana baktı
"kim olsa yapardı önemli değil"
cevap verdim
"herkes yapmazdı emin ol"
Barut tekrardan yanıma geldi ancak bu sefer ayakta duruyordu
"şimdi şöyle bakalım sana bunu kim yaptı"
cahir olduğuna emindim ve zaten oydu
"cahir diye bı adam annemin katili"
yutkundum
"bende bazı belgeler var onunla alakalı onları istiyor"
Barut dinlemeye devam etti
"ne gibi belgeler"
bı an duraksadım ve kafamı barutun olduğu tarafa çevirdim
"onun için önemli olan belgeler"
Barutun bakışlarına daha fazla dayanamayıp devam ettim
"onun yaptığı dolandırıcılık ile ilgili"
gözlerim mutfağa doğru kaydı
"bu belgelerde onun suçlu olduğunun kanıtları var"
Barut bu sefer ağzını açtı
"peki neden polise vermiyorsun"
Gölzerimde dökülen yaşları elimle sildim
"Verirsem ailemi öldürürler
çıkmaz bı sokaktayım Barut öylece elimde kaldı polisede veremiyorum onlarada veremem"
Sözlerimin ardından göz yaşlarımı daha fazla tutamayıp hepsinin bir bir dökülmesine izin verdim
Barut elini yukarı doğru kaldırıp yanağıma doğru yaklaştırdı duraksadı ve elini indirdi
hafifçe gülümseyip göz yaşlarımı sildim
"şimdi savcını böyle ağlarken görmek tuhafına gitmiştir"
gözleri benden bir saniye ayrılmıyordu
"benim manzaram güzel"
ona öylece bakakaldım gözlerimiz bir birimizden bir saniye ayrılmıyordu
kapının çalması ile Barut öksürsü ve kapıya yöneldi
bende göz yaşlarımı iyice silip oturmamı düzelttim
Barut kapıyı açtığında
kapıda Utku ve diğer iki kişi vardı Barut onları içeri aldıktan sonra bana yöneldi
"Bu Akberk buda Erdem diğerini zaten tanıyorsun"
Utku beni uzunca inceledi
"şafak görüşmeyeli uzun zaman olmuşdu dimi"
Ayağa kalktığımda sırtımın epey ağrıyordu,elimi sırtıma doğru koyup dişlerimi sıktım
Barut mutfaktan gelip beni tutdu
"şafak sen otur lütfen "
Karnımdaki ve belindeki ağrı artıyordu yüzüme attıkları tokatın ve yüzümdeki o uyuşmanın hissiyatı hala üzerimdeydi sanki her seferinde bir yeni Tokat daha atıyorlardı bana,Söyledikleri gibi oturdum üzerimde dün giydiklerim vardı kır içindelerdi gözlerimi kıyafette gezdirince Barut odayı gösterdi
"Erdemin kardeşi sana kıyafet getirdi odada değişebilirsin"
Odaya doğru baktım
"Olur" koltuktan zorlukla kalktığımda Barut kalmama yardım etti odaya geçtiğimde
Masada katlı duran giysileri gördüm eşofman takımı vardı kapıyı kapatıp üzerimi çıkardım dolaptaki aynada kendime baktım bacaklarım mosmardu göğüs kafesinin altında kan lekeleri kalmıştı kıyafetleri giyip odadan çıktım,benim odadan çıktığımı gören Akberk posetlerden ilaç çıkardı
"Ablam Barut abi sana ilaçlarını aldı bununda saati geldi "
İlacı elinden alıp içindeki hapı çıkardığımda Akberk suyu doldurup bana verdi hapı içtiğimde boğazım yanmıştı suyu masaya koyup öylece durdum ve uykuya baktım
"Seni görmeyeli uzun zaman olmuştu"
Utkuda aynı şekilde cevap verdi
"Kardeşim senden sonra bir daha senin konunu dahi açmadı kötü bir ayrılık oldu sanırım"
Aklımdan bir bir geçirdim o bir narsisti
"Kardeşin bı narsisti "
Utku biliyorcasına baktı
"Ama seni hala unutmad-"
Barut sözünü kesti
"Bu kadar eski sevgili muhabbeti yermezmi "
Utku hemen pozisyona geçti
"Affedin komutanım"
Barut eliyle kapıyı gösterdi
"Şafak hanım dinlensin sizde çıkın hadi"
Odadaki telefon sesi geldiğinde Barut içeriden telefonumu getirdi
"Baban arıyor"
Telefonu alıp konuşmaya başladım
"Baba"
"Şafak kızım bı sesini duyayayım dedim"
"İyi yapmışşın baba abim burdamı"
"Abin işte gelmedi daha"
"Sizi seviyorum"
"Bizde seni şafak"
Babamla uzun konusmazdık kısa kelimelerle arar sorardık
Telefonu kapatınca biriktirdiğim yaşlar aşagı doğru süzüldü.
Baruta doğru baktım
"Konuşamadım bile"
Barut yanıma çömeldi ve gözlerimin içine baktı
"Bak bunu söylemem birsz garip gelmicek ama senin elinde değil"
Arkadaki Erdem ve Utku birbirine vurarak guluyorlardı
Barut arkasını döner dönmez ciddi sürat ifadeleri yerini aldı
"Pardon komutanım"
Yüzümü ellerimle sildim ve yatağa uzandım
Benim uzanmamla odadan bir bir çıktılar.
Çok geçmeden kapı çaldı Yataktan kalkıp odadanın kapısına yürüdüm kulağımı kapıya koyup kimin geldiğini dinlemeye başladım
İçeriden bir kadın sesi geliyordu Erdem konusuyordu
"Hoşgeldin Ayca"
"Merhaba abi"
Ayca erdemin kardeşi olmalıydı Barutun sesi tekrar duyuldu
"Ben şafağı getiriyim"
Diyar duymaz hızla yatağa tekrar uzandım
Barut kapıyı tıklattiginda
"Gel" dedim
Barut kapıyı açtığında yüzü ilk defa biraz da olsa gülüyordu
"Biraz bı şeyler atıştırmak istermisin "
Kalkıp Barutun yanına geçtim aramaızda dağlar kadar boy vardı
"Söylesene senin boyun kaç"
Barut çenesini hafifçe kaldırdı
"1,96"
Gülümsedim
"Tahminimden daha uzunsun"
Barut beni boydan inceledi
"Peki sen"
"1,70"
Güldüm
"Bizdede var bir şeyler"
Konuşmamızda daha fazla dayanamayıp bizi içeri çagirdilar
"Sohbetinizi bölüyoruz ama gelin artık"
Bunları söyleyen Erdemdi masanın başında oturmuş bize bakıyordu
Masaya geçtiğimde Ayca yanıma geldi
"Merhaba sen şafak olmalısın ,ben Ayça"
Üzerimdeki kiyafetlere baktım bunlarida bana Ayca vermişti
"Tanistigima sevindim" dedim sonra masaya baktım fazla bir şey yoktu ama beni doyurmaya yeterdi.