16. bölüm · Kod Adı :Çakı

16.Bölüm

fatma

Sınırı sessizce geçmiştik.Önde ben ilerliyordum. Arkamda Murat,Serkan,Bilal ve timin sağlık personeli Tekin vardı.Gece soğuktu. Ay ışığı bile bazı yerlerde kayalıkların arasına ulaşamıyordu.Herkes tam teçhizatlıydı. Telsiz konuşmaları minimum seviyedeydi.Yaklaşık iki saat boyunca dağlık bölgede ilerledik. İstihbarata göre esir askerler örgütün geçici kamp alanlarından birindeydi.Tam kayalık bir geçitten geçerken elim havaya kalktı.-Durun.Herkes anında çöktü.Uzaklardan ayak sesleri geliyordu.Bilal fısıldadı:-Komutanım misafir geldi galiba.Termal dürbünü kaldırıp baktım.Dört silahlı terörist…Ve doğrudan bizim bulunduğumuz hatta ilerliyorlardı.Sessizce: -Sessiz alacağız.Hedef paylaşın.Herkes nişan aldı.Tam saldırı emri verecekken kayalığın altındaki taş Bilal’in ayağından kaydı.Çıt!Bir anda ortalık karıştı.-TEMAS VAR!Silah sesleri dağın içinde yankılandı.Mermiler kayalara çarpıyordu. Herkes mevziye geçti.Serkan otomatik tüfeğiyle baskı ateşi açtı.Ben önümdeki hedefi indirirken Murat diğer tarafa geçti.Tam o sırada sert bir ses duyuldu.-AHH!Başımı çevirdiğimde Murat yere düşmüştü.-Bacağım! Komutanım vuruldum!-Murat!Hızla yanına süründüm. Kurşun sağ bacağına saplanmıştı.Tekin hemen yanımıza geldi.-Çekilin bana alan açın!Çatışma hâlâ sürüyordu. Bilal kayalığın arkasından ateş ederken bağırıyordu:-Komutanım bunlar bitmiyor arkadaş!-Çenen değil silahın çalışsın Bilal!-Başüstüne komutanım!Tekin hızlıca turnike uyguladı.-Mermi kemiği sıyırmış.Kan kaybı fazla ama yürüyebilir.Murat dişlerini sıkarak: -Ben iyiyim komutanım devam edin.Son kalan teröristi de etkisiz hale getirdikten sonra bölge sessizleşti.Sadece nefes seslerimiz kalmıştı.Tam o sırada etkisiz hale gelen adamlardan birinin telsizi çalıştı.“Esirler mağarada… doğu geçidi…”Hepimiz birbirimize baktık.Yerlerini bulmuştuk.Yaklaşık kırk dakika sonra mağaranın bulunduğu bölgeye ulaştık.Burası dağın içine oyulmuş doğal bir sığınaktı.Etraf olağandışı şekilde sessizdi.Bu sessizlik hoşuma gitmedi.El işaretiyle timi durdurdum.-Dikkatli giriyoruz.Tuzak olabilir.Silahlarımız hazır şekilde mağaranın içine girdik.İçerisi karanlıktı. Nem kokuyordu.Bir süre ilerledikten sonra zayıf bir ses duyduk.-Komutanım…Feneri tuttuğum anda gördüğümüz manzara hepimizi durdurdu.İki Türk askeri… Elleri kolları bağlıydı. Yerde yan yana oturuyorlardı.Ama oturdukları zeminin altında kablolar vardı.Patlayıcı düzeneği…Bombanın dijital sayacı çalışıyordu.04:12Bilal’in yüzündeki ifade değişti.-Komutanım…Tekin hemen eğildi.-Sakın hareket etmeyin!Askerlerden biri bitkin halde konuştu:-Bizi kaldırınca patlayacak şekilde ayarlamışlar…Lanet olsun.Dizlerimin üzerine çöktüm. Bombaya baktım.Karmaşık bir düzenekti.Tekin kabloları incelerken: -Askeri tip patlayıcı… yanlış kabloyu kesersek hepimiz gideriz.Sayaç düşüyordu.03:21Mağaranın içindeki hava ağırlaşmıştı.Murat acısına rağmen silahıyla girişte nöbet tutuyordu.Bilal dua etmeye başlamıştı.-Hayatımda ilk defa ciddi ciddi tövbe ettim komutanım.-Şimdi sırası değil Bilal!Tekin derin nefes aldı.-Tamam… sanırım çözdüm.Hepimiz sustuk.Sayaç: 01:09Tekin kabloyu tuttu.-Eğer yanlışsa…Devamını getirmedi.Ben esir askerlerin gözlerine baktım.-Kimse ölmeyecek.Bugün buradan çıkıyoruz.00:37Tekin kabloyu kesti.Bir anda sayaç durdu.Sessizlik…Sonra ekran karardı.Hepimiz derin nefes verdik.Bilal yere oturdu.-Anammm… ben kesin kalpten gidiyordum az daha.İstemsizce hepimiz hafifçe güldük.Dakikalar sonra askerlerin bağlarını çözüp ayağa kaldırdık.Bitkinlerdi ama yaşıyorlardı.Ve bu bize yeterdi.Sabaha karşı sınırı yeniden geçip Türk tarafına ulaştığımızda içimde ilk kez gerçek bir rahatlama hissettim.Ambulanslar yaralıları teslim alırken güneş yavaş yavaş doğuyordu.Murat sedyeye bindirilirken bana baktı.-Komutanım… görev tamamlandı mı şimdi?Yüzümde hafif bir tebessüm oluştu.-Tamamlandı asker.Ama içimde hâlâ bitmeyen bir his vardı.Çünkü ben artık emindim…Bize kurulan oyun daha yeni başlıyordu.