21. bölüm · Kod adı: Abimin arkadaşı
Veda
Sabahın ilk ışıklarıyla Ata gözlerini açtı. Mutfaktan tıkırtılar geliyordu yataktan doğrulup mutfağa doğru ilerledi.
"Günaydın Münevver Sultan"
"Günaydın oğlum bende tam seni uyandıracaktım hadi elini yüzünü yıka bi koşu ekmek al gel kahvaltını yap çok gecikmeden yola çık" Ata başını sallayıp banyoya doğru ilerledi.
Elini yüzünü yıkayıp odasına geçti telefonu eline alıp Nura yazdı
Ata: yavrum uyandın mı?
Telefonu yatağın üzerine bırakıp dolabına yönelmişti ki gelen bildirim sesiyle tekrar telefonu eline aldı.
Güzelim ❤️: uyandım aşkım😕
Ata:o surat ne öyleee?
Güzelim ❤️: uyanmasaydım keşkee...
Ata: o nasıl laf öyle
Güzelim ❤️: öyle işte
Ata: bitanem?
Güzelim ❤️: gitmeni istemiyorum🥺
Ata: ama güzelim ne konuştuk biz dün.
Ata: yapma böyle zaten zor daha da zorlaştırma
Görüldü.
Ata: Nur
Ata: orda mısın?
Ata:Hayatım kime diyorum?
Güzelim ❤️ çevrimiçi
Güzelim ❤️ yazıyor...
Güzelim ❤️: burdayım😶
Ata: aşkım onu boş ver de
Ata: birazdan fırına çıkıcam gelebilir misin?
Ata: vedalaşmadan gitmek istemiyorum
Güzelim ❤️:Hm Hm.
Güzelim ❤️: bizimkiler yeni uyandı abime derim bi bahane bulsun kaçarım
Ata: tamam bebeğim ara sokakta bekliyorum.
Ata,üzerini değiştirdi ve hızlıca evden ayrıldı. Mesajda sözleştikleri gibi fırına gitmeden önce mahalledeki o kuytu ara sokağa sapıp beklemeye başladı.
Çok geçmeden Nur soluk soluğa köşeden döndü. Ata onu gördüğü an adımlarını hızlandırdı; kollarını açıp Nur’u sımsıkı göğsüne bastırdı.
Nur, adamın boynuna sarılıp yüzünü gömünce tuttuğu gözyaşları serbest kaldı. "Gitmesen olmaz mı?" diye fısıldadı sesi titreyerek.
Ata, bir elini Nur’un sırtına, diğerini saçlarına yerleştirip derin bir nefes aldı. İçindeki o ağır sıkıntıyı bastırmaya çalışarak, pürüzlü ve şefkatli bir sesle, "Gitmem lazım bitanem, biliyorsun," dedi. Çenesinden tutup yüzünü kendisine çevirdi ve başparmağıyla yanağındaki yaşı sildi. "Ağlama ama... Söz verdim sana, o bir ay su gibi geçecek. Sen yeter ki telefonunu düşürme elinden."
Nur dudaklarını birbirine bastırıp başını salladı. Ata, daha fazla uzatmanın ikisi için de ne kadar zor olduğunu bildiğinden eğilip dudaklarına son bir veda öpücüğü kondurdu.
Ata, ara sokakta Nur'a sarılıp biraz olsun sakinleştikten sonra merakla sordu:
"Evden nasıl çıktın peki? Annemler fark etmedi mi?"
Nur, derin bir nefes alıp o anın telaşıyla gülümsedi. "Sorma... Tam evden çıkarken annem gördü, arkamdan seslendi. Neyse ki abim hemen yetişti, 'Fırına gidiyo o, ben yolladım' dedi de idare etti beni. Öyle kaçtım geldim işte."
Ata, Nur’un bu telaşlı haline hafifçe gülümseyip saçlarını şefkatle okşadı. "İyi kurtarmışsın yine..." dedi, ama sesindeki o hüzünlü ton hemen geri döndü. "Madem öyle hadi fırına" gülümsediler.
Ata, Nur’un saçlarını okşayıp elini indirdikten sonra etrafa şöyle bir göz gezdirdi. Sokak henüz tamamen uyanmamıştı, ortalıkta kimsecikler yoktu. "Hadi," dedi başıyla fırın istikametini işaret ederek. "Kimse yokken hızlıca gidelim."
Omuz omuza, yan yana adımlarla mahallenin aralarından süzülerek fırına doğru yürümeye başladılar. Aralarında fiziksel bir temas olmasa da, kollarının birbirine neredeyse değecek kadar yakın yürümeleri ikisine de o anın tesellisini veriyordu.
Fırının önüne geldiklerinde Ata içeri girip tezgahtardan ekmekleri aldı. Poşeti eline alıp dışarı çıktığında, içindeki o boğucu sıkıntıya daha fazla dayanamayarak cebinden sigara paketini çıkardı. Bir tane çekip metal çakmağıyla yaktı; derin bir nefes çekip dumanı havaya üflerken başını geriye attı.
Nur, adamın yüzündeki o gergin ve sıkkın ifadeyi görünce durdu. Birkaç saniye gözlerini Ata'nın elindeki sigaraya dikti, ardından bakışlarını yüzüne çevirdi.
Bana da versene bir tane."
Ata hiç beklemediği bu talep karşısında kaşlarını çatıp sigarayı hemen ondan uzaklaştırdı. "Saçmalama Nur, ne sigarası? Asla."
Nur, adamın bu net reddine boyun eğmek yerine üste çıktı. "Ne var yani alt tarafı bir sigara? Hem ne diye uzatıyorsun ki sanki, ver işte bir tane."
Ata başını iki yana sallayıp sertçe soludu. "Seni o sigarayla görmeye tahammülüm yok, biliyorsun. İçmeni falan istemiyorum, zorlama şansını."
Nur bu kez sesini yumuşatıp koluna hafifçe dokundu. "Ata lütfen, kırma beni bu sefer."
Ata, kızın inatçılığı karşısında daha fazla direnemeyeceğini anlayıp pes eden bir nefes bıraktı. "İnatçının teki oldun çıktın," diye homurdandı. Kendi parmakları arasındaki sigarayı uzatarak, "Paket falan yok, hadi şuradan bi fırt çek sadece," dedi.
Nur memnun bir ifadeyle öne doğru eğildi ve Ata'nın tuttuğu sigaradan acemice bir nefes çekmeye çalıştı. Ancak duman boğazına iner inmez genzi yandı ve aniden öksürmeye başladı.
Yüzü buruşan Nur, bir yandan öksürürken elini göğsüne bastırdı. Ata sigarayı hemen ondan uzaklaştırıp yere attı ve ayağının ucuyla ezerek söndürdü, bir yandan da gülmemeye çalışarak kızın sırtını sıvazladı.
"Dedim sana güzelim, senin harcın değil bu diye," dedi sesindeki o yumuşak tınıyla. "Dinlemezsin ki... Aldın mı cevabını?"
Nur, sulanan gözleriyle adama bakıp hafifçe gülerek soluklandı. "Tamam be, bi daha isteyen kim..."
...
Kendi sokaklarının köşesine geldiklerinde, etraftan hala kimsecikler görünmüyordu. Artık aralarındaki mesafeyi açma vakti yaklaşıyordu. Ata adımlarını biraz yavaşlatıp durdu ve etrafa son bir kez göz gezdirdi; sokak tamamen sakindi ama riske atmaya gerek yoktu.
"Buradan sonrası ayrı," dedi kısık ve net bir sesle, gözlerini Nur'un gözlerinden ayırmadan. "Sen önden git, ben birkaç dakika bekleyip arkandan gelirim."
Nur, adamın yüzündeki o veda ifadesini yeniden görünce içindeki o heves yine söner gibi oldu. Başını salladı ama adım atmakta zorlandı. "Görüşeceğiz değil mi?" diye mırıldandı, sesindeki o çocuksu tedirginliği gizleyemeyerek.
Ata bir adım atıp parmaklarıyla kızın çenesini hafifçe okşadı. "Görüşeceğiz tabii ki güzelim," dedi, sesindeki o sarsılmaz güvenle. "Aklın bende kalmasın."
Nur, adamın elinin altından hafifçe sıyrılarak durdu, boğazındaki o hafif yanma hissi gitmişti ama asıl canını sıkan ayrılık vaktinin gelip çatmasıydı. Gözlerini kaçırıp sokağın arnavut kaldırımlarına baktı, ardından derin bir soluk alıp başını kaldırdı. "Tamam," dedi, dudaklarını birbirine bastırarak. "Git o zaman... Ama dikkat et kendine."
Ata hafifçe gülümsemeye çalıştı, arkasını dönmeden önce son kez göz göze geldiler. Nur arkasını dönüp hızlı adımlarla kendi kapılarına doğru yürümeye başlarken, Ata da birkaç dakika bekleyip farklı bir sokaktan kendi evine yöneldi. Artık o bir aylık uzun ayrılık resmen başlamıştı.
