KL-206 kitap kapağı

6. bölüm / 8

KL-206

6. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Busenur Uzun

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 6. Bölüm

Uyumamak için oturur pozisyonda dururken birden kafasının düştüğünü fark edip hızlı bir nefes alarak uyandı.Gözlerini ovuşturup senedi ve biraz daha beklerse uyuyakalacağını fark edip ayağa kalktı.
Yastığı kaldırıp altındaki bez ve törpüyü aldı.
Yakalanmamak için dualar ediyordu.Burada sonsuza kadar kalamazdı ama bir karakoldan evini bulup oraya dönebilirdi.Yani en azından kendisi öyle düşünüyordu.
Gerçi polislerin İtalyanca konuşacağını unutmuştu,
olayları -bir şekilde- anlattığında onu deli sanacakları gerçeği de cabasıydı.Bir an tereddüt etti.Ve en azından normal bir şekilde kaçırıldığını söyleyip otostop çekerek yardım isteyebilir,yardım eden olursa onun telefonundan çeviri yapabilirdi.Sonra da bir şekilde para bulup ülkesine dönebilirdi.
Hem herkes onu tanımıyor muydu?!
Sonuçta dünya basınına çıkmıştı!

Tereddütünü bir kenara bırakıp aldığı bezi iki kere katlayıp kapının arkasına yavaşca ittirdi.Yutkunup ayağa kalktı ve dudaklarını kemirerek aldığı törpüyü yavaşca kapının deliğine soktu.Anahtarın neredeyse tamamı çıkmıştı.Geriye kalan kısmı da fazla ses çıkmamasını umarak sonuna kadar ittirdi ve anahtar düştü!

Fazla ses çıkmamıştı.Yani en azından adamın uyanacağı kadar olmadığını düşündü.Hemen sessizce yere eğilip bezi ucundan tutarak kendine çekti.Ve anahtar elindeydi!Heyecandan göğsünün inip kalktığını fark etti ve derin bir nefes alarak anahtarı deliğine soktu.Ses çıkmaması için yüzünü buruşturarak olabilecek en yavaş şekilde kilidi döndürdü ve kapı kulpunu da aynı titizlikle açıp kolidora çıktı.Hiçbir şey görmüyordu.Evin tüm ışıkları kapalıydı ve sadece dışarıdaki ayın ışıklarıyla önünü görmek çok zordu çünkü kolidorda pencere yoktu!Görebildiği tek ışık giriş katından geliyordu.Eve ilk getirildiğinde oranın mutfak olduğunu fark etmişti.Kapı hem açık olmayabilir hem çok ses çıkarır hem de çok göz önünde olur diye mutfağa gitmeyi tercih etti.
Çok sessiz olmaya çalışarak merdivenleri inmeye başladı ancak adımını attığı üçüncü merdivende bir an önünü göremedi ve sağ bileği iç tarafa doğru kıvrıldı.
Büyük ihtimalle burkulmuştu.Elini ağzına götürüp ses çıkarmamaya çalıştı.İşi, daha evden çıkmadan zorlaşmaya başlamıştı.Dışarıda güvenlikler olduğunu biliyordu ama bu konuda ne yapacağıyla ilgili tek bir fikri yoktu.
Merdivenleri gayri ihtiyari inmeyi başarıp mutfağa yöneldi.Ayağına her basışında bileğine bir bıçak saplanmış gibi hissediyordu.Mutfağa girip etrafı inceledi.Dikkatlice tezgaha doğru yönelip elini tezgaha koydu ve bir an arkasında biri varmış gibi hissederek arkasına baktı.Kimse yoktu.Boşuna panik yaptığını düşündü ve tezgaha çıktı.Bu sırada bileği fazlaca acımıştı.Hatta acıyla gözlerinden akan yaşları sonradan fark edip elinin tersiyle sildi.

-Hadi kızım,güçlü ol!
Diye fısıldadı.Ve camın kapısını açtıktan sonra atlayacağı yere baktı.Birkaç çuval üst üste atılmıştı ama içinde yumuşak birşeyler varmış gibi durmuyordu.
Bahçeyi iyice kolaçan edip güvenlik var mı diye bakındıktan sonra önce sağ,sonra da sol bacağını pencereden sarkıtıp elleriyle pencereye tutundu.
Yüzünü buruşturarak aşağı -ineceği yere- baktı.Sağ ayağıyla inemeyeceği için fazladan dikkatli olmalıydı.
Sonunda ellerini yavaşca bıraktı ve indi.Bileği sandığı kadar acımamıştı.Ama onu tedirgin eden şey bu sefer tahtalardan çıkan seslerdi.

--Hasan abi, sen de bir ses duydun mu?

-Evet, yan taraftan geldi sanki.

-Ben bir bakayım.

-Tamam.

Kız, konuşmaları duyunca topallayarak evin kenarındaki duvara koştu.Daha sonra bacağına bir şeyin sürtünmesiyle irkilip yere baktı! Bir kedi.

-Ohh,kediymiş.

Kedi gri renkli bir yavruydu.O an kızın aklına birden kayıp olan bir sesin güvenliklerde şüphe uyandıracağı geldi.Kediyi kucağına aldı ve hızlıca sarılıp öptükten sonra kulağına "Kusura bakma" diye fısıldayarak güvenlik gelmeden kediyi sağ eliyle tahtaların yaklaşık 40 santim uzağına nazikçe fırlattı.Ve güvenlik geldi.

-Miyavv

-HASAN ABİİ.

-EFENDİM

-KEDİYMİŞ GELME.

-TAMAM.

-Uyy nasıl tatlısın sen öyle...

Adam kucağındaki kediyle oynarken kız da sessizce Dün camdan bakarken gördüğü arka kapıya doğru koştu.
Ekilen çiçek ve sebze tohumlarına basmamaya çalışarak kapıya ulaştı.Kapı,demirden yapılmış siyah, aralıkları olan ve üstünde mızrak ucuna benzeyen şeyler olan bir kapıydı.Yaklaşık iki metre olduğu için çok zor olacağa benzemiyordu.Ama mızrak kısmı kızı korkutuyordu çünkü çok kesici olmasa bile tehlike arz ediyordu.
Kız kapının arasında dikdörtgen delikleri olan kısmına ayağını koyup mızrak ucunun başladığı yere tutundu ve kendini yukarı çekmeyi başardı.Şu an mızrak uçlarına tutunuyordu ve kolay kısım bitmişti.Evet şimdiki kısım zordu çünkü sağ ayağını koyup üstünde durması gerekecekti.
Derin bir nefes alıp bir an önce buradan çıkabilmek için sağ ayağını demirin arka tarafında, az önce koyduğu yerin tam karşısına koydu.Sadece parmak uçlarını koyabildiği için canı çok yanmıştı ve dişini sıkıp yavaşca aşağı atladı ve iner inmez kendini yere bıraktı.
O odada uyandığından beri ayağında ayakkabı yoktu.Sadece desensiz beyaz bir çorabı vardı.Ayağına bakmak için çorabı çıkardığı sırada ne kadar kirlendiğini fark etti.Ayak bileği kıpkırmızı olmuştu ve dokunduğunda et eziğine benzeyen ancak farklı olarak direkt sinir uçlarına dokunan bir acı hissedip elini çekti.
Yaptığı hareket bileğine daha çok zarar vermişti.Ama artık dışardaydı ve bir aptal gibi oyalandığını fark etti.
Çorabını giyip ayağa kalktı ve sessizce inleyerek yürümeye başladı.Sonuçta eninde sonunda karşısına bir yol çıkardı.
Ryan, ona iki seçenek sunmuştu.Gitmek ve kalmak.
Kendisi de durumu çok hafife almış,kaçarsa bilim adamlarının onu bulamayacağını düşünerek kaçmıştı ancak henüz hiçbir şeyin farkında değildi.
On dakika kadar yürüdükten sonra arkasında bir ses duydu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.