2. bölüm · Kırmızı Kolye
2.Bölüm
Okuldan gelmiştik ve yorgunluktan direkt uykuya dalmıştım.
Gece nasıl geçti anlamadım bile.
Sabah uyandığımda geç kaldığımı fark ettim. Dünki gezinin yorgunluğu hâlâ üzerimdeydi. Hızlıca yataktan kalkıp hazırlanmağa başladım. İçimde garip bir huzur vardı. Boynumdaki kolyeye dokundum. Hâlâ aynı şekilde parlıyordu.
Hazırlanıp mutfağa indim. Annem her zamanki gibi yemek hazırlıyordu.
“Kızım yemeğini ye, sonra derslerine başla hadi.”
Başımı salladım ve masaya oturdum. Sessizce yemeğimi yemeye başladım.
Birden annem kaşlarını çattı.
“Matematikten ödevini yarım yapmışsın.”
Yemek boğazıma durdu. En nefret ettiğim şey ödevlerdi. Hızlıca ellerimle işaret yaptım.
Yaptım. Ama hoca ben görmeden bir sayfa daha verdi.
Annem iç çekti.
“Bir dahakine dikkat et Lavin.”
Başımı salladım. Yemeğimi bitirip odama çıktım. Bir süre ders çalıştım. Test çözdüm. Sonra yatağa uzandım. Boynumdaki kolyeyi elime alıp baktım. Taşı sanki daha canlı parlıyordu. Garip bir şekilde içimi rahatlatıyordu.
Bir süre sonra uyuyakaldım.
Sabah erkenden uyandım. Bugün farklı hissediyordum. İçimde hafif bir heyecan vardı. Hazırlandım ve mutfağa indim.
Bugün doğum günümdü.
Annem beni görünce gülümsedi.
“Günaydın doğum günü çocuğu.”
Gözlerim parladı. Yanına gidip sarıldım. Annem arkasını dönüp küçük bir kutu çıkardı.
“Artık 19 yaşına girdin. Bu yüzük bana 19 yaşımda anneannen tarafından verildi. Senin 19 yaşına girdiğin gün sana vermemi istemişti.”
Kutuyu açtım. Gümüş bir yüzüktü. Ortasında küçük kırmızı kalp vardı. Boynumdaki kolyeyle aynı renkteydi. Şaşkınlıkla anneme baktım.
Elleriyle işaret yaptım.
Çok güzel.
Annem gülümsedi.
“Güle güle kullan.”
Yüzüğü parmağıma taktım. Gerçekten kolyeyle çok uyumluydu. Annem bir süre kolyeye baktı.
“Bu kolye nereden geldi?”
Ormanda bulduğumu işaretlerle anlattım. Annem başını salladı.
“Güzelmiş. Sana yakışmış.”
Çantamı alıp evden çıktım.
Talia’nın evinin önüne geldim. Kapıya bakıp ellerimle bağırır gibi işaret yaptım.
Aşağı in! Geç kalıyoruz!
Biraz sonra kapı açıldı. Talia koşarak çıktı.
“Geldim geldim.”
Bana bakıp sırıttı.
“Doğum gününü unutmadım merak etme.”
Gülümsedim. Birlikte yürümeye başladık.
Okula giderken Talia sürekli konuşuyordu. Ben de işaretlerle cevap veriyordum. Okula vardığımızda zil çalmıştı. Sınıfa geçtik.
Dersler her zamanki gibiydi. Sıkıcı, uzun ve yorucu. Öğretmenler sürekli konuları yetiştirmeye çalışıyordu. Talia sırada gizlice bana kağıt uzattı.
Doğum günü çıkışı bir şey yapalım.
Gülümsedim ve başımı salladım.
Teneffüs oldu. Talia kantine gitmek için ayağa kalktı.
“Bir şey ister misin?”
Başımı hayır anlamında salladım. O da çıkıp gitti.
Sınıf biraz boşalmıştı. Camdan dışarı bakıyordum. Hava kapalıydı. Bir an boynumdaki kolye hafif ısındı. Elimle dokundum. Gerçekten sıcaktı. Kaşlarımı çattım. Garipti.
Tam o sırada İrem ve arkadaşları sınıfa girdi. Her zamanki gibi yüksek sesle konuşuyorlardı. Bana bakıp fısıldaşmaya başladılar. Umursamadım. Camdan bakmaya devam ettim.
Talia geri geldi.
“Bugün çıkışta kesin bir şey yapıyoruz.”
Gülümsedim.
Dersler bitti. Okuldan çıktık. Hava kararmaya başlamıştı. Yolda yürürken içimde yine o huzursuzluk oluştu. Sanki biri bizi izliyormuş gibiydi. Arkama baktım. Kimse yoktu.
Talia konuşuyordu ama aklım başka yerdeydi. Boynumdaki kolye hafifçe titreşir gibi oldu. Kalbim hızlandı.
Bugün bir şey olacaktı.
Hissediyordum
♠
Bu bölüm iyi oldu umarım. Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum! 😽😽
