1. bölüm · Kırmızı Kolye

1.Bölüm

Livza Ö.

İnsan gerçekten ne için yaşar? Ya da neden yaşardı?
Bir amacı, bir gayesi olmalıydı insanın yaşamak için.
Benim var mıydı ki?
Bilmem.

Sabah saat 7'de okula gitmek için annemin zoruyla mükemmel yatağımdan kalktım. Hazırlanmam neredeyse bir saat sürüyordu. Annem kapıyı açıp içeri baktı.

"Hadi süslü, geç kalacaksın. Son senen."

Yüzümü buruşturup ellerimle hızlı hızlı işaret yaptım.

Gitmesem olmaz mı?

Annem kollarını bağladı.
"Olmaz. Okula gideceksin."
Göz devirdim. Ellerimle tekrar işaret yaptım.

Boşuna gidiyorum.

Annem güldü.
"Boşuna falan gitmiyorsun. Hadi kahvaltıya."
Mutfağa geçtim.
Sandalyeye oturup sessizce kahvaltı yaptım. İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Sebebini bilmiyordum. Sanki bugün sıradan bir gün olmayacaktı.
Kahvaltıdan sonra odama gidip lacivert bluzumu ve lacivert kot pantolonumu giydim. Çantamı hazırladım. Aynaya baktım. Her şey normal görünüyordu. Ama içimdeki his normal değildi.

Kulaklığımı takıp evden çıktım.
Okula vardığımda zil çalmıştı. Sınıfa girmemle dersin başlaması bir oldu. Talia beni görünce el salladı. Yanına oturdum.

Talia hemen konuşmaya başladı.
"Bugün çok uykum var ya."
Elimle işaret yaptım.
Benim de.

Talia gülümsedi. İşaret dilini benden öğrenmişti, o yüzden rahatça anlaşıyorduk.
Tam o sırada öğretmen sınıfa döndü.
"Çocuklar, yarın geziye gidiyoruz. Ormanda bir etkinlik olacak.Araştırma ödevi tarzında.Bulmaca çözeceksiniz."
Enes ordan atlamasa olmazdı zaten "hocaaaam ödül ne?" dedi o cırtlak sesiyle.

"Bir çeyrek altın."
"Hocam birşey gelmez ki ona" alp'te atladı.

Sınıfta mırıltılar yükseldi. Talia bana döndü.
"Off! Hoca yine ne dertlere sokacak bizi."
Omuz silkip işaret yaptım.

Belki eğlenceli olur.

"Umarım," dedi Talia.
Ders sıkıcı geçti. Teneffüste o güya zorba kızlar yine bizimle uğraşıyordu. İrem boş sıraya geçip bacak bacak üstüne attı.

"Kızlar gidin bize kahve alın kantinden."
Talia sinirlendi. Ben sakince ona baktım ve sonra İrem'e döndüm. Ellerimle net bir şekilde işaret yaptım.
Kendin al.

İrem anlamadı tabii.
"Ne diyor bu?"
Talia kollarını bağladı.
"Diyor ki kendin al."
İrem göz devirdi.
"Çıkışta görüşürüz."
Umursamadım.

Okul çıkışı Talia ile yürüyorduk. Yolda yine motorlara bakıyordu.
"Ayy kanka şu motorlara bak. Keşke benim de olsa."

Gülüp başımı salladım. Tam o sırada iki motorun yanında duran adamlar bize baktı. Rahatsız olunca Talia'nın kolunu çekip yürüttüm.

Eve vardığımda annem mutfaktaydı.
"Hoş geldin süslü. Sana sarma yaptık."
Gözlerim parladı. Ellerimle hızlıca işaret yaptım.
En sevdiğim.
Annem güldü.

"Yarın gezi varmış. Hazırlan erken yat."
Başımı salladım.

Ertesi sabah erkenden hazırlandım. Küçük kol çantamı hazırladım. El fenerimi ve defterimi koydum. Anneme sarılıp çıktım.

Talia ile okul yolunda buluştuk. Konuşa konuşa yürüyordu. Ben de işaretlerle cevap veriyordum.

"Çisel ne zaman gelecek ya? "Dedi.Çisel, grubumuzun 3.üyesiydi ancak İstanbul'da işi vardı. Bu nedenle 1 haftadır yoktu ama yarın gelecekti.
Ellerimle
Yarın.
Dedim ve yürümeye devam ettik

Okulda herkes toplanmıştı. Otobüslere bindik. Yol çok uzundu. Saatler geçmiş gibiydi. Sonunda ormana vardık. Hava kararmaya yakındı.

Otobüsten indik. Öğretmen hepimizi topladı.

"İkili takım olun. Ormanda bazı noktalar var. Bulmacaları çözen takım ödül kazanacak."

Herkese el feneri verdiler. Talia ile birlikte yürümeye başladık. Orman sessizdi. Yaprak sesleri dışında hiçbir şey yoktu.

Bir süre sonra gözüm ileride küçük bir parıltıya takıldı.

Durup baktım.

Gerçekten bir şey parlıyordu.
Talia koluma dokundu.
"Ne oldu?"

Elimle ileriyi işaret ettim. Birlikte o tarafa yürüdük. Bir ağacın dibinde yerde parlayan bir şey vardı. Eğilip baktım.

Gümüş renkli, kalp şeklinde bir kolye. Ortasında kırmızı bir taş vardı.
Gözlerim büyüdü.

Talia fısıldadı.
"Oha çok güzel."
Kolyeyi elime aldım. Soğuktu ama garip bir şekilde tanıdık hissettirdi. Sanki uzun zamandır bana aitmiş gibi.

Talia gülerek,
"Al senin olsun." dedi.
Zaten vermeyi düşünmemiştim.

Kolyeyi çantama koydum. Tam kalkacakken ayağımın ucuna sert bir şey değdi. Yaprakların altında gümüş renkli ince bir günlük vardı.
Eğildim. Birkaç saniye baktım. İçimde tuhaf bir his oluştu. Sanki dokunmamam gerekiyordu.
Elimi geri çektim.

Talia merakla baktı.
"Ne var?"
Başımı salladım.
Bir şey yok, der gibi el işareti yaptım.
Defteri orada bıraktım. Şimdilik kolye yeterdi.
Birlikte gruba doğru yürümeye başladık.

O an bilmiyordum.
Bulduğum o kolyenin sıradan bir kolye olmadığını.
ve hayatımın yavaş yavaş değişmeye başladığını.

Merhabalar, bir şans verin bakalım güzel ilerliyor mu😽