1. bölüm / 2
Kırmızı GeçitDoğum Günü
Bölümler 2Şu an: Doğum Günü
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Doğum günleri Mihra için hep işkenceydi. Bir insan her sene doğum gününde sınava çalışır mı? Mihra çalışıyordu işte. 19 Nisandı doğum günü . Şimdi de üniversite final sınavı vardı. Masaya oturdu nöroloji çalışmak için.
-Kızım Mihra bugün akşamını bize ayırıyorsun . Arkadaşlarını çağırdık. Kafede doğum günü kutlaması yapacağız annem.
Mihra suratını ekşitti. Ne doğum günü ya. Final sınavlarına 2 hafta önceden başlardı çalışmaya. Konular yetişsin diye. Şimdi tüm konuları tekrar etmesi gerekiyordu. Hoca zaten sıkıntılı biriydi. Sınava girmek için bile uygulama sınavına sokuyordu. Sözlü sınavdan 5 te 4 soruyu bilip sınava girebiliyordun. Artı finalin yüzde altmışı alınıyordu. Birde bütle uğraşmak istemiyordu.
- Anne daha öncede dedim sana doğum günü kutlamayı sevmiyorum artı sınavım var.
-Lütfen kızım herkesi çağırdık. Sadece sen eksiksin , dedi hınzır bir gülüşle.
-Siz beni hiç düşünmüyorsunuz hep böyle yapa yapa derslerimden alıkoyuyorsunuz. Ben istemiyorum kutlamak benim doğum günüm değil mi? Hem size ne bundan ! Gerçekten bıktım...
Annesi duyunca bir anda suratı düştü. Oysa onun iyiliğini istemişti. Sürekli odadan çıkmıyordu. Odası ve okulu arasında gidip geliyordu. Zeki bir çocuktu. Her girdiği sınavda dereceye giriyordu. Ama hayatını derse adaması da anı yaşamasını , eğlenmesini engelliyordu. 21 yaşına girmişti ve adam akıllı tatile bile gitmemişti. Tüm bunları düşünürken sinirle "PEKİ , git çağırdığım arkadaşlarını ara ve gelemeyeceğini söyle dedi"
Tabi ki yapamayacaktı. Hırçın olduğu kadar bir o kadar utangaçtı da.
- offf anne offff diye sitem etmeye başladı.
Annesi :
- Anneye of denmez, diyerek odadan uzaklaştı.
Mihra doğum gününden kaçamayacağını anlamıştı.
En azından son kalan konularımı bitireyim diye dersin başına geçti...
Akşam olmuştu. Hemen annesinin ütülediği lacivert renkli elbisesini giydi. Hafif göz makyajı ile ela rengi gözlerini öne çıkardı. Artık hazırdı. Aynaya bakıp kendi kendine ; İstemem yan cebime koy muamelesi mi yapıyorum yoksa ben diyerek gülümsedi. Kafeye geçti arkadaşları , ailesi hep ordaydı. Kafede klasik bir müzik çalıyordu. Hoşuna gitmişti. Abartı olmayan , sade ve tatlı bir ortam vardı.
Müzik durdu ve hep bir ağızdan İyi ki doğdun Mihra , iyi ki doğdun Mihra , iyi ki doğdun iyi ki doğdun iyi ki doğdun sanaa...
Bir anda durdu ve Mihra :
-Teşekkürler Türkiye .
Herkes gülmeye başladı. Mihra böyleydi işte bazen sıcakkanlı bazen dünyanın en soğuk insan , Bazen çok asi hırçın bazense utangaç biri. Bazen sinirli bazen komik. Kısacası biraz dengesiz.
Annesi geldi yanına:
-Kızım teşekkür ederim. Umarım beğenmişsindir.
-Anne özür dilerim sabahki sözlerim için. Çok zahmet etmişsin. Çok teşekkür ederim. İyi ki varsın, İyi ki benim annemsin . Çok mutlu oldum. Bu dünyaya gelsem yine senin annem olmanı isterdim. Seni çok seviyorum canım annem. Sen olmasan kimsem yok benim.
Yoktu tabi. Babası ölmüştü Mihra doğmadan birkaç ay önce. Annesi büyütmüştü kızını. Her zor zamanında da mutlu zamanında da annesi vardı.
Annesi duygusallaştı. Gözünden bir damla yaş süzülürken:
-Kızım sende iyi ki varsın iyi ki benim kızımsın. Sana bir şey söylemem gerekiyor ...
-Mihraaaa bende geldim diye biri bağırdı.
- Gökçe hoşgeldinn. Niye geciktin ?
Gökçe teyzesinin kızıydı. Çok severdi zaten bir tane kuzeni vardı Mihra'nın.
-Kanka sorma ya arabama biri çarptı. Önemli bir şey değil ama yol polis kaza tutanağı derken vakit geçti. Hediyelerin açılmasına geç kalmadım umarım. Bu da benim hediyem, diyerek hediyesini uzattı.
Bunun üzerine Mihra hediyelerini açmak üzere masanın yanına yanaştı. Önce Gökçe'nin hediyesini açtı. Çok istediği bir vaka kitabını almıştı. Psikolojik roman okumayı çok seviyordu. Bunu bir psikiyatrist doktorun yazması daha ilginçti. Çok beğenmişti.
Üzerinde de 21. Yaşın güzel geçsin kuzen yazmıştı. Bari biraz yaratıcı ol be kuzen.
Annesi senin hediyen dışarda dedi. Söz verdiği gibi kızına bir araba almıştı.
-Anne ya diyerek çok mutlu oldu Mihra. Arabada tur atmak istedi. Annesi
-Kızım diğerlerini aç eve senin arabanla döneriz diyerek göz kırptı.
İlgisini çeken bir kutu vardı . Kehribar taşlarla ince ince işlenmiş, çok nahif ahşap bir kutu. Kutu çok etkilemişti. Onu açmak istedi. Kutuyu açar açmaz yağmur sonrası oluşan o toprak kokusunu aldı. Çok severdi o kokuyu. Şaşkınlıkla açtığında kutunun üzerinde bir kağıt parçası vardı okumadan onu kenara çekti ve bir saat gördü. Saat ilgisini çekti ve sol bileğine taktı. Sol bileğindeki saat, dışarıdan bakıldığında kehribar tonlarında, kahverengi kadrana sahip antik bir parçadan ibaretti. Çok hoşuna gitmişti. Hemen kimin gönderdiğine bakmak için kağıdı aldı ve içinden okumaya başladı :
"Akşam 8'de saati tak. Kırmızı gece lambasını yak ve sakın Giray'ın gözlerinin içine bakmaktan korkma."
~ULAK~
Nasıl yani ? Giray kimdi? Gece lambası ne alakaydı? Ulak kimdi?
-Kızım diğer hediyelerini de aç hadi. Niye suratın düştü bir sorun mu var ?
-Yok anne açayım dedi
Ancak ulağın ona bıraktığı not zihninde çınlayıp duruyordu. Ulak kimdi biri şaka mı yapıyordu.
Bölüm etkileşimi
