2. bölüm · Kırmızı Dosyadaki Siyah Gül
1. BÖLÜM-Kızıl Katil
buPARK LUCİEN'İN ANLATIMIYLA....
"Beni oradan izlemeye devam edecek misin?" Ortağıma seslendiğimde yudumladığı kahvesini indirip gözümün içine bakarak "Beceriksiz." dedi. Cidden ben mi beceriksizdim? Aptal olmalıydı.
"Ben beceriksiz değilim,katil çok akıllı."
"Bu durumda yine beceriksiz oluyorsun salak."
"Beceriksiz olan sensin,aylardır kolunu kaldırıp bana yardım etmedin."
"O gözlük seni daha çok körleştiriyor,ben olmasaydım kurbanların ortak noktalarını bile bulamazdın."
Ona göz devirip önümdeki dosyaya döndüm. O kadar yorulmuştum ki gözlerim şişmiş, göz altlarım morarmıştı. Ama uyuyamazdım,Siyah Gül'ü bulmadan uyuyamazdım. O katil olacak kişi çok akıllı birisiydi ve olay yerinde işimize yarayacak bir şey bulmak çok zor.
"Lucien."
Adımı kulağımın dibinde duyunca irkildim.
"Ne var?"
"Kalk artık şu koltuktan, götünün izi çıkacak."
"Olmaz, ile yarayacak bir şey bulmam lazım."
"Lan kalk bari mola ver, sandalye başında oturmaktan organların 'KURTARIN BİZİ BU ADAMDAN!' diye çığlık atıyor resmen. Hem açsındır,bir şeyler ye."
Ona görmezden gelip önüme döndüm,bana çocuk muamelesi yapıyordu.
" Aç falan değilim ben."
Dedim ve midemin guruldaması bir oldu. Resmen bu anı bekliyormuş.
" Lucien beş saniye içinde bu koltuktan kalkmazsan seni kendi ellerimle kaldırır çamaşır niyetine ipe mandallarla asarım."
"Of iyi be,kalkıyorum."
"Şükür."
Uzun zamandır peşinde olduğum Siyah Gül lakaplı bir katil vardı. Ben işimde çok iyiydim fakat bu katil ne yaparsam yapayım hep bir açığımı bulup gizlenmeyi başarıyordu. Onu bulmayı kendime görev edinmiştim ve vazgeçmeyide düşünmüyordum.
Koridorda yürürken karşıdan gelen hizmetçi dikkatimi çekti. Son zamanlarda bana sürekli katili aramaktan vazgeçmem gerektiğini söylüyordu. Acaba o olabilir miydi?
Saçmalıyordum,hiç bir katil onu arayan birisinin yakınına bu kadar girmeye cesaret edemezdi.
******
" Bir kahve, şekersiz olsun."
" İğrençsin."
" Ne?"
" Bir insan cidden bu kadar klişe olabilir mi?" deyip ağzını büzerek taklidimi yaptı.
" Bor kohvo, şokorsoz olson."
Gözlerimi devirip merkezin en üst katından aşağıya bakmaya başladım. Büfe en üst kattaydı ve açık havada olduğu için insanlar burada sigara molası verebiliyordu. Fakat ben buraya gelmeyi hiç sevmezdim çünkü buraya sigara içmemek için gelen tek kişi bendim.
" Hava bozacak gibi."
" Olabilir Hanwool, sonbaharın ortasındayız."
"Bazen senin ortağın olduğum için kendimi çok aptal hissediyorum.
" Niye ki?"
" Sen söylemeseydin ben bizi yazın ortasında sanıyordum."
İç çekip bulutlara bakmaya başladım. Hayatta en nefret ettiğim şey bulutlar olabilirdi. Onlar kar yağdırdığında babam kalp krizi geçirip vefat etmişti. Ayrıca bana çok karanlık ve içlerinde boğulacakmışım gibi gelirdi.
"Yine neye daldın?"
"Hanwool."
" Efendim"
" Siyah Gül sence neden insan öldürüyor?"
" Bilmiyorum, ama belki adaletine kavuşmayan insanlardan nefret ediyordur. Hatırlıyor musun?Bir keresinde şirkete 'Adaletine kavuşamayan cehennemine kavuşsun.' yazılı bir not bırakmıştı. Belki de hayatı suçlu birisi yüzünden mahvolmuştur."
"Olabilir aslında,hep parasıyla cezadan kaçan kişileri öldürüyor."
"Neyse,fazla üzerine düşmeyelim.Ters teper falan. Ben üşüdüm,içeriye geçiyorum."
"Tamam,ben de çok durmam,gelirim birazdan."
Acaba olabilir miydi? Gerçekten suçlu birisi yüzünden hayatı mahvolmuş olabilir miydi?
Düşüncelerimden alnıma düşen bir yağmur damlasıyla sıyrıldım.Yağmur yağıyordu,ıslanmak istemiyorsam içeriye geçmem gerek.
İçeriye geçtiğimde ilk iş odama yöneldim. Aklıma takılan çok fazla soru vardı, fotoğrafları yine incelemeliydim. Belki de bir şey bulurdum.
Odama geçtiğimde dosya bıraktığım yerde duruyordu. Elime alıp içindeki görselleri teker teker çıkarmaya başladım . 17 farklı cinayet. Çok tuhaftı,nasıl insanların gözünün yaşına bile bakmadan yapabiliyordu bunu?
Düşüne düşüne görsellere bakarken bir şey fark ettim. Son cinayetteki kurban ölü bulunduğunda üzerinde beyaz bir gömlek vardı. Gömleğin üzerinde iki tane saç teli, kızıl. Kızıl saç telleri fotoğraf gece flaşla beyaz bir kumaşın üzerinde çekildiği için çok belli duruyordu. Çok fazla ihtimal vardı ama şu an bu iki saç telinin katile ait olduğunu düşünmek istiyordum.
"Buldum bee!"
Odada kendi kendime bağırıp sevindiğim için seslerimi duyan Hanwool odaya daldı.
"Ne bağırıyorsun be? Bina inledi!"
Onu omuzlarından tutup sarstım.
"Hanwool, ipucu buldum!"
