12. bölüm · KIRIK ZAMAN(gerçek ailem)
11. Bölüm
Küçükken her uyumadığımda abim ses kaydında veya kasette birinin sesinden bu ninniyi açardı ben sakinleşip uydurdum.
Baran beyin sesiydi o.
Ben yıllarca öz babamın sesiyle büyümüştüm...
★
Yazardan
Yıllarca öz babasının sesiyle büyümüştü.
Çok ağır değil miydi?
O kadar uzakta olup kızının senin sesinle büyüdüğünü bilmemek?
Ağırdı.
"Sakinleşti" diye mırıldandı Baran bey. Arina yani kaçırılmadan önce Güneş gene öyleydi.
Baran bey ona 'Güneş kız' deyip üstüne bu ninniyi söylerse uyur, ağlıyorsa da susardı.
Şimdi de öyleydi.
Hem sakinleşmiş hem de kendini uykuya bırakmıştı
"Çok korktum öyle bir anda sesini duyup ağladığını görünce" diye mırıldandı Büge hanım. Kısık sesle konuşuyordu ikisi de sırf kızları uyanmasın diye.
"Kaçırılmıştım diyor Baran" diye devam etti. Onların yanında büyümemişti bir de üstüne kaçırılmıştı!
"Duydum... Duydum araştıracağım kızımı kim kaçırdıysa ve bu yaşa kadar korkutuyorsa belasını si-" devamını getirmedi.
"Halledeceğim yani" nereden bilebilirdi ki kızını hem Orlovaların kaçırmasın yardımcı olan hem de altı yaşında kaçırıp bu kadar tramva yaşatan kişinin öz ve öz kardeşi olduğunu.
"Hâlâ titriyor" diyen Büge hanımla, kızının ellerine baktı Baran bey.
Göğüsüne yatıp uyuyordu yanında anne babası vardı ona rağmen gene korkuyordu.
Bilmiyorlardı kızları kaç gece kabusların içinde kaybolmuş kaç gece ise o kabusların içinde var olmuştu.
Çoktan hava aydınlanmıştı hatta evdekinlerde birazdan uyanırdı, ama ne Baran bey ne de Büge hanım kızlarının başından ayrılmamış sanki ayrılırlarsa tekrar kâbus görecek ya da bir daha orada olmayacakmış gibi...
Oda geceden beri sessizken Baran beyin çalan telefonu sessizliği bozdu ki Büge hanım konuştu
"Kim?" Baran bey eline aldığı telefona baktı
"Bade" kardeşinin kızıydı Bade,yiğeniydi.
Telefonu açınca Bade'nin neşeli sesi geldi
"Günaydın amcamm!" Dedi uzata uzata
"Günaydın günaydın hayırdır?"
"Amcam şey ya siz Rize'ye gelecek misiniz? Yani bizi kuzenimle tanıştıracak mısınız?" Böyleydi Bade, insan severdi sıcak kanlıydı. Peki Arina tanışmak ister miydi?
İsterdi.
Ama haberi yoktu.
Rize'deyken kaçırılmıştı.
"En kısa sürede geleceğiz" diyen Baran'la Bade'nin yüzü gülüyordu
"Cansın amcam bir tanesin seviliyorsunuz yengeme ve diğerlerine selam söyle görüşürüz" deyip kapattı.
"Ne diyor" dedi gülümserken Büge hanım
"Rize'ye ne zaman gelirsiniz diyor Arina'yla tanışmak istiyor" diye cevap verdi Baran bey
"Arina biraz daha alışsın okullar açılmadan bir-iki ay önce falan gideriz"
"Ya tekrar bir şey olursa? Baran kızımızı koruyamazsak?" Derken Arina yavaşça gözlerini açtı
★
Arina
Başımda duyduğum konuşmalarla yavaşça gözlerimi açtım.
Baran beyin göğüsüne yaslanmış yatıyordum.
Ben?
Kafamı kaldırıp yattığım yerde dikleştiğimde etrafıma baktım. Hem Büge hanım hem de Baran bey buradaydı
"Gunaydın" diye mırıldandığımda sesim gene aksanlı çıkmıştı. Sanırım kelimeyi de yanlış söylemiştim ama olsun.
İkisi de "Günaydın" dediğinde gülümsedim.
Demek böyle telaffuz ediliyordu.
Baran bey ve Büge hanım kalktığında ben daha da dikleşip düzgün durdum
"Nasılsın kızım" diyen Baran beye döndüm
"İyi ben, siz nasıl?" Diye mırıldandım
Çok fazla rezil oluyorum ben ya!
"Bizde iyiyiz yavrum şimdi inelim aşağıya, birazdan kahvaltı yaparız" diyen Büge hanımın sesiyle kafa salladım ki ikisi de çıktı.
Dün gece kabus görmüştüm ben. Sesim çok mu çıkmıştı o yüzden mi yanımda kalmışlardı?
Bir dakika...
Hayır hayır hayır!
Söylemiştim onlara!
Söylemiştim kaçırıldım demiştim!
Ama onunla alakalı bir şey söylemediler belki bir şey olmaz.
Hızlıca yataktan kalkıp lavaboya ilerledim ve içeriye girip yüzümü yıkadım. Kafamı kaldırıp aynaya baktığımda kızaran gözlerimi gördüm, gene ağladığım çok belliydi!
Hayır anlamıyorum gece ağladım sabah değil ki!
Giyinme odasına gidince dolaba yöneldim.
Ne giyeceğim ki ya?
Dolaba uzanıp elime beyaz bir tişört ve şort alıp üzerime geçirdim.
Gene omzum açıkta kalıyordu.
Tamam onu gidip kapatıcıyla kapatabilirim...
Giyinme odasından çıkıp makyaj masasına ilerleyip oturunca kapatıcıyı elime alıp omzuma sürdüm.
Bence belli değil.
Kapıdan tık tık sesi geldikten sonra açılınca bana koşan Işık'ı ve kapının önünde duran Yaren ablayı gördüm. Oturduğum yerden kalkıp Işık'ı kucağına alınca ona gülümsedim
"Hayaam!" Ben bu kızı yerim!
"Moy malysh"(bebeğim) dediğimde Yaren abla da odaya girdi
"Günaydın"
"Günaydin" dedim gülümseyerek
"Hayaa! Hadi aşağıya inelim ben çook acıktım!" Diyen Işık'la, Yaren ablaya baktığımda dur der gibi bir işaret yapıp cebinden çıkardığı ilaçtan bir tanesini bana uzattığında ağzıma attım ki zaten masanın üzerinde duran suyu da uzatınca ilacı yuttum
"Hadi inelim" dediğinde Işık'ı kucağımdan indirmeden odadan çıktım. Yaren abla da peşimizden aşağıya iniyordu
Ben kucağımda Işık'la aşağıya indiğim gibi Alp abinin sesi geldi
"Günaydın!" Dedi
Bütün ev ve sokak duydu Alp abi!
İçeriye doğru ilerlerken önümde beliren Yaman abiye baktım
"Günaydın" dediğinde gülümseyerek
"Günaydin" dediğimde yüzüme dikkatli baktı
Yüzümde bir şey mi vardı? Az önce yıkamıştım.
"Ağladın mı kız sen gözlerin kızarık kızarık olmuş, hatta yanakların da"
Dedim işte belli oluyordu!
"Net"(hayır) dedim kafamı iki yana sallayarak. Yaman abi bir şey diyecekti ki kurtarıcım Işık oldu
"Haya, amca ben çok acıktım!"
"Kahvaltı hazırdı hadi gidelim o zaman" diyen Yaman abiyle hızlıca kahvaltı salonuna ilerledim ve Işık'ı mama sandalyesine oturtup kendim de Alp abinin yanına oturdum.
"Naber kız" deyip elini omzuma atınca yanına yanaştım biraz
"İyi ben, sen nasil?" Tamam tamam.
Aldığım tek derste Türkçe'min tamamen düzelmesini beklemiyorum...
Ama düzelsin!
Alp abi eğilip sessizce konuştu
"İlacı içtin mi?" Yaren abla vermişti.
"İçti ben"
"Yani içtim"
★
"Anne!" Diye bağıran Alp abiyle kafamı telefondan kaldırdım
"Efendim Alp" dedi bu sefer Büge hanım
"Rize'ye ne zaman gideceğiz?"
Rize neresiydi?
Büge hanım uzaktan bağırmak yerine içeriye girince tekrar konuştu
"O nereden çıktı oğlum? Gideriz okullar açılmadan" dediğinde kafamı Alp abiye çevirdim
"Rize orasi nere?"
"Memleket" dedi göğüsünü kabarta kabarta
Biz Rize'li miydik?
"Sen biliyor? Eren Türkçe öğretiyor bana" dediğim sırada Eren abinin sesini duydum
"Eren ne kız abiyim ben abi"
Abi...
Öyle desem belki kızarlar ya da yargılarlar diye düşünmüştüm istiyor muydu?
"Ben öyle der sana" hızlıca düzelttim "derim"
"Akşam derse devam mı?" Diye sorduğunda kafamı olumlu anlamda salladım
Bir anda salona giren Asaf'a kafamı çevirdiğimde normalce gelip koltukta yanıma oturdu
"Naber sarışınım"
Sarışınım diyor!
Çok tatlı!
"İyi sen" diye mırıldandım
"Bende iyiyim şey diyeceğim annem dedi de amcamlar var tamam mı üç tane bunlardan biri Furkan işte akşam yemekten sonra buraya gelecekmiş kendisini çok da sevmene gerek yok aramızda kalsın bende sevmem" dediği sırada Yankı abi arkadan gelip ensesine vurdu
"Büyüklere öyle konuşulmaz lan" dedikten sonra yandan gülen Alp abinin sesini duydum
"Tamam bende sevmiyorum ama" diye devam etti Yankı abi de.
Kimdi ki o?
Acaba neden sevmiyorlardı?
Yani insanın ailesinden birini sevmemesi nasıl bir histi acaba?
"Bir de o da Rusça biliyor hatta kendisi altı dil öğrenmiş işsiz vatandaş" iyi de ben de yedi bil biliyorum..
"Hıı anladı ben"
"Yani anladım" sesim aksanlı da çıksa en azından dünden ve birkaç gün öncesinden daha iyi konuşuyordum.
Selaaammm
Nasilsiniizzz
Bölüm nasildiii
Şimdi diyeceksiniz bu Furkan kim
Ama diğer bölüm göreceksiniiizz👻
Neysemkineee
Diğer bölümde görüşürüzzz ☀️
