7. bölüm · KIRIK TERAZİ
Bölüm 7:Sessizliğin Bedeli
Rose, telefonundaki son mesajı kapattı.
"Fakat babana da bütün gerçekleri anlattığını sanma."
Mesaj hâlâ aklındaydı.
Babasına güveniyor muydu?
Eskiden bu sorunun cevabını düşünmezdi.
Brad onun babasıydı.
Annesini kaybetmiş, iki çocuğuyla tek başına kalmış bir adamdı.
Yıllarca fırında çalışmıştı.
Rose'un okul masraflarını karşılamıştı.
Ethan askere gittiğinde arkasından günlerce konuşmamış, geceleri onun eski odasının kapısında durmuştu.
Brad kötü biri gibi görünmüyordu.
Hatta çoğu zaman tam tersiydi.
Ama son günlerde Rose'un kafasında tek bir düşünce dönüyordu.
İyi bir insan neden bu kadar çok şeyi saklardı?
--------------------------------------------------
Rose okuldan eve giderken doğrudan fırına uğradı.
Brad tezgâhın arkasında ekmek hazırlıyordu.
Rose kapının önünde birkaç saniye durdu.
"Baba."
Brad başını kaldırdı.
"Hoş geldin."
Rose içeri girdi.
"Bir şey soracağım."
"Sor."
"Victor Hale ile annenin arasında ne vardı?"
Brad'in eli durdu.
"Hiçbir şey."
"Kesin mi?"
"Kesin."
Rose:
"Arşivlerde onun adı geçiyor."
Brad:
"Victor'un adı birçok belgede geçiyor."
"Bizim belgelerimizde."
Brad kızına baktı.
"Rose, geçmişte çok fazla insan vardı."
"Ben de onu soruyorum."
Brad derin bir nefes aldı.
"Victor, o zamanlar para işlerine karışıyordu."
"Ne işine?"
"Borçlar."
Rose:
"Annem onunla mı uğraşıyordu?"
Brad:
"Hayır."
Rose:
"Öyleyse neden onun adı geçiyor?"
Brad cevap vermedi.
Rose babasının susmasını artık bir cevap gibi görmeye başlamıştı.
"Baba..."
Brad:
"Ne?"
"Sen annemin ölümünden sonra neden hiçbir şey yapmadın?"
Brad şaşırdı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Polise gittin mi?"
"Evet."
"Mahkemeye?"
"Evet."
"Sonra?"
Brad:
"Hiçbir şey olmadı."
Rose:
"Neden?"
Brad:
"Kanıt yoktu."
Rose:
"Ya şimdi?"
Brad:
"Şimdi ne?"
"Kanıt olsa ne olur?"
Brad birkaç saniye sessiz kaldı.
"Çok şey değişir."
Rose başını salladı.
Sonra fırından çıktı.
--------------------------------------------------
Akşamüstü Veyra'nın kuzeyinde büyük bir toplantı vardı.
Victor Hale, belediye binasının önünde konuşma yapacaktı.
Köyün zenginleri ön tarafta toplanmıştı.
Güney tarafındaki insanlar ise biraz daha geride duruyordu.
Victor yüksek bir yere çıktı.
"Veyra'nın gelişmesi gerekiyor."
Kalabalıktan biri:
"Bizim evlerimizi alarak mı?"
Victor:
"Borçlarını ödemeyenlerin evlerini kaybetmesi adaletsizlik değil."
Bir adam:
"Zenginlerin borcu siliniyor ama!"
Kalabalık karıştı.
Victor elini kaldırdı.
"Yalanlarla kimse bir yere varamaz."
Rose uzaktan izliyordu.
Yanında okuldan bir arkadaşı vardı.
"Bu adamdan nefret ediyorum."
Rose cevap vermedi.
Gözleri Victor'daydı.
Victor konuşmaya devam etti.
"Veyra'nın güçlü insanlara ihtiyacı var."
Rose'un aklına annesinin dosyası geldi.
Güçlü insanlar.
Borçlar.
Evler.
Kırık terazi.
Birbirine bağlanıyordu.
Tam o sırada Victor'un gözü kalabalığın içinde Rose'a takıldı.
Bir anlığına sustu.
Sonra konuşmasına devam etti.
Rose onun kendisini gördüğünden emindi.
--------------------------------------------------
O gece Brad eve geldiğinde Rose masada oturuyordu.
"Baba."
"Evet?"
"Bugün Victor'u gördüm."
Brad:
"Ne yaptın?"
"Hiç."
Brad sandalyesine oturdu.
Rose:
"Victor bana baktı."
Brad:
"Onunla konuşma."
"Neden?"
"Çünkü gerek yok."
"Sen de ondan hoşlanmıyorsun."
Brad:
"Hayır."
Rose:
"Niye?"
Brad:
"Çünkü bazı insanlar güçlerini yanlış kullanır."
Rose:
"Sen de güçlü müsün?"
Brad gülümsedi.
"Ben mi?"
"Evet."
"Ben sadece fırıncıyım."
Rose ilk kez hafifçe güldü.
"Fırıncıların da gücü var."
Brad:
"Neymiş?"
"İnsanları doyurmak."
Brad başını salladı.
"Doğru."
Kısa bir sessizlik oldu.
Rose:
"Ethan'dan haber var mı?"
Brad'in yüzü yumuşadı.
"Bugün mesaj attı."
"Ne dedi?"
"Eğitimin zor olduğunu."
Rose:
"İyi mi?"
"İyi."
Rose:
"Onu özlüyorum."
Brad:
"Ben de."
İkisi bir süre sessiz kaldı.
Bu kez sessizlik ağır değildi.
Sadece özlem vardı.
--------------------------------------------------
Ertesi sabah Brad fırının arka odasında eski sandığı açtı.
Eleanor'un eşyalarını çıkardı.
Fotoğraf.
Mektup.
Kolye.
Eski belgeler.
En altta küçük bir defter vardı.
Brad defteri yıllardır açmamıştı.
Kapağında yalnızca bir tarih vardı.
**1987.**
Defteri açtı.
İlk sayfada Eleanor'un el yazısı vardı.
"Brad'e söylemedim."
Brad okumaya devam etti.
"Çünkü söylersem onu da bu işin içine çekeceğim."
Brad'in yüzü değişti.
Bir sonraki sayfa.
"Borçların gerçek olmadığını öğrendim."
Bir sonraki.
"Fakat bunu yapanların kim olduğunu hâlâ bilmiyorum."
Brad sayfayı çevirdi.
Son sayfada yalnızca birkaç kelime vardı.
"Terazinin altında değil."
Brad durdu.
Sonra sayfanın arkasını çevirdi.
Hiçbir şey yoktu.
Defteri kapattı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Marek içeri girdi.
"Bulmuşsun."
Brad:
"Neyi?"
"Defteri."
Brad:
"Sen biliyor muydun?"
Marek:
"Eleanor bana bahsetmişti."
"Son sayfada ne demek istiyor?"
Marek:
"Bilmiyorum."
Brad:
"Yalan."
Marek başını salladı.
"Brad, yıllardır aynı şeyi yapıyorsun."
"Ne yapıyorum?"
"Her şeyi kendi başına çözmeye çalışıyorsun."
Brad:
"Çünkü başkalarına güvenmek kolay değil."
Marek:
"Belki de sorun budur."
Brad:
"Ne?"
Marek:
"Kimseye güvenmiyorsun."
Brad cevap vermedi.
--------------------------------------------------
Aynı gün Rose kütüphaneye gitti.
Eski Veyra haritalarını araştırıyordu.
1987'de kullanılan binaları tek tek işaretledi.
Eski adliye.
Değirmen.
Belediye.
Maden.
Meydan.
Sonra bir haritada başka bir yapı fark etti.
**Eski un deposu.**
Yıllardır kullanılmıyordu.
Rose dosyadaki eski kayıtları tekrar açtı.
Borç anlaşmalarının çoğunda aynı yerin adı geçiyordu.
Eski un deposu.
Rose'un aklına bir şey geldi.
Brad'in fırını.
Un.
Borçlar.
Eski depo.
Belki de bağlantı buradaydı.
--------------------------------------------------
Akşam Rose eve geldi.
Brad fırında değildi.
Ev boştu.
Rose biraz bekledi.
Sonra babasının çalışma masasının yanına gitti.
Masada eski anahtarlar vardı.
Rose hiçbirine dokunmadı.
Sadece baktı.
Bir anahtarın üzerinde küçük bir işaret vardı.
Terazi.
Rose anahtarı eline aldı.
Altında küçük bir numara yazıyordu.
**17.**
Rose'un aklına eski un deposu geldi.
Belki de bu anahtar oraya aitti.
Tam anahtarı yerine koyacakken kapı açıldı.
Brad eve girdi.
Rose hemen geri çekildi.
Brad:
"Burada ne yapıyorsun?"
"Hiç."
Brad masaya baktı.
Sonra Rose'a.
"Rose."
"Bir şey aramıyordum."
Brad başını salladı.
"Tamam."
Rose şaşırdı.
Brad onu suçlamamıştı.
Sadece:
"Yemek hazır."
dedi.
Rose:
"Tamam."
İkisi mutfağa geçti.
--------------------------------------------------
O gece Rose uzun süre düşündü.
Babası ona kızmamıştı.
Belki de anahtarı gördüğünü fark etmişti.
Belki de fark etmemişti.
Ama Rose'un kafasında artık başka bir soru vardı.
Brad neden eski un deposunun anahtarını taşıyordu?
--------------------------------------------------
Gece yarısı Brad evden çıktı.
Elinde küçük bir çanta vardı.
Veyra'nın kuzey tarafına doğru yürüdü.
Eski un deposuna gitti.
Kapıyı açtı.
İçeri girdi.
Depo karanlıktı.
Brad lambayı yaktı.
Duvarlarda yıllardır kullanılmamış raflar vardı.
Bir köşede eski belgeler duruyordu.
Brad çantasını masaya bıraktı.
Bir dosya çıkardı.
Tam açacakken arkasından bir ses geldi.
"Geç kaldın."
Brad döndü.
Victor Hale.
Brad'in yüzü sertleşti.
"Burada ne işin var?"
Victor:
"Senin kadar benim de."
Brad:
"Burası benim değil."
Victor:
"Eskiden değildi."
Brad:
"Ne istiyorsun?"
Victor:
"Eski borcun kapanmasını."
Brad:
"Borç ödenmiş."
Victor gülümsedi.
"Yine aynı şeyi söylüyorsun."
Brad:
"Çünkü gerçek bu."
Victor:
"Gerçek herkes için aynı değildir."
Brad:
"İşte Veyra'nın sorunu da bu."
Victor birkaç saniye sessiz kaldı.
"Sen hâlâ aynı adamsın."
Brad:
"Sen değişmişsin."
Victor:
"İnsanlar değişir."
Brad:
"Sen değil."
Victor gülümsedi.
"Yarın fırınını kaybedebilirsin."
Brad:
"Tehdit mi ediyorsun?"
"Hayır."
Victor kapıya yöneldi.
"Hatırlatıyorum."
Kapı kapandı.
Brad yalnız kaldı.
--------------------------------------------------
Ertesi sabah fırının önünde kalabalık vardı.
Brad dışarı çıktığında belediye görevlilerini gördü.
Bir görevli elindeki belgeyi kaldırdı.
"Borç nedeniyle işletmeye el koyma işlemi başlatılmıştır."
Brad:
"Bu doğru değil."
Görevli:
"Belgeler burada."
Brad belgeyi aldı.
İmza kısmına baktı.
Kendi imzası değildi.
"Bu sahte."
Görevli:
"Bizim için önemli olan kayıt."
Kalabalıktan insanlar konuşmaya başladı.
"Brad'in fırını da mı?"
"Yıllardır burada."
"Ne olacak şimdi?"
Brad sakin kalmaya çalıştı.
"Bu belge mahkemede incelenecek."
Görevli:
"Bugün boşaltmanız gerekiyor."
Brad:
"Hayır."
Görevli:
"Karar bu."
Brad fırının içine baktı.
Yıllardır çalıştığı yer.
Eleanor'un ölümünden sonra çocuklarını büyüttüğü yer.
Rose'un küçükken hamur yoğurmaya çalıştığı yer.
Ethan'ın çocukken un çuvallarının arasına saklandığı yer.
Hepsi.
Bir kâğıt yüzünden elinden alınabilirdi.
--------------------------------------------------
Rose okuldan döndüğünde fırının önündeki kalabalığı gördü.
Koşarak yaklaştı.
"Baba!"
Brad döndü.
Rose kalabalığa baktı.
"Ne oldu?"
Brad:
"Fırını almak istiyorlar."
Rose'un gözleri doldu.
"Niye?"
"Borç."
"Yine mi?"
Brad başını salladı.
Rose belgeyi aldı.
İmzaya baktı.
"Bu senin imzan değil."
Brad:
"Değil."
Rose:
"Demek sahte."
Görevli:
"Bu konuda karar vermek bize düşmez."
Rose:
"Babamın fırınını alamazsınız."
Görevli:
"Çekil kızım."
Brad kızının koluna hafifçe dokundu.
"Rose."
Rose ona baktı.
Brad:
"Git."
"Hayır."
"Rose."
"Baba, bu senin hayatın."
Brad:
"Ben hallederim."
Rose:
"Her şeyi tek başına halletmeye çalışmayı bırak."
Brad'in gözleri doldu.
Ama belli etmedi.
--------------------------------------------------
O akşam fırın boşaltılmaya başlandı.
Brad eşyaları kutulara koyuyordu.
Rose da yardım ediyordu.
Bir süre sonra Rose eski bir tahta kutu buldu.
Kutunun üzerinde küçük bir tarih vardı.
1987.
Rose kutuyu açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Brad, Eleanor ve Marek vardı.
Fakat üçünün arkasında başka insanlar da görünüyordu.
Rose fotoğrafı dikkatle inceledi.
Arka tarafta Victor vardı.
Ve yanında tanımadığı bir adam.
Rose fotoğrafı Brad'e gösterdi.
"Baba."
Brad fotoğrafı görünce sustu.
"Bu kim?"
Brad cevap vermedi.
Rose:
"Bu adam kim?"
Brad:
"Eski bir tanıdık."
"Adı?"
Brad:
"Hatırlamıyorum."
Rose fotoğrafa baktı.
"Yalan söylüyorsun."
Brad:
"Rose."
"Onu tanıyorsun."
Brad:
"Bu kadar yıl sonra bazı yüzleri hatırlamak zor."
Rose fotoğrafı eline aldı.
"Ben bulacağım."
Sonra odasına çıktı.
--------------------------------------------------
Gece Brad fırının son ışığını kapattı.
Bina artık boştu.
Kapının üzerinde yıllardır duran tabela sökülmüştü.
Brad dışarı çıktı.
Meydana doğru yürüdü.
Kırık terazinin önünde durdu.
Uzun süre ona baktı.
Sonra cebinden eski anahtarı çıkardı.
Anahtarın üzerinde 17 yazıyordu.
Brad onu avucunda sıktı.
Bir süre sonra arkasından Marek geldi.
"Fırını aldılar."
Brad:
"Evet."
Marek:
"Üzgünüm."
Brad:
"Üzülme."
"Ne yapacaksın?"
Brad:
"Gerçeği bulacağım."
Marek:
"Geç kaldın."
Brad:
"Belki."
Marek:
"Brad..."
Brad ona baktı.
"Bu kez çocuklarımı bunun içine sokmayacağım."
Marek:
"Rose zaten içinde."
Brad sessiz kaldı.
Marek:
"Ethan da uzakta olsa bile bu işin parçası."
Brad:
"Onlar benim çocuklarım."
Marek:
"Tam da bu yüzden."
İkisi sessizce meydanda durdu.
--------------------------------------------------
O gece Rose odasında fotoğrafı inceliyordu.
Arkadaki adamı bulmaya çalışıyordu.
Sonunda fotoğrafın arkasında küçük bir yazı gördü.
"Veyra, 1987."
Altında dört isim vardı.
Brad.
Eleanor.
Marek.
Ve...
**Victor.**
Rose'un kalbi hızlandı.
Fakat fotoğraftaki dördüncü kişinin adı yazmıyordu.
Sadece baş harfi vardı.
**R.**
Rose fotoğrafı eline aldı.
Sonra telefonunu çıkardı.
Arama motoruna Veyra'nın eski kayıtlarını yazdı.
"R" ile başlayan isimler.
Birçok sonuç çıktı.
Ama bir isim dikkatini çekti.
**Richard Hale.**
Victor'un babası.
Rose'un gözleri büyüdü.
Eğer bu doğruysa...
Victor'un ailesi bu işin içine yalnızca sonradan girmemişti.
Her şey çok daha eskiden başlamıştı.
--------------------------------------------------
Ertesi sabah Rose okuldan çıkarken telefonuna yeni bir mesaj geldi.
"Fırını kaybettiğinizi biliyorum."
Rose durdu.
Bir sonraki mesaj geldi.
"Bu sadece başlangıç."
Rose'un elleri titredi.
Üçüncü mesaj:
"Annenin sakladığı şey hâlâ bulunmadı."
Rose cevap yazmak istedi.
Fakat mesaj gönderen kişi son bir cümle daha gönderdi.
"Onu ilk önce baban bulursa, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Rose telefonunu kapattı.
Bu kez korkudan çok öfkeliydi.
Çünkü artık mesele yalnızca annesinin ölümü değildi.
Babası.
Ethan.
Kendisi.
Fırın.
Veyra.
Hepsi aynı hikâyenin içindeydi.
Ve bu hikâyenin geçmişi, düşündüğünden çok daha derindi.
--------------------------------------------------
Aynı akşam Brad evde eski bir sandığın başında oturuyordu.
İçinden bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde Eleanor'un el yazısı vardı.
Brad zarfı yıllardır açmamıştı.
Sonunda açtı.
İçinden tek bir mektup çıktı.
Brad okumaya başladı.
Mektubun ilk satırında yalnızca şu yazıyordu:
"Brad, eğer bunu okuyorsan, beni dinle."
Brad'in gözleri doldu.
Mektubu okumaya devam etti.
Fakat mektubun sonuna geldiğinde yüzündeki ifade değişti.
Çünkü Eleanor son satıra bir isim yazmıştı.
Brad'in yıllardır hiç kimseye söylemediği bir isim.
Brad mektubu yavaşça kapattı.
Ve ilk kez, yıllardır taşıdığı sırrın artık sonsuza kadar saklanamayacağını anladı.
Dışarıda yağmur başladı.
Meydanın ortasındaki kırık terazi rüzgârla hafifçe sallandı.
Bir kefesi aşağıdaydı.
Diğeri yukarıda.
Veyra'da denge hâlâ yoktu.
Ve şimdi o dengenin bedelini ödemeye herkes biraz daha yaklaşmıştı.
