4. bölüm · KIRIK TERAZİ

Bölüm 4:Değirmendeki İz

Ercan Aydın

Yağmur hâlâ yağıyordu.

Brad ve Rose, eski değirmenin önünden ayrıldıklarından beri tek kelime etmemişti.

Çamurlu yolda yan yana yürüyorlardı.

Rose'un elinde annesine ait kolye vardı.

Brad ise sürekli yere bakıyordu.

Sanki doğru cümleyi bulmaya çalışıyordu.

Sonunda Rose dayanamadı.

"Baba."

Brad başını kaldırdı.

"Efendim?"

"Bu kolye neden oradaydı?"

Brad birkaç saniye sustu.

"Annenin bazı eşyalarını yıllar önce oraya koymuştum."

"Niye?"

"Hatıra olsun diye."

Rose kaşlarını çattı.

"Niye evde değildi?"

Brad cevap vermedi.

Rose durdu.

"Baba."

Brad de durdu.

"Ne?"

"Sen bana bir şey anlatmıyorsun."

Brad kızına baktı.

"Anlatıyorum."

"Hayır."

Rose'un sesi yükseldi.

"Her seferinde bir şey soruyorum, başka bir şey söylüyorsun."

Brad:

"Çünkü bazı şeyleri anlatmak kolay değil."

Rose:

"Ben çocuk değilim."

Brad:

"Biliyorum."

"Öyle davranıyorsun."

Brad bir süre sustu.

Sonra:

"Annenin ölümüyle ilgili bildiğim her şeyi sana anlatacağım."

Rose'un gözleri büyüdü.

"Ne zaman?"

Brad:

"Doğru zamanda."

Rose başını salladı.

"Senin için doğru zaman ne zaman?"

Brad cevap vermedi.

Rose arkasını dönüp yürümeye devam etti.

Brad de peşinden gitti.

--------------------------------------------------

Eve vardıklarında Rose doğrudan odasına çıktı.

Kapıyı kapattı.

Kolyeyi masanın üzerine bıraktı.

Sonra çantasından okulda bulduğu eski gazeteyi çıkardı.

Gazeteyi yatağın üzerine serdi.

1987.

Veyra'daki borç anlaşması.

Brad.

Marek.

Carter.

Rose parmağını isimlerin üzerinde gezdirdi.

"Ne olmuş burada?"

Kolyeye tekrar baktı.

Sonra gazeteye.

Bir şeyler birbirine bağlanıyordu.

Ama ne olduğunu bilmiyordu.

Tam o sırada kapısı çalındı.

Rose gazeteyi hızla kapattı.

"Gir."

Brad kapının önünde duruyordu.

"İyi misin?"

"İyiyim."

Brad içeri girmedi.

"Yarın okula git."

Rose:

"Gitmek istemiyorum."

"Neden?"

"Bugün olanlardan sonra mı soruyorsun?"

Brad sessiz kaldı.

Rose:

"Sen korktun."

Brad:

"Ne?"

"Değirmende."

Brad kızına baktı.

"Her insan korkar."

"Sen normalde korkmazsın."

Brad hafifçe gülümsedi.

"Sandığın kadar güçlü değilim."

Rose cevap vermedi.

Brad kapıyı kapattı.

Rose yalnız kaldı.

Birkaç dakika sonra gazeteyi tekrar açtı.

Fakat bu kez farklı bir şey fark etti.

Gazetenin sağ alt köşesinde küçük bir not vardı.

"Borç anlaşmasının tarafları hakkında daha fazla bilgi için Veyra Arşivleri'ne başvurulabilir."

Rose düşündü.

Sonra telefonu eline aldı.

Ertesi gün okuldan sonra arşive gidecekti.

--------------------------------------------------

Sabah olduğunda Brad fırına erkenden gitti.

Dün gece yaşananlardan sonra uykusu yine bölünmüştü.

Fakat işe başladığında yüzünde hiçbir şey belli olmuyordu.

Hamur hazırlarken kapı açıldı.

Marek içeri girdi.

Brad'in eli durdu.

Marek:

"Konuşabilir miyiz?"

Brad:

"Burada değil."

Marek:

"Üç günün biri bitti."

Brad:

"Borcu ödeyeceğim."

Marek:

"Ben para için gelmedim."

Brad ona baktı.

"Ne istiyorsun?"

Marek:

"Değirmene gitmişsin."

Brad sessiz kaldı.

Marek:

"Orada ne aradığını biliyorum."

Brad:

"Ne aradığımı bilmiyorsun."

Marek:

"Annenin kolyesini."

Brad'in yüzü değişti.

Marek bunu fark etti.

"Demek doğru."

Brad:

"Rose'u bu işin dışında tut."

Marek:

"Ben Rose'a hiçbir şey yapmadım."

Brad:

"Yapma."

Marek:

"Onun geçmişiyle ilgilenmesi benim suçum değil."

Brad tezgâha yaslandı.

"Ne biliyorsun?"

Marek:

"Yeterince."

"Ne kadar?"

Marek cevap vermedi.

Sonra kapıya yöneldi.

"Yarın gece."

Brad:

"Ne?"

"Eski değirmende buluşalım."

Brad:

"Niye?"

Marek:

"Çünkü sana anlatacağım bir şey var."

Kapıyı açtı.

Çıkmadan önce durdu.

"Ve bu kez yalnız gel."

--------------------------------------------------

Okul çıkışında Rose doğrudan Veyra Arşivleri'ne gitti.

Burası köyün en eski binalarından biriydi.

İçeride raflar dolusu eski kitap ve belge vardı.

Görevli kadın:

"Aradığın bir şey mi var?"

Rose:

"1987 yılına ait belgeler."

Kadın:

"Ne hakkında?"

"Borç anlaşmaları."

Kadın Rose'a dikkatlice baktı.

"Kimle ilgili?"

Rose tereddüt etti.

"Brad Carter."

Kadının yüzündeki ifade değişti.

Rose bunu fark etti.

"Onu tanıyor musunuz?"

Kadın:

"Eski kayıtlar çok karışık."

"Bakabilir miyim?"

Kadın birkaç saniye düşündü.

"Şu rafta."

Rose arşiv bölümüne geçti.

Eski dosyaları tek tek inceledi.

1986.

1987.

1988.

Sonunda bir dosya buldu.

Üzerinde:

"Veyra Borç Düzenlemeleri - 1987"

yazıyordu.

Rose dosyayı açtı.

İlk birkaç sayfa sıradandı.

Sonra bir belgeye geldi.

Brad Carter.

Marek Voss.

Eleanor Carter.

Rose'un annesi.

Rose nefesini tuttu.

Belgede büyük miktarda para yazıyordu.

Ama asıl dikkatini çeken şey son satırdı.

"Borç ödenmediği takdirde mülkiyet devri gerçekleştirilecektir."

Rose'un eli titredi.

Tam sayfayı çevirecekken arşivin kapısı açıldı.

Bir adam içeri girdi.

Rose hemen dosyayı kapattı.

Adam raflara doğru yürüdü.

Rose onu tanımıyordu.

Adam birkaç saniye boyunca etrafa baktı.

Sonra Rose'a döndü.

"Sen Brad'in kızısın."

Rose'un kalbi hızlandı.

"Size ne?"

Adam gülümsedi.

"Hiç."

Rose dosyayı çantasına koydu.

Adam:

"Onu araştırıyorsun."

Rose:

"Hayır."

"Yalan söyleme."

Rose geri çekildi.

Adam bir adım attı.

Rose çantasını sıkıca tuttu.

"Yaklaşma."

Adam:

"Ben sadece konuşmak istiyorum."

"Ben istemiyorum."

Rose kapıya yöneldi.

Adam önüne geçti.

"Dosyayı bırak."

Rose:

"Hayır."

Adam elini uzattı.

Rose geri çekildi.

Tam o sırada arşiv görevlisi bağırdı:

"Ne oluyor burada?"

Adam geri çekildi.

Rose kapıdan çıktı.

Koşarak sokağa girdi.

Arkasına bakmadı.

--------------------------------------------------

Rose koşarak fırına geldi.

Brad onu görünce şaşırdı.

"Ne oldu?"

Rose nefes nefeseydi.

"Beni biri takip etti."

Brad hemen kapıya baktı.

"Kim?"

"Bilmiyorum."

"Ne istiyordu?"

Rose çantasını açtı.

"Bu."

Dosyayı çıkardı.

Brad dosyayı görünce sessiz kaldı.

Rose:

"Annemin adı burada."

Brad:

"Bunu nereden buldun?"

"Arşivden."

Brad dosyayı aldı.

İlk sayfaları çevirdi.

Rose:

"Sen biliyordun."

Brad:

"Evet."

"Ne zamandır?"

Brad cevap vermedi.

Rose'un sesi titredi.

"Sen annemin borçlarını biliyordun."

Brad:

"Rose..."

"Ve Marek'i de tanıyordun."

Brad başını kaldırdı.

"Bu konuyu burada konuşmayalım."

Rose:

"Neden?"

"Çünkü güvenli değil."

Rose sinirlendi.

"Her şey neden güvenli değil?"

Brad:

"Çünkü bazı insanlar geçmişi kapatmak istemiyor."

Rose:

"Sen kapatmak istiyor musun?"

Brad:

"Ben sadece seni korumak istiyorum."

Rose:

"Ben korunmak istemiyorum!"

Brad sustu.

Rose dosyayı aldı.

"Ben gerçeği bilmek istiyorum."

Sonra fırından çıktı.

--------------------------------------------------

Brad birkaç saniye boyunca kapıya baktı.

Sonra Marek'in sabah söylediklerini düşündü.

"Bu kez yalnız gel."

Brad derin bir nefes aldı.

Akşamı beklemek zorundaydı.

--------------------------------------------------

Rose eve gittiğinde odasına kapandı.

Dosyadaki belgeleri yatağın üzerine yaydı.

Bir belge diğerinden farklıydı.

Üzerinde sadece bir tarih vardı.

14 Ekim.

Rose'un annesinin öldüğü gün.

Rose belgenin alt kısmına baktı.

Orada küçük bir mühür vardı.

Terazi.

Rose daha önce bu mührü görmüştü.

Meydandaki heykelin altında da aynı sembol vardı.

Rose telefonu eline aldı.

Meydana gidip sembolün fotoğrafını çekti.

Sonra iki görüntüyü yan yana koydu.

Aynıydı.

Tam o sırada dışarıdan bir ses geldi.

Camın önünden biri geçmişti.

Rose perdeyi araladı.

Sokağın sonunda siyah bir araba duruyordu.

Bir süre sonra hareket etti.

Rose perdeyi kapattı.

İlk kez gerçekten korkmuştu.

--------------------------------------------------

Gece Brad fırını kapattı.

Eve gitmek yerine eski değirmene doğru yürüdü.

Hava soğuktu.

Yol boyunca kimse yoktu.

Değirmene geldiğinde kapı açıktı.

İçeri girdi.

"Marek?"

Cevap yoktu.

Brad biraz daha ilerledi.

"Marek!"

Bir ses geldi.

"Buradayım."

Marek karanlıktan çıktı.

Brad:

"Ne söyleyeceksin?"

Marek:

"1987'yi."

Brad:

"Başla."

Marek:

"O yıl sadece borç yoktu."

Brad sessiz kaldı.

Marek:

"Veyra'da insanlar evlerini kaybediyordu. Belediyenin borç sistemi çökmüştü. Zenginler bütün malları topluyordu."

Brad:

"Bunu biliyorum."

"Hayır. Hepsini bilmiyorsun."

Marek bir dosya çıkardı.

"Annenin ölümünden önce Eleanor bir şey öğrenmişti."

Brad'in yüzü ciddileşti.

"Ne?"

Marek:

"Borçların bazıları gerçek değildi."

Brad sessiz kaldı.

Marek:

"İnsanların borçlu gösterildiği sahte belgeler vardı."

Brad:

"Kim yaptı?"

Marek:

"Onu bilmiyorum."

Brad:

"Yalan söylüyorsun."

Marek:

"Keşke."

Bir anda dışarıdan bir ses geldi.

İkisi de sustu.

Kapının dışında ayak sesleri vardı.

Marek fısıldadı:

"Yalnız gel demiştim."

Brad:

"Ben yalnız geldim."

Ayak sesleri yaklaştı.

Kapı yavaşça açıldı.

İçeri üç adam girdi.

Marek:

"Koş."

Brad:

"Kim bunlar?"

İlk adam:

"Dosyayı verin."

Marek dosyayı Brad'e attı.

"Git!"

Brad dosyayı yakaladı.

Adamlar üzerlerine yürüdü.

Brad geri çekildi.

Bir adam ona saldırdı.

Brad kendini savunarak adamı itti.

Marek diğer tarafa koştu.

Brad de peşinden gitti.

Değirmenin arka kapısından çıktılar.

Koşmaya başladılar.

Fakat bu kez kaçış uzun sürmedi.

Marek bir anda durdu.

"Ben buradan ayrılıyorum."

Brad:

"Ne?"

"Sen bu işe çoktan girdin."

"Ne demek?"

Marek:

"Rose dosyayı buldu."

Brad'in yüzü değişti.

"Rose mu?"

Marek:

"Artık sadece geçmişi araştırmıyor."

Brad:

"Ne biliyor?"

Marek:

"Henüz yeterince değil."

Sonra karanlıkta kayboldu.

Brad arkasından baktı.

Bir süre sonra eve doğru yürüdü.

--------------------------------------------------

Rose o gece uyumadı.

Masasında annesinin kolyesi vardı.

Yanında 1987 dosyası.

Ve telefonunda eski terazi sembolünün fotoğrafı.

Rose bütün bunların arasında bir bağlantı olduğundan emindi.

Ama henüz ne olduğunu çözemiyordu.

Saat gece ikiyi geçtiğinde kapı açıldı.

Brad eve girdi.

Rose odasından çıktı.

"Baba."

Brad:

"Uyumadın mı?"

"Hayır."

Rose elindeki dosyayı gösterdi.

"Seninle konuşmam gerekiyor."

Brad:

"Yarın."

"Hayır."

Rose kararlıydı.

"Şimdi."

Brad kızına baktı.

Rose'un gözlerinde korku vardı.

Ama aynı zamanda kararlılık da vardı.

"Annemin ölümünde ne oldu?"

Brad cevap vermedi.

Rose:

"Gerçeği söyle."

Brad uzun süre sustu.

Sonunda:

"Anneni kaybettiğim gece hayatımın en kötü gecesiydi."

Rose:

"Bu cevap değil."

Brad:

"Bir gün her şeyi anlatacağım."

Rose:

"Ne zaman?"

Brad:

"Doğru zamanda."

Rose gözlerini sildi.

"Senin doğru zamanın hiç gelmeyecek."

Sonra odasına döndü.

Kapıyı kapattı.

Brad koridorda tek başına kaldı.

Bir süre kızının kapısına baktı.

Sonra cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafta Eleanor vardı.

Brad fotoğrafa baktı.

"Keşke."

dedi.

Sonra fotoğrafı tekrar ceb