3. bölüm · Kırık Parça

Plan

deff 🧸

Cuma akşamı Defne için tam bir kabustu. Annesinin bitmek bilmeyen direktifleri arasında buzda saatlerce dönmüş, eve geldiğinde ise yorgunluktan ağlayacak raddeye gelmişti. Telefonunu eline almaya bile korkuyordu. Ancak aynı saatlerde Anadolu Lisesi’nin arka sokaktaki kafesinde hummalı bir çalışma vardı.
Kuzey, oturduğu sandalyede arkasına yaslanmış, elindeki boks bandajını parmaklarına sararken Devin’e baktı.
"Emin misin kızım? Kadın ters bir tip, anlar bak," dedi Emir, kahvesinden bir yudum alarak. "Devin’in oyunculuk yeteneği en fazla kantinde sıra kapmaya yeter."
Devin, Emir’e ters bir bakış fırlattı. "Sen kapa çeneni Emir. Kuzey, numara hazır mı? Ver şu telefonu, buzlar kraliçesini eritelim."
Kuzey, serseri bir gülüşle telefonunu çıkardı. Defne'nin okul kayıtlarından bulduğu annesinin numarasını Devin’e uzattı. "Kadın tam bir disiplin hastası Devin. Profesyonellikten, turnuvalardan vur. Okulun adını kullan."
Devin derin bir nefes aldı, boğazını temizledi ve numarayı tuşlayıp hoparlörü açtı. Telefon iki kez çaldıktan sonra buz gibi bir ses tonu açtı: "Alo? Buyurun."
Devin, ses tonunu bir anda kırk yıllık eğitim danışmanı gibi ciddileştirdi: "İyi akşamlar, Meltem Hanım ile mi görüşüyorum? Ben Ankara Anadolu Lisesi Spor Koordinatörlüğü ve Sosyal Faaliyetler Birimi'nden Devin."
Meltem Hanım duraksadı. "Evet, benim. Bir sorun mu var Defne ile ilgili?"
"Hayır, aksine çok büyük bir prestij durumu var efendim," dedi Devin, Emir’e göz kırparak. "Okulumuz bu dönem Milli Eğitim Bakanlığı destekli yeni bir 'Buz Pateni ve Artistik Patinaj Branşı' açıyor. Defne’nin Bursa’daki başarılarını yakından takip ediyorduk. Yarın akşam, okulumuzun spor yatırımları kapsamında düzenlenecek olan turnuvada, federasyon yetkilileri de aramızda olacak. Defne’nin de okulun sporcu kontenjanı adına orada bulunması, açılacak yeni branşta doğrudan burs ve kulüp desteği alması için çok kritik. Katılımı zorunludur demiyoruz ama geleceği için büyük bir referans olacaktır."
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. Meltem Hanım’ın turnuva ve federasyon kelimelerini duyunca yelkenleri suya indirdiğini hepsi hissetti. "Branş açılması güzel... Federasyon yetkilileri kesin orada olacak mı?"
"Evet efendim, protokolde yerleri ayrıldı. Defne’nin sadece yarın akşam saat sekizdeki organizasyona katılması yeterli."
Meltem Hanım içini çekti. "Pekala. Sadece bir akşamlık izin veriyorum. Turnuva biter bitmez eve dönecek. Defne’ye söylerim."
"Çok teşekkürler Meltem Hanım, iyi akşamlar."
Devin telefonu kapatır kapatmaz kafede bir çığlık kopardı. "İşte bu kadar! Profesyonel yalan söyleme sanatı!"
Emir yapmacık bir şekilde alkışladı. "Vay be... İçindeki şeytanı ilk defa hayırlı bir iş için kullandın Devin. Etkilendim."
Kuzey bandajı sıkılaştırdı, gözlerinde o serseri ve tatmin olmuş gülümseme belirdi. "Güzel iş. Yarın o kızı o salonda göreceğim."
Cumartesi akşamı, Ankara Kapalı Spor Salonu tıklım tıklım doluydu. Işıklar, tezahüratlar, bas davul gibi gümleyen müzik... Okulun neredeyse tamamı tribündeydi. Defne, üzerinde her zamanki spor kıyafetleriyle, şaşkın ve ürkek gözlerle etrafa bakarak salona girdi. Devin ve Emir onu kapıda karşıladı.
"İnanmıyorum, annemi nasıl ikna ettiniz hala şoktayım!" dedi Defne, gürültünün arasından sesini duyurmaya çalışarak.
"Devin’in sinsi dehası diyelim," dedi Emir gülerek. "Gel hadi, Kuzey’in maçı başlamak üzere, en öndeyiz."
Kuzey ringe çıktığında salonda kıyamet koptu. Üzerinde siyah bornozu, gözlerinde o vahşi, odaklanmış bakışla doğrudan karşısındaki rakibe bakıyordu. Rakibi, başka bir kulübün iddialı boksörü **Efe**’ydi. Efe, yapılı, sarışın ve oldukça kibirli duran bir çocuktu.
İlk round başladığında salon adeta inledi. Kuzey, ringde tam bir serseri gibi dövüşüyordu; esnek, hızlı ve acımasız. Efe’nin peş peşe gelen yumruklarından sıyrılıp sert bir kroşeyle onu sarstığında ilk roundun zili çaldı.
Herkes çığlık atarken, Kuzey köşesine oturdu. Ter içindeydi, nefes nefeseydi ama gözleri tribünde tek bir noktayı aradı: Defne’yi. Defne’nin heyecanla ve korkuyla ellerini ağzına götürmüş halini görünce antrenörünün uyarılarını hiçe sayıp ringden aşağı, görevliye işaret yaptı.
Görevli, Defne, Devin ve Emir’i hemen ringin arkasındaki sporcu soyunma odalarının olduğu koridora aldı. İkinci round başlamadan önce birkaç dakikalık ara vardı.
Kuzey, omuz havlusuyla terini silerek koridora çıktı. Defne’yi karşısında görünce o sert boksör ifadesi bir anda dağıldı, dudakları kıvrıldı.
"Gelebilmişsin çıtkırıldım," dedi, nefes nefese sesiyle. "Korkmadın umarım gürültüden?"
Defne ona doğru bir adım attı, gözleri Kuzey’in kızarmış yüzündeydi. "Çok... Çok hızlı bitti ilk round. İyi misin? Canın yanıyor mu?"
Kuzey hafifçe güldü, öne doğru eğilip Defne’nin gözlerinin içine baktı. "Benim canım kolay kolay yanmaz. Sen buradasın ya, bu maç bitti zaten."
Defne bu söz üzerine ne diyeceğini bilemeyerek bakışlarını kaçırdı. Kalbi, buz pistindeki en hızlı dönüşünden bile daha hızlı çarpıyordu.
Tam o sırada arkadan Emir’in öksürük sesi yükseldi. "Öhöm, öhöm! Kusura bakmayın kaptan, araya giriyoruz ama... Buradaki romantik boks filmi havası gözlerimi yaşarttı."
Devin, Emir’in koluna sert bir çimdik attı. "Geri zekalı Emir, sussana! Çocuk maça konsantre oluyor şurada." Sonra imalı bir gülüşle Kuzey ve Defne’ye baktı. "Yalnız Kuzeyciğim, ringde Efe’yi yumruklarken bile gözün buradaydı. Maçı kimin için aldığın belli oldu sanki, ne dersin?"
Kuzey gözlerini devirdi ama yüzündeki o serseri gülüşü gizlemedi. "Devin, git Emir’le uğraş sabah sabah. Benim ringe çıkmam lazım." Defne’ye döndü, sesini tekrar yumuşattı. "Gidip şu işi bitireyim, beni izle."
İkinci round başladığında Kuzey ringde adeta fırtına gibi esti. Efe neye uğradığını şaşırmıştı. Kuzey’in peş peşe gelen kombinasyonları sonrası Efe kendini yerde buldu. Hakem saydı ve maç nakavtla bitti! Salon "Kuzey! Kuzey!" diye inliyordu.
Maç bittikten yarım saat sonra, seyirciler yavaş yavaş dağılırken Defne, Devin ve Emir’i beklemek için salonun çıkış koridorunda duruyordu. Devin telefonla konuşmak için dışarı çıkmış, Emir de su almaya gitmişti.
Defne tek başına beklerken, soyunma odasından çıkan Efe’yi gördü. Efe, Kuzey’e yenilmenin verdiği hırsla sinirliydi ama Defne’yi koridorda tek başına görünce adımlarını yavaşlattı. Yüzüne yapışkan bir gülümseme yerleştirip Defne’ye doğru yürüdü ve önünü kestı