6. bölüm · Kırık Camlar Ve Kurşunlar
İlk kahkaha
Kaan kahkahasını güçlükle bastırır. "Yalnız bir şey söyleyeceğim." der. "Söyle." der Yılmaz. "O kadın seni evlendirecek." der. Yılmaz, elindeki bardağı masaya bırakır. "Saçmalama." der. Kaan başını iki yana sallar. "Bak, ilk belirti başladı." der. "Ne belirtisi?" der Yılmaz. "İtiraz ediyorsun ama gülüyorsun." der. Yılmaz istemsizce tebessüm eder. "Sen gerçekten boş adamsın." der. Kaan göğsüne elini koyar. "Ben boş adam değilim." der. "Ben yılların ilişki uzmanıyım." Yılmaz kaşını kaldırır. "Senin hiç ilişkin olmadı." der. Kaan birkaç saniye susar. "O detaya girmeyelim." der. Yılmaz kahkaha atar. "Demek uzmanlığın buraya kadarmış." der. Kaan bozulmuş gibi yapar. "Ben teoride çok iyiyim." der. "Pratik kısmı kısmet olmadı." Yılmaz başını sallayarak güler. "Allah seni bildiği gibi yapsın." der. Kaan da gülmeye başlar. "Amin." der. "Yalnız var ya..." der. "Bir gün düğününde halay başını ben çekeceğim." Yılmaz gözlerini devirir. "Önce ortada düğün olsun." der. Kaan parmağını Yılmaz'a doğrultur. "Olacak." der. "Ben o bakışı gördüm." Yılmaz şaşkınlıkla bakar. "Hangi bakışı?" der. Kaan sırıtır. "Süreyya sana sarılınca suratında 'Ben galiba gittim.' bakışı vardı." der. Yılmaz peçeteyi tekrar alıp Kaan'a fırlatır. "Defol git gözümün önünden." der. Kaan peçeteyi yakalayıp ayağa kalkar. "Tamam, tamam." der. "Ama şunu bil..." Kapıya doğru yürürken arkasını dönüp sırıtır. "Bu evde ilk kez rakıdan çok bir kadını konuştuk." der. Yılmaz gülümsemesini gizlemeye çalışırken başını iki yana sallar. "Bunu Süreyya'nın yanında söylersen seni gerçekten bahçeye gömerim." der. Kaan yüksek sesle güler. "Tamam patron..." der. "Mezarı da sen kazarsın artık." Kaan kahkahasını bastırmaya çalışarak salondan çıktı. "Tamam, tamam." der. "Hanımefendiyi daha fazla bekletmeyelim." der. Yılmaz başını iki yana sallayıp onun peşinden yürür. İkili salona geçtiğinde Süreyya, koltuğun üzerinde sessizce oturuyordu. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmiş, düşünceli görünüyordu. Kaan, yüzüne sıcak bir tebessüm yerleştirir. "Umarım çok bekletmedik." der. Süreyya başını kaldırıp gülümser. "Hayır." der. "Kendi evimdeymişim gibi hissettirdiniz." Kaan, Yılmaz'a göz ucuyla bakıp sırıtır. "Bu ev kolay kolay kimseye nasip olmaz." der. Yılmaz, Kaan'a sert bir bakış atar. "Kaan." der. Kaan iki elini kaldırır. "Tamam, sustum." der. Süreyya ikisinin hâline istemsizce güler. "Siz hep böyle misiniz?" der. Kaan hiç düşünmeden cevap verir. "Ben normalim." der. "Garip olan Yılmaz." Yılmaz derin bir nefes verir. "Beni konuşturma." der. Kaan kahkaha atar. "Bakın öğretmen hanım..." der. "Bu adam dışarıda herkesin korktuğu biri olabilir ama evde surat asıp duran ihtiyardan farkı yok." Süreyya gülmesini tutamaz. "Gerçekten mi?" der. Yılmaz çaresizce başını sallar. "İkiniz anlaşmaya başladınız." der. Kaan omzunu Yılmaz'a hafifçe vurur. "Geçmiş olsun patron." der. "Artık bu evde çoğunluğu kaybettin." Süreyya ile Kaan aynı anda gülmeye başlayınca Yılmaz da istemsizce gülümser. Uzun zaman sonra konağın duvarlarında yalnızca sessizlik değil, samimi kahkahalar da yankılanıyordu. Kahkahalar yavaş yavaş dinerken salona huzurlu bir sessizlik çöktü. Kaan derin bir nefes alıp koltuğa yaslandı. "Şimdi daha iyi oldu." der. Süreyya merakla ona baktı. "Neden?" der. "Çünkü bu ev ilk defa gerçekten ev gibi hissettirdi." der Kaan. Süreyya gülümseyerek başını eğdi. "Ben de ilk geldiğimde çok ürkmüştüm." der. "Şimdi?" der Kaan. "Şimdi korkmuyorum." der. Kaan, Yılmaz'a anlamlı bir bakış attı. "Bak sen şu işe..." der. "İnsanların adını duyunca yolunu değiştirdiği adamın yanında kendini güvende hissediyor." Yılmaz kadehini masaya bıraktı. "Benim yanımda kimseye zarar gelmez." der. Süreyya, onun bu cümlesini sessizce dinledi. "Bugün de aynısını yaptın." der. "Kendini benim önüme attın." Yılmaz omuz silkti. "Olması gereken oydu." der. "Hayır." der Süreyya. "Hiçbir insan başkası için kurşunun önüne atlamamalı." Yılmaz gözlerini ona çevirdi. "Bazen başka çaren kalmaz." der. Salonda kısa bir sessizlik oluştu. Kaan, havadaki ağırlığı dağıtmak istercesine boğazını temizledi. "Tamam, bu kadar duygu yeter." der. "Yoksa ben de ağlayacağım." Süreyya gülümseyerek ona baktı. "Sen pek ağlayacak birine benzemiyorsun." der. Kaan göğsünü kabarttı. "Ben çok duygusal adamımdır." der. "Geçen gün sokakta ayağı kırık bir kedi gördüm."der. "Ne yaptın?" der Süreyya. "Yılmaz'a haber verdim." der. Yılmaz başını iki yana salladı. "Kediye ben baktım." der. "Bu da uzaktan dua etti." Kaan itiraz eder gibi doğruldu. "Olur mu öyle şey?" der. "Mamayı ben taşıdım." der. "Poşeti iki metre taşıyıp yoruldun." der Yılmaz. Süreyya kahkahasını tutamadı. "Siz gerçekten kardeş gibisiniz." der. Kaan'ın yüzündeki gülümseme yumuşadı. "Kardeşten öteyiz." der. "Kan bağımız yok." der. "Kalp bağımız var." Yılmaz başını hafifçe salladı. "Çocukluğumdan sonra bana aile olan tek kişi odur." der. Kaan, duyduklarından utanmış gibi başını kaşıdı. "Şimdi duygulanacağım ama bozmayacağım havayı." der. Süreyya ikisine de hayranlıkla baktı. "İnsan böyle dostluklara çok az rastlıyor." der. Yılmaz ayağa kalktı. "Çay ister misiniz?" der. Kaan şaşkınlıkla ona baktı. "Sen çay mı yapacaksın?" der. "Evet." der Yılmaz. Kaan kahkahayı bastı. "Süreyya Hanım..." der. "Birazdan mutfaktan duman çıkarsa hiç şaşırmayın." Yılmaz arkasını dönmeden konuştu. "Konuşmaya devam edersen çayı kafandan aşağı dökerim." der. "Kolun sakat." der Kaan. "Tek elle de dökerim." der Yılmaz. Süreyya yine gülmeye başladı. Yılmaz mutfağa geçtiğinde Kaan hafifçe Süreyya'ya eğildi. "Bir şey söyleyeceğim." der. "Söyle." der Süreyya. "Onu ilk defa bu kadar rahat görüyorum." der. Süreyya şaşkınlıkla Yılmaz'ın mutfağa giden tarafına baktı. "Gerçekten mi?" der. Kaan başını salladı. "Yıllardır tanırım." "Gülmeyi unuttuğu zamanlar oldu." "Bugün ise kahkaha attı." Süreyya'nın yüzünde mahcup bir tebessüm belirdi. "Belki de sadece doğru zamana ihtiyacı vardı." der. Kaan gülümseyerek başını salladı. "Belki de doğru insana." der. Tam o sırada mutfaktan bir ses geldi. Ardından Yılmaz'ın sesi duyuldu. "Kaan!" der. "Ne yaptın yine?" der Kaan. "Çaydanlığın yerini değiştirmişsin." der. Kaan kahkahayı patlattı. "Ben değiştirmedim." der. "Sen yıllardır mutfağa girmediğin için yerini unutmuşsundur." Yılmaz salona elinde çaydanlıkla döndü. "Sana güven olmaz." der. Kaan, Yılmaz'ın elindeki çaydanlığa bakıp gülmeye devam etti. "Patron..." der. "Şunu bir fotoğraflasak kimse inanmaz." "Neyi?" der Yılmaz. "Mafya liderinin misafirlerine çay hazırladığını." der. Yılmaz gülümseyerek başını salladı. "Bu fotoğrafı çekersen son fotoğrafın olur." der. Kaan ellerini kaldırdı. "Tamam, vazgeçtim." der. Süreyya, ikisinin atışmasını izlerken istemsizce gülümsedi. O an fark etti ki bu konağın duvarları dışarıdan ne kadar soğuk görünürse görünsün, içinde birbirini aile bilen insanların sıcaklığı vardı. Gece ilerledikçe sohbetler devam etti. Geçmişten, çocukluklarından, komik anılarından konuştular. Kahkahalar bazen sessizliğe karıştı, bazen bütün konağı doldurdu. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Yılmaz pencerenin önüne yürüyüp dışarı baktı. Konağın bahçesi sessizdi. Arkasını dönüp salona baktığında Kaan'ın hâlâ konuştuğunu, Süreyya'nın ise gülümseyerek onu dinlediğini gördü. Uzun yıllardan sonra ilk kez içinde garip bir huzur hissetti. Belki de insan, en karanlık gecelerinde bile doğru insanlarla aynı masaya oturduğunda biraz olsun iyileşebiliyordu. O gece üçü de bunun farkında değildi. Ama kader, onları aynı çatı altında buluştururken çoktan yeni bir hikâye yazmaya başlamıştı...
~6. Bölüm sonu~
