3. bölüm · KIRIK BİR HAYAT
OK SAPLANTILARI
Sonunda sabah olmuştu ve beklediğim zaman gelmişti. Okula Duru’yla değil tek gidiyordum çünkü Duru servisle gidiyordu. Ama bu bana bugünlük için avantajdı. Ondan intikam almamın vakti çoktan gelmişti. O okula tam sekiz kırkta geliyordu, bende biraz vakit öldürüp plan yaparım diye ondan on dakika önce okulda olacaktım. Saat sekizi on iki geçiyordu, bense hazırlanıyordum. Formamı giyip çantamı hazırlayacaktım. Biraz annemle sohbet eder veya telefonla oyalanır çıkardım. Yaşadıklarımı kendine yük diye dikkate alıp önemsemiyordu. Kibirli. Annemden başka limanım yoktu görmüyor muydu? Aman boşver Miray, saçmalama. Bir insan kendinden başka kimi düşünür ki senin gibi enayi değilse? Ama ona gününü gösterecektim. Büyük ihtimal Siraliyn bugün sınıfımıza yeni öğrenci olarak gelecekti. Çünkü giderken açık camdan konuştuklarını duydum, rabbim, ne çabuk konuyu dağıtmışlardı!? Neyse boşverin bunları.
Elime telefonu alıp biraz Tiktok’da takıldım. Gelen kutum tekrar paylaştığım videoları beğenen tanımadığım kişilerle doluydu. Ne boş bir özellik ama! Annem en son uyuyordu ama önümde gülümseyerek belirince irkildim. “Anne?”
Cevap vererek ne soracağımı dile getirdi. Hemen “uyanmışsın” diyerek cevapladım, o da kafa salladı.
“Anne ben çıkıyorum bu arada.” Dedim, daha saat sekizi yirmi geçiyordu ama… Durun bir dakika, yirmi mi geçiyordu? O kadar geçmiş mi zaman? Ne ara be!? “Kızım sen kahvaltı etmedin mi?” Annem yine kahvaltıdan bahsediyordu düşünceli haliyle. Anne dünki anlattıklarımı unuttun galiba. Doğru, ben sana intikam alacağımı söylemedim. Annemi biraz daha ikna edip çantamı tek omzuma taktım ve hızla evden çıktım.
Hava çok soğuktu. Ve ben mont yerine hırka almıştım yanıma, o da kolumdaydı. Üşüdüğümü yeni fark ediyordum. Meğerse kanımdaki intikam duyusu her tarafa sıçrayarak beni ısıtmaya yetmiş. :)
Duru geldiğinde çantasını koyacaktı ve girişe gidip okulun önünde Siralyn’i bekleyecekti. Dün konuştuklarını uzun uzun dinledim. Ona göre bu planlar tabii. O sırada ben çantasından yanından ayıramadığı doğal taş kolyesini alıp paramparça edecektim. Siralyn gelince de farkettirmeden oturacağı sıranın altına koyacaktım ve bir kağıda “O gerizekalıya iyi oldu, kolyeyi kırınca ne hissedecek acaba? Sen kolyeyi kır sonra bana haber ver. Ona çaktırma. Unutma, sırlar saklanmak için vardır ;)” yazacaktım ve sanki başka birisiyle iş birliği yapmış gibi olacaktı. Duru’nun çantasına da gizliden sigara ve teneke alkol koyacaktım çünkü bugün arama vardı. Planım harika giderdi umarım. Zilin çalmasına otuz dakika vardı, bunun içerisinde de onlar yukarıya çıkmazdı zaten, çünkü o saatler çantaları da olsa aşağıda kalıyordu Duru. Merdivenleri bir bir açıp sınıfa geldiğimde. İlk kağıda yazıyı yazmaya başladım, bunu Duru Siralyn ile beraber gelip aşağı indiklerinde Siraliyn’in sıra altına koyacaktım. Şansıma ki Duru sabah kolye zinciri onun boynunu cezmettiğinden çantasında veya cebinde olurdu. Hah, geldi balıklar. Yem tuzağına kapılacağını bilmeyen balıklar. Çantalarını koyup sınıftan çıktılar ve ilk kâğıdı sıra altına koydum, sonra da Duru’nun sırasına geldim. Kimse gelmeden hızlıca alkol ve sigarayı yerleştirdim çantasına. Siraliyn zaten cebinde sigara paketiyle gelmişti ve çoktan çantasına koymuştu. Sigara içiyordu ama bugün arama olduğunu bilmiyordular. Duru’nun kolyesini iki elimle tutup gevşettim ve kolye hemen tuzla buz oldu. Haha, ne de şakadan bir kolye. Hemen birşey olmamış gibi yerime oturdum, arama ilk dersti ve onların haberi yoktu. Ahmaklar…
Zil çalmıştı, şimdi sıra bende değil edebiyat hocasındaydı. O onları bu eşyalarla görecekti ama en nihayetinde Duru gelince kolyesini bulamayacaktı. Tepkisini tahmin ediyordum, net çılgına dönecekti.
Zil çaldı ve bense Duru ile Siralyn’i beklemeye başladım. Siraliyn, oldukça iyi ve akıcı Türkçesi olan bir Rus kızıydı. Onu kıskandığımı tahmin etmeyin. Ben kimseyi kıskanmam, ailesi ve hayatı fevkalade olanlar dışında.
İşte gelmişlerdi, sınıfın eşiğinden içeri adım attılar güle güle. Bakalım az sonra olacaklara da böyle gülecek misiniz yoksa güldürecek misiniz?
Duru’nun yanı boştu ve ben istediğimde izin vermemesine rağmen Siraliyn’i cup diye yanına aldı. Aptalsın Durucuğum.
Duru henüz kolyeyi farketmedi bense nasıl farkedecek diye düşünüyorum çünkü ahmak kafası buna bile yer almaz. Durun bir dakika, kalemliğini ve defterini hazırlıyordu. İşte fırsat! Tamam şimdi farketti! Ama farkeder etmez çığlığı sınıfın içini doldurdu. Bayıl feriha!
“BENİM KOLYEM NEREDE!”
Siraliyn olduğu yerden irkilip sıçrayınca kükredi. “Ne bağırıyorsun!”
“BAĞIRMAMA SEBEP Mİ VAR!”
Aptal Duru kolyesini deli gibi alıp krizlere girerken kolyesini sıranın altında paramparça bulunca ağlamaya başladı, bu pick me genleri nereden?
“Duru, alt tarafı koly-“ Siraliyn’in sözünü kesti. “Sen bu hale getirdin onu plan yapıp, senin sıranın altından çıktı bu!” Bağırdığında Siraliyn kaşlarını çattı. Tam o da karşılık verecekti ki edebiyat hocası sözü kesip, ne bu gürültü! Diye sınıfa daldı. Duru gözyaşları altında kalırken Siraliyn hocaya durumu tek tek anlattı. Edebiyat hocasının ağzı kulaklarına varmıştı bense sırıtmakla meşguldüm. Bu anın tadını çıkarayım bari.
“Oturun sizde, sende yenisini alırsın açın çantaları arama vardı bugün!” Dediğinde Siraliyn kaşlarını çattı ama rahattı çünkü hiç bir şey getirmediğini sanıyordu. Siraliyn, çok yazık ettin kendine. O kadar güvenme bari. O alkoller sigaralar benim mi? Duru da ağlamakla meşgul olduğundan şuan hiç aramayı sorgulayacak değildi. Onlar en ön kapı tarafında oturuyor bense ortada en arkada oturuyorum. Ama şöyle söylüyorum ki manzaram harika!
Hayatımız yakan top oyunu gibidir. Birisi size ateş topunu atar siz iyi niyetinizden atamazsınız. İşte ben bugün arkadaşlarıma karşı iyi niyetimi aştım. Sizde açın. Size karşı nasıl kötülük geldiyse ona karşılığını verin. İyi yada kötü. Karşılığını vermeden ölmeyin, elli sene de olsa. Yanan hep siz olmayın biraz da siz yakın. Haklı olduğunuz durumda kendi kendinizi haksız duruma düşürmeyin. Hakaret ederek ya da küfür ederek değil, onlara gününü göstermeyerek. Bizim gücümüz sinirli anımızda çıkar. Çünkü normal hayatımızda güce duygusal yönden başka bir ihtiyacımız yoktur. Bu gücü boşa atmayın. Özgürlüğünüz yaşamanızdan da temel hakkınızdır bence çünkü özgür olmazsak yaşama hakkımız da kısıtlanır.
Hoca ilk Duru’nun çantasını açtığında benim onun için özel getirdiğim maddeleri fırlatırcasına sıraya attı. Ve Duru’ya sertçe “Şuraya geç!” Diyerek sertçe komut verdi. Duru yine gözyaşlarına hakim olamayarak zırlarca göz yaşlarını dökmeye devam etti. Ne dediğini anlamıyordum ama sanırım bunlar ne?! Diyordu. Hoca Siraliyn’e sıra geldiğinde ilk onu sınıfla tanıştırdı. Sonra da çantasını aradı. O nasıl olsa sigara içerdi ama alkolü bilmem. Hoca ona da aynı komutu verdiğinde aramaya devam etti. Tabii ki de ben temizdim. Duru ve Siraliyn ile beraber altı kişi daha yakalandığında uzun işlemler olacağı için hoca onları alıp müdüre götürdü.
İşte, isteseniz olurdu. Yeterki isteğinizi sözel değil zihinsel ve ruhsal da gerçekleştirmeniz gerekirdi. İşler o zaman rayına girerdi. Kendinize verdiğiniz söz zihininizde duracaksa kalmalıydı. Yoksa hep erteler hiç bir şey yapamazdınız. En zekileri ya da zeki olduğunu bildikleri bile kendinin saf olduklarını bazen kanıtlarlardı. İsterse açık açık isterse ister istemez, ama bir hata olduğunda herkes ona derdi hani akıllıydın diye. O yüzden hiç bir zaman kendinize ben daha şuyum gibi şeyler söylemeyin. Bir zaman sonra belli oluyor zaten saflığınız ortada kabak gibi durduğundan.
