KİLİT X kitap kapağı

5. bölüm / 6

KİLİT X

SİNİR VE ZEVK

Vaveyla Yazarı: Kerem Burcak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: SİNİR VE ZEVK

UYARI & BİLGİLENDİRME

Bu bölüm, karakterler arasında geçen duygusal ve fiziksel yakınlık içeren sahneler barındırmaktadır; detaylar açık şekilde anlatılmadan, daha çok atmosfer ve hisler üzerinden ilerler. Hassasiyetler göz önünde bulundurularak yazılmıştır. Bu tür içerikler sizi rahatsız ediyorsa bölümü atlamanız önerilir. İyi okumalar.

___________________________________________

“En çok susulan anlar, en çok hatırlananlardır.”
İyi okumalar

EREN
YALÇIN

Kapıdan içeriye giren Umut’tu. İçeri girdiğinde ardından Duru da girdi. Hazal’ın yüzündeki endişe, yerini şaşkınlığa bırakırken benim yüzümde, olayları anlamışçasına bir tebessüm belirdi.

Umut içeri girdiğinde içindeki kıskançlık duygusunu saklamaya çalışsa da onu tanıdığımı bilmiyordu. Duru ve Hazal da bunu fark etmiyordu galiba. Umut’un yüzündeki imrenerek bakan bakışlar çok sinirimi bozuyordu. O, en başından beri Kilit X’e ait değildi. Sırf Duru istedi diye Hazal’la onların arasını yapmıştık.

Belki Duru bile Kilit X’e ait değildi. Bunu sadece kendi içlerindeki benlik bilir; kendileri fark etmese bile içlerinde bir Kilit X var mıydı, bilmiyorum.

İlk sessizliği bozan Hazal oldu.
“Off, aklım gitti gerizekalılar. Hoca zannettim,” dedi tatlı bir kızgınlıkla.

Umut’un yüzündeki tiksinme ifadesiyle göz devirmesi arasında çok kısa bir zaman vardı ama bunu sadece ben görmüştüm. Hazal ile Duru birbirlerine bakıp kıkırdarlarken bunun farkında bile değillerdi. Ben de ses etmedim.

Umut’un bizi pek sevdiğini düşünmüyordum. Sırf dışlanmamak için miydi, bilmiyorum. Şu zamana kadar Umut hakkında hiç yanılmamıştım ama umuyorum ki bu sefer yanılıyorumdur. Sonra bunu umursadım çünkü o benim arkadaşımdı ve onun hakkında böyle düşünmek pek de iyi değildi.

“Biz barıştık,” dedi Duru.

“Aaa gerçekten mi kız? Zaten az uğraşmadık Eren’le sizin aranızı yapmaya,” dedi Hazal.

Duru’nun yüzünde bir tebessüm oluştu. İyi ki sevgili olmuşlardı. Ben doğruları duymamak ister gibiydim çünkü doğrular gerçekten çok değişikti. Belki de isimsiz bir duyguydu; tam olarak üzüntü de değil, acı da değil…

Doğrular kime göreydi, neye göreydi bilmiyorum. Duygusuz bir his diyebilir miydim? Duru eğer benim yüzüme karşı sevdiğini söyleseydi ne yapardım ki? Mal gibi kalırdım herhalde.

Hazal ile Duru birbirlerine sarılırken ben de kolumu Umut’un omzuna attım.
“Duru var ya, beklediğimden bile güzel yapmışsın he. Bundan sonra bu işler sende,” dedim.

Evet, kesinlikle ben daha iyi yapardım ama fena değildi. Zaten benim yapmaya vaktim yoktu ki, yoksa yapardım.

“Ee yani, ne sandın sen? Bu lanet okuldan bir çıkalım, ne isterseniz yaparım,” dedi Duru.

Herkesin içindeki okul hapsi büyüyordu. Burada durmak hiç kimseye iyi gelmiyordu. Belki birbirlerini daha iyi tanıyıp nefret ediyorlardı ya da tiksiniyorlardı. Zaten burası iğrenç bir yerdi.

Duru sözlerini bitirdiği an okulun hoparlörlerinden bir duyuru yapıldı:

“Okulumuzda yaşanan bazı olaylar hakkında konuşma yapılacaktır. Tüm öğretmen ve öğrencileri konferans salonuna bekliyoruz. Görevliler de dahildir.”

Dördümüz de camdan dışarı baktık. Bütün öğrenciler okula girerken güvenlik görevlileri de okula doğru ilerliyordu.

“Ya yani ilk gün boş konuşuldu değil mi? Bence yine aynı şeyleri söyleyecekler. İnşallah ‘çıkıyorsunuz’ derler,” dedi Duru.

Umut “of” diyerek odadan çıkmak istedi. Zaten ilk o ilerledi, ardından Duru da.
“Aman siz gelmeyin, sabaha kadar takılın burada,” dedi.

Hazal’la aynı anda, “Tamam,” dedik.

Duru adımlarını hızlandırarak kahkaha attı. Odadan çıkmasına birkaç adım kalmıştı ki geri dönüp,
“Bak, anahtarı buraya koyuyorum. Siz kilitlersiniz, millet gelip rahatsız etmesin,” dedi.

Söz hakkı vermeden kapıyı kapatıp gitti.

Hazal kapıyı kilitlemeye giderken ben sıraların üzerindeki yorgana uzandım. Yatağa uzandım denilebilirdi. Hava güneşliydi ama bulutluydu; dışarıdaki rüzgâr kendini belli ediyordu.

Hazal yanıma geldi, bir durup süzüldü. “Nasıl çıkabilirim?” der gibi baktı. Sonra yanıma atladı; bir ayağını üzerime attı, diğer kolunu göğsüme doladı. Ben de elimle saçlarını taradım.

Etraf sessizken bir anda bir bağırma sesi yükseldi. Çığlık gibi değildi ama sanki biri birine hakaret ediyormuş gibiydi.

Ses kesildiği anda Hazal bakmak için hareket ettiğinde elimle onu kendime çektim.

“Boş ver, benden daha mı önemli?” dedim. Sesimde bastırılmış bir istek vardı.

Hazal’ı üzerime çektim. Şaşkındı; yine de gözleri üzerimde kalmayı istediğini inkâr edemiyordu. Üzerimde biraz ilerlediğinde kafalarımız aynı hizaya gelmişti. Gözlerindeki şaşkınlığın yerini kontrol edemediği bir istek almıştı, bunu açıkça görebiliyordum.

İki elini kafamın altına alıp yaklaştı. Onun yaklaşmasına izin vermeden ben yaklaştım ve ani bir refleksle Hazal’ı altıma aldım. Bu sefer kafamın arkasında olan ellerini vücudumda gezdirmeye başladı. Bir elimi Hazal’ın boynuna sararak yavaşça aşağı indirmeye başladım. Elim göğsüne doğru inerken ben de bacak arasına iniyordum.

Hazal’ın elleri artık bedenime ulaşamıyordu; saçlarımın içinde geziniyordu. Elim göğüs hizasında dururken elimi çektim, iki ayağını omzuma alıp sabitledim. Ellerimi bacaklarından dolaştırıp kıyafetini çıkarmak için biraz yukarı kaldırdım. Gerisini Hazal halletti. İçindeki sade krem renkli içlik ortaya çıktı.

Bedenimi Hazal’ın bedenine daha çok yaklaştırdım. Sağ bacağını omzumdan indirip iyice yaklaştım. Aramızda santimler kalmıştı ama benim giysilerim hâlâ üzerimdeydi. Hazal hemen lacivert kazağımı çıkarmak için sol bacağını da indirdi ve kıyafeti üzerimden sıyırdı. Kazağı arkasına fırlattı.

Ellerim Hazal’ın altındaki beyaz bol kesim pantolonu çıkarmak için yavaş ilerliyordu. Gözlerimi gözlerinden ayırmadım, o da benden ayırmıyordu. Pantolonunu çıkardığımda sıra benimkine geldi. Krem renkli pantolonumu hızlıca sıyırırken gözlerimi bir an kaçırdım ama hemen gri bakışlarımız yine buluştu. Pantolonumu yan sıraya attım.

Hazal’a fazla yüklenmeden bedenimi üzerinde gezdirdim. Bacaklarına dilimi sürterek yavaşça yukarı ilerliyordum. Tam 'özel bölge' diye bir şey kalmayacakken Hazal beni tutup kendine çekti. Sanki daha fazla istemiyormuş gibi…

Beni kendine çekip dudağıma yapıştı, öpüşmeye başladık. Belinden kavrayıp oturur pozisyona geçtim. Ayağa kalkmamla ayaklarını belime dolaması bir oldu. Dudaklarımız yapışmış, dillerimiz kenetlenmiş gibiydi.

Hazal’ın göğsündeki bez parçasını sırtından sökmek için kurcaladım, bir ipi çekip çıkarmamla ince bez parçasını attım. Artık bedenlerimiz birbirine tamamen sıfır noktasına gelmişti. Sınıftaki mermer tezgaha doğru ilerledim.

Tezgahın soğukluğuyla irkilen Hazal öpüşmeyi bir saniye kesti. Ben devam edince soluksuz öpüşmeye döndük. Hazal’ın elleri gövdemden inip aşağı ilerliyordu. Onun bana yaptığını yapıp bir adım geri çekildim.

O da biliyordu; bu hareketimin ona tepki göstereceğimin işaretiydi.

“İstediğimi vermedin, istediğimi alamadın,” diye fısıldadım yanarak.

Belindeki iç çamaşırını çıkarıp ayaklarından sıyırdım. Birlikteyken konuşmayı sevmezdim, sadece gerektiği yer hariç. Hazal da öyleydi.

Ona yaklaşıp aç gözlerle baktım.

“Artık benimsin Hazal,” dedim.

Evet, en nefret ettiği şeyi yapmıştım: onu sahipmiş gibi davranmıştım. Çünkü sinirliyken onunla olmak daha keyifliydi.

“Kes lan sesini köpek,” dedi sinirlı bir sesle.

Gülüp onu daha çok arkaya yasladım. Aramızda sadece boxerım kalmıştı, onu da Hazal ayak parmaklarıyla çıkarıyordu. Bacaklarıma değdiğinde bacaklarımı kaldırıp indirdim, ondan da kurtuldum.

Hazal yavaşça yaklaşırken inlemeye başladı. Tamamen yaklaştığımızda “ah” sesleri belirginleşti. Normalde sus derdim ya da elimle ağzını kapatırdım ama herkes -1’deydi. Zorlamasam kimse duymazdı. Ama çok zorlarsam inlemeleri okul dışına taşardı, bunu biliyordum.

Kalçamı ileri geri yaparken bir elim boğazında, diğer elim kalçasındaydı. Hazal’ın inlemeleri giderek yükseldi, çığlığa dönüştü. İlk o , içindeki her şeyi salıverdi.

Biraz daha devam ettikten sonra ben de kendimi bıraktım. Hazal’ın çığlıkları kesildi. Sınıfta sadece ikimizin nefes sesleri kaldı.

Birkaç dakika sonra Hazal’ı kucağıma alıp sıraların üzerine yatırdım. Perdeleri kapattım, yanına uzandım ve birbirimize sarılıp uyuduk.

“Bazı anlar vardır, konuşulmaz; sadece hissedilir.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

55okunma 0beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18