12. bölüm · Kelebeğin ölümü
12.bölüm iki kör bir sağır
kördüm ve artık sağırdım da oyuncak dükanın önüne geldiğimde atalayı bekliyordum yeni yerimi merak etmiş ve kelebek şeklindeki logoya baktığında alt dudağını üst dudağının üstüne getirmiş ve basını aşağı yukarı yavaşca salladığında beğendiğini anlamam zor olmamıştı üstümdeki sarı elbise fazla renkliydi ama yapıcak bir sey yoktu sahra zorla giydirmişti bugunlük idare edicem derken bir anda kafamda aynı cınlama kulaklarımda ki baskı yükseldikce yükseldi acı bir inleme yükseldiğinde dizlerimin üstüne kendimi ucrumdan aşağı bırakır gibi çöktüğümde tınlamalar bana işkence ederken elerimi tutuyordu başım kendi geriye düştüğünde sanki kendimi konturol edemiyordum bağrmaktan boğazım yansada gözlerimin önünde bir suliet belirdiğinde bana gülümsüyordu hayattı seviyordu sanki başım öne düştüğünde ise atalayın dizlerine carpmıştı bu sefer yine aynı suliet ama daha farklı karanlık bakıyordu ve sanki ölüm istiyordu vucudumun hunharca titrediğini ise yeni fark ediyordum kaşlarım çatılmış gözlerim acık ve gözlerimin önüne gelen o birbinin aynısı ama bir o kadar da farklısı gözümün önüne gidip geliyordu sonra bir şey oldu hayattı seven gelinciğin anıları zihime düştüğünde gözlerimi kapatığımda anı devam ediyordu kafamdamki lanet cınlamalrın gitmesini dilercesine koca bir cığlık daha midem den dudaklarıma demir tatdı geldi ve sonrası koca bir boşluk
(atalay ak)
komşusu olduğum kızın masum olmadığını ve bir mafya olduğunu biliyordum onu araştırıyor takip ediyordum ama işinde çok iyiydi ama onu ilk defa hediyelik dükkanda görmemiştim herkesin hapse tıkmak istediği kızı 5 yıl önce pikologda görmüştüm hayır kendim için gitmemiştim piskologa kardeşim serceyi götürmüştüm fakat işlediği çinayetlerde hiç bir delil bırakmayan kızı görmeyi beklemiyordum acıkcası piskolog kapsından cıktığında onun yanına gitmek yerine doktorun yanına gittiğimde hasta hakında bilgi almak istediğimi söylediğimde hastalar halkkında bilgi veremeyeceğini dile getirdiğinde kimliğimi göstermemle
beklemediğim şeyler söyledi
-gelincik aksoy kişilik bozukluğu olduğundan şüpheleniyorum tekrar gelmesini söyledim fakat
-fakat hanfendi ?
-gelmiycek gibi zaten bir adam getirdi onuda buraya ikinci defa ve zorla
bakışları bir yöne yöneldiğinde gelinciği bekleyen adamı görüğümde fazla yaşlı değildi esmer teni yeşil gözleri ve esmer teniyle tanımam uzun sürmedi gölge gercek adıyla sedat en büyük mafya zinciri onundu gelincik hanımın kolundan tutmuş giderlerken son bir soru sordum neyi oluyor bu adam
-abi diye seslendi ama abisi gibi durmuyor
derin bir nefes aldığımda karakola gittiğimde gelincik aksoyun dosyasını ben devralmıştım gizliden gizliye takip etmeye başlamış bunun bir işe yaramadığımı anladığımda beş yıl sonra karşısına çıkmıştım ve şimdi kaşımda acı cekiyor kıvranıyordu her bağırdığında ellerini biraz daha sıkmıştım sanki acısını alabilirmişim gibi en son attığı cığlıkla beraber kan kusmuş ve bayımıştı titremeleride durmuşru birileri ambulansı aramıştı sedyeyle ambulansa yerleştirilmiş hastaneye gidiyorduk artık kişilik bozukluğu olduğuna emin giydim hastane de iki saate yakın uyumuş ve iki saatin sonunda gölzlerini araladığında ne olduğunu anlamaya çalışışır gibiydi yatağın ucuna gittiğimde paniklemiş gibiydi gözlerini kaçırıp
-sahra nerde sahrayı çağır
***
atalaya sahrayı çağırmasını söylediğimde gelen sahra deği sedat beydi bakışarımı ondan da kaçırdığımda sahra atalayın çıkmasını rica etmesiyle atlay başıyla onaylayıp çıktığında serhat bey kollarını gösüne bağlamış karşımda duruyordu gelincik diye başladı söze
-ben senin hasta olaman için eğitmedim seni o güzel yumuşak kalbin için eğitim ben sana mafya olcaksındiye şart da koşmadım kızım sahra demese gelincik garip davranıyor diye ben ne olduğunu da anlamıycam
-ben iyim benim bir şeyim yok!
-kendini kandırıyorsun gel tedavi ol
kolumdaki serumu cıkarıp ayağa kalktım hastane odasında yürümeye başladım hayır hayır tedavi olamam diye söylenmeye başaldım aşık oldum tedavi olamam deli değilim ben olamam tedavi sahra bir den öüme gecip ellerimden tutuğunda ‘’asıl tedavi olazsan deli olursun gelincik’’ kapı açıldığında atalay içeri girdiğinde sehat beyin yanına geçmiş
-aşkın için çabala o zaman gelincik
- ya beni deli gibi görürse
-görmez bana güven
-tamam beni yanlız bırakır mısınız lütfen
göz yaşlarım sicim sicim akarken yatağa uzanıp yaptığım şeylerden utanc duymaya başlamıştım o o kız ben değildim gözleri karanlık bakan kız ben olamazdım işlediğim cinayetler yada sadece zarar verdiğim insanlar için ağlamaya devam ederken karakola gidip herşeyi itiraf etmek istiyordum annemi babamı depoya kapattığımı işlediğim beş cinayeti belki de tehtit ettiğim kurbanları bile bu düşündüklerimi serhat beye de söylediğimde için rahat ediceksen söyle ama bizi ele verme dediğinde tamam manasında başını sallamıştım gözlerim ağırlaşmaya başladığında yatağıma uzanmış ve hemşire çıkarığım serumu tekrardan taktığında gözlerimi derin bir uykunun huzuruna bırakmıştım
