7. bölüm / 9
Kayıp yelken7)Harita da olmayan
Bölümler 9Şu an: 7)Harita da olmayan
- 1 1) Fırtına Öncesi342 kelime
- 2 2)Ruh denizlerinin kaptanı307 kelime
- 3 3)Toplanma377 kelime
- 4 4)Şafağa Yakın467 kelime
- 5 5)Şafakla alacakaranlık arasında456 kelime
- 6 6)Kara yelken ve gölgeler419 kelime
- 7 7)Harita da olmayan404 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8)Sis Adası603 kelime
- 9 9)sonu da anlayan birileri ✨89 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kara Yelken, sisin içine doğru yavaşça süzülüyordu. Yelkenler gevşetilmiş, tayfa sessizdi. Kimse bu ada hakkında bir şey bilmiyordu. Haritada yoktu ama taş, az önce parlayan harita ve varlığın çığlığı, hepsini aynı yöne işaret ediyordu.
Kaptan Riven, burnunu havaya kaldırdı.
"Bu sis… tanıdık kokuyor."
Elira gözlerini kıstı.
"Sis kokmaz."
"Bu kokuyor. Unutulmuş anılar gibi… pişmanlık gibi… ya da eski bir rom şişesinin dibi gibi."
Lucan konuştu:
"Bu adada bir şey var. Toprak çekiyor gibi. Sanki adaya yaklaştıkça içimde bir yük artıyor."
Ziv, geminin direğine kondu, sessizce çevreyi izliyordu. Sonra yavaşça fısıldadı:
"Burası ölülerin konuştuğu yer."
---
Kara Kumlar
Gemi demir attı. Tayfa kıyıya sandalla ulaştı. Kumlar siyahtı,kömür gibi, ama sıcak değildi. Sessizlik uğuldayan bir melodi gibiydi. Kuş yoktu. Rüzgâr yoktu. Sadece... bekleyen bir şey vardı.
Kaptan karaya ilk adımı attığında, bir anda durdu. Ayağının altındaki kumlar aniden beyaza döndü. Ayak izi değil, sanki geçmişten bir sahneydi bu.
Lucan eğildi.
"Bu... senin anın mı?"
Riven başını eğdi, gözleri dalıp gitti.
"Burada… birini bırakmıştım."
Elira dikkat kesildi.
"Kimdi?"
"Bir kaptan. Benim gibi. Ama benden önce… ve benden deli."
---
Adanın Kalbi
Ormanda ilerledikçe zaman bükülmüş gibiydi. Ağaçlar çürümemişti, ama yaşamıyordu da. Her adımda geçmişin yankısı kulağa fısıldıyordu: deniz şarkıları, tayfa bağırışları, ağlayan çocuk sesleri… ve bir kadın sesi:
"Riven… neden döndün?"
Tüm tayfa bir anda irkildi.
Elira arkasına döndü.
"Biri var burada!"
Lucan kılıcını çekti.
"Bize görünmüyor ama bizi görüyorlar."
Ve sonunda, ormanın tam ortasında eski bir gemi enkazı buldular. Gövdesi toprağa gömülmüş, iskeleti hâlâ ayakta. Üzerinde bir isim: “Ay Kılıcı”. Kaptan yavaşça elini yazıya sürdü.
"Onun gemisiydi..."
Gölgelerin Ardında Bir Ses
Birden enkazın üst kısmından bir adam indi. Sırtında yırtık bir ceket, gözleri boşluk gibi siyahtı ama dudaklarında alaycı bir gülümseme.
"Ben öldüm sandınız."
Sesi yılan gibi sızıyordu.
"Ama bazı kaptanlar, denize değil, hatıralara gömülür."
Riven geri çekilmedi.
"Drew."
Elira nefesini tuttu.
"Onu tanıyor musun?"
"O… benim öğretmenimdi. Bana kaptanlığı öğretti. Ama deliliği benden önce öğrendi."
Drew gülümsedi.
"Beni burada bırakıp gittin, Riven. Şimdi sen geldin, ama yalnız değilsin. Ve elinde... o şey var."
Gözleri taşın olduğu yere kaydı.
"Taşı bana ver. Sana onun gerçek yerini gösteririm."
Lucan kılıcını kaldırdı.
"Sana verecek bir şeyimiz yok."
Drew yavaşça geri adım attı.
"O zaman... bu adadan çıkamazsınız. Çünkü bu ada, taşın koruyucusudur. Ve koruyucular, kandırılmaktan hiç hoşlanmaz."
Gök gürledi. Ağaçlar fısıldadı. Ve topraktan figürler yükselmeye başladı,duman ve kül gibi adamlar, siluetleri karanlıktan oyulmuş gibi…
"Hazır olun," dedi Riven.
"Geçmiş yalnızca hikâyelerde kalmaz. Bazen toprağın altından çıkar, hatırlatmak için."
Bölüm etkileşimi
