6. bölüm / 9
Kayıp yelken6)Kara yelken ve gölgeler
Bölümler 9Şu an: 6)Kara yelken ve gölgeler
- 1 1) Fırtına Öncesi342 kelime
- 2 2)Ruh denizlerinin kaptanı307 kelime
- 3 3)Toplanma377 kelime
- 4 4)Şafağa Yakın467 kelime
- 5 5)Şafakla alacakaranlık arasında456 kelime
- 6 6)Kara yelken ve gölgeler419 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7)Harita da olmayan404 kelime
- 8 8)Sis Adası603 kelime
- 9 9)sonu da anlayan birileri ✨89 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Toplar gürledi. Kara Yelken’in yan tarafındaki kapaklar açıldı, paslı ama ölümcül ağızlar peşlerindeki karanlığa ateş kustu. Suya düşen top mermileri köpükleri savurdu ama... vurdukları şey su değilmiş gibi yankılandı. O varlık ne sarsıldı, ne geri çekildi.
"Bu şey mermiyle ölmez," dedi Lucan, topun başından uzaklaşırken.
"Öyleyse onu kelimelerle incitelim," diye karşılık verdi Riven. "Belki de kötü çocukluk anıları vardır."
Elira sabırsızca yanına geldi.
"Dalga geçmeyi bırak! Bu şey neden bize saldırıyor?!"
Riven, cebinden siyah taşı çıkardı. Taşın üzerindeki çizgiler parlıyordu, sanki yaklaşan karanlıkla birlikte uyanmıştı.
"Çünkü bizde onun gözü var."
Ziv, kaptanın omzuna kondu.
"Taşı denize at. Belki kurtuluruz."
"Hayır," dedi Riven, taşı tekrar ceketinin içine koyarken. "Çünkü bu taş bizi yalnızca bela içine sürüklemiyor... aynı zamanda yön de gösteriyor."
"Ne yönü? Ölüme mi?"
"Belki. Ama en azından rastgele değil."
---
Geminin altında...
Tayfalardan genç biri,Teni adında ürkek ama zeki bir çocuk,geminin alt güvertesinde, taşın sızdırdığı parıltının yankılarını duyuyordu. Duvarlar kısık bir uğultuyla titriyordu. Parmaklarını tahtaya koyduğunda, taşın titreşimleri bir ritim gibiydi: tuk... tuk... tuk-tuk...
Teni korkmuştu, ama garip şekilde bir anlam da hissediyordu.
"Sanki... sanki bu bir... harita gibi davranıyor."
---
Üst güvertede…
Kara varlık bir anda derinlemesine daldı, sular kabardı. Gemi bir an için dengeyi yitirdi. Lucan yere düştü, Elira kendini tutamaklara zor attı. Kaptan bir eliyle dümeni, diğer eliyle sarkıttığı pusulamsı saati tuttu.
"Hazır olun," dedi.
"Ne yapacağız?!" diye bağırdı Ziv.
"Onu şaşırtacağız."
Kaptan, gemiyi aniden rüzgâra ters yöne kırdı. Tayfa bağırdı ama anında emre uydu. Halatlar gıcırdadı, yelkenler yön değiştirdi.
Geminin yönü değiştiğinde denizdeki varlık bir an için tereddüt etti. Kaptan Riven o anı bekliyordu.
"Lucan! Şimdi! Haritayı parlat! Işığı yansıt!"
Lucan tereddüt etmeden haritayı çıkardı, metal yüzeyli bir aynayla taşın parıltısını üzerine düşürdü. Harita bir anda parladı ve üzerindeki göz simgesi kızıl renge büründü. Sanki geminin güvertesinde ikinci bir ay doğmuştu.
Karanlık varlık, bu ışığa dokunur dokunmaz çığlık attı. Sular köpürdü, kara siluet birkaç saniyeliğine görünür oldu: insan formunda değil, kemik ve sisin karışımı gibi, sırtında siyah yelkeni andıran kanatlar vardı.
Elira irkildi.
"O şey… o bir gemi değil."
Riven sessizce mırıldandı:
"O, batmış bir kaptanın intikamı."
---
Fırtına sonrası sessizlik…
Varlık geri çekildi. Deniz duruldu. Gemi yoluna devam etti, ama herkesin gözünde aynı şey vardı: korku ve daha derin bir bilinmezlik.
Riven, dümenin başında gözlerini denizden ayırmadan mırıldandı:
"Daha yeni başladık. Bu yalnızca önsöz. Bu taş bizi nereye götürüyorsa... orada geçmişin karanlığı gölgeler gibi üzerimize çökecek."
Ziv sordu:
"Peki ya senin geçmişin? Sence o da gölge mi?"
Riven sadece güldü.
"Benim geçmişim? O bir fırtına. Ve ben hâlâ onun ortasında dans ediyorum."
---
Bölüm etkileşimi
