Kayıp yelken kitap kapağı

3. bölüm / 9

Kayıp yelken

3)Toplanma

Yazar: Elif Balaman

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 3)Toplanma

Riven taşın kapağını kapatırken Elira'nın gözleri hâlâ onun yüzünde geziniyordu.
"Bunu taşıyan en son kişi kimdi, hatırlıyor musun?"

Kaptan cevap vermedi. Bunun yerine başını kaldırıp sokağın karşısındaki gölgeye baktı.
"Bizi izleyen biri var," dedi.

Elira başını çevirmedi bile.
"Bırak izlesin," dedi. "Korkusu olanlar izlemekle yetinir."

Tam o sırada, gölgeden biri fırladı. Yüzü maskeli, hareketleri hızlıydı. Elinde kısa bir hançer vardı ama Riven’ın kılıcı bileğe gelen bir darbe ile onu yere serdi.

"Konuş!" dedi kaptan, adamın yakasına yapışıp onu duvara çarparken.
"Kim gönderdi seni? Deniz Gardiyanları mı? Yoksa o celladın oğlu hâlâ beni arıyor mu?"

Maskeli adam kıvranırken sadece bir kelime fısıldadı:
"Kuzgun..."

Riven birkaç adım geri çekildi. Elira'nın yüzü kireç gibi olmuştu.
"Hayır..." dedi elira. "Bu kadar çabuk olmamalıydı."

Adam yere yığıldı. Hançeri, özel yapılmıştı,kabzasında bir kuzgun tüyü vardı. Ve kabzanın içinde bir not saklıydı.

Riven kağıdı açtı. Mavi mürekkeple yazılmıştı:
“Gözler seni izliyor. Ruh uyandığında, kapı açılacak. Doğuya git.”

"Doğuya mı? Bu da ne demek şimdi?" dedi kaptan.
"Doğu dediğin, cehennemle sabah arasında sıkışmış yerdir."

Elira, hâlâ yere bakan adama yaklaştı. "Bu bir uyarı değil Riven. Bu bir davet."

Kaptan kağıdı buruşturdu.
"Pekâlâ. Tayfa toplanmalı. Kara yelkene dönüyoruz. Ama önce… önce Demirpençe’yle konuşmam gerek."

Elira’nın kaşları çatıldı.
"O seni öldürmeye yemin etti."

Riven bir kahkaha attı.
"Benimle ne zaman yemin tutan oldu ki?"

---

Gece geç saatte, Neralis’in limanında eski bir hanın alt katı.
Kaptan, yıllar önce gemiden attığı eski dostu,Demirpençe Lucan’ı,bulmak için giriyor. Odaya indiğinde, eski anılar yerin nemi gibi üstüne siniyor. Gürültülü masalar, rom kokusu, tahta sandalyelerin gıcırdaması… ve köşede, tek gözlü, metal kanca elli, yüzü yaralı biri: Lucan.

Riven masasına doğru yavaşça yürür.
"Lucan."

Lucan döner, gözlerini kısar.
"Riven Vayne. Ne rüzgar attı seni bu lağıma?"

"Kuzeyden gelen bir koku. Ölümle tuz arası bir şey."

Lucan güler. "Hâlâ saçmalıyorsun ha? Yemin ederim seni öldürecektim."

"E hâlâ hayattayım." Riven sandalyeye oturur. "Demek ki hâlâ karar veremedin."

Lucan kadehini kaldırır. "Ne istiyorsun?"

"Gözle açılan bir kapıdan bahsediyorlar." dedi kaptan.
"Doğuda bir yer. Ruhlarla mühürlenmiş. Ve bu taş..."
Cebinden obsidyen parçayı çıkarır.
"...beni oraya çağırıyor. Senin gibi biri olmadan o kapıyı geçemem."

Lucan birkaç saniye sustu. Sonra kadehi masaya bıraktı.
"O zaman seni bir şartla dinlerim. Gemiye tekrar binerim... ama bu sefer ben inersem, sen de inersin."

Riven bir an düşündü, sonra uzattı elini.
"Anlaştık."

---

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…