4. bölüm / 4
Kayıp parçalar4
Bölümler 4Şu an: 4
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herkes durumu iyice kabullenmeye başladı. Bu her ne kadar zor olsada. Yine de Fred rahat edemiyordu. Boynuz'un dediklerini düşünüp duruyordu. Bir anda omzunda bir el hissedince yanına döndü.
Thomas düşünceli bir şekilde ona bakıyordu. Fred bakışlarında bir art niyet sezmedi. Ona hemen ısındı. Oysa o, aşık olduğu kızın aşkıydı...
Thomas ona, "Alex ile konuştum. Seninle arkadaş olmak istiyoruz." dedi.
"Alex nerede?"
Bu soru üzerine Thomas gözleriyle etrafı taradı. O da Alex'i göremedi.
Alex'in bakış açısı
Mavi gözlerine daha fazla bakamadım ve gözlerimi kapatırken sertçe soludum. Gözlerimi yavaşça açtım. Tane tane konuşmaya özen göstererek, "Bir şey mi oldu?" diye sordum.
Sinsi gözlerini biraz kıstı ve bana biraz yaklaştı. "Hiç" dedi sadece.
Ona bakmayı sürdürürken, "Bir şey mi istiyorsun?" diyerek sorumu değiştirdim.
Hafifçe güldü. Bana daha da yaklaştı. Gerilemek zorunda kaldım. Bana yaklaşmaya devam etti. Bu durumda bende sırtımı duvara yasladım. Kaçacak yerim kalmamıştı.
Tam dibimde durdu, yüzünü kaldırdı ve bana baktı.
Lisa'nın bakış açısı
Sırtı duvara değdi. Minik kaplanın kaçacak yeri kalmamıştı demek. Ona yaklaştım.
Yüzümü kaldırdım ve gözlerinin içine, taa derinlere baktım. Bir umut duygu kırıntısı aradım. Göremedim.
Yine de dudaklarının tadını özlemiştim ve tadacaktım!
Onun hiç beklemediği bir anda dudaklarına yapıştım. Karşılık vermeyi bırak sadece durup beklemedi bile! Beni hemen itledi. Sinirle,
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!"
Sesi yüksekti. Umursamadım. Kollarımı duvara yaslayarak onu durdurdum. Durduramadım.
Eliyle sert olmak istemezmişçesine kolumu hızla indirdi. Tek bir kelime dahi etmeden hızla uzaklaştı. Arkasından bakakaldım.
Önceden beni ne çok severdi oysa...
Şaşırmadım ama bunu da bekliyor değildim. Burada put gibi dikilmek yerine hızla yola çıktım ve bir taksi durdurdum. Son bir bakış bile atmadan kapıyı sertçe kapattım.
Ne kadar kabul etmek istemesem de içimde bir yerlerde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim.
Eve varınca psikopatıma görünmemek için koşar adım eve girdim. İdama kapanırken annemin sesini işittim.
"Kızııııım. Fredy seni çağırıyor!"
Gözlerimi devirdim. Beni nasıl görmüştü! "İşlerimin olduğunu söyle." diyerek kestirip attım. Bir de ona katlanamazdım. Yüzümü yatağa gömdüm ve uykunun hakimiyeti ele geçirmesine izin verdim.
İlahi bakış açısı
Fred'in sorusu üzerine Alex göründü. Fred ve Thomas'ın yanına geldi. Thomas Alex'e soru sorarcasına bakımca Alex'in geldiği yerden bu seferde Lisa çıktı. Sinirli görünüyordu. Lisa uzaklaşırken Thomas'ın kaşları çatıldı.
"Alex orada tam olarak ne oldu?"
"Hiç bir şey."
Fred ise, "Neden yalan söylüyorsun? Lisa'yı gördük" diye ekledi. Alex teslim olurmuşçasına nefesini verdi ve açıkladı,
"Lisa beni öpmeye çalıştı."
Thomas ise, "Eee?" dedi.
Alex gözlerini onlara sabitleyerek, "ve öptü." dedi ruhsuzca. Fred ve Thomas aynı anda kafalarını salladılar.
"Kızı kırmasaydın keşke" diyen Fred halâ oraya bakıyordu. Alex ise yanıt olarak, "Onu tanıyorum. O kırılmaz bu tür şeylere. Onu kırmaz zor isteseniz bile." dedi.
Bir kaç dakika havadan sudan konuştular. Thomas kol saatine baktı ve prova zamanının geldiğini fark etti. Onlara veda etti ve oradan ayrıldı. Fred arkasından hayranlıkla bakıyordu.
Alex'te geç olduğunu fark edince Alice'in yanına gitti. "Hadi artık bizde gidelim. Annem ve baban kızabilir."
Alice, "Tamam bari Lisa'ya haber vereyim." diyerek etrafına bakındı. Alex, "O gitti Alice, haydi." dedi ve Alice'e fırsat tanımadan onu kolundan tutarak resmen peşinden sürükledi.
Lia'nın bakış açısı
Bizimkilerle ayrıldıktan sonra yarı zamanlı işim için kafeye girdim. İçeriye pembe saçlı bir kız ve siyah saçlı bir erkek girdi. Koymıyorlar ki azıcık dinlenelim.
İkisine de ölümcül bakışlar gönderdim ve yanlarına yaklaştım. Yapmacık bir gülümsemeyle "Ne alırdınız?" diye sordum.
Kız beni fark edince bana döndü ve gülümseyerek "Su alayım lütfen," dedi. Gözlerimi diğerine çevirdim o ise beni çıldırtacak bir kelime söyledi. Sadece "su" dedi. Evet doğru duydunuz. Sadece su içmek için niye rahatımı bozuyorlar?!
Mahsus orada beklemeye devam edince kız bana döndü ve "Başka bir şey istemiyoruz" dedi.
Yine gülümseyerek ikisinin de suyunu getirirken konuşmalarını istemeyerek (isteyerek) duydum: Kız oğlana "...duğuna eminiz, değil mi Peter?" diye sordu. İsminin Peter olduğunu öğrendiğim oğlan arkasına yaslanarak "Evet" dedi ve o anda beni gördü.
Uzun uzun bana bakınca kız da bir anda arkasını döndü ve "Ah! demek geldiniz. Teşekkür ederiz," dedi. Ben ise acaba niye olduğum yerde kaldım diye sorgulayarak sularını verdim.
Tezgah başına gidip yine o altına benzeyen çikolatayı görünce sinirlendim. Tam 5 kere altın zannedip almıştım onları! Bay Huening'in sesini duyunca aklımı başıma topladım ve içeriye yeni giren kişilere sinirli bakışlar yolladım. Bu kafeye gelmelerinin sebebi neydi?
Onlara ne istediklerini sorduğumda birisi çay, birisi kahve, birisi nane çayı, birisi de limonata istemişti. Onlara çok sinirlendim. Neden hep farklı seçmişlerki?!
Aklımdan içeceklerden birisini nasıl döksem diye senaryolar kurmaya başlarken tezgaha geri döndüm.
İlahi bakış açısı
Yine herkes bir araya gelmişti. Jenny, "Bence birbirimizi daha yakından tanımalıyız. Sonuçta birlikte yapmamız gereken çok şey var; iyisiyle kötüsüyle," deyince herkesten onaylarcasına mırıltılar döküldü. Agust, "Ben başlıyorum!" diye hevesle bağırdı ve başladı:
"Öncelikle ben sevecen biriyim. 20 yaşındayım. Kuzenimle takılmayı çok seviyorum. Annemle babamla aram iyi. Sizleri de sevdim. Özellikle pembeyi!" dedi bir solukta. Lisa, gözlerini devirdi.
Ardından James konuşmaya başladı: "Ben 17 yaşındayım. Rap sevdam çok büyük. Ros ile yaklaşık 4-5 yıldır tanışız. Uysalım, benimle iyi anlaşabilirseniz. Buradaki tüm kızlar çok güzelmiş" dedi ve sırıttı. Tüm kızlar ona bön bön baktı.
Jenny devam etti: "Yaşım 16. Duygusalım. Ros ile Lia'yı çok sevdim. Fred'e de ısındım. Bu kadar."
Lia, "Az daha anlatsaydın Jenny. Neyse. Ben 15 yaşındayım, sanırım en küçüğünüzüm. Yaşım 15 olsa da davranışlarım beni 25 gösterir. Mükemmel hamburger yaparım. Yiyen herkes bayılır. Salak Olivia olsaydı iğrençlikten bayıldıklarını iddia ederdi. Kendisi kuzenim olur. Bu zamana kadar sadece salak Fred ile çıktım. Yarı zamanlı bir işim var." dedi.
Lisa, "Ben kısaca söyleyeyim. Yaşım 17, boyum 167 cm. Çok zekiyim. Kraliçeyim. Sizin liderinizde benim" dedi.
Alice, "Ben 19 yaşındayım. Babam beni sık sık döver. Saçımın açık olması da yasak. Agust ile de gizlice olmak zorunda kalıyordum." dedi.
Fred, "Çok kardeşim var ve hep beraber çok mutluyuz. Yaşım 20. Kendi evimi ilk defa 17 yaşında kazandım. Tabi şu an o ev yok. Ros'u çok seviyorum. Sizi de çok seviyorum. Umarım ki yararım dokunur sizlere" dedi gülümseyerek. Alex ve Thomas, Fred'e karşılık verdi.
Alex devam ederek: "Alice ile komşuyum ve kardeş gibiyiz. Alice'in kuzeniyle de iyi anlaşıyorum. Lisa eski sevgilim. Yaşım 19, Alice ile aynı. Boyum 178. Thomas ve Fred'i sevdim. İleride başarılar göstermek niyetiyle" dedi ve Thomas'a devam etmesini söyledi.
Thomas öksürükle sesini temizledi ve anlattı: "Boksör olduğumu biliyorsunuzdur. Şampiyonluklarımda oldu. 20 yaşındayım. 4 Aralık doğum günüm." dedi ve sustu.
Ros herkesin ona baktığını görünce başlaması gerektiğini anladı ve içine derin bir nefes çekerek başladı: "Ben 17 yaşındayım. Thomas'ı tanıyordum. James ile arkadaşız. Alice kadar olmasa da benim babam da oldukça sert bir adam. Ve Thomas'ı tanıdığımı söylemişmiydim?" dedi ve sonunda nefesini geri verdi.
Herkes Ros'a bakakaldı. Ros onların şaşkın yüzlerini incelerken James'in gülümsediğini fark etti. James'a sahip olduğu için çok şanslıydı. James'ı çok seviyordu. Ona yaptığı inceliği hatırlayınca daha da mutlu oldu. Birbirlerine hassas birer cammış gibi davranıyorlardı.
Bölüm etkileşimi
