3. bölüm / 4
Kayıp parçalar3
Bölümler 4Şu an: 3
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Bugün hep beraber dolaşarak gezelim mi? Hem etrafımızda neler var neler yok görmüş oluruz" diyen Agust'a Alice cevap verdi:
"Arkadaşlar bence mükemmel olur. İyi fikir Agust."
Lia, "Tamam o zaman herkesin fikrini almayla uğraşmaya başlamadan yola koyulalım."
Lisa sinsice sırıtarak, "A canım sana gerçekten yazık. Benim fikrimi sormayacak kadar sorumsuzsun. Ben ne dersem o olacak."
Lia sanki Lisa'nın ona bulaşmasını zaten istiyormuş gibi hemen cevap verdi, "Halla halla pardon da sen kimsin ki? Senin fikrini soralım?"
Lisa kahkaha attı ve, "Aov kedi pençelerini mi çıkardı. Ahahaha. Dikkat et karşında bir kaplanın olduğunu unutma ve boyundan büyük işlere kalkışma. Seni yerler."
Lia resmen lal kesilmişti. İçinde olan Lisa'yı parçalama isteğini bir kere daha yatıştırdı ve sakinliğini korumaya çalıştı.
Lisa, "Aferin kedicik. Böyle yuvana çekilirsin işte. Tercihim gitmekten yana gidelim bir görelim zararı olmaz hatta yararı olabilir. Böyle zekice düşünmek lazım. Hadi toparlanın."
Herkes ayağa kalkıp ilerlerken Lia arkadaşlarını yanına gelerek fısıltıyla, "Görüyor musunuz? Kız bir tane 'hadi' diyince herkes kalktı. Ha? Cidden mi? Yani bu tavırlar onu iyice kendini beğenmiş yapacak. Üfff bu pisliği çekmek istemiyorum"
Jenny, "Pardon da şu an sen de onun demesiyle ilerlemeye başladın."
Lia aval aval Jenny'e baktı ve bakmakla yetindi.
İyice etrafa bakındılar. Gezdiler ve iyi bir karar verdiklerini düşündüler ayrıca bir çoğu toplu kalmayı çok seviyordu.
Biraz daha ilerlediklerinde Fred, "Bence yeter gezdik baya ilerledik kaybolabile biliriz."
Lisa iğrenir gibi bir sesle, "Ayy korkak ne kaybolması?"
Fred kafasını eğdi ve ilerlemeye devam ettiler. Biraz daha ilerlediklerinde James, "Şşt millet! Şu sağ tarafa baksanıza devasa bir orman var. Oraya da gidelim."
Alex, "Bence ormana girmeyelim çok karanlık ve ürkütücü görünüyor."
James, "Dostum iyi olan da bu ya. Ayrıca rap gibi girer çıkarız olur biter."
Alice, "Rap?"
James, "Evet Rap ile 17 yıldır evliyiz."
Alice şen bir kahkaha attı ve kendine engel olamayarak daha fazla güldü.
James, "Hey komik olan ne?"
Lia, "Senin yaşın 17?"
James, "Evet doğduğumdan beri evliyiz."
Jenny, "Rap bile yapamazsın şimdi sen"
James, "Sana göstereyim de gör sen yapabiliyor muyum diye"
James tam başlayacakken Lisa parmağını onun dudaklarına bastırdı ve susmasını sağladı.
"Şimdi izin verirsen senin o kulak tırmalayan sesini dinlemek yerine ormana girip bakacağız."
James aşağılanınca kırıldı fakat yüzüne yansıtmadı ve istediği olduğu için gülümsedi. James ve Agust en önde ki yerlerini aldılar ve ormana ilk onlar girdiler.
En arkada ise Alex vardı.
Lia, "Wow çok değişik bir orman sanki ağaçlar üstümüze yürüyormuş gibi bir hava var."
Fred, "Bencede" diyerek Lia'ya katıldığını belli etti.
Ormanın tam ortasına doğru ilerlediklerinde ormanın tam da ortasında devasa büyüklükte bir hayvan olduğunu gördüler.
Ros ve Jenny ürkünce bağırarak birbirlerine sarıldılar.
Alex gözlerini fal taşı gibi açtı ve buradan bir an önce gitmek isteyen yanını artık açığa çıkartmak zorunda kaldı. Hafif hafif geriye doğru adımlarken Lisa bu kaosun ortasında bile onu fark edince onun yanına giderek kolundan tuttu ve onu engelledi.
Agust ve James en yakından ona bakıyorlardı ikisi de etkilenmişti. Tabi şaşırmışlardı ayrıca. Yinede ikisinin yüzündede koca bir gülümseme vardı.
Fred nasıl tepki vereceğini şaşırmıştı. Ne arkaya ne de öne doğru bir adım atabiliyordu.
Lia afallamıştı. Çok şaşkındı ve rüyada olup olmadığını ölçmek için kendisini çimdikledi. "Ah" rüyada değildi.
Alice ise halâ ağzı açık duruyordu.
James, "Belki de illüzyondur?"
Lisa, "Aa olabilir evet"
Agust hayvana iyice yaklaşarak, "öğrenmenin tek bir yolu var"
Agust hayvana dokundu fakat hiçbir şey olmadı.
"Arkadaşlar çok yumuşak"
"Oha şimdi bu şey gerçek mi yani tamam şimdi bu gerçek olamaz oyuncaktır."
"James sen bugün zekisin bak" dedi Lisa ve hayvana o da dokundu. Hayvanın yüz mimikleri değişince herkes aynı anda çığlık atarak geriye sıçradı.
"Laaan bu bu az önce canlandımı?"
Tam o sırada hayvan iyice kıpırdandı ve ayağa kalkmaya çalıştı. Başarısız oldu kalkamadan düşüp durdu.
Herkes bi anda "AAAAA!" diye bağırınca hayvan onları fark etti ve gülümsedi.
"Bu az önce gülümsedi mi AAAAA" diye bağırdı Agust.
Lia kendini Jenny'nin üstüne bıraktı Jenny ise hemen müdahale edip onu tuttu. Lia bir kolunu başına koymuş bayılmış gibi yapıyordu.
Alex, "Ben size demiştim! Girmeyelim demiştim! Ama kimse beni dinlemedi! Şimdi ne yapacağız?!"
Lisa yine her şeyin ona kaldığını fark edip önce kendisini sakinleştirdi sonra ise grubu sakinleştirmeye çalıştı.
"Millet! Sadece sakin olun. Bence bu orman büyülü ya da ne bileyim birileri deney yapıyor olabilir. YouTube'da bu tür videolar çok izleniyor." Lisa bunları söyleyerek onları yatıştırmak istedi. Bu söylediği şeye kendisi bile inanmamıştı.
Alex 'Saçmalama' diyerek herkesin düşüncesini belli etmiş oldu.
Fakat belli ki Fred inanmıştı çünkü sakinleşmiş bir şekilde nefesini sesli ve derince verdi.
Hayvan onlara 'Hey' diyince herkes o tarafa döndü. James halâ ona en yakın kişiydi. Adeta küçük dilini yutmuştu.
Agust, "Baksanıza ayağa kalkamıyor ona yardım edelim." Dedi fakat karşılaştığı yüzler bunu kabul etmiş gibi görünmüyordu.
Lia, "Saçmalamayın ben ondan çok korkuyorum şu an."
Agust hayvana merhamet gösterir biçimde, "Korkmanıza gerek yok, görmüyor musunuz? Zararsız. Çokta tatlı. Oyy minicik."
James'te kabul edince ikisi birlikte hayvanı tutup kaldırdılar ve hayvan ayakta durmayı başarmıştı fakat düz duramıyordu.
James, "Yaralı" dedi. Agust, "Ona yardım etmeliyiz"
Hayvan ayakta olduğu için görünümü daha net görünüyordu. Tek boynuzlu at gerçekti. Boynuzu çok uzun ve sivriydu. Atın gözleri kocaman ve boncuk boncuktu. Rengi ise pembeydi. Yinede toz halinde her yerinde hafif açık yeşil ve mavi renkleride vardı. Gülümsemeye devam ediyordu.
Dediği şeyse herkesi düşündürmeye yetti:
"Sonunda beni buldunuz." Bunu söyledikten sonra bir şey daha ekledi: "Ve yardımınız için teşekkür ederim çocuklar."
Sessizlik
Sessizliği bozan Lia oldu, "Ne yani seni bulacağımızı biliyor muydun? Ama nasıl?"
Bunu söyleyince buraya geldiklerinden beri hiç konuşmayan Thomas ona cevap olarak, "Tek boynuzlu bir atın varlığı bile gerçek dışıyken bunu bilmesimi seni düşündürdü?"
Lia somurttu. Ros ise onca şey olmuşken Thomas'ın Lia ile konuşmasını kıskanmıştı. Buna alışsa iyi ederdi.
Lisa tek bir kelime söyledi ata karşı, "Açıkla"
Hayvan alçakgönüllü bir şekilde gülümseyerek konuşmaya başladı,
"Arkadaşlar siz seçilmiş kişilersiniz. Sizden yıllar önce de bir grup vardı. Ben ise o günden beri varım. Sizin yapmanız gerekenleri söyleyecek ve yönlendirecek varlık benim. Ben dünyada gerçekleşen ve gerçekleşebilecek her şeyin farkındayım ama ne yazık ki dünyaya müdahale edemem. Ben ve benim gibilerin yaşadığı farklı bir evren var. Benim de bir başım var herkesten güçlü bir baş. Her neyse. Siz o yüzden buraya getirildiniz. Sizin üstün yetenekleriniz sayesinde bu dünyayı bir pislikten kurtarabiliriz. Özellikle tanıdıklardan seçmeye çalıştım gariplik yaşamayın diye. Şu an için yapmanız gereken bir şey yok ama bir düşmanınız var onu şimdi açıklayamam. Ama ileride başınızın belası olacak. Onu yenmeniz, kurtuluşu sağlamanız gerekecek."
Herkes onun söylediklerini sindirmeye çalışıyordu. İlk 5 dakika boyunca tepki veremediler. Hepsi çok şaşkındı.
"Boynuz tüm bunlar... Anlamıyorum." Dedi Agust.
Hayvan ise, "Bundan böyle bana 'Boynuz' diyebilirsiniz. Şimdi gitmem gerek işlerim sadece bu dünyadan ibaret değil. Görüşmek üzere" dedi ve yok olup gitti gözlerinin önünde.
"Ne?!"
"Bu neydi?"
"Ama biz ne yapabiliriz ki?"
"Hiçbir şey anlamadım"
"Bundan sonra ne yapacağız."
"Ne dedi o?"
"Çok anlamsız"
"Düşmanımız kim?"
Hepsi bir ağızdan konuşuyorlardı. Sindirmeleri günleri alacaktı.
Bölüm etkileşimi
