Bölümler 3Şu an: bölüm 1: foça'da ilk çatlak
- 1 bölüm 1: foça'da ilk çatlak377 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 bölüm 2: denizin geri çağırdığı şey313 kelime
- 3 bölüm 3: ışığın ardındaki sessizlik887 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
foça küçük bir yerdi; rüzgâr hiç susmazdı, insanlar da susmamayı öğrenmişti...
mert karaca 19 yaşındaydı. uzun boyluydu, yaklaşık 1.85. ince ama zayıf değil; sürekli ayakta duranlardan. omuzları hafif düşüktü, sanki hep bir şey taşıyormuş gibi. gözleri koyu kahverengiydi; ışık azalınca siyaha yakın olurdu. bakışı direkt değil, yarım kalmış gibiydi. hiçbir şeye tam tutunmazdı ama her şeyi fark ederdi.
mert konuşmayı seven biri değildi; zaten konuşsa da kendini anlatmazdı. limana yakın küçük bir kafede çalışıyordu. yazın kalabalık, kışın boş… hayatı da öyleydi: kalabalıkla dolup boşalan bir şey gibi.
ela yaman 18 yaşındaydı. foçaya yeni gelmişti ama “yeni” kelimesi onda oturmuyordu. sanki hiçbir yere ait olmamak normal haliydi. uzun siyah saçları vardı; dalgalı ama özenli değil, rüzgârla şekil almış gibi. teni soluktu; güneş görmemiş gibi değil, güneşten kaçmış gibi. gözleri net bir renk değildi ama bakışı netti, insanın içine giriyordu. konuşurken az mimik kullanırdı; bu yüzden söylediklerinden çok söylemedikleri kalırdı.
ela kafeye ilk yağmurlu bir akşam geldi. mert onu sadece müşteri sandı. sonra ikinci gün yine geldi, üçüncü gün yine… ve mert bunun tesadüf olmadığını anladı. ama yine de konuşmayı başlatan o olmadı; ela da olmadı. bir süre aynı masada oturdu.
bir gün ela başını kaldırdı ve mert’e baktı. o bakış sıradan değildi. mert o an anlamadı ama içinde bir şey yer değiştirdi.
sonra foça sahilinde yürürken ela durdu, denize bakmadan konuştu:
“bir gün aniden kaybolsam, beni arar mıydın?”
mert güldü. “saçmalama” dedi.
ama ela gülmedi. o an mert ilk kez ciddiye alması gereken bir şeyle karşılaştığını hissetti.
kasım ayında aralarında isim konmayan bir şey oluştu. insanlar buna ilişki derdi ama onlarınki daha çok birbirine tutunma haliydi.
ela geceleri kabus gördüğünü söyledi: karanlık bir deniz, uzakta bir deniz feneri ve onu çağıran bir ses… bunu anlatırken korkmuş değildi, alışmış gibiydi.
mert bunu “stres” diye küçülttü; çünkü anlamadığı şeyi küçültmek daha kolaydı.
12 aralık gecesi, saat 23.47’de mesaj geldi:
“deniz fenerine gidiyorum.”
mert mesajı gördü ve bir süre ekrana baktı. sonra aradı; açmadı. tekrar aradı; kapalıydı.
yağmur başlamıştı. arabaya bindi, foçanın dışındaki eski deniz fenerine sürdü. kapı açıktı. içeri girdi, merdivenler rutubet kokuyordu. üst kata çıktığında ilk gördüğü şey ela’nın atkısıydı.
koştu.
ela oradaydı, korkuluğun yanında denize bakıyordu.
“ela” dedi.
kız yavaş döndü, gözleri doluydu:
“o ses yine geliyor.”
“ne sesi?”
“beni çağırıyor.”
sonra yıldırım çaktı.
korkuluk kırıldı.
ela düştü.
Bölüm etkileşimi
