3. bölüm / 5
Kayıp 19TEHLİKELİ ÇEKİM
Bölümler 5Şu an: TEHLİKELİ ÇEKİM
"Of, ne konuştun ama!
Sen ne yapmamı beklersin, bu kadar şeyi anında kabullenmemi, sorgulamamam normal değil mi? Neyse, sus bu kadar yeter!" diyerek kapıya doğru yürüdü.
Ben de vakit kaybetmeden arkasından yürüdüm. Buraya siyah, lüks bir araba ile gelmişti. Ön koltuğun kapısını açıp kendimi içeri attım, o ise vakit kaybetmeden şoför koltuğuna geçmişti.
İçeride derin ve kulak tırmalayan, boğucu bir sessizlik hakimdü. Aklım o kadar çok karışıktı ki, içimde adeta kopan fırtınaları durduramıyordum; saniyesinde kabaran bir tedirginlik dalgası beni sarıp sarmalamıştı. Babam iyi miydi acaba? Annem ve kardeşim şu an neredeydi? diye düşünürken, bu belirsizliğe ve sessizliğe daha fazla katlanamayarak soruyu ani bir hamleyle Duman'ın yüzüne çarptım. O, keskin ve zehir zemberek yeşil gözleriyle bana dönüp baktı, ardından zihnimi donduran o buz gibi sesle karşılık verdi: "Onların nerede olduğunu gerçekten hiç bilmiyorum, inan bana... Ve şimdi o güzel çeneni kapatıp önüne bak artık."
Bense ona öfkeyle, nefreti körükleyen bir bakış atarak başımı camdan yana çevirdim. Doğru mu söylüyordu? Bence öyleydi; onlarla ilgili en ufak bir şey bilmiyor olabilirdi ya da belki de benden sakladığı, bu oyundan bile büyük katmanlar vardı. Onların bu işle doğrudan bir alakası olduğunu düşünmek istemiyordum ama babam... Babam bu olayların olacağını, sanki elleriyle koymuş gibi önceden biliyordu; buna kelimenin tam anlamıyla emindim.
Bir taraftan da körü körüne aşık olduğum adamın, aslında benim hakkımda istihbarat toplamak, attığım her adımı kaydetmek için bu yakınlığı kurduğunu öğrenmiştim. Evet, o bir ajandı. Beynim bu gerçeği idrak etmekte zorlansa da, buz gibi gerçek tüm çıplaklığıyla karşımdaydı.
"Ceyhun bunu biliyor muydu?" diye sordum birden, sesimdeki o derin kırgınlığı ve hayal kırıklığını gizleyemeyerek. "O çocuğa da gerçekten acıyorum, seni en yakın arkadaşı zannediyordu ama meğer senin bana yanaşmanın tek yolu Ceyhun'muş, öyle mi? Sen ne kadar alçak bir adamsın, kendi dostluğunu bile bu kirli oyunlara alet ediyorsun. Adamlığını sorgula biraz! Ne aşkıma ne de o sahte dostluğuna, bunları bana yaşatmaya hakkın yoktu senin."
Bunu söylediğimde, sanki havada asılı duran o yasaklı kelimeyi ve tüm doğruları suratına bir tokat gibi çarpmıştım. Direksiyonu tutan parmakları kaskatı kesildi ve arabayı aniden, lastiklerin asfaltla yaptığı o sert ve kulak tırmalayan çığlıkla yolun ortasında durdurdu. Kalbim korkuyla ağzıma gelmişti, nefesim kesildi. Eğer biraz daha ileri gidersem, bu adam görevini tamamlamak için beni ortadan kaldırabilir miydi?
Sana güvendiğim güne, sana körü körüne aşık olduğum o güne lanet olsun! Ama biliyor musun... Ben aslında sana değil, senin o maskenin arkasında oluşturduğun o kusursuz karaktere aşık olmuştum.
Evet, kendi kendime yalan söylüyordum. O hâlâ çok yakışıklı, kaslı, uzun boylu, tehlikeli derecede karizmatik bir çocuktu. Ne kadar istemesem, ne kadar içten içe nefret etmek istesem de duygularım her saniye kendimi ele veriyordu. Emin bir ajan, yani tamamen duygusuz bir şekilde işini yaparken bile, ilk defa işimi elimden alacak kadar çok büyülenmiştim senden. Oysaki ben de profesyonel bir ajandım...
Direksiyonu kavrayan parmak boğumları, içindeki öfkeden beyaza dönecek kadar sertleşmişti. Yola baktığı o keskin yeşil gözlerini yavaşça bana çevirdiğinde, aradaki mesafe tehlikeli bir şekilde azaldı ama sesindeki o buz gibi ton bir an olsun kırılmadı.
"Profesyonel bir ajan olduğum doğrudur, Enna," dedi, yüzünde alaycı ama bir o kadar da gergin bir sakinlikle. "Ve ben, görevimi aksatmayı, hele ki planlarımın kontrolden çıkmasını asla sevmeyen biriyim. Seninle ilgili tek hatam, etrafında bu kadar çok soru işareti bırakmış olmamdı; bunu şimdi kabul ediyorum."
Geri adım atmayarak çenemi daha da dikleştirdim, sesimdeki en ufak bir titremeyi bile ona belli etmemeye çalışarak karşılık verdim. "Yani şimdi ne olacak? Beni ortadan kaldıracak mısın? Yoksa telsizine sarılıp patronlarına hemen rapor mu vereceksin: 'Hedef durumu tamamen çaktı, işler sarpa sardı' diye mi?"
Dudaklarında küçük, sinir bozucu ama bir o kadar da büyüleyici bir kıvrım belirdi. Elini vites kolundan çekmeden, yeniden dikiz aynasına ve yola odaklanmaya devam etti. "Planımda seninle burada, bu arabanın içinde böyle ucuz bir tartışmaya girmek yoktu. Ama merak etme, seni ortadan kaldırmak gibi bir niyetim yok... Şimdilik."
Gözlerimi öfkeyle devirip başımı tamamen yan taraftaki buğulu cama çevirdim. İçimdeki o karmaşık öfke dalga dalga büyüyordu; ona karşı duyduğum o aptalca çekimi kendi içimde bile kabullenmek istemiyordum. O sadece görevini yapan, bana adım adım yalan söyleyen profesyonel bir ajandı. Hepsi bu kadardı.
Araba ani ve sarsıntılı bir hareketle yeniden çalıştı. Karanlık ve ıssız sokaklarda hızla gözden kaybolurken, bu adamın maskesini tek tek düşürmeden ve bu tehlikeli oyunu kendi ellerimle bitirmeden bana asla huzur olmayacağını çok iyi biliyordum. Begendinizmii🌗🪽💥💮
Bölüm etkileşimi
