Kayıp 19 kitap kapağı

2. bölüm / 5

Kayıp 19

ATEŞİN VE İHANETİN KÜLLERİ

Vaveyla Yazarı: Eda Yıldız

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: ATEŞİN VE İHANETİN KÜLLERİ

1. KISIM: SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ ÇIĞLIK
Masada tam Duman’ın koyu, gizemli gözlerinin içine bakıp zihnimdeki cevapsız sorulara bir yanıt aramaya çalışırken, cebimdeki telefonun keskin titremesiyle irkildim. Masadaki o ağır atmosfer bir anlığına bölündü. Ekranı uyandırdığımda üst bildirimde babamın adını gördüm. Mesaj kısaydı ama içindeki soğukluk iliklerime kadar işledi:
“Acil eve gel.”
İçime aniden, kaynağını bilmediğim karanlık bir his çöreklendi. Paranoit tavırlarına alışkındım ama bu kez farklı bir şeyler vardı. Parmaklarım ekranda hızla kaydı: "Önemli bir şey olduğunu düşünerek geliyorum."
Telefonu cebime kaydırıp masadakilere döndüm. Tara, meraklı gözlerle bana bakıyordu. "Arkadaşlar, acil bir işim çıktı. Kusura bakmayın, gitmem gerekiyor," dedim, sesimdeki hafif pürüzü gizlemeye çalışarak. Hepsi anlayışla karşılayıp sorun olmadığını söyledi. Duman ise tek kelime etmedi; sadece başını hafifçe eğerek beni izlemeye devam etti. O bakışın ne anlama geldiğini o an çözememiştim.
Kafeden hızla çıktım. Dışarıda birkaç saat önce kenti esir alan fırtınalı yağmur durmuştu ama sokaklar hâlâ nemli, ıslak ve kasvetliydi. Kaldırımlardan sıçrayan su damlalarından tiksinerek adımlarımı neredeyse koşar adımlara dönüştürdüm.
Eve vardığımda nefes nefeseydim. Bahçe kapısını geçip dış kapının önüne geldim ve zili çaldım. İçeriden en ufak bir tık tık ses bile gelmedi. İkinci kez zili çalmak için elimi uzattığımda, parmaklarım soğuk metale değmeden duraksadı. Kapı tam olarak kapalı değildi; birkaç santim aralık kalmıştı. Kalbim göğüs kafesime çarpmaya başladı.
Kapıyı yavaşça, tahta gıcırtısıyla birlikte içeri doğru ittim.
Ev sessizdi. Issızdı. Odalara çöken karanlık, sanki canlı bir varlık gibi koridorda süzülüyordu. "Baba? Anne?" diye seslendim. Cevap yoktu. Bedenimi kaplayan tedirginlik karanlıktan değildi; beni asıl korkutan şey, babamın beni buraya acil koduyla çağırıp evde olmamasıydı.
Hızla alt kattaki salona, mutfağa ve üst kattaki odalara bakmaya başladım. Hiçbir odada kimse yoktu. Eşyalar yerli yerindeydi, bir boğuşma izi yok gibiydi ama bu sessizlik normal değildi.
Son olarak koridorun sonundaki babamın çalışma odasına yöneldim. Ahşap kapıyı araladığımda, masanın üzerinde duran devasa A4 kağıdı gözüme çarptı. Yaklaştıkça kokusunu ve rengini fark ettim. Üzerinde kurumaya yüz tutmuş, koyu kırmızı kanla yazılmış tek bir cümle duruyordu:
“Kızım hemen uzaklaş. Buradan, bu ülkeden kaç.”
2. KISIM: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ
Zihnim bir labirentin içinde kaybolmuş gibi karmakarışıktı. Neler oluyordu? Babam kimden, neden kaçmamı istiyordu?
Ben küçüklüğümden beri kandan da karanlıktan da korkmazdım. Bedenimde anlam veremediğim, tehlike anında ortaya çıkan garip bir cesaret vardı. Kanlı kağıdı titreyen parmaklarımın arasına aldım, kelimeleri zihnime kazımak istercesine tekrar tekrar okudum.
O an, çaresizliğin ve fırtınanın ortasında aklıma tek bir isim geldi: Duman.
Nedenini bilmiyordum. Mantığım "Polisi ara" diyordu ama içimdeki o karanlık his, şu an aranması gereken tek kişinin Duman olduğunu fısıldıyordu. Rehberden adını bulup arama tuşuna bastım. Telefon daha ikinci kez çalmadan açıldı.
"Alo? Enna, orada mısın?"
"Duman..." dedim, sesimdeki titreşimi artık kontrol edemiyordum. "Çok kötü bir şeyler oluyor. Babam evde yok... Masada kanlı bir not var. Korkuyorum, gelebilir misin lütfen?"
"Hemen geliyorum," dedi Duman. Sesinde en ufak bir şaşırma emaresi yoktu. "Sen orada bekle."
Telefon kapandı. Zihnimdeki karmaşanın ortasında son cümlesi zihnimi bir kurşun gibi delip geçti: Neden böyle bir evde, tehlikenin tam ortasında beklememi söylemişti ki? Neden 'Dışarı çık' dememişti?
Ama bunu sorgulayacak vaktim olmadı. Duman, şaşırtıcı ve imkansız bir hızla gelmişti. Kapı zaten açık olduğu için içeriye doğrudan, sessiz adımlarla girdi.
Arkamı döndüğümde gördüğüm manzara başımı döndürdü. Karşımdaki adam, birkaç saat önce kafede bana o yumuşak, korumacı ve aşk dolu gözlerle bakan Duman değildi.
Bana son derece acımasız, dümdüz ve tamamen duygudan arınmış buz gibi gözlerle bakıyordu. Üzerindeki o rahat kıyafetleri değiştirmişti; baştan aşağı, ayakkabılarına kadar simsiyah bir üniformanın içindeydi. Karşımda bir tanıdık değil, beni avlamaya gelmiş bir yabancı duruyordu.
3. KISIM: İHANETİN FİZİKSEL BİÇİMİ
"Duman, ne olur yardım et," dedim çaresizce ona doğru bir adım atarak. "Ben bu işin içinden tek başıma çıkamıyorum... Babama bir şey yapmışlar!"
Gözlerini bile kırpmadan, sesindeki o yabancı tonla yanıt verdi:
"Evet, biraz geç oldu ama oldu Enna. Sen bizimle gelmezsen, babanın başına gelecekleri sen bile tahmin edemezsin."
Gözlerimi kırpıştırdım. "Ne demek bu şimdi? Sen... sen ne alaka?"
Duman bana doğru bir adım attı. Siyah botlarının yerde çıkardığı tok ses koridorda yankılandı.
"Ben babanı kaçıranların ajanıyım."
O kelimeler —ben bir ajanım— göğsüme indirilmiş devasa bir balyoz gibiydi. Kalbim o an, tam ortasından ikiye bölündü. Aylardır gözlerimin içine bakarken kurduğu tüm o cümleler, o dokunuşlar, o korumacı tavırlar... Hepsi yalan mıydı? Benimle bir kukla gibi oynamış mıydı?
İçimden avazım çıktığı kadar bağırmak, onu yumruklamak geliyordu. Ama mantğım birden öfkemle birleşti. Bedenimdeki o garip direnç mekanizması devreye girdi. Zayıf görünmeyecektim.
"Babama ne yaptınız? Yalancı ajan!" diye tısladım.
Duman üzerime doğru yürümeye devam etti. "Benimle doğru konuş," dedi, sesi bir bıçak kadar keskindi. "Yoksa babanı bir daha göremezsin. Tabii bu senin tercihlerine bağlı."
"Pislik!" dedim dişlerimin arasından. "Şansını çok zorluyorsun!"
4. KISIM: ATEŞ VE SUYUN TEMASI
Duman benden oldukça uzundu. Aramızdaki boy farkı, yan yana durduğumuzda aşılması imkansız bir uçurumu andırıyordu. Ama ben geri çekilmedim. Korkunun beni teslim almasına izin vermeyerek aramızdaki mesafeyi kapatacak şekilde tam üzerine yürüdüm. Başımı yukarı kaldırıp meydan okurcasına doğrudan gözlerinin içine baktım.
"Evet, şansımı zorluyorum! Ne yaparsın?" dedim.
Ben inatçı biriydim. Doğamda boyun eğmek yoktu. Ona bu kadar yaklaşmamın sebebi içimde hâlâ söndüremediğim o aptal hisler değil, katıksız ve yakıcı inadımdı.
Duman yüzündeki o soğuk, profesyonel ifadeyi bir milim bile bozmadan bana doğru bir adım daha yaklaştı. Aramızdaki mesafeyi sıfırladı. "Bilmek bile istemezsin," diye fısıldadı. Sıcak, yakıcı ama bir o kadar da ürpertici nefesi yüzüme, dudaklarıma değiyordu.
O an, tenime çarpan bu havayla birlikte bedenimin derinliklerinde garip bir karıncalanma hissettim. Bedenim ona tepki veriyordu ama bu aşktan değil, içimdeki bir şeyin onun varlığına karşı savunmaya geçmesindendi.
"Neyse..." dedi Duman geri çekilerek. "Seninle bir daha tartışarak zamanımı boşa harcayamam."
"Benim neden gelmemi istiyorsun?" diye sordum, sesimi olabildiğince sert tutmaya çalışarak. "Neden ben? Benden ne istiyorsunuz?"
Duman gözlerini gözlerimden ayırmadan, hayatımın geri kalanını küllere çevirecek o cümleyi kurdu:
"Çünkü sen, Ateş Elementi soyundan dünyaya gelen son kişisin."
5. KISIM: KÜLLERİNDEN DOĞAN GERÇEK
Tam bir şok dalgası bedenimi kapladı. Zihnim durmuş gibiydi. Kelimeler anlamını yitirdi.
"Yalan söylüyorsun..." diyebildim sadece. "Saçmalıyorsun!"
"Senden buna hemen alışmanı bekleyemem Enna," dedi Duman, sesindeki o ajani ciddiyetle. "Ama dediklerim son derece gerçek. Unutma, ben bir ajanım; organ mafyası değil. Seni yok etmeye değil, ait olduğun yere götürmeye geldim."
O an... Zihnimde devasa bir ışık patladı.
Geçmişim bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.
Kendimi bildim bileli sudan nefret edişim, bir damla suyun bile tenimi yakacakmış gibi hissettirmesi...
Kimselere benzemeyen, alev kızılı ve kontrol edemediğim o saçlarım...
Kanımdan gelen o dizginlenemez asilik, gözü karalık ve tehlike anında korkmak yerine parlayan o tuhaf cesaret...
Bunların hiçbiri tesadüf değildi. Bunlar, damarlarımda akan Ateş Elementi'nin açık ve net izleriydi! Babam beni insanlardan değil, kendi özümden ve bu gizli dünyadan saklamaya çalışmıştı.
Duman cebinden siyah deri eldivenlerini çıkarıp yavaşça eline geçirdi. Gözlerini üzerimden ayırmadan son sorusunu sordu:
"Evet... Şimdi benimle geliyor musun, yoksa babanın üzerini tamamen çizelim mi?"
Gözlerimi Duman’ın o soğuk, maskeli bakışlarına diktim. Artık kaçacak bir evim, sığınacak bir yalanım kalmamıştı. İçimdeki alev ilk kez özgür kalmış gibi damarlarımda tutuşuyordu.
"Geliyorum," dedim. "Ama unutma Duman Bu oyun henüz bitmedi.🔥
Kitabin devamını isteyenler yorumlara

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

116okunma 8beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18