4. bölüm / 5
Kayıp 19DUMAN ALAZ...
Bölümler 5Şu an: DUMAN ALAZ...
Direksiyonu tutan ellerimdeki parmak boğumlarımın ne zaman beyaza döndüğünü, ne zaman o demir gibi sertleştiğini fark etmemiştim bile. Dikiz aynasından ona her baktığımda, o yeşil gözlerdeki öfkeyi, kırgınlığı ve isyanı sanki doğrudan göğsüme saplanan keskin bir bıçak gibi hissediyordum. Canı yanıyordu ve ne acıdır ki o canı yakan adam bendim.
Profesyonel bir ajan olarak en katı kurallarla eğitilmiştim. Duygular birer zayıflıktı; zaaflar ise ölüm demektir. Teşkilatın bana yıllar önce öğrettiği ilk kural buydu: Emirler sorgulanmaz, hedefler sadece izlenir ve gerektiğinde harcanır. Bana verilen talimat da fazlasıyla netti: Enna’ya yaklaş, hayatına sız, sırlarını çöz, gerekli istihbaratı topla ve anı geldiğinde hamleni yap.
Ceyhun’u bu karanlık oyunun bir parçası olarak kullanmak, ilk başta bile içimi bulandırmıştı. Ama bu işin doğası buydu, merhamete yer yoktu. Ta ki o kızın o inatçı, dik başlı bakışlarıyla ilk kez karşılaşana kadar. O ana kadar her şey bir senaryodan ibaretti; sonrasında ise bütün kurallar altüst oldu.
Şimdi yan koltuğumda oturmuş, bana bütün öfkesiyle saydırıyor, o zehir zemberek cümleleriyle maskemi tek tek yüzümden söküp alıyordu. Haklıydı. Her kelimesinde, her suçlamasında yüzde yüz haklıydı. Ama asıl sorun onun ne söylediği ya da neyle suçlandığım değildi meğer... Asıl sorun, onun o öfkeden parlayan gözlerine her baktığımda, kulağımdaki telsizden gelen komutların kafamda tamamen sessizliğe gömülmesiydi.
O arabayı aniden, lastiklerin asfaltı yırtan o çığlığıyla durdurduğumda, bunu bir otorite gösterisi yapmak için değil, sadece beynimde yanan o lanet olası tehlike çanlarını ve karmaşayı biraz olsun susturabilmek için yapmıştım. Eğer biraz daha konuşmaya devam etseydi, teşkilatın bana biçtiği o "kusursuz ajan" rolünü sonsuza kadar çöpe atacak, o arabanın içinde bambaşka bir adama dönüşecektim.
"Onların nerede olduğunu gerçekten hiç bilmiyorum, inan bana..." demiştim ona. Ve hayatımda ilk defa, bir hedefe bu kadar net, bu kadar dolambaçsız ve en önemlisi doğru bir şey söylemiştim. Çünkü gerçekten bilmiyordum. Teşkilatın onun ailesiyle ilgili ne tür kirli planlar döndürdüğünü düşünmek bile istemiyordum; çünkü şu an zihnimin tamamını kaplayan, benden başka hiçbir şeye odaklanmama izin vermeyen tek bir gerçek vardı: Bu kız, bu lanet olası görev, bütün kariyerimi, hayatımı ve ördüğüm tüm duvarları darmadağın ediyordu.
Sana aşık olmam gerekiyordu, değil mi? Ya da en azından ona oynamam gereken o sahte rolü kusursuzca sürdürmem. Ama o bana, "Sadece oluşturduğun o karaktere aşık olmuştum" diye fısıldadığında, içimdeki asıl kıyamet kopmuştu. Çünkü asıl yalanı söyleyen bendim; ama kendi yalanıma ilk defa bu kadar inandığım, hatta o yalanın içinde kaybolduğum için mahvolmuştum.
Arabanın vitesini sertçe tekrar takıp gaza basarken, keskin bakışlarımı yoldan ayırmamaya çalıştım. Yan koltuktaki o derin, ağır ve keskin sessizliği solurken kendi kendime fısıldıyordum: Bunu bitirmelisin, Duman. Bu kızı bir an önce ya teşkilata teslim edeceksin ya da bu ateş ikinizi de küle çevirecek.
Ama içimdeki o isyankar ses, her zamankinden çok daha yüksek bir sesle haykırıyordu: Artık çok geç.
Bölüm etkileşimi
