4. bölüm · Kasiyer Çocuk |texting

KǕ4

Birsen .

"Pardon bakar mısınız? Bu yağın fiyatı ne kadar?"
Elimdeki sürekli ortalığa saçılan bir kaç çikolatayı yerlerine yerleştirip bana seslenen teyzenin yanına gittim.
"Aslında orda fiyatı yazıyor."
Hafif eğilip fiyatların yazıldığı kısmı gösterdim. "Bakın şurada. 380 lira teyzecim."
"Yapma ya. Ne ara o kadar yükseldi? Her şeye zam gelmiş."
"Maalesef." Fazla bir şey diyemedim. Çünkü bu durumda iki tarafta mağdurdu. Ve ne yazık ki ülkenin ekonomisine diyecek bir şey bulamıyordum.
Tekrar yarım bıraktığım işime dönerken göz ucuyla da Ulukan'a baktım.
Yine her zamanki gibi başı önünde kasa ile ilgileniyordu. Bazı müşteriler bu sessiz haline takılmazken, bazıları yadırgıyordu.
Kendimi ona hiç belli etmeyeceğimi söylerken ciddiydim. Bunun için ekstra bir çaba sarf etmeme gerek yoktu zaten.
Günlük hayatta asosyal teriminden bir tık daha az geri plandaydım. Klavye delikanlıları dedikleri türe giriyordum.
Sosyal medya üzerinde ufacık bir sözümü bile esirgemezken, gerçek hayatta konuşturulmadıkça Konuşamazdım.
Lafın kısası istese dahi beni fark etmesi biraz zordu. İkimiz de sessizdik. Sadece ben biraz daha insanlarla iletişim kurabiliyordum o kadar.
Gün yavaş yavaş batarken, ikinci kasa boş olunca bakmam için çağrılmıştım. şimdi ise Ulukan ile karşı karşıya kasalarla ilgileniyorduk.
Birisi kameralar ile bakışlarımı izleseydi sapık damgası yer burdan sürgün edilirdim. Zira her ne kadar istemesem de bakışlarım sürekli Ulukanın başından ayaklarının ucuna kadar her detayını hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmak istemezcesine dikizliyordu.
Tamam günlük hayatta sessiz olduğum kadar sapık olduğumu da kabul ediyorum.
Gün bitene kadar Ulukan bir kez bile dönüp bana daha doğrusu hiç kimseye bakmamıştı. Aslında piskopatça mutluydum. Bana bakmıyordu evet. Ama aynı zamanda herhangi birine de bakmıyordu.
Kapanma saatine gelince montumu almak için çalışanlara özel ayrılan arka bölüme geçtim. Herkes montunu alırken Ulukanın montunu görememiştim onca mont arasında. Çantamı da alıp çıkışa doğru ilerlerken Ulukanın çoktan çıktığını fark edip daha da hızlanarak dışarı çıktım.
Az ileride üzerinde herhangi sıcak bir şey olmadan montunu koluna asmış bir şekilde sadece market tişörtü ile ellerini cebine sokmuş gidiyordu.
Delirmiş miydi bu çocuk? Bu dondurucu havada sadece ince bir tişört ile gezerken aklından ne geçiriyordu.
Ufaktan sinirlendiğimi hissettim. Yollarımız kısa süreliğine aynı sokağa giriyor ardından ikili yol ayrımında o sağa ben sola ayrılıyorduk.
Beni fark etmeyeceği şekilde aramızda biraz mesafe ile peşinden gitmeye başladım. Gerçi çok yakınında olsam da fark edeceğini sanmıyordum. Montumun cebinden telefonumu çıkarıp hızla mesaj yazdım.
Siz: Bu soğukta böyle dışarı çıkarak aklını mı kaçırdın sen? ✓✓
Mesajım iletilmişti fakat telefonu sessizde olsa gerek herhangi bir ses gelmedi. O da bakmadı zaten.
Son bir mesaj daha yazıp telefonu kilitleyerek cebime geri koydum. Eve gidince görürdü zaten.
Siz: Aklını başına topla ve yarın montunu giyerek gel! O vücudu tapulu malınmış gibi kullanıp hasta edemezsin.

Kısa oldu maalesef texting uzun yazamıyorum ben.
Esen kalın