32. bölüm · Kasiyer Çocuk |texting

KǕ32

Birsen .

Bir yandan sabah kahvaltısından kalma bulaşıkları yıkarken, diğer yandan da dün geceyi düşünüyordum. Ulukan ile ilginç bir şekilde birbirimize yakın durmamızı sağlayan olaylar yaşıyorduk. Bu yakınlaşmalar benim için kullanılması gerekilen çok güzel bahaneler olsa bile Ulukan için aynı şeyleri söyleyemiyordum. Onun bunları bahane etmesi için bir nedeni yoktu. Ve beni asıl düşündüren kısım buydu.

Duruladığım bardağı tezgahın kuru köşesine bırakıp, geri kalan bulaşıkları da sudan geçirmek için seri bir şekilde hareket ettim. Ulukan'ın hissleri konusunda o kadar yorum yapamıyordum ki ne düşündüğünü, hangi hareketini neden yaptığını asla anlayamıyordum. Mesela dün gece istemsiz yaşanan yakınlaşmamız konusunda ne düşünüyordu, O da benim hissettiklerimi hissediyor muydu? Bunları bilmiyordum. Ve bu bilinmezlik ilk zamanlara oranla beni şimdi daha çok yıpratıyordu.

Dudaklarıma kayan bakışlarını hatırladığım da utançla gözlerimi kapatıp açtım. Gece rüyasını bile görecek kadar detaylı bir şekilde bilinç altıma girmişti. Fakat rüyamda gerçekte olduğu gibi kesilmiyordu durum hiç olmaması gereken yerlere gidiyordu. Düşüncelerim bu seferde hiç olmaması gereken bir yere kayınca hemen toparlanıp yemek masasının üzerine bıraktığım havluyu alarak ellerimi kuruladım. Bir an önce mutfaktan çıkmak kalbim için en doğrusuydu.

Bugün izin günüm olduğu için evde oturup akşama kadar yatmak istesemde annem tarafından bu isteğim sabote edilmişti. Teyzem hasta olduğu için Şeyma ile birlikte onu ziyarete gitmişlerdi beni de haber vermek için uyandırmıştı. Böylece kaçan uykum bir daha geri gelmemişti.

Evin içinde boş boş dolaşırken sıkıntıdan duvarların üzerime doğru geldiğini hissetmeye başlamıştım. Ne olurdu sanki uykum bu kadar hassas olmasaydı da istediğim kadar uyumaya devam etseydim.

Madem tekrar uyuyamıyorum en azından kendi çapımda ufak bir parti yapayım düşüncesi ile bir şeyler almak için hazırlanmaya başladım. Üzerime rastgele gördüğüm her şeyi giydikten sonra son olarak botlarımı giyip kendimi dışarı attım. Evin sıcaklığına alışan yüzüm soğuk hava ile temas edince küçük iğneler batıyormuşcasına acımaya başladı. Atkımı gözlerime kadar sokamamak çok kötüydü.

Yavaş yavaş erimeye başlayan buzların üzerinden geçerken dikkatli olmaya çalışıyordum. İkinci bir buz vakası yaşamayı hiç istemezdim çünkü. Biraz yol yürüdükten sonra köşeyi dönmek isterken karşılaştığım görüntü ile duraksadım. Bir kamyon uzun zamandır boş olan beyaz evin önünde durmuştu. Kamyonun arkasında eşyaları indirmekle uğraşan adamları görmek için başımı biraz daha sola yatırdım. Görünen o ki yeni bir komşumuz vardı.

Gidip tanışmak ile geçip gitmek arasında kaldım bir süre. Tanışınca bir şey olmayacaktı ama komşuluk ilişkilerinin bittiği şu dönemde yeni gelen komşularımla tanışmak güzel olurdu. Bu yüzden kaldığım ikilemden kurtulup temkinli bir şekilde kamyona yaklaşmaya başladım. Huysuz birileri çıkarsa hiç bozuntuya vermeden uzaklaşmak için yola yakın olan tarafa yürüdüm.

"Merhaba." Ortaya karışık seslenmiştim. Umarım beni bozmazlardı.

Eşyaları taşıyan adamlar anlamayarak bana döndü. Aralarından biri "Merhaba?" Diyerek soru sorarcasına cevap verince gülümsemeye çalıştım.

"Ben az ileride ki evde oturuyorum. Yeni taşındığınızı görünce gelip yardıma ihtiyacınız var mı diye sormak istedim."

Geliş amacımı öğrendikleri için yabancı birine karşı oluşan gergin duruşları kırıldı. Koltukları taşıyan adamlar duraksadıkları yerden devam ederken soruma cevap veren adam bu sefer yüzünde sıcak bir gülümseme ile konuşmaya başladı.

"Çok hoş düşünmüşsünüz ama teşekkür ederiz biz hallediyoruz. Bu arada ben Talha eve taşınan benim."

"Memnun oldum bende Evcen bir yardıma ihtiyacınız olursa," Elimle evimizi gösterdim. "Evimizin yerini biliyorsunuz hiç çekinmeden gelin lütfen."

"Çok naziksiniz teşekkür ederim elbette gelirim. Aynı şekilde sizinde bir ihtiyacınız olursa buradayım."

Başımı onaylarcasına sallayıp tebessüm ettim. "Anlaşıldı. Kolay gelsin o zaman size."

Aynı şekilde başını sallayarak tebessüm etti. Daha sonra adını yeni öğrendiğim komşum işine kaldığı yerden devam ederken bende aklımdaki eşyaları almak için markete doğru yol aldım. Zaman geçsin diye tüm gün bir şeyler alarak oyalamıştım kendimi. Hava kararmaya yüz tutunca da eve gidip kendim için güzel bir gece ziyafeti hazırladım. Benden önce eve gelen kardeşim odama baskın yapmasın diye de kapıyı kilitlemiştim. Her şeyi tabiki ben yiyecektim. Ablalık vicdanımla hiç uğraşamazdım şimdi.

Bilgisayarımda güzel bir film açıp izlerken aldığım bir çok şeyi çoktan mideme göndermiştim bile. Hatta geriye kalan şeyleri bile yemek için zorlamıştım kendimi ama Şeymanın ahı mı tuttu bilmiyorum geri kalanını istesemde yiyememiştim. Bende kalanları ona verip tekrar odama kapanmıştım. Maalesef veledin her yerde şansı dönüyordu.

Yatağımda uzanırken aklıma yarın işe gideceğim düşüncesi gelince kısa süreli bir kahrolma süreci geçirdim. Ama daha sonra Ulukanı görecek olma heyecanı bu acıyı biraz da olsa dizginledi. Dün yaşadıklarımızı düşününce bir süredir ona Anonim olarak hiç yazmadığımı fark ettim. Bir anda izlediğim filmi kapatıp mesajlara basarak Ulukanın sohbet sayfasını açtım. Bugünün özlemini de geçirmiş olurdum böylelikle.

Evcen: pişt!

Görüldü 21.24
Görüldü 21.32
Görüldü 21.39

Bir süre beklememe rağmen mesajıma dönmeyince görüldü yediğimi anladım. Kaşlarım hafifçe çatıldı.

Evcen: Yok artık bana görüldü mü attın sen?

Evcen: bakıyorum da konuşmayalı bir havalanmışız hayırdır?

Görüldü 21.43
Görüldü 21.45
Görüldü 21.50

Evcen: Kime diyorum!

Kasiyer Çocuk: Ne istiyorsun?

Evcen: arkadaş olduğumuz düşüncesine dayanarak,

Evcen: şöyle bir arkadaşça hatrını soracaktım

Evcen: illa bir şey istemek için mi yazmalıyım.

Kasiyer Çocuk: Arkadaş olduğumuzu kim söyledi.

Kasiyer Çocuk: Birbirimize dair bir şeyler biliyor olmak arkadaş olduğumuzu göstermez.

Evcen: Yok senin harbiden götün kalkmış.

Evcen: cins haline geri dönmüşsün.

Kasiyer Çocuk: Anlamadım?

Evcen: Anlamayacak ne var

Evcen: götünün kalktığı kısmı açmamı mı istiyorsun

Kasiyer Çocuk: Hayır tabiki onu demiyorum

Kasiyer Çocuk: Of bak her neyse

Kasiyer Çocuk: anlaşılan diyecek bir şeyin yok

Kasiyer Çocuk: can sıkıntısından yazmışsın ama inan seninle uğraşacak kafada değilim

Kasiyer Çocuk: bu yüzden rahat bırak beni

Evcen: arkadaş dedik, dert paylaşacağımız dost dedik, kıyak adam dedik

Evcen: gördüğümüz muameleye bak

Evcen: Utanman gereken konular var

Kasiyer Çocuk: Maksatım kırıcı olmak değil

Kasiyer Çocuk: Bak sadece bu gece rahat bıraksan beni olur mu?

Kasiyer Çocuk: bugün doğmak istemememe rağmen doğduğum bir gün

Kasiyer Çocuk: o yüzden konuşacak bir kafada değilim.

Öğrendiğim şeyin şaşkınlığı ile ekrana baktım. Bugün doğum günü müydü? Doğum gününü sevmediğini biliyordum mesajlarda yazdığı kadarıyla bunu anlamak pek zor değildi ama yinede böyle bir günü tek başına geçirmiş olması içimde bir yerleri acıtmıştı. Ne yazacağımı bilemediğim için duraksamam, yanlış anlamasına neden olmuş olmalı ki tekrardan yazmaya başladı.

Kasiyer Çocuk: ve hayır doğum günümü kutlamaya kalkışma

Kasiyer Çocuk: sadece rahat bırak yeter.

Doğum gününü kutlamayı düşünmüyordum zaten. Onun adına üzgün olduğum için kaba konuşmasını görmezden gelerek içimden gelen şeyleri yazdım.

Evcen: kendinle baş başa olmak daha iyi geleceği için yazmayacağım daha fazla

Evcen: ama elinde olmayan şeylere üzülme hakkının olmadığını unutma

Evcen: insan elinde olan şeylere üzülmeli, olmayanlara değil

Evcen: son olarak yalnız olmadığını, istediğin her an burada olacağımı da bil

Evcen: iyi geceler :)

Görüldü.

Yarın onun için minik bir hediye alacağımı bilmesede olurdu.

Yorumlarınızı bekliyorum