3. bölüm / 3
KasırgaGüven
Bölümler 3Şu an: Güven
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Antreman çıkışı hep gittiğimiz bize özel olan depoya gittik.Ama bu sefer yalnız değildik.Kerem yanında iki kız ve iki erkek getirmişti.Dağılacaktık biz emindim.Biz birbirimizin her şeyini bilirdik.Yeni kişilere gerek yoktu.Deponun soğuk duvarına yaslanmıştım.Üzerimde beyaz tişört,altımda beyaz şort vardı,bide pembe bir hırka giymiştim.Gelen kişilere istemsizce nefretle bakıyordum.Yiğitle göz göze geldik kaşlarını yukarı kaldırdı bu 'sakin ol' demekti.Göz devirdim.Kerem oturduğu yerden ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.
"Kendimizi tanıtalım hadi.Ben bizim ekibi tanıtacağım.Ama ilk siz kendinizi tanıtın." dedi.Kumral saçları olan siyah gözlü bir kız konuşmaya haşladı "Ben Nil.On dokuz yaşımdayım." dedi sonra yanında oturan siyah saçlı siyah gözlü kız konuştu "Ben Defne Nille aynı yaştayım." Ardından sarışın bi çocuk konuştu "Deniz."
Sonra kumral saçları kahverengi gözleri vardı "Aras." dedi sadece.Herkes gülümsedi,bense asla gülümsemiyordum.Kerem ilk kendini tanıttı sonra bizi tanıtmaya başladı.
"Bu Yiğit,herkese abilik yapar çok iyi biridir.Bu Altuğ,yeni insanlara kolay alışmaz ama sever ve Lâl," Hepsi bana baktı bir şey bile demedim Kerem konuşmaya devam etti
"Gözbebeğimiz,kardeşimiz,ona yapılan hata bize yapılmıştır." Yağmur ve Gökçeyi daha önce anlattığını söylemişti.Nil denen kız konuşamaya başladı "Bir şey sorabilir miyim?" dedi.Keremle konuşmaya başladılar.
"Sor tabii."
"Onun dili yok mu?Yani konuşamıyor mu?"
"Konuşabiliyor."
"Adı Lâl olduğu için öyle sandım pardon."
"Sorun yok.Sormak istediğiniz başka soru var mı?"
"Neden ona gözbebeğimiz diyorsunuz?"
"Biz bir aileyiz.O en küçüğümüz ve tabii özel şeylerde var.Lâl’i tanıdıkça anlayacaksın."
Ben yokum gibi konuşuyorlardı.Duvardan ittim kendimi ve Yiğitin yanına gidip oturdum.Yiğit gerçek bir abiydi.Düşsem kaldırırdı.Üzmezdi ilgilenirdi.Bunları yeni gelen kişilerede yapacaktı.Ailemi paylaşmak zorunda kalacaktım ve istemiyordum.Yiğite baktım, o da baktı ve aklımdan geçenleri anlamış gibi sarıldı bana.Bunu daha önce hiç söylememiştim ama Yiğit ve ben işaret dili biliyorduk eğer karşımızda sesimizi duymalarını istemediğimiz kişiler varsa işaret diliyle konuşurduk.
Ellerimizle konuşmaya başladık.
'Yeni kişileri istemiyorum.' dedim
'Aramızda bir katil varken az kişi olamayız kardeşim.’
‘Beni unutacaksınız.’
‘Saçmalama’
Göz decirdim ve önüme döndüm,hepsi bizi izliyordu.Ayağa kalktım ve kapıyı çarpıp dışarı çıktım.Yiğit peşimden geliyordu "Lâl bekle!" Durdum ve arkamı döndüm.
‘Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.’ dedim ellerimle.
"Düşündüğün gibi olmayacak" dedi sesli bir şekilde.
Ben ellerimle o o sesiyle konuşuyordu.
‘Olacak!Dağılacağız!’
"Hayır."
‘Anlamıyorsunuz!’
"Niye işaret diliyle konuşuyorsun?"
‘Sesimi duymalarını istemiyorum.’
"Tamam.Hadi gel geri gidelim."
Zorlamadım.Tekrar depoya gittik,yine Yiğitin yanına oturdum.Keremle göz göze geldik.Kafam iki yana salladım ve yeni gelenleri inceledim.
"Bu kız niye canavar gibi bakıyor?" dedi Aras.Altuğ ve Yiğit aynı anda "Düzgün konuş." dedikleri için sustu Aras.
"Birbirimize alışmamız zor olucak sanırım." dedi Defne.Göz devirdim ve Kereme baktım zaten beni izliyordu.O işaret dilini çok az biliyordu ben yüzden ağzımı oynatarak konuştum "Konuşmayacağım." dedim.Anlamıştı.
"İyi anlaşıcaz emin olun.Lâl başta böyle yapar."
dedi Yiğit. "Umarım öyle olur." dedi Defne gülümseyerek.Tabii ki kaşlarımı çattım. "Niye böyle yapıyor ki?" dedi Deniz.Yiğite döndüm ve ellerimi oynattım.Önce derin bir nefes aldı ve verdi sonrada "Hakkımda konuşmasınlar diyor." dedi.Onları yeni tanıyorduk.Her şeyimi anlatmalarını istemiyordum.Telefonu çıkarıp Kereme yazdım
:Jimnastikçiler mi?
Kerem:Öyleler.
:Soğuksun.
Kerem:Saçma sapan davranıyorsun.Konuşmamak ne Lâl?
Cevap vermedim.Onları istemiyordum ve haklıydım.Zaten aramızda bir katil olduğunu düşünüyorsak neden yeni kişileri alıp güveni iyice bitiriyorduk? Yiğite baktım ve yine ellerimle
‘Eve gitmek istiyorum.’ dedim
Başını sallamakla yetindi.
"Bugün bende kalacaksınız,yani Altuğ dışında çünkü eve gitmesi gerekiyormuş," Keremin bakışları bana döndü "merak etme annenle konuştum haberi var."
…
Keremin evindeydik.İtiraz etmiştim fakat soğuk davranmalarını çekmek istemiyordum bu yüzden gitmiştim.Yiğit beni yanından ayırmıyordu çünkü korktuğumu biliyordu.Evet onlardan korkuyordum çünkü ailemi alacaklardı.Mutfağa kahve yapmak için girdiğimde arkamda birinin varlığını hissettim.Keremdir diye umdum ama o tanıdık parfümün kokusunu almadım.Dönüp baktım Nildi.
Yaklaşıp ellerimi tuttu ama geri çektim sadece gülümsedi "Aranızı bozmak gibi bir çabamız yok.Siz aileydiniz bizde sonradan doğan kardeşleriz Lâl.İyi birine benziyorsun.Seninle iyi anlaşacağız,hissediyorum.Ama bunun için konuşman gerek.Lâl gerçekten lal olma."Yüzümde mimik oluşmadı,onlar geldiğinden beri Kerem bana soğuktu bu yüzden başımı iki yana salladım.Salona gittiğimde herkes gülüp eğleniyordu.Yabancı hissettim.Evet ben o üç kişiye aileme yabancı hissettim.Elimdeki bardak yere düşüp kırıldı,Kerem ayağa kalkıp "Lâl!" diye bağırınca kulaklarımı kapattım.Kızacak mı?Annem ben bir şeyi yapamadığımda kızardı.Kızacak mısın Kerem?
Yere eğildim ve titreyerek cam kırıklarını toplamaya başladım. "Ellerin titriyor," Kafamı yukarı kaldırdığımda Arası gördüm "Bırak sen ben hallederim." diyip eğildi.
Ne diye beni düşünüyordu?Kaşlarım çatıktı.Kereme baktım.Çaresizce beni izliyordu Sen bu değilsin der gibi bakıyordu.Acıydı.Önüme dönüp Aras’a yardım ettim,tüm camları topladık.
Başımı çok eğdim teşekkür amaçlı.Gülümsedi,o diğerleri gibi değildi,niye konuşmadığımı anlayıp beni zorlamamıştı.O gülümseyince bende en içten gülümsememi ona sundum.Şaşırmıştı ama o da daha çok gülümsedi.Elini bana uzattı camları vermem için.Yüzümde hâlâ gülümseme varken elimdeki camları onun eline koydum dikkatlice. "Sen silebileceğimiz bir şey getir ki kahveyi silelim." dedi.Biraz daha gülümseyip başımı eğdim tekrar.Herkes şaşkınca bizi izliyordu.Tuvalete ilerleyip bez aldım ve tekrar salona geldim.Yeri sildim güzelce.Atlas beni anlamıştı,gözlerinden belliydi.Beni anlayanı anlardım çünkü beni herkes anlayamazdı.Arasın koltuğa oturduğunu ve eline baktığını gördüm.Kanamıştı.Gülerek çantama ilerledim.Herkes merakla beni izliyordu.Canım yandığında konuşmazdım,bunu arkadaşlarım biliyordu bu yüzden yanımda hep krem,sargı bezi gibi şeyler oluyordu.Jimnastikçi olduğum içinde fazlası gerekiyordu ve vardı.Vazelin ve sargı bezi alıp Arasın yanına gittim.Önüne eğilip dizimi biraz yukarı kaldırdım ve vurdum.Elini koydu.Arasla beraber hepsi daha çok şaşırdı.Ne yaptığımı anlamıyorlardı.Eğer diğerleride böyle olsaydı onlarlada ilgilenirdim.Arasın eline vazelinden sürdüm,yüzü acıyla buruştu.Fark etmemiştim ama aynısını yapmıştım.
Vazelini bırakıp ellerimi oynatıp bir cümle söyledim ama Aras anlamadı.Yiğite baktım,bana gülümseyerek bakıyordu.Bana bakarak konuştu
‘Canını yaktığım için özür dilerim.Ama bunu yapmazsak çok kanar.’
Yiğite gülümsedikten sonra Arasa döndüm.
"Sorun yok." dedi.
Eline biraz daha vazelin sürdükten sonra sardım.Yine en içten şekilde gülümsedim.O da gülümsedi aynı şekilde.Hiç bir şey olmamış gibi yerime oturduğumda hepsi bana bakıyordu.Yanlış bir şey mi yapmıştım?
Keremle gözlerimiz kesişti bana uzun zaman sonra gülümsedi.Nefesini vererek yerine oturdu.
Nil uzun zaman sonra konuşarak "Kalmaya gerek yok.Yarın görüşürüz kalkalım biz." dedi.Ayağa kalkıp kapıya ilerlediği sırada durdu ve bana döndü. "Umarım Arasa gösterdiğin gülümsemeni bizde görürüz Lâl." dedi ve gülümsedi.Karşılık vermedim.Hepsi ayağa kalktığında Arasın kolunu tuttum.Bana döndü yine ellerimi oynattım ama anlamadı.Yiğit yine çevirmenliğimi yapıyordu.
'Seni sevdim diğerleri gibi soğuk değilsin beni anladığını gözlerinden gördüm.Konuşmasamda beni anlıyorsun Yiğit gibisin.’
Yiğiti dinledikten sonra bana bakıp gülümsedi sonrasında gittiler.Mutlu mutlu salona girdiğimde Keremin çatık kaşlarıyla karşılaştım.
"Açıklama bekliyorum." dedi.Yiğitle kaşlarımızı çattık.
Boğazımı temizledim öksürerek. "Hangi konuda?" dedim
"Lâl işaret diliyle konuşup onlara nefretle bakman çok kırıcı." dedi.Yiğit korumak istercesine beni arkasına aldı."Üzerine gitme." dedi.Yiğitin yanında durdum."Beni bakışlarınla ezdiğin yetmedi sözlerinle mi ezeceksin birde Kerem?Tamam dinliyorum." dedim. Hayır Lâl dinlemek istemiyorsun.Söylesene kırıldığını Lâl.Susma.
"Bencillikti.Odak tamamen sende olamaz Lâl.Başka insanlarla tanışacağız tabii ki.Hayatımıza dört kişi devam edeme-" Yiğit sözünü tamamlamasına izin vermedi
"Kes sesini.Onun kalbini o kadar kırıyorsun ki belki Lâl’i öldürmeyecekler ama Lâl kendini öldürecek bu gidişle.Ben senin yüzünden kardeşimi kaybedemem.Ben Gökçemi kaybettim lan!" diyip kalbine vurdu "Burası var ya burası yandı!Canımdan can gitti lan benim diğer yarım toprağın altında!Ben bir yarımı daha toprağa veremem tamam mı Kerem?" Abim. Gözleri dolmuştu ama Yiğit ağlamazdı.Yiğit kendini her zaman güçlü gösterenler içindi. "Yiğit.." diye mırıldandım ama konuşmamıza izin vermiyordu
"Gitti o.Gitti.Benim Gökçe’m.Sırma saçlımı toprağa verdim Kerem.Ben çölüme yağmur olan Yağmuru toğrağa verdim.Ve Lâl’i kaybetmek istemiyorum." Bana baktığında gözlerindeki acıyı gördüm "Kardeşimi bırakmak istemiyorum." diye fısıldadı.Benimde gözlerim dolmuştu. "Yiğit özür dilerim." dedi Kerem.Ne için dilediğini bile bilmiyordu.Bana döndü "Lâl-" Kendime çekip sarıldım.İki hafta ağlayamadım ama şimdi her şey için ağladım.Her şeylerimdi onlar ve ben ikisini toprağa vermiştim bile.Altuğ ile aramda hiç bir zaman çok güçlü bir bağ olmamıştı ama Yiğite çok bağlıydım.Yiğite kimseye olmadığı kadar bağlıydım.Belki ben konuşamadığımda beni anladığı için,belki ben sekiz yaşımdayken annem beni kapının önüne attığında beni yanına aldığı için,belki karnım acıktığında yemek yapmayı bilmemesine rağmen denediği ve ocağı yaktığı için dövüldüğü içindi.Keremi bıraktıktan sonra Yiğitin boynuna öyle bir sarıldım ki dengemizi kaybettik.Yiğit yine ağlamadı.Yine yapamadı.
"Sizi seviyorum." diyebildim sadece.
💙
Bizim depodaydık.Aras ve ben yan yana oturmuş işaret dili hakkında konuşuyorduk.Diğerleri kendi aralarında konuşuyorlardı.
"Mesela nasıl hızlı şekilde cümle kuruyorsun?" diye sordu.Arasın yanında konuşuyordum çünkü ona güvenmiştim. "Kendinden oluyor.Alışıyorsun kolay geliyor."Biraz daha işaret dili hakkında konuştuk.
"Seni ilk gördüğümde çok gıcık olmuştum." dedi.
Dudağımı büzüp yüzüme yalancı bir üzüntü koydum. "Çok üzüldüm Aras." Kafasına vurdum "Ben sana bayıldım zaten dimi?" Gülmeye başladığımızda herkes bize baktı ama biz gülmeye devam ettik.
"Birbirinize iyi anlaştınız he siz." dedi Deniz.Arasa döndüm ve kulağına "O senin gibi değil soğuk biri o yüzden onunla konuşmuyorum." dedim.
Güldü ve Denize döndü "Sen çok mal olduğun için sohbetin sarmıyormuş.Üzülme Deniz elbet bir gün yani." dedi.Parmağımı kaldırıp iki yana salladım inkar eder şekilde.Defne güldü ve "Bence hiç soğuk değil bence senin Arasla aranda başka bir şey var." dedi.Nilin ve Keremin bakışları bana döndü.Keremi anlıyordum ama Nil?Arasa mı aşıktı?Yakışmadıklarını söyleyemezdim.Aras konuşacaktı ama Kerem izin vermedi "Yok öyle bir şey düzgün konuşun." dedi.Altuğ ve Yiğitin kıkırdadığını gördüm.Kerem ters bir bakış attıktan sonra tekrar bana döndü kafasıyla yanını işaret etti.Yanına çağırıyordu ama gitmeyecektim.Başımı iki yana salladığımda kaşlarını havaya kaldırdı.Herkes konuşmaya devam etti bizse bakışmaya devam ettik.Sırıttığında ne olduğunu anlamamıştım,Defneye baktı "Senin sevgilin var mıydı?"
Altuğ ve Yiğit bana bakmıştı,hissettim ama dönüpte bakmadım. "Y-Yok.Neden sordun?" dedi. Birde kekeliyor aptal. Kıskanıyorsun Lâl. Kerem omuz silktiğinde bu sefer Defne ona aynı soruyu yöneltti "Senin var mı?"
Kerem önce bana baktı sonra Defneye "Yok." Defne gülümsemişti.
Altuğ ve Yiğite baktım,zaten bana bakıyorlardı.Başımla kapıyı işaret ettim.Aynı anda ayağa kalktığımızda "Bismillah!" diye bağırdı Nil. "Nasıl anlaştılar tam olarak?" dedi Deniz.
Dışarı çıktığımızda sinirle onlara döndüm "Neden o boklu ağızlarınızı açıpta beni övmüyorsunuz?" dedim bağırarak. Altuğ gözlerini kırpıştırdı,Yiğitse sakin bir sesle "Sesini yükseltme." dedi."Ya bana abilik taslama!"
Altuğ "Kereme sinirlenip Yiğite bağırma." dedi.
Derin bir nefes aldım "Tamam.O zaman düzgün abiler olun ve ne yapacağımı söyleyin." İkisi birbirine baktı. "Ya beni delirtmeyin!" diye bağırdım. "Keremin yanına git ama onun yanına otur.Zaten sana kıyamaz." dedi Altuğ Başımı salladım. Hava biraz estiği için içeri girdik.Keremin yanına oturdum,kolunu omzuma attığında başımı omzuna yasladım.Defnenin nefret dolu bakışlarını gördüm üstümde ve Kereme sokuldum.Defne Kereme aşık mı olmuştu?Keremi mi kıskanıyordu?Kim olarak?
Deniz ortamdaki sessizliği böldü ve "Biz niye antremanlara gitmiyoruz abi?" dedi.Sahra Hoca izinli olduğu için gitmiyormuşuz.Anladığım tek şey buydu çünkü beynimde sadece Defnenin Keremden hoşlanma ihtimalleri dönüyordu.Kerem ayaklandı ve "Lâl hadi güzelim gidelim." dedi.Nefesim kesildi,kalbim çarptı.Ne oluyordu? "Ben evet ben Lâl benim çünkü geliyim ben o zaman." Elim ayağım birbirine girmişti,kalkınca tökezledim.
*
Eve doğru yürürken aklımda tek bir cümle vardı
Lâl hadi güzelim
hadi güzelim
güzelim.
"Kereeemm." harfleri uzattığımda bana ters bir bakış attı.
"İstemsizce çıktı ağzımdan.Yoksa niye sana güzelim diyim?"
"Doğru senin güzelin Defne."
"Defne ne alaka?"
"Ona aşıksın.." Cevap vermesine izin vermeden devam ettim "kimi seviyorsun sen?" ani sorum onu şaşırtmıştı.
"Kimseyi sevmiyorum."
"Anladım."
"Atlasla aranda ne var?"
"Hiç birşey."
"Yakındınız Lâl.Her anlamda." Yakın mıydık?Evet.
"Sende Defneyle öylesin."
"Çocuğa dibin düştü!" sesini yükseltmişti.
"Sende kızın gözünün içine baktın!"
Sessizce yürümeye devam ettikten sonra tekrar bağıran ben oldum
"Aşıksan söyle!" dedim.Aşıksa bilmeliydim..dimi?Küçük dilini yutmuş gibi bana baktı "Ne?Kime?"
Gözlerimi kırpıştırdım "Defneye işte."
Rahatlamış gibi nefesini verdi "Ha şey..Hayır!" Göz devirdim sadece.Nedense hoşlanmadığını öğrendiğimde içimde huzuru hissetmiştim.Nedense.
Eve gidene kadar konuşmadık.Eve geldiğimizde saat 19.00’du.Keremde benimle beraber girmişti.Annem beni gördüğü an ayağa kalktı "Neredesin sen kaç saattir?Antremanada gitmemişsin çantan evde!" diye bağırdı.Cevap vermek için ağzımı açmıştım ki yediğim tokat yüzünden konuşamadım.Başım sağa düştü. "Sen benim başıma ne olucaksın bu yaşımdan sonra hemde?" Tekrar anneme baktım "Anne.." Tekrar elini kaldırdığında gözlerimi kapattım.Fakat o el yanağıma değmedi.Gözlerimi açtığımda Keremin eli annemin bileğini tutuyordu.Dudaklarım aralandı,geri kapandı.Keremin dişlerini sıktığını anlıyordum,çenesi seğiriyordu. "Sakın Nermin teyze." dedi keskin bir sesle.
"Sen karışma!"
"Götürürüm onu buradan bir daha göremezsin!" Götür Kerem.Sadece beni değil o minik Lâl’i de götüreceksin.Lütfen şu an elimi tut ve götür.
Annem bana döndü "Baban terk etmeseydi seni keşke.Şu an onun dayağını öyle bir hak ediyordun ki.Boşuna doğurmuşum seni." Titredim.Baba beni terk etmişti dimi? Babam değil baba.
Kerem annemin bileğini bıraktıktan sonra elimi kavradı "Düzelirsen kızını bir daha görürsün."
Yürüdük,ikimizde konuşmadık.Burnumu çektiğimde bakışları bana döndü
"Hasta mısın?" diye sordu.Başımı iki yana salladım.
"Acıyor mu?" dedi yanağıma yediğim tokatı kastederek.
"Yok." dedim. Niye yalan söylüyorsun?Canın acıyor.
*
Keremin evinde salonda oturuyordum.Tırnaklarımla oynuyordum ve iki saat olmuştu.Konuşmuyorduk,sessizdik.Bakışlarını üzerimden çekmiyordu.En sonunda dayanamadım bende baktım
"Bakma şöyle." dedim.Gözlerini kapatıp burnundan nefesini verdi.Tekrar gözlerini açıp bana baktı "Diğerleride gelmek istedi seni merak etmişler.Bende gelmelerine izin verdim sorun olur mu?" Kafamı iki yana salladım.Beni merak mı etmişler?Etmişlerden kastı ne acaba?
Birkaç dakika sonra kapı çaldığında Kerem kapıyı açmaya gitti.Bana doğru hızlı adımlarla gelen Yiğiti görünce ayağa kalktım,sımsıkı sarıldı. "Acıyor mu?" diye sordu Keremin iki saat önce sorduğu gibi."Acımıyor." diyebildim sadece.Ama acıyor.Yiğit beni koltuğa oturttuğunda Altuğ yanıma geldi "İyisin dimi?" dedi.Başımı salladım.Kereme doğru döndüğümde ağzını oynatarak ‘Onlarla konuşacak mısın?Sesinle.’ dedi.Bunu bilmiyordum.Onlara hâlâ güvenmiyordum.Yinede şımarık kız çocukları gibi olmak istemediğim için konuştum.
"Beni merak edip geldiğiniz için teşekkür ederim." dediğimde hepsi bana baktı.Gözlerim direkt olarak Nile baktı çünkü Nil başından beri sesimi merak ediyordu.Gülümsediğini görünce bende gülümsedim.
Hiç birşey olmamış gibi sohbet ediyorduk.Belkide benim olanları unutmam içindi.Kerem "Ya siz burda mı kalıcaksınız yine?" diyince ona baktım.Beni mi kastediyordu?Zihnimi okumuş gibi "Sen değil.Diğerlerine söyledim senin evin zaten burası." dedi. Evim burası değil evim sensin.
Hepsi burda kalacağını söyledi.Asıl mantıklı soru Arastan geldi "Senin ailen nerde Kerem?"
Önce yutkundu sonra cevap verdi "İşleri varmış.Ne işiyse bu bu kadar." diyip alayla güldü.Deniz "Yatalım artık yarın antreman var." dedi.Nasıl gidecektim?Yüzüm kızarıktı.Herkes ne olduğunu soracaktı.
Kerem,Yiğite ve Altuğ için bir oda verdi.Nil ve Defneyede diğer odayı verdi.Deniz ve Arası ise koltukta yatırdı.Benim elimi tuttu "Hadi iyi geceler hepinize." diyip beni yukarı sürükledi.Benim odam nerde diye sormak istedim ama soramadım.Utanmadan oda mı isteyeceksin? Keremin odasına girdiğimizde elimi çektim "Ben niye buradayım?" diye sordum.Omuz silkti "Burda yatacağın için." dedi basit bir şekilde.Gözlerimi kırpıştırdım "Sen nerde yatacaksın o zaman?" dedim tüm masumluğumla."Seninle." dedi.Kabul etmemek için ağzımı açmıştım ama o yorganı kaldırdı ve başıyla geç der gibi bir hareket yaptı.Ne derse onu yapıyordum.Geçtim ve yattım,yanıma yattı.Yanındaki lambayı kapatıp arkasını döndü.Birkaç dakika içinde uyumuştu.İçimde gereksiz bir huzursuzluk vardı.Onları çabuk mu unutmuştuk?Ama ölüyle ölü olunmazdı ki. Yiğit olmuştu. Günler önce Kereme neden polis tarafından çağırılmadığımızı sorduğumda arkadaşları olmadığımızı söyledik demişti.Bende üstüne gitmemiştim çünkü böyle olması gerekmese yapmazdı.
Başımda deli gibi bir ağrı hissedince kalktım ve aşağı inmek için merdivenlere ilerledim.İlaç içsem iyi gelirdi.Aşağı indiğimde mutfağın penceresinden arka bahçede birinin oturduğunu gördüm.Bu saatte kim olabilir ki?Cam kapıdan çıkıp arka bahçeye gittiğimde oturan kişinin Yiğit olduğunu gördüm.Elinde sigarasıyla telefonuna bakıyordu.Daha dikkatli baktığımda Gökçeyle olan fotoğraflarına baktığını gördüm. "Gel Lâl uzaktan bakmana gerek yok." diyince ürperdim.Nasıl hissetmişti?Yanına gittim "Kaçıncı sigaran bu Yiğit?" dedim.Küllükte söndürülmüş sigaralar çok fazlaydı. "Bilmiyorum." dedi umursamazca. "Kendi ellerimle onu ölüme gönderdim." diyince ona baktım. "Hayır sen bir şey yapmadın." dedim güven veren bir sesle. "Onu tek bıraktım.Neden bıraktım?Şu lanet olası aklım neden bir kez olsun çalışmıyor Lâl?" diye sorduğunda içimin parçalandığını hissettim.Biz gülüp eğleniyorduk ama Yiğit mahvolmuş durumdaydı."Uyuyamıyorum.Rüyalarıma giriyor ‘Senin yüzünden öldüm.’ diyip gidiyor sonrada uyanıyorum." Sigarasını söndürdükten sonra tekrar bir tane çıkardı.Ağzından aldım "Yeter içme.Yiğit ölüyle ölü olamazsın." dedim en dürüst şekilde.Bakışlarını telefondan kaldırıp bana yöneltti "Ölüyle.O ölüyle dediğin kişi Gökçe.Benim Gökçe’m,benim bir tanem." Tekrar telefonuna baktı.Gökçe’nin resmini belki onlarca belkide yüzlerce kez öpmüştü yine öptü.Yanına oturup ona sarıldım."Her gün bir saat ortadan kayboluyorum farkında mısın?" dediğinde bunu fark ettiğimi fark ettim.Başımı evet anlamında salladığımda güldü ama bu gülümseme acı bir gülümsemeydi "Mezara gidiyorum.Her gün bir gül götürüyorum.Açsın o gözünü sever o gülleri.Gelmiyor.Geri gelmiyor.Gökçe’m geri gelmiyor Lâl.Bana neşeyle bakan gözler hiç açılmamak üzere kapandı ama kabullenemiyorum." Her kelimesi,her cümlesi acıydı.Onun cümleleri karşısında hiç birşey diyemiyordum.Onları hiç unutmamıştım.Yağmura bile değer verdiğimi fark etmiştim. "Arkalarından sela bile verilmedi Lâl.İntihar mı etti onlar?Neden?" En ince detayını bile unutmamıştı. "Her gece rüyamda.Öldüğünden beri uyuyamıyorum." dediğinde gözlerini inceledim.Gerçekten kıpkırmızı ve baygın bakıyordu."Yarın beraber gidelim mi mezara?Ben gelirsem Gökçeyle konuşurum o seni suçlu bulmaz.Bence zaten bulmuyor Gökçe seni seviyordu biliyorsun.Ne olursa olsun suçu sende bulmazdı." dedim.
Telefonu kapattı ve masaya koydu.Yine ağlamıyordu yine yapamıyordu."Gel.Benle gel sana inanır." dedi.Onlara yük olduğumu düşündüm tam o sırada.Hepsi acı çekiyordu ama üstüne benim ters konuşmalarım ve duygu sömürüsü yapmamın ağır olduğunu düşünüp Yiğitten özür diledim. "Yiğit bu zamanında sana ağır geldiğim için özür dilerim.Bana acıdığın için ilgileniyorsun ama.." Sözüme devam edemedim çünkü bakışları susturdu "Acımak mı?" dedi bana.Başımı evet anlamında salladığımda.Güldü ve masadan kalktı.İçeri girdiğinde adımları durdu sonra devam etti.Peşinden gideceğim sırada cam kapının önünde duran Keremi gördüm.
"Biz sana acıyoruz diye seninle ilgileniyoruz öyle mi?" dedi.Bencil gibi başımı salladım."Sen bizi tanımadın mı?" dedi bu seferde. "Düşüncelerimi söyledim sadece." dedim."Lâl biz seni gördüğümüz ilk an seni kabullendik.Her şeyinle hemde.Küçüktün bizden,sevdik,koruduk.Biz birbirimize aile olmadık mı?"
dediğinde duraksadım."Olduk." dedim.
"Ee o zaman?" dedi "Sadece diğerleri geldiğinde onlara kötü davrandığımın farkındayım.Birde sürekli üzgünüm ve canım yanıyor.Ölümün üstüne bunları yaptığım için acıdığınızı düşündüm." dedim en dürüst hâlimle.Alayla güldüğünde kaşlarımı çattım "Gidip uyu lütfen." dedi.Israr etmedim yukarı çıkıp yattım ve hemen uyudum.
Uyandığımda Kerem yanımda değildi.Korkuyla etrafa baktım.Ayağa kalkıp odadaki tuvalete girdim ve yüzümü yıkadım.Adeta mala benziyordum kaşlarım çıkmıştı almam gerekiyordu.Saçımı düzeltip tuvaletten çıktım ve aşağı indim.Hepsi mutlu bir şekilde kahvaltı ediyordu.Ne kadar konuşmak istemesemde "Günaydın." dedim.Hepsi neşeyle cevap verirken Yiğit soğuk bir şekilde "Günaydın." dedi.Nil ayağa kalktı ağzındaki lokmayı yutup bana gülümsedi ve koluma girdi "Sana evimden kıyafetler getirdim gel vereyim." dedi.Aras arkamızdan gülüp "Yavaş yavaş!Düşüceksin sonra seninle uğraşamam." diyince Nil gözlerini kıstı ve "Bok ye Aras!" dedi.Nil,Keremin onlara verdiği odaya götürdü beni."Antremanda bunları giy," diyip bana güzel kıyafetler uzattı. "Antremana gelmeyeceğim."
💙
Herkes antremana gitmişti ama Nil benimle kalmıştı.
"Sen yemek yemeyecek misin?"
"Yedim ben biraz tokum."
"Keremle kavga mı ettiniz?"
"Evet."
"Ve anladığım kadarıyla Yiğit sana soğuk davranıyor."
"Evet."
Nilin telefonu çaldığında hemen açtı."Efendim?"
Elini alnına vurduğunda "Allahım!" diye bağırdı.Sonra "Kapat tamam geliyoruz." dedi.Telefonu kotunun cebine koydu. "Allahım ben ne suç işledimde bana Arası gönderdin?Bu çocuk benim sınavım mı yarabbim?" dedi ellerini dua eder gibi açarak.Ne olduğunu merak etmiştim sormaktan çekinmedim. "Ne olmuş?" dedim.
Ellerini indirdi ve bıkmış bir suratla bana baktı "Arasla Kerem kavga ediyormuş.Baya yumruk yumruğa hemde." Kalbim çarpmıştı.Canı yanmıştır onun. Neden Nil telaş yapmıyordu?Bunuda sormaktan çekinmemiştim. "Aras için neden endişelenmiyorsun?" dedim.Göz devirdikten sonra bana baktı "Birincisi Aras için neden endişeleniyim o benim sevgilim değil.İkincisi bu Arasın ilk kavgası değil." dedi.Oflayıp montunu aldı "Gel gidelimde bari sakinleşsinler." dedi.İkiletmedim kalktım ve bende montumu giydim."Sen kısa kollu tişörtle üşümez misin?" dedi ama üşümezdim.Üşürsün. Başımı hayır anlamında salladım.Hemen evden çıktık.
*
Jimnastik binasının arkasındaydılar.Hâlâ yumruk yumruğalardı ve durmuyorlardı.Her ne olduysa ikiside epey sinirlenmiş duruyordu.Aralarına girdiğimizde durdular."Niye kavga ediyorsunuz?" dedi Nil.Kerem "Aras bozuntusu biraz beynini çalıştırıp mantıklı cümleler kursaydı kavga etmeyecektik." dediğinde Aras öne atılıp "Sen gerçekten kavga istiyorsun ama!" diye bağırdı.Refleks olarak Keremin önüne geçtim ama Nil Arası zaten tutmuştu.Bu kadar kişi sakinleştirmemişti Nil nasıl tek bir dokunuşuyla Arası sakinleştiriyordu? Keremin elini tuttum ve jimnastik salonunun revirine götürdüm.İçerde kimse yoktu.Burda zaten kimse olmazdı genelde."Otur." dedim sedye gibi şeye bakıp.Krem alıp dibine girdim.Dudağı kanıyordu ve morarmıştı.Kremi elime sıkıp sürmeye başladım.Yüzümü incelediğini fark ettim ama karşılık vermedim ve umursamaz durdum. "Çok yaklaşmanı tavsiye etmem." diyince durdum.Sonra devam ettim "Bende böyle bir pozisyondayken konuşmanı tavsiye etmem." dedim.Kremi sürdükten sonra geri çekildim "Hadi gidelim." dedim ama o kıpırdamadı."Gidip o Aras bozuntusuyla oturamam." dedi.
"Sen demedin mi uyumlu olun diye?"
"Siz olun ben değil!"
"Saçma sapan konuşma."
…
Kerem ve Lâl revirdeyken Nil ve Aras..
"Sana inanamıyorum!Çocuk gibisin Aras!"
Gelen geçen herkes onlara bakıyordu.Aras gözlerini kaçırdı "Kızma.Kötü bir şey yapmadım."
Nil ellerini saçlarına geçirip bir sağa bir sola yürüdü.
"Ya asıl o kötü bir şey yapmamış!Benim soğuk biri olduğumu düşündü diye Lâl’in eskiden yaptıklarını niye söylüyorsun aptal?" Nil Arası kırdığının farkında değildi.
"Senin hakkında konuşmasına izin mi verseydim Nil?"
dedi Aras gözlerini kısıp.Aras Nille nasıl barışacağını düşünüyordu ama Nilin Aras’a kızmasının tek sebebi Arasın kötü bir halde olmasıydı.Elleri kanamıştı ve bir gözü morarmıştı."Pişman değilim yine olsa yine kavga ederim.Arkandan kötü söz söylenmesini istemiyorum."
İnadına yapıyormuş gibi üste çıkmaya çalışıyordu.Nil durdu ve Aras’a baktı
"Arascım," diyip yaklaştı.Önce gülümsedi sonra kafasına vurdu "O kafanın içindeki şey çalışmıyor mu?İnsanların özgün fikirleri-"
"Senin hakkında fikirleri olamaz."
"Tamam Aras söyleriz olmaz!"
Şu an
Keremin evinde oturuyorduk.Yiğit,Altuğ,ben ve Kerem vardık sadece.Yiğit benimle asla konuşmuyordu.Dün gece söylediğim şey onu kırmış olmalıydı.
"Bebek misiniz ya?Konuşsanıza!" dedi Altuğ.
"Kalsın.Ona acıdığımı düşünüyorsa konuşmama gerek yok şu an acımıyorum nede olsa." dedi Yiğit alayla.
"Ben düşündüklerimi söyledim!" sesim yüksek çıktığı için ters bir bakış atmıştı.Kollarımı bağladım ve koltuğa daha çok gömüldüm. "Sevgime bile inanmıyor abi ben ne konuşayım?" dedi Yiğit.Kaşlarımı çatarak ona döndüm.Altuğ güldüğünde ters ters baktık "Hadi be Yiğit.Küseceksen daha mantıklı bir sebep bul Lâl seni hepimizden daha çok seviyor." Haklıydı.O inanmazdı ama öyleydi.Kerem ayağa kalktı "Yeter," dediğinde ona baktık. "Biz ne zaman birbirimize küstük?Şımarıklık yapmayı kesin ve barışın hemen!" Gözleri ikimiz arasnda gidip geldi.
"Kimseyi zorlayamazsın." dedi Yiğit.
"Küçükken beni lider seçen sendin."
"Bu Lâl ve benim aramda."
"Grup içinde küslük olmayacak."
"Grup içinde güvensizlikte olmayacaktı."
"Lâl bize,en çokta sana güveniyor zaten!"
Yiğit inanmıyormuş gibi güldü bu sefer konuşan ben oldum. "Sana güvenmesem küçükken seninle gelmezdim!Sana sarılmazdım,sana her şeyi anlatmazdım!" Yiğit önce gözleriyle beni inceledi "Güveniyorsun yani?" dedi başımı evet anlamında salladım.Barışmıştık ve ben bir daha ona asla küsmeyecektim.
Bölüm etkileşimi
