1. bölüm / 3
KasırgaFELAKET
Bölümler 3Şu an: FELAKET
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hadi kızım!Ağaç oldu kapıda çocuk ya!" Annemin deli gibi bağırışlarına daha fazla tahammül edemedim ve söylene söylene yataktan kalktım.İyi bir jimnastikçiydim bunun için çok çabalamıştım öyle ki okulu bile boşlamıştım bu yüzden annem antremanlarıma benden çok önem veriyordu.Hasta olduğumda,kendimi kötü hissettiğimde bile gitmemi söylerdi.Mutfağa gittiğimde annemin terliğini kafamda hissettim "Anne ne yapıyorsun ya?" kafamı tuttum.Annem derin bir nefes alıp gözlerini kocaman açtı "Keremin seni kaç saattir kapıda beklediğini biliyor musun Lâl?Hazırlan ve çık hemen." dedi sinirle.Kerem;beş yaşımdan beri arkadaşım yani 14 yıldır.Kendisiyle jimnastik sayesinde tanıştık.Bunları düşünüp gülümserken annemin kolumu itişiyle düşüncelerimden sıyrıldım "Sana diyorum sana!Git giyin eşyalarını al ve çık." dedi.Odama gidip bulduğum ilk şeyleri giydim ve çantama jimnastik kıyafetlerimi koydum.Anneme bir şey demeden evden çıktım ve Keremin arabasını gördüm hızlıca ilerledim.Arabanın camından bana baktığını görebiliyordum gözlerini kısmış izliyordu.Güldüm,her şeye gülüyordum.Hayır deli değilim.Arabaya bindiğimde Kereme en tatlı bakışımı attım "Birazcık geç kalmış olabilirim ama bana kızmayacaksın dimi?" dedim masum bir sesle.Arabayı çalıştırdı "Of Lâl of." dedi.Göz devirip "Ne ya?Yağmur geç kalınca bir şey demiyorsun." dedim.Neden böyle bir şey dediğim hakkında hiç bir fikrim yoktu.Keremin sırıttığını görünce kaşlarımı çattım "Ne sırıtıyorsun be?" diye çıkıştığımı görünce bana döndü "Büyüklerine karşı saygılı ol."dedi.Kahkaha attım ama alay eder gibi "Sadece iki yaş var aramızda abartmıyor musun sence?" dedim.Cevap vermedi ama gülmeye devam etti.
Sonunda gelmiştik,derin bir nefes verdim ve arabadan indim.Antreman salonuna girdiğimizde Kereme dönüp "Sen git ben giyinip geliyorum." dedim.Başını aşağı yukarı salladı "Çabuk ol ama Sahra Hoca kızmasın." dedi.Bende başımı aşağı yukarı salladım.Hızlıca gidip üstümü değiştirdim ve antreman salonuna koştum.Sahra Hocanın bizimkilerle -Yağmur,Gökçe,Yiğit,Altuğ,Kerem- konuştuğunu gördüm ve yanlarına gittim.Sahra Hoca önce bizi süzdü sonra "Siz altınız olimpiyatlara katılacaksınız.İki iki ayrılın kız erkek şeklinde ve lütfen uyumlu olun bu benim için önemli." dedi ve gitti.Hepimiz şaşkınca bakıştık ardından ilk ses Altuğdan çıktı "Ben ve Lâl olalım." diyince kaşlarımı kaldırdım.Tam konuşacaktım ki Kerem konuşmaya başladı "Sebep?" dedi.Altuğda Kerem gibi kaşlarını çattı "Çünkü uyumluyuz." diyince öksürmeye başladım.Kerem kaşlarını havaya kaldırdı ve "Uyumlusunuz?" dedi.Altuğ yanıma gelip sırtıma vurdu "İyi misin?" dedi sadece başımı salladım.Kereme baktım,kaşlarını yine çatmış bana bakıyordu.Hafifçe sırıttı.Ne deniyordu buna piç gülüşü dimi? Gözümün içine baktı sonrada Yağmurun bileğini tuttu bu sefer kaşlarını çatan ben olmuştum "Bende Yağmurla olayım." sadece baktım.Yiğit boğazını temizleyip "Saçmalıyorsunuz şu an.Böyle seçebileceğimiz bir şey değil oturup konuşalım." diyip yere oturdu.Bizde aynı şekilde oturduk.Nefesini verdi "Şimdi bu grupta en zor hareketleri bile uyumlu yapabilen tek Yağmur ve Kerem var," tırnaklarımla oynamaya başlamıştım. "Ama yüz olarak Kerem ve Lâl çok daha iyi." Başımı kaldırıp Kereme baktım o çoktan bakıyordu.Bakışlarımı tekrar Yiğite çevirdim "Ya neyi tartışıyoruz ki?İnsan istemediği biriyle olursa yapamaz zaten." dedim.Keremin beni istemediğini ima etmeye çalışmıştım ama yanlış anlaşıldım. "Sen Altuğ’yla mı olmak istiyorsun?" diye sordu.Aslında olabilirdi çünkü Altuğ ve benim yapamadığımız ve yapabildiğimiz şeyler aynıydı. "Yani niye olmas-" cümlemi tamamlamama Kerem izin vermedi "Lâl benim." hepimizin bakışları ona döndü gözlerimi kırpıştırarak ona baktım.Boğazını temizledi öksürerek "Yani partner olarak onu istiyorum.Onu en iyi ben tanıyorum." dedi.Yarım saat bunları konuştuk,antreman yaptık.Üstümü değiştirmek için giyinme odasına gittiğimde Gökçe yanıma geldi "Lâlciğim,benim tatlı kelebeğim." dedi.Yüzümü buruşturdum "Tatlı kelebek ne be?" dedim.Gökçe’nin yüzü değişti "Of rezil odun sus.Diyorum ki üstümüzü değiştirdikten sonra biraz gezsek mi?" İtiraz etmek için ağzımı açmıştım ki "Lütfen Lâl ya hiç beraber bir yere gitmiyoruz." dedi.Gökçeyi çok seviyordum o benim kanımdan olmayan kız kardeşimdi.Aramızdaki bağ her zaman çok güçlüydü.Onu kırmaya üzmeye kıyamazdım.
"Ya tamam.Ama sadece ikimiz." dedim.Ellerini küçük bir çocuk gibi çırptı ve gülümsedi. "Sadece ikimiz!"
Sadece ikimiz
İkimiz
Sadece
"Ee niye konuşmuyorsunuz?Hedefiniz bu değildi dimi?" diyen Yiğite ters ters baktım.Gökçe ve benim bir yerlere gideceğimi Yağmur hemen söylemişti.Küçük bir çay bahçesinde oturuyorduk.Hepimiz.Onlar sohbete dalmışken kendimi tutamayıp sesli bir şekilde hapşurdum "Ay pardon ya." dediğimde herkes güldü,Kerem hariç.Üstündeki montu çıkarıp yüzüme fırlattı.İtiraz etmedim ve giydim çünkü hasta olursam kendini suçlu tutardı.Hep böyleydi,küçükken bile.
14 yıl önce…
Antremandan çıkmıştı herkes,fazlasıyla yağmur yağıyordu.Lâl ve Kerem yağmurun altında ailelerini bekliyorlardı.Lâl öksürüyordu ve minik ellerini ağzına götürüp "Hoh" diyordu.Oysa hava üflemiyordu sadece söylüyordu.Öksürmeye başladı,sonra durdu.Kerem Lâl’in yanına gitti "Lâl." dedi. Lâl ona döndü "Kerem." dedi.Kerem montunu çıkarıp Lâl’in yüzüne fırlattı.Lâl küçücük elleriyle montu tuttu.Bir monta bir Kereme bakıyordu."Hayır Kerem bu senin montun bunu sen giymelisin." diyip montu geri fırlattı.Kerem üzülmüştü ve şaşırmıştı Lâl’in montu giyeceğini sanıyordu."Giymezsen giyme.Hasta ol inşallah." dedi.Bunu söylerken bile içi acımıştı.Sonra o bir hafta Lâl gelmedi antremanlara Keremde yemin etti o gün,kendi donsa bile Lâl titremeyecekti.
Şimdi
Herkes çok eğleniyordu ben ise Keremin nereye gittiğini merak ediyordum.Yarım saat önce masadan kalkmıştı kötü olduğunu söyleyip. "Ben bir Kereme bakıp geleceğim." dedim yanımda oturan Gökçeye.Yürüdüm,ettafa baktım ve buldum.Yanına yaklaştım,yerde oturuyordu."Kerem." sesimi duyunca bana baktı "A Lâl?" dedi.Yüzünden kötü hissettiği belli oluyordu "Bir şey olmuş.Ne olmuş?Yani ne oldu?" Derin bir nefes aldı "Babamdan bıktım Lâl.Deminde mesaj atmış 'Dışarda dolaşacağına eve gel.' demiş.Gerçekten bıktım sürekli kavga süreki bağırış çağırış.Eğer küçük Kerem olsaydı ondan korkardı ama artık korkmuyorum.Sadece kırılıyorum." dediğinde onu çok iyi anladığımı hissettim.Aynılarını annem ile yaşıyordum bu yüzden onu anlıyordum.Yüzünü elleriyle kapatım temiz havayı içine çekti. "Akşam eve gittiğimde neler yapabileceğini-"
"Size geleceğim." dedim bir saniye bile düşünmeden.Şaşkın bir ifadeyle bana baktı "Ne?" dedi.
"Yani size gelirsem benim yanımda sana kızamaz.Denemekten zarar gelmez Kerem." dedim.
꩜
Onların evinin kapısındaydık "Ya Lâl annen izin verdi eminsin dimi?" Ters ters baktığım için sustu ve anahtarla kapıyı açtı.Babası ayağa kalkıp kapıya geldi sinirli bir ifadesi vardı.Beni görünce durdu "Hoşgeldin..iz" dedi.Kerem bileğimi tuttu ve odasına doğru götürdü,içeri girdik,kapıyı kitledi.Tuhaf bir şekilde baktığımı görünce "Gelmesinler diye kitledim."dedi.Konuşacaktım ama telefonu çaldı "Kim?" diye sordum. "Yağmur." dedi.
"Efendim?..Yani tamam alırım ben seni şimdi sakin!" dedi.Telefonu yatağa attı stres yaptığını görebiliyordum "Ne oldu?" dedim.Aslında Yağmura ne olduğuyla ilgilenmiyordum.Yağmur hiç bir zaman umurumda değildi ve Yağmuru hiç bir zaman sevmemiştim. "Evde kavga etmiş annesi ve babası panik atağı tutmuş."
İyide Yağmurun panik atağı yoktu ki?
"Yani ne diyeyim git al gel giderim ben sorun yok." dedim.Hayır Lâl sorun var.Neden kendini düşünmüyorsun?
"Bir yere gitmeyeceksin.Altuğuyuda alacağım Yağmuruda alıp geleceğim on beş dakikaya burdayım tamam mı?" dedi.Başımı sallamakla yetindim.
Kerem odadan çıktığı gibi yatağa yattım.Yağmurun buraya gelmesini istemiyordum.Kereme karşı ilgisi olduğu belliydi ve ben bundan rahatsız oluyordum.Neden olduğunu bilmesem bile.Gökçeyi aramak için telefonumu çıkardım.Çaldı..Çaldı..Çaldı..Sonunda açtı.
"Kızım nerdesin ya?"
"Ya banyodaydım şimdi çıktım.Ne oldu?"
"Ben Keremlerdeyim."
"NE?" Öyle bir bağırmıştı ki telefonu kulağımdan çekmek zorunda kalmıştım.
"Bağırma mal!"
"Ne yapıyorsunuz orda tam olarak?"
"Onu boşver.Yağmurun panik atağı tutmuş ve buraya geliyor."
"Lâlciğim Yağmurun panik atağı yok diyemedin mi?"
Oflayarak yatakta döndüm sesimi ağlamaklı çıkarıp
"Diyemedim!Ya bıktım bu kızdan Gökçe!Her şeyimi çalıyor." dedim sinirle.Gökçenin sesi boğuk geliyordu,muhtemelen dişlerini fırçalıyordu.
"Demek her şeyin Kerem öyle mi?"
Durdum.Ne demek istediğini düşündüm.Gözlerimi kırpıştırdım en sonunda "Ne alaka be?" dedim anlamadığımı belirterek.Gökçe güldü "Hadi hadi yeme beni." dedi.Sabır çekerek ayağa kalktım ve pencereye baktım "OHA!" diye bağırdım.Gökçede aynı şekilde bağırdı "OHA!NE OLDU?" Ağzım açık bir şekilde pencereden dışarı bakıyordum.Keremin eli Yağmurun belini kavramıştı. "Gökçe kapat ben seni arayacağım." diyip suratına kapattım.Hiç bir şey olmamış gibi yatağa oturdum ve telefonla ilgileniyormuş gibi yaptım.Odanın kapısı açıldı odada Yağmurun sesi yankılandı "Aayy çok kötüyü-Bunun burda ne işi var be?" diyip beni gösterdi.
Gözlerim Keremin eline kaydı "Panik atak geçirenler yürüyebiliyor sanıyordum." diye mırıldandım.Ayağa kalkıp odadan çıkmak için hamle yaptığımda Keremin öbür eli bileğimi tuttu. "Lâl." dedi sinirli bir sesle.Tek kaşımı kaldırdım "Bırak Kerem." dedim.Yağmuru Altuğ’ya bıraktı,bileğimi çektiğinde ona yaklaştım.Kulağıma eğilip "Kötüydü.Ben istediğim için tutmadım belini." dedi.Kendimi geri çektim "Umurumda değil.Su alacaktım ben." dedim. Yine yalan söylüyorsun Lâl.Umurunda. Derin bir nefes aldı "Odada su var geç içeri." dedi.İkiletmedim içeri geçtim.
Yaklaşık iki saat kadar onlar konuştu ben dinledim.Altuğ bana dönüp "Lâl neden burda?" diye sordu.Verecek bir cevabım yoktu,gerekte kalmadı Kerem benim yerime konuştu. "Seni ilgilendirmiyor kardeşim." dedi.Yağmurun bana dik dik baktığını görünce sadece gülümsedim.Yağmur bir anda ayağa kalkıp "Şu kıza daha fazla tahammül edemeyeceğim.Ben gidiyorum." dedi sinirlice.Altuğda ayağa kalktı "Bende gideyim bari Yağmuru ben bırakırım." dedi.İkisi gittiklerinde Keremle odada tek kaldık.Kerem bana döndü "Yağmuru sevmiyorsun." İnkar etmedim "Evet sevmiyorum çünkü.."
13 Yıl Önce
Lâl balıklarıyla konuşuyordu o sırada kapı çaldı.Koşarak aşağı indiğinde Yağmuru gördü.Yağmuru sevdiği zamanlardı o zamanlar.Gülümseyerek Yağmurun elini tuttu ge sarıldı sonra odasına çıkardı "Yağmur bak!Bunlar benim balıklarım!" Yağmur küçümseyerek bir balıklara birde Lâl’e baktı sonra balıkların olduğu küçük akvaryuma vurdu "Bunlar gerizekalı kızım!Üç saniyelik hafızaları vardır yaşamasınlar bence." dedi. Lâl’in gözleri dolmuştu bile.Annesi onunla ilgilenmezdi o balıklarıyla konuşurdu.Onun balıkları onun için çok önemliydi.Lâl sinirden Yağmuru itti.Yağmur yere düştüğünde Lâl’e büyük bir nefretle baktı.Onu zaten sevmiyordu amacı her zaman onu üzmekti.Yağmur sinirle ayağa kalktı ve balık yeminin durduğu torbayı açtı.Tüm yemi akvaryuma döktüğünde Lâl elleriyle ağzını kapattı "Yağmur ne yaptın sen?" Akvaryuma yaklaşıp ellerini cama koydu ama balıkları göremedi. Annesi o gün Yağmuru korudu,savundu.Yağmuru tamamen silmişti o gün.
Şimdi
Anlatmak iyi gelmemişti.Deli gibi ağlıyordum.Kerem dayanamamış olmalı ki beni kendine çekip sarıldı "Lâl ağlama..Çok üzülüyorum."Sırtını yatak başlığına dayadı kafamı göğsüne aldı "Ağlama." dedi acıyla.Gözlerimin kapandığını hissettim.Sonrasında uyku beni esir aldı.
꩜
"Lâl." Adımı duyuyordum.Nerden geldiğini anlamıyordum. "Lâl." Tekrar. "Lâl." Gözlerimi araladım.
Neredeydim?Kafamı hafifçe yukarı kaldırdığımda mavi gözlerle karşılaştım.Gözlerimi kırpıştırdım.Elim göğsündeydi,kafam da öyle.Kendimi toparlayıp oturur pozisyona geldim. "Kerem…Ben niye böyle yatıyordum?Niye burdayım?" dedim şaşkınlıkla.Sırıttı "Kollarımda uyuyakaldın.Doğruyu söyle çok seviyorsun dimi kaslı kollarımı?"dedi gülerek.Gülmüyordum,hâlâ şaşkındım.Yüzünü incelerken buldum kendimi.Saçları dağılmıştı,mavi gözleri her zaman bu kadar derin mi bakıyordu?Dik duruyordu "Boynun..Ağrımadı mı?" dedim.Başını iki yana salladı."Ama biraz daha kalkmazsak Sahra Hoca kalbimizde büyük bir ağrı bırakacak." dedi.Gülüp kalktım. "Direkt jimnastik kıyafetlerimi giyeyim öyle gidelim orda uğraşmamış olurum." dedim.Ee yani der gibi baktı "Çıkarsan giyineceğim." dedim.Gözlerini kırpıştırdı sonra "Haaaa doğru." diyip çıktı,güldüm.Üstümü değiştirdim ve çıktım.Kerem aşağıdaydı babasıyla konuştuğunu duyunca yanlış olsada dinledim.
"Eve kız getirmek nedir oğlum?"
"Baba abartma on dört yıldır arkadaşız biliyorsun."
"Bana bak eve bir daha kız getirirsen onuda senide atarım sokağa umursamam." dedi acımasızca.Benim bile kalbim acımıştı.
"Ne zaman umursadın ki sen beni baba?" dedi Kerem.
Öksürerek salona gittim "Hazırım.." dedim sessizce.
Kerem son kez sinirle babasına baktı ve kapıyı açıp arabasına yürüdü bende takip ettim.
Yol boyunca konuşmadık,trafik yoktu on dakikaya gelmiştik.
Herkes antremana başlamıştı bile bizde Keremle antremana başladık.Antremanları hiç kaçırmayan bir çocuk vardı adı Alpti "Kerem,Alp nerde?" dedim ve bakışlarımı ona çevirdim.Korkunç şekilde bakıyordu.Antreman yapmaya başladık ve yirmi dakika sonra Alp dediğim çocuk gelmişti.Kavgaya karışmış gibi duruyordu bu yüzden ilgimi çekmişti.O an dengemi kaybettim ve hareketi yapmayı unuttum.İkimizde yere düştük.Yani Kerem yere ben Kereme.. "Alpine tüküreyim Lâl." diye mırıldandı Kerem.Yağmur koşarak yanımıza geldi "İyi misin Kerem?" dedi telaşla.Keremin arkamda güldüğünü hissettim "Rahat mı?" dedi.Ne?Anlamamıştım.Döndüm ve baktım "Ne rahat mı?"
Ellerini arkaya koydu "Kalksana diyorum rahat mı geldi?"
Panik,korku,stres hepsini aynı anda yaşadım.
"Lan kardeşimi düşürmüş." dedi Yiğit bağırarak.
Yanıma geldi ve beni kaldırdı. Kerem cıkcıkcık tarzında bir ses çıkardı "Bende kardeşindim be Yiğit." dedi.
Güldük sonra antremana devam ettik.
3 Ay Sonra
Olimpiyat günü.Büyük bir telaşla hazırlanıyorduk."Ya Lâl tokam yok!" diye bağırdı Gökçe.Sonra sinirle arkasına döndü "Sen mi aldın Yağmur?" diye kızdı.Yağmur ters ters bakınca bana döndü."Bende değil ama yedek lastik tokam var al çantadan." dedim.Gökçeyle eşyalarımı değil her şeyimi paylaşırdım.Hemde hiç sakınmadan. "Ben çıkıyorum sizde gelin artık on dakika var." diyip çıktım.
Olimpiyat yeri hemen yanımızdı bu yüzden koşarak gittim.Kulis gibi bir yerde bizimkileri gördüm.Yiğit bana döndü "Iıyy çirkin ördek!Tipe bak!" dedi.Gözlerimi kısıp ona baktım ve yanımda boş duran koliyi ona fırlattım.
"Gel buraya gel şaka yaptım benim biricik güzel kardeşim." diyip kollarını açtı bende koştum ve sarıldım.
Yiğit.Benim abim değildi ama abimdi herkesten hatta her şeyden daha çok değer veriyordum.Onu hiç bir şeye değişmezdim.Bana görmediğim baba sevgisini veren oydu.Onun kollarında baba şevkati vardı.
Sahra Hoca kapıdan bize bakıp "Lâl Kerem hadi sıra sizde!" Korkuyordum.Yapamamaktan.Yenilmekten.
Birinci değilsen ikincilik hiç bir şeydir.
Birinci değilsen kazanmamışsındır.
Keremin elini elimde hissettim.Kalbim tekledi.Neden Lâl?Ne oluyor sana?
Üç kelimeydi;çıktık,yaptık,bitirdik.
İkinci olmuştuk.Kerem sinirle kulise gitti ve eşyaları devirmeye başladı haykırarak."Kerem dur artık!" diyip kolunu tuttum.Sinirle bana dönüp kolunu çekti "Ne var?Ha?Ne var söyle sonrada defol!Senin salak saçma beyninde gezen şeyler yüzünden ikinci olduk!"Çok bağırıyordu.Çok.Herkes bize bakıyordu.Yutkundum ama boğazım düğümlenmişti.
"Ben.."
"Ne sen lan?Ne sen?"
"Özür dilerim!" Artık ağlayan Lâl değil küçük Lâldi.Yanımdaydı onu görüyordum küçüklüğümü
Yine başaramamıştı ve deli gibi ağlıyordu.
"Kerem!" Yiğit bir hışımla kulise girdi
"Ve Lâl!Yağmur yok!" kaşlarımızı çattık.Keremin sakinlemesini gördüm.
"Ne?Ne demek yok?" dedik ikimizde aynı anda.
Yarım saat Yağmuru aradıktan sonra Kerem beni aradı ve olimpiyat yapılan yerin arka bahçesine gelmemi söyledi.Gittim.Gitmez olaydım.Gördüğüm görüntü aklımdan çıkmayacak türdendi.Yağmur yerdeydi,kanlarla beraber yatıyordu."Yağmur.." dedim sessizce.
Diğerleri geldi.Hepimiz yıkıldık,toplanmayacaktık,toplanamayacaktık.
Bölüm etkileşimi
