4. bölüm / 5
KARŞI TARAFIN SAVUNMASIUNUTULAN UMUTLAR
Bölümler 5Şu an: UNUTULAN UMUTLAR
Yaşadıklarımız mi bizi üzerdi,
Yoksa yaşamayı isteyip de yaşayamadıklarımız mi?
İnsan sevilmek mi isterdi,
Yoksa sevmeyi öğrenebilmeyi mi?
Yağmurlar Güneş'i mi özletirdi,
Kendi yağmurumuzdan sakınmayı mı?
...
Sanır mısınız ki her satır mutlu yazılır?
Mutsuz olunduğunda en çok anlatır o kalem satırlara...
Çoğu zaman o satırı boynuna bir hamlede geçirmek ister insan.
Bazen de vazgeçeriz biliyor musunuz;
Uğruna geceler boyu ağlamamış gibi,
Gözlere onun acı kokusu sinmemiş gibi,
Sabahlara kadar onun olması için göklere yalvarmamış gibi,
Öylece unutmak isteriz.
Bazı vazgeçişler mecburiyettendir,
Bazı mecburiyetler ise mahkumluktandır.
Sanır mısınız ki insan sadece hukukta mahkumdur?
Asıl mahkumiyet insanın hisleridir.
Bazen sözleridir, bazen ise yaşadıkları...
Bazen ise insan, hiç yaşayamadıklarının umuduna mahkum olur.
En kötüsü de budur işte: Umuda mahkum olmak...
Bir gün geçip gideceğine inanarak koca bir hayatı heba etmek.
Kırgınlıkların, kızgınlıkların ardında kim olduğunu unutmak.
Karanlıkta o kadar kalır ki insan,
O yorucu karanlık bile dinlendiği Liman oluverir.
İnsan, olmayanların oluşunu bu kadar özler mi hiç?
Duyulmak ister, görülmek ister ve en önemlisi hissetmek ister.
Sonra ne mi olur?
Hissizleşmek ister, gitmek ister, koşarak kaçmak ister.
Kaçamaz ayak bileklerinde her zaman bir şeyler bağlıdır;
Umudunu ayaklar altına aldığında gururu onu hiçe sayar.
Başarmak ister ama tam da dizlerinin üstüne kapaklanıverir...
Birinin önünde diz çökerseniz, tekrar ayağa kalkabilecek bir yol bulursunuz.
Ama mesele kendi yorgun dizleriniz ise,
Herkes sizi ayağa dikmeye kalksa yine bulur toprak ellerinizi...
Gecenin göz yaşı siler mi sabahın ışığını?
Işık hüzmesi yansır mı, böyle güzel bakan gözlerden?
Kırldı her şey;
Kimi zaman birkaç kemik,
Kimi zaman ise birkaç kalp.
Çare yok bu sefer;
Ne aydınlık bir yola
Ne de yorgun bir insana.
Bölüm etkileşimi
