8. bölüm · Kardelen

Bölüm 7

betul ⋆˚࿔

Rüyamda günü görmüştüm. Bir sürü pasta, börek vardı. O kadar guzeldi ki. Acayip heyecanlıydım. Yani, -eğer varsa- makarna salatası, içli köfte, çiğ köfte yiyecektim. Nasıl heyecanlı olmayacaktım ki?
Hafta sonu olduğu için evdeydim. Evde olduğum günler kendimi o kadar huzurlu hissediyordum ki. Evim bambaşka bir dünyaydı benim için. Kendi alanımı yaratmayı seviyordum. Özelliklede yalnız kalmayı. Erken kalkmaya alıştığım için artık izin günlerimde de erken kalkıyordum. Halbuki öğlene kadar uyuduğum zamanlar çok güzeldi...
Yataktan çıkıp banyoya ilerledim. Aynada ki surata her zaman ki konuşmayı yaptım ve salonuma geçtim. Evi gerçekten güzel dizayn etmiştim. Birkaç eksik vardı sadece. Koltukta da dakikalarca uzanıp telefona baktıktan sonra mutfakta kendime bir şeyler hazırladım. Biraz domates, salatalık, zeytin, peynir ve ekmek koydum. Zaten günde yiyeceklerimin sınırı olmayacaktı o yüzden fazla bir şeye ihtiyacım yoktu. Gözümün önünden pastalar, salatalar, börekler ve poğaçalar geçiyordu. Gerçekten aç bir insandım. Karnım doysa gözüm, gözüm doysa karnım doymuyordu.
İnce belli bardakta çay içmeyi çok istiyordum ama şu anda demlenmesini bekleyecek kadar sabrım yoktu. O yüzden bir kupaya poşet çay koydum ve üstüne suyu ekledim. Çayımı ve tabağımı masaya koyup başına geçtim. Gün için çok heyecanlıydım fakat hâlâ günü yapan ablalardan bir ses yoktu. Sadece Aziz'in demesiyle oraya gidemezdim. Gerçi elim boşta gidemezdim. Aklıma kurabiye yapmak geldi. Çok güzel tatlılar yapabilirdim. Kurabiye dışında bir şey yapsam da olurdu. İçim içimi yiyordu. Birine sorsaydım? Saat daha erkendi. Nerede, nasıl yapacaklarını da bilmiyordum ki. Aziz'i arasa mıydım ki? İşte olabilirdi. Telefonuma gelen mesajla irkildim. Yabancı numaraydı.
05*********= Kardelen selam. Deniz ben hatırlarsın umarım. Hâlâ Ankara da isen görüşmeyi çok isterim.
Deniz? Deniz... Ağzım hayretle açıldı. Yüzsüz Deniz? Ona olan nefretim ve kinim hâlâ geçmemişti. Bana söyledikleri unutulacak gibi değildi.
2012-Ankara
Ankara her zamanki gibi soğuktu. Aziz de bu soğuğa dayanamamış olacaktı ki -kesinlikle tüm gün dışarıda gezdiği için değil.- hasta olmuştu. O yüzden Kardelen ve Deniz bugün okuldan beraber dönmüştü. Genelde okuldan sonra birkaç saat Kardelenlerin veya Azizlerin evinde otururlardı. Ya yemek yerlerdi, ya sohbet ederlerdi ya da ders çalışırlardı. Bunlar Kar ile Aziz'in her zaman yaptıkları şeylerdi aslında. Tek fark artık aralarına Deniz de eklenmişti.
Aziz Deniz'den pek hoşlanmasada yine de Kardelen'in hatırına katlanıyordu. Denizden hoşlanmama sebebi sinsi bulmasıydı. Ona göre garip veya kıskanç bir kızdı. Tabii Kar iyi niyetinden bunu fark etmeyip Deniz'i savunurdu. İyi ki Aziz Deniz'in farkındaydı ki ondan gelebilecek herhangi bir darbeye hazırdı.
Kardelen anahtarı çıkarıp Azizlere girdi. Deniz, "Azizlerin evinin anahtarıda mı var sende?" Diye sorduğunda Kardelen sadece gülümsedi. "Yakın olduğunuzu biliyordum ama bu kadar olduğunuda düşünmemiştim." Dedi Deniz. Kardelen, "Ailelerimiz biz doğmadan önce bile arkadaşlarmış. Yakın olmamız normal değil mi?" diye sordu gülümserken. Kapıyı açtığında Aziz'e seslendi. "Aziz müsait misin? Deniz de yanımda giriyorum?" Dedi. Ses gelmeyince biraz endişelenmişti doğrusu. Evin içi hamam gibiydi. "Aziz?" Dedi tekrardan ayakkabılarını çıkarıp içeri girdiğinde Deniz'e "Ben hemen bir bakıp geleyim otur sen." Dedi ve hızlı adımlarla Aziz'in odasına girdi. Aziz'i yatakta iki yorgan, dört battaniye ve içinde kazakla görünce ağzı açıldı. Çok hasta değildi. Onlar okuldayken kötüleşmiş olmalıydı. "Aziz n'apıyorsun? İyi misin? Kalk yanıyorsun." Dedi. Hemen üstündekileri kaldırdı ve Aziz'e baktı. Kıpkırmızıydı ve su gibi olmuştu. Elini alnına götürmek istedi ama anında geri çekti. Ateş gibiydi. Ne yapacağını şaşırdı."Kar... Kar çok üşüyorum ört üstümü lütfen." Dediğinde çıldırmak üzereydi. "Aziz kalk bir duş al. Duş almazsan bu ateşin inmeyecek. Çok kötüsün korkuyorum kalk hadi." Tek başına halledemezdi ki. Kardelen'in girip onu yıkayacak hali de yoktu. O kadarını yapamazdı. Hemen Deniz'in yanına koştu. "Aziz çok kötü. Ateş gibi yanıyor ne yapalım?" Diye sordu telaşla. Deniz, "Hastaneye götürsek." Dedi. Kardelen bunu düşünmüştü ama imkan yoktu. Ancak Aziz kalkarsa öyle gidebilirlerdi. Aziz'in yanına giderek onu kaldırmaya çalıştı. "Aziz hadi lütfen kalk. Benim için hadi. Kalk da taksiye binip hastaneye gidelim." Aziz'in duyduğuna bile emin değildi halbuki. Aziz yavaşça doğrulmaya çalıştığında Kardelen de sırtından onu destekledi. Gerçekten o kadar terlemişti ki sırılsıklamdı. Zorla da olsa kalkan Aziz yavaş adımlarla ilerledi. Acıdan inliyordu sanki. Deniz Aziz'i görünce hemen yanına gitti. "Aziz iyi misin?" Diyerek kolunu sıvazladı. Aziz Deniz'den sıyrılıp kapıya doğru ilerledi. Bir yandan da Kardelen'e tutunmaya çalışıyordu. Deniz bu hareketine bozulsa da bir tepki vermedi. Kardelen Aziz'e montu yerine bir hırka giydirdi zaten ateş gibi yanıyordu. Aziz'in kimliğini de aldı. Deniz de daireden çıkınca kapıyı kilitledi ve merdivenlerden inmeye başladı. İlk taksi çağırmaları gerekti. Aziz'i bu halde dışarı çıkaramazdı. Sıcak soğuk onu daha çok hasta yapardı. Neyse ki binanın içi normal sıcaklıktaydı.
Kardelen taksi çağırıp dışarı çıktı. Deniz ve Aziz binadaydı. Deniz, "Aziz üşüyor musun?" Diye sordu. Aziz'den tepki gelmeyince göz devirdi. Bu hasta olmasıyla alakalı değildi. Aziz normalde de Deniz'i pek takmazdı. Açıkçası Deniz ne kadar Aziz'e yaklaşmaya çalışıyorsa Aziz'de onu bir o kadar fazla itiyordu. Aziz'in gözü Kardelen'den başka kimseyi görmüyordu. Deniz'in Aziz'e karşı hisleri vardı. Ama söylerse alacağı tepkiyi bildiği için sabrediyordu. Deniz'in Kardelen'e olan sevgisi ise yavaş yavaş nefrete dönüşüyordu. Çünkü sevdiği çocuk ona baktığı gibi bakmıyordu kendisine. Ya da ona güldüğü gibi gülmüyordu. Kardelen binanın kapısını tıklattı. Deniz, "Aziz kalk gelmiş taksi." Dediğinde Aziz merdivenden destek alarak ayağa kalktı ve dışarı çıktı. Deniz de aynı şekilde peşinden çıktı. Kardelen, "Aziz geç otur şöyle." Dedi ve yanına bindi. Deniz de öne oturdu ve hastaneye gideceklerini söylediler. Adam arabayı çalıştırdı ve ilerledi. Aziz uyumak üzereydi gözünü açamıyordu. Kardelen'in elini tutarak daha çok yayıldı koltuğa. Kardelen sürekli eli ile Aziz'in başını kontrol ediyordu. Hastaneye geldiklerinde Kardelen parayı ödedi ve indi. Aziz'e de destek vererek onu da indirdi. Acil yazılı kapıdan girdiler ve hemen sıra aldılar. Kardelen Deniz'e döndü ve, "Allah'tan çok kişi yok. Birkaç kişi var önümüzde. Yoksa bayılacak." dedi. Deniz sadece başını salladı. Kardelen kaşlarını çatıp, " Deniz sen iyi misin? Bir şey oldu bir anda sana sanki." dedi. "Hayır iyiyim ne olacak ki." diyerek geçiştirmeye çalıştı Deniz. Odadan, "Aziz Turan!" diye ses gelince hemen odaya girdiler. Doktor Aziz'in halini görünce kalkıp yanına gitti ve ateşini ölçtü. Kardelen göz ucu ile bakmaya çalıştı. Kırk iki derece olduğunu görünce ağzı şokla açıldı. Doktor, "Hemen damar yolu açıp serum takalım ve ılık suyla ıslatılmış bez koyalım. Ateşi çok yüksek. Hastayı sedyeye yatıralım." dedi.
*
Aziz'in ateşi azda olsa inmişti. Kardelen ve Deniz Aziz'in başında oturuyorlardı. Kardelen, "Deniz sen git istersen. İşimiz uzun gibi görünüyor boşuna yorulma. Ben bu-" derken Deniz lafını böldü. "Sen zaten hep onun yanında olursun. Sonuçta siz beraber büyüdünüz, sonuçta aileleriniz arkadaştı bilmem ne. Kendini bu kadar değerli görmeyi ne zaman bırakacaksın acaba? Aziz'e bu kadar yapışmanın nedeni ne anlamıyorum. Aziz'den gerçekten hoşlanıyorum tamam mı? Ve onun benim yüzüme bile bakmayıp senin yanından ayrılmaması gerçekten kırıyor. Düşününce okuldakiler haklıymış. Keşke seni o gün Türkan'ın elinden almasaydım." dedi. Kardelen tüm bunları ağzı açık bir şekilde dinlemişti. "Deniz ne diyorsun ?Anlamıyorum." dedi Kardelen. Deniz, "Kardelen sen cidden Aziz'in senden hoşlandığını mı düşünüyorsun?" diye sorduğunda Kardelen anında "Hayır Deniz ne alakası var ne saçmalıyorsun?" Deniz güldü. "Başta gerçekten seni seviyordum. Ama bakıyorum da sevilecek bir tarafın yok gibi ha? Baban bile seni bu kadar önemsemezken ben veya Aziz sana niye bu kadar değer verelim ki? Aziz'i de anlamıyorum. Bu arada eve gittiğinde hazır yemek olmaması, sabah gözünü açtığında kıyafetlerinin ütülenmemiş falan olması nasıl bir duygu? Benim annem var anlayamıyorum da merak ettim sadece." dediğinde Kardelen'in gözleri doldu. Kardelen, "Ne diye bu kadar nefret besledin bilmiyorum ama eğer gerçekten tek sebebi Aziz ise yazıklar olsun. Kıskançlıktan için içini yemiş belli ki. Ne kadar affedici biride olsam bir gün gelip benden özür dilediğinde affetmem Deniz. Bunun unutma lütfen. Ufak bir hoşlantı veya bir takıntı yüzünden beni ailemden vurman ve arkadaşlığımızı hiçe saymanda büyük bir kahpelikti. Şimdi git. Seni görmek istemiyorum. Mümkünse uzaklaş." diyebildi bir parça kalan cesareti ile. Ağlamamak için kendini çok zor tutuyordu. Deniz sırt çantasını koluna taktığı gibi uzaklaştı. Ağlamak için Deniz'in gitmesini bekledi. Deniz gözden kaybolduğu an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Bunu Aziz'in yanında yapmaması gerektiğini düşünerek koşar adımlarla tuvalete gitti. Tuvalette kimse olmadığını gördüğünde hüngür hüngür ağladı. Ağlaması biter bitmez elini yüzünü yıkayıp çıktı. Aziz uyanırsa eğer endişelenirdi. Odaya girdiğinde Aziz kalkmıştı. Hali olmadığı yüzünden belliydi. "Kar ne oldu? Ağladın mı sen? Ağlamışsın. Biri bir şey mi dedi?" diye sordu. Yorgun bedenine rağmen doğruldu. "Yok bir şey Aziz yat lütfen." dedi Kar. "Kar ne oldu söylesene. Niye ağladın?" Kardelen Aziz'e ters ters baktı. "Yok bir şey dedim ya. Bunaltma yat hadi. bende Salih amcaya haber vereyim." dedi. Odadan çıkıp Salih'i aradı. Durumu anlattı. Geceyi hastanede geçireceklerdi. Kardelen'in Aziz'i bırakıp gitme ihtimali yoktu.
Ayrılamazlardı.
2026-Hakkari
Ne demeliydim?