15. bölüm · Karanlıkta iki Ruh

Oda Değişikliği

~ Vely ~

1 hafta geçmişti Aris ve Draco hâlâ konuşmuyordu. Draco bu durumdan çok rahatsızdı ama belli etmemeye çalışıyordu Aris ise ondan nefret ediyormuş gibi davranmaya devam ediyordu. Ama Angelia ile Draco'yu yanyana görünce o gün morali iyice bozuluyordu. Quizler bu hafta yoğun olduğu için Aris çoğunlukla ders çalışıyor aklına başka birşey getirmemeye çalışıyordu. Sıradan bir günde İksir dersinden sonra sınıf boşalınca Aris de eşyalarını toplayıp çıkacaktı ama Profesör Slughorn'un sesi bunu engelledi.

"Aris?"
"Evet profesör?"
"Aris, biliyorsun ki bazı öğrenciler benim için nadide, yapılması zor bir iksirdir. Sende onlardan birisin. Bu hafta sonu küçük bir yemek düzenleyeceğim senin gelmeni çok isterim. Bir arkadaşını da getirebilirsin."
"Teşekkür ederim profesör bu benim için şereftir. Orada olacağım."
"Görüşmek üzere." Aris başını salladı ve sınıftan çıkan Slughorn'u izledi kendisi de arkasından çıktı. Dersler bitmişti. Aris odaya döndü Mattheo ve Draco konuşuyordu Aris gelince sessizleştiler. Aris yorgundu kendini yatağa bıraktı bir kaç dakika öyle durdu.

"Mattheo?"
"Hm?"
"Slughorn beni yemeğe davet etti hani şu özel yemek. Arkadaşını da getirebilirsin dedi. Gelmek ister misin?"
"Hayır tabiki de o yaşlı işi yemeğe gelmem."
"Sen bilirsin."
"Edward'ı davet etsene." Draco Mattheo'ya sert bi bakış attı.
"Onu çağırmıştır. Ben belki gelmek istersen diye sana sordum sadece." Mattheo cevap vermedi Draco'nun morali bozuldu. Aris ona sormamıştı bile.

Yemek saatine kadar pek bir muhabbet dönmedi Aris ve Mattheo ders çalışıyor Draco ise yine o kitabı okuyordu. Yemek saati gelince salona indiler. Geçen günlerin aksine Aris bugün Blaise'in yanına oturdu karşsında ise Mattheo ve Draco vardı. Draco Aris'in Edward ile oturmamasından çok memnundu. Rosianna geldi ve yemek başladı. Yemeğin ortasında paradox konuşma yapmak için ayağa kalktı doğal olarak herkesin dikkatini çekmişti boğazını temizleyip konuşmasına başladı.

"Sevgili öğrenciler size bildirmek isterim ki 2 aydır süren binaların onarımı sonunda tamamlandı. Rewanclav ve Hufflepuff öğrenciler kendi binalarına dönebilecek yeni listeleri dağıtacağım şimdi, yarın sabah geçeceksiniz odalarınıza. Salonda büyük bir uğultu oluştu kimisi odasını değiştirmek istemiyor kimisi ise bu durumdan çok memnuniyet duyuyordu. Mattheo Aris'e seslendi:

"Sanırım gidiyorsun." Yüzüne üzgün bir surat ifadesi yerleştirmişti. Aris gülümsedi ona ama o da çok üzülmüştü. Odadan ayrılmak istemiyordu. Profesör elini şıklattı ve parşömenler herkesin önünde belirdi. Aris istemeyerekte olsa parşömende adını aradı ve buldu: Aris Valena, Aysha lomy, Yamira hyong, Emma kily.
Evet ne kadar istemesede yeri değişmişti en azından odadaki kızların hepsi ile iyi anlaşıyordu, Emma hariç. Sonra gözleri Draco ve Mattheo'yu aradı buldu da: Draco Malfoy, Mattheo Blashk, Theodor Sprint, Blaise Zabini. Aris kafasını kaldırıp kısa süreli Draco'ya baktı o da ona baktı Aris hemen Mattheo'ya döndü.

"Buraya kadarmış."
"Ben sana çok alıştım izin vermiyorum."
"Okuldan gitmiyorum sonuçta."
"Olsun odadan da gitme." Aris gülümsedi yemeğine döndü.

Yemekler yendi. Aris odaya Mattheo ve Draco'dan önce gelmişti. Bavulunu açıp eşyalarını yerleştiriyordu yavaş yavaş. Mattheo ve Draco odaya girip Aris'i görünce ikiside onun gitmesinden rahatsız olmuştu.

"Ne bu acele Aris?"
"Yarın sabah odaya geçeceğim."
"Öğlen derslerden sonra giderdin."
"Diğer yatakta gelecek ya. Erkenden halledeyim işimi." Bu oda aslında dört kişilikti ama nasıl olduysa profesörler burayı üç kişi bırakmıştı yarın sabah ise gerekli olan son yatak gelecekti.

"Neyse uyuma hemen ben biraz Emma'nın yanında olacağım konuşuruz yine." Aris başını salladı Mattheo'da odadan çıktı. Şimdi odada sadece Aris ve Draco kalmıştı. Draco yatağın oturup bir süre Aris'i izledi.
"Aris?" Aris yüzünü ona çevirmeden kısık bir sesle mırıldandı.
"Hm?"
"Ben özür dilerim." Aris birşey demedi.
"Edward'a yaptıklarım için asla pişman değilim ama sana söylediğim o şey için özür dilerim." Aris kafasını Draco'ya çevirdi.
"Sürekli beni kırıp özür diliyorsun ve benim de affedeceğimi bildiğin için o özrü bile geciktiriyorsun."
"Hayır Aris geciktirmek değil, sadece o gün seninle konuşmaya yüzüm yoktu sonrada sen benim yüzüme bakmadığın için söyleyemedim." Aris bir süre cevap vermedi. Sonra tekrar kafasını Draco'ya çevirdi.
"Kabul etmiyorum özrünü." Draco başından aşağı Kaynar su dökülmüş gibi hissetti. Bir kaç saniye birşey diyemedi.
"Lütfen Aris, beni anlayan tek sensin ve seninle de konusamayınca iyice kötü oluyorum."
"Onu benim kalbimi kırmadan önce düşünecektin. Hem üstelik sen kimsin ki Edward'ın bana olan yakınlığından rahatsız oluyorsun? Annem misin,abim mi babam mı yoksa sevgilim mi kimsin?" Draco cevap veremedi. Aris'in hiç birşeyiydi. Kısık sesle ağzından bir kaç kelime döküldü:
"Ben seni korumak istemiştim." Aris bavulunun ağzını kapattı ve sertçe Draco'ya döndü.
"Sence ben kendimi koruyamaz mıyım?" Draco'nun bugüne kadar gördüğü en güçlü kadındı Aris. Ama onun bahsettiği koruma öyle birşey değildi elbette ki kendini korurdu Draco'yu bile koruyordu. Tıpkı bir melek gibi diye geçirdi Draco içinden. Draco Aris'in sorusuna cevap vermedi ama Aris almıştı cevabı. Üstündekileri çıkartıp pijamalarını giymek için banyoya girdi. Birkaç dakika sonra döndü ardından da Mattheo odaya geldi.

"Toplandın mı?"
"Evet!" Mattheo Aris'in yanına oturdu.
"Keşke gitmesen."
"Ay yeter ama sende abartma alt tarafı 10 adım karşınızdayım. Seninki ile de aynı odadayım he!"
"Kavga etme kızla!"
"Saçmalama ben öyle biri miyim?"
"Bilemiyorum senin içinde uyuyan bir yılan var sanki,sinirlenince herşeyi yapabilir gibisin."
"Belkide!" Dedi Aris gülümseyerek. Draco çok sessizdi. Aris'in onunla konuşmaması içini parçalıyordu,banyoya gitti üstünü değiştirip geldi. Tekrardan hiç konuşmadan yatağına girdi bu sefer o yüzünü duvara döndü. Mattheo onun bu haline üzülmüştü ama birşey diyemedi.
"Neyse biz de yatalım." Aris'in yanından kalkarken yanağından makas alıp gülümsedi Aris de ona gülüyordu. Mattheo banyoya girdi Aris de yatağına uzandı ama o da bu sefer Draco'ya dönüktü sarı saçlarını izliyordu. İçinden acaba fazla mı abarttım diye geçirdi bu seferde kendisi üzülmüştü. Biraz Draco'yu seyretti sonrada kendini uykuya bıraktı.

...

Sabah olunca Aris erkenden uyanmıştı üstünü değiştirip odada başka esyası var mı diye bakıyordu. Onun sesine Mattheo ve Draco uyandı.

"Aris sabahın köründe ne sesi yapıyorsun?"
"Sus Mattheo son kez eşyalarımı kontrol ediyorum kendi odama geçeceğim. Birazdan diğerleri gelir buraya da." Mattheo yavaşça doğruldu. Draco zaten doğrulmuştu. Aris eline bavulunu aldı. Mattheo ayaklandı sanki Aris tamamen onları terk ediyormuş gibi davranıyordu ama Aris'i çok seviyordu ilk senelerinde iyi arkadaşlardı. Sonra aralarındaki samimiyet azalmıştı ama şimdi daha da çok sıkıydı abi kardeş gibiler.
"Hadi ben gidiyorum görüşürüz derste." Mattheo Aris'i yolcu eder gibi odanın kapısını açtı Aris eliyle Mattheo'nun yanağını sıktı sonrada odadan çıktı. Mattheo kapıyı kapatınca Draco'ya baktı.
"Kraliçe gitti."
"Dün akşam özür dilerim ondan ama kabul etmedi. Gerçekten benden nefret ediyor."
"Hayır oğlum nefret etse senin hayatını kurtarır mıydı hiç hem de 2 defa?"
"E neden böyle ozaman?"
"Aris'in kini, öfkesi uzun sürer biraz boşver elbet düzelecek aranız merak etme. Ben de konuşayım mı?"
"Yok sen hiç karışma sonra daha da kızar."
"Sen bilirsin." Mattheo yatağına geçti biraz daha uyumak istiyordu. Draco da kalkıp duş almak için banyoya girdi.

Dersler başlamak üzereydi ilk ders sihirli yaratıkların bakımıydı. Bahçede Hagrid'i bekliyordu öğrenciler. Draco'nun gözleri Aris'i arıyordu. Buldu da. Kız arkadaşlarıyla konuşuyordu. Draco onu izlerken gülümsediğini fark etti bunu kesmedi kadrajına Edward girene kadar. "Şerefsiz!" Diye savurdu ağzından. Yanındaki Mattheo onu duydu neye dediğini anlamak için baktığında oda Edward'ı gördü. "Şerefsiz!"

Ders başladı Hagrid yeni bir yarattıktan bahsediyordu Aris en önde Harrylerin yanına geçmişti arada onlarla konuşuyordu. Draco da arkadan Aris'i izliyor fazla sesini çıkartmıyordu.

"Runetailler küçük sincap yaratıklarıdır normal sincaplardan farkı biraz daha büyüklerdir. Onların nasıl bir yeteneğinin olduğunu bilen var mı?" Diye sordu Hagrid. Aris, Hermione, Neville, Yamira el kaldırıyordu. Hagrid söz hakkını Yamira'ya verdi.

"Bulundukları yerdeki büyü gücünün bir kısmını emiyorlar. Bu yüzden yanlarında yapılan büyüler istenilen etkiyi yaratmaz."

"Güzel Slytherin'e 5 puan!" Aris'in yanındaki Hermione Hagrid'e biraz sinirle bakmıştı ona izin vermediği için ama Hagrid ona gülümseyip tekrar derse devam etti. Bu şekilde minik soru cevap ve puanlarla en son da da minik Runetail'in görünmesi ile ders bitti. Sonraki ders olan Karanlık Sanatlara Karşı savunma dersi için Aris arkadaşlarının ile dersliğe yürüdü en sevdiği ders buydu. Aralarında birkaç kişi ile arkadan Draco ve arkadaşları da yürüyordu onlarda gülüp eğleniyordu. Dersliğe geldiklerinde yerlerine gectiler. Draco orta sıralarda en önde ise Aris ve Harry yanyana oturuyordu. Draco'nun vücudu ısınmıştı bu görüntüden kişi fark etmeksizin Aris'i bir erkek ile görünce deliriyordu. En azından Harry'nin sevgilisi var diye kendini rahatlatmaya çalıştı. Profesör Lucian'ın gelmesi ile ders başladı.

"Derse başlamadan önce size bir ödevden bahsedeceğim!" Sınıfta homurtular yükseldi.
"Sessiz olun, her bir grubun ödevine bakacağım notlar alacağım ona göre binalara puanlar vereceğim eğer iyi yaparsanız yüksek puanlar alırsınız." Sınıftaki homurtular bu sefer azaldı. Puan kelimesi herkesi rahatlattı.

"Ödev ne profesör?"
"Ödev şu: her kes ikişerli grup olacak grupları ben belirledim birazdan söyleyeceğim. Büyü ve ekosistem dengesi ile alakalı bir proje, Kendi ekosisteminizi yaratacaksınız daha sonra kotu ve zararlı büyülerin ekosisteme etkilerini inceleyip bunu düzeltmek için bir büyüyü geliştireceksiniz. Ödev süreniz 2 hafta. Herkes yapmak zorunda yapmayan her grup için binasından 50 puan sileceğim." Bu sefer homurtu değil büyük bir curcuna koptu Lucian'ın bağırışı ile sınıf sessizleşti tekrardan.

"Şimdi grup arkadaşlarınızı söyleyeceğim: Amir-Vely,Suzan-Kim,Jace-Elera,Harry-Ron, Hermione-Neville.,Aris-Edward,Mattheo-Yamira, Theodor-Blaise, Draco-Angelia,..." Sınıftaki çoğu kişi grubundan memenun değildi Aris bir kaç sıra Arkada oturan Edward'a dönüp gülümsedi o da göz kırptı. Draco onlara öyle dalmıştı ki arka sırasındaki Angelia'nın cıyaklamalarını bile duymamıştı.

"Draco,Draco diyorum!" Draco irkilip arkasına döndü.
"Neden bakmıyorsun?"
"Duymadım pardon!"
"Birlikte grup olmamız çok iyi olmadı mı?"
"Ya evet çok iyi oldu." Draco'nun aklı başka yerdeydi. Stresten ayağını oynatıyordu. Yüzü gerilmişti.

"Draco sırayı sallıyorsun!"
"Pardon Theo!"

Sakinleşmeye çalışıyordu ama Aris'in her geçen gün ondan uzaklaşıp Edward ile yakınlaşması sinirlenirini bozuyordu. "Bu böyle olmaz birşey yapmalıyım tahammül edemiyorum şu piçe."
"Birşey mi dedin Draco?"
"Ya yok birşey Theo dön önüne şu kitabını oku!"
"Ne oluyor?"
"Yok birşey boşver!"

Lucian derse döndü. Draco dinlemiyordu gözleri Aris'teydi arada bir Edward'a kayıyordu. Ders bitince sınıf boşalıyordu yavaş yavaş. Aris Edward'ın yanına gitti proje ile ilgili konuşmak için Draco ise toplanma işini yavaşlatıp onları dinlemeye çalışıyordu.

"Biraz uzun sürecek bir işe benziyor önce ne yapacağımızı planlayalım sonra başlarız. Hafta sonu kütüphaneye gidelim birlikte olur mu?"

"Sen nasıl istersen güzelim!" Draco güzelim kelimesini duyunca beynine kan sıçramış gibi oldu hışımla yanlarına gitti. Sert ve soğuk bir ses tonu ile konuştu:

"Aris biraz konuşabilir miyiz?"
"Ne konuşacağız?"
"Önemli!"
"Dersler başlayacak akşam yemekte söylersin!"
"Önemli dedim Aris!" Edward Draco'nun önüne kaydı biraz.
"Şuan konuşmayacağını söyledi Malfoy uza burdan!"
"Yüzündeki yaralar iyileşmiş yenisini mi istiyorsun?"
"Öyle arkadan cekip üste çıkıp adam dövmek kolay! Git şimdi biz Aris ile konuşuyoruz." Draco sertçe elini masaya vurdu sinirden gözleri dahada koyulaşmış gibiydi. Edward'ın yüzüne doğru baktı sonra Aris'in elinden tutup. Onu cekerek yürümeye başladı. Edward önüne geçip engel olmaya çalıştı ama Draco onu kenara itti. Aris bağırıyordu.

"Sen ne yaptığını zannediyorsun? Alıştın sürekli beni çekiştirmeye bırak kolumu. Ne konuşacaksın?" Draco hiçbirine cevap vermiyordu merdivenlerden inerken.
"Seni bu sefer ben lanetleyeceğim Draco Malfoy." Aris'i zor bela slytherine ortak salonuna getirdi. Daha sonra da kendi odasına yani Aris'in eski odasına yöneldi.

"Nereye gidiyorsun bırak artık kolumu canımı acıtıyorsun." Sonunda odanın önüne gekdiklerinde Draco kapıyı açıp Aris'i içeri itti. Yeni yatak gelmişti ama kimse yoktu içeride. Cebinden asasını çıkartıp kapıyı kilitledi. Sonrada Aris'e döndü. Draco o kadar hızlı yürümüştü ki Aris nefes nefeseydi. Draco yavaş yavaş üstüne gelince Aris de refleks olarak geri gidiyordu, sırtı soğuk duvar ile buluşuncaya kadar. Draco dibine kadar gelmişti Aris onu itmeye çalıştı.

"Çekil napıyorsun?" Draco yerinden kıpırdamadı aksine kenardan çıkmaya çalışan Aris'i tekrar duvara dayadı bir elini duvara koyup öbür eli ile Aris'in omzunu tutuyordu, çıkmasını engelledi. Aris kıpkırmızı oldu, Draco'nun yüzüne bu kadar yakın olması onu heyecanlandırdı.

"Draco çekil önümden naptığını sanıyorsun oyuncak mıyım ben her istediğinde biyerle çekiştiriyorsun?" Draco eliyle susmasını işaret etti sonra tekrardan elini duvara yasladı.

"Ben konuşacağım! Neden Edward ile bu kadar yakınsın?"
"Birincisi bu seni ilgilendirmez ikincisi o benim arkadaşım üçüncüsü bu seni ilgilendirmez."
"Arkadaş gibi değilsiniz aranızda birşey mi var?"
"Hayır Draco yok dedim ve yine söylüyorum olsa bile seni ilgilendirmez."
"İlgilendirir Aris!"
"Ne demek ilgilendirir, sen neyimsin ki?" Draco sessizleşti Sadece Aris'i izliyordu.
"Ben,sen ve Angelia ilgileniyor muyum,onun seni öpmesi ile hm? Sevgilinle ne yaşadığın beni ilgi-"
"O benim sevgilim değil!"
"Seni öpende bendim değil mi?"
"Keşke sen olsaydın." Aris bir an duraksadı. Göz bebekleri büyümüş şekilde Draco'ya bakıyordu.
"Ne?"
"Anlamıyor musun Aris aşığım sana, bunca zaman sonra ilk kez birinden bu kadar etkilendim. Seni merak ediyorum; nereye gittiğini,kimle konuştuğunu,ne yaptığını. Yanında bir erkek görünce çıldıracak gibi oluyorum. Anlıyor musun? O şerefsiz o dükkanda sana öyle yakın durunca aklımı kaçırdığımı zannettim,demin sana güzelim deyince daha fazla dayanamadım. Seni seviyorum,seni görünce deliriyorum,kokun,tenin beni baştan çıkarıyor Ari-" Draco cümlesini tamamlayamadı bunu engelleyen Aris'in dudaklarıydı. Draco ufak bir kaç saniye şok yaşadı ama hemen toparlayıp gözlerini kapattı yavaşça, Aris'in öpüşüne karşılık verdi. Ellerini yavaşça indirip Arisin beline yerleştirdi. Aris ise Draco'nun dudaklarını büyük bir şehvetle öpüyordu, ellerini Draco'nun saçlarında ve boynunda gezdiriyordu. Draco da iyice Aris'i kendine bastırıp ellerini yavaşça vücudunda gezdiriyordu. Odadaki tek ses ıslak ve tutkulu öpücük sesleriydi. Uzun süren bir öpüşmenin ardından Aris yavaşça geri çekildi Draco ise gözlerini aralayıp memnun bir şekilde çapkın bir gülümseme yerleştirdi. Son kez Aris'in dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu ve rahatça nefes alması için çok değil biraz geri çekildi elleri hâlâ Arisin belindeydi. Aris utanmış bir şekilde başını önüne eğdi yüzü kızarıktı Draco onun bu halini çok tatlı bulup parmağını çenesine koydu, yavaşça Aris'in başını kaldırıp kendisine bakmasını sağladı. Aris parlak gözlerle ona bakıyordu.

"Utandın mı?" Aris gülümsedi hafifçe,utandığını belli ederek.
"Öpüşürken çok cesurdun ama!" Draco'nun çapkın gülüşü Aris'i dahada utandırdı Draco'yu hafif ittirip ondan kurtuldu,gidip onun yatağına oturdu.
"Gıcıksın Malfoy!" Draco da onun yanına gidip oturdu. Aris'i belinden tutup tek hamle ile kucağına oturttu.

"Neydi bu öpücük?" Aris'in utangaçlığı biraz geçmişti. Draco'nun gözlerinin içine bakıyordu.
"Bende seni seviyorum,bunu kendime bile itiraf edemiyordum ama az önce söylediklerin..."
"Peki neden benden nefret eder gibi davrandın o kadar?"
"Çünkü çok kızmıştım sana ve hiç çabalamıyordun kuru bir özürle kabul etmemi bekledin. Bende benim sana hissettiğim şeyleri senin bana hissetmediğini düşündüm bu yüzden seni tamamen aklımdan kovmak için öyle yaptım." Draco gülümsüyordu.
"Gelip söyleseydin!"
"Saçmalama ya sen sevmiyor olsaydın,hem ilk adımı kızlar atmaz!" Draco sarhoş bakışlar ile Aris'in yüzünün her milimini inceliyordu. Parmaklarını Aris'in boynunda ve dudaklarında gezdiriyordu. Aris ise büyülenmiş gibi onu izliyordu.
"Seni seviyorum Aris,benim ol!" Aris kollarını Draco'nun boynuna dolayıp yüzünü yüzüne yakınlaştırdı. Artık utanmıyordu.
"Bende seni seviyorum Draco ve kabul ediyorum senin olmayı!" Aris tekrar Draco'nun dudaklarına yaklaşıyordu ki kapıdan sesler gelmeye başladı Aris hemen telaşla Draco'nun kucağından kalktı. Draco da üstünü başını düzeltti aynısını Aris'e de söyledi sessizce. Kapıdan ses geliyordu.

"Hay senin ben...kim kitledi bu kapıyı?" Aris ve Draco birbirine baktı bu Mattheo idi.

"Mattheo sen misin?"
"Benim oğlum aç şu kapıyı ne halta kitledin bide normal kilit büyüsü değil bu aç şunu?"
"Yanında biri var mı?"
"Hayır yok lan aç." Draco asası ile kilidi kaldırdı ve kapıyı açtı. Mattheo odaya girerken Draco'ya sövdü.
"Niye kitledin lan kap-... Aris?"
"Merhaba canım!" Aris ufak bi gülümseme yerleştirdi ama Mattheo daha büyük bir gülümseme ile ona bakıyordu sonra Draco'ya döndü.

"Siz napıyorsunuz? Hemde kapıyı kilitleyip."
"Dur be oğlum!"
Mattheo Aris'in karşısına oturdu.
"İnanamıyorum, naptınız yoksa?"
"Yuh o kadarda değil sakin ol!" Dedi Draco
"Açıldım Aris'e!"
"Oh be sonunda!"
"Sen biliyor muydun?"
"Elbette biliyordum Aris o benim en yakın arkadaşım."
"Hani bendim?"
"Sen benim kız kardeşimsin. Dur karıştırma konuyu, odanın kapısını niye kilitlediniz?" Draco Aris'in yanına geçip oturdu. Kolunu Aris'in omzuna attı.

"Sanane oğlum,ne merak ediyorsun herşeyi?" Mattheo kahkaha patlattı.
"Vay be,neyse sevindim sizin adınıza!"
"Sağol kardeşim!"
"Ah be Aris odadan gitmeden önce sevgili olsaydınız ya,ben sizi başbaşa bırakırdım. Bırakmam diyemi korktunuz yoksa!" ikisi de bir ağızdan Mattheoya bağırdı Aris yandaki yastığı alıp Mattheo'ya fırlattı. Mattheo ise gülme krizine girmişti. Onun bu haline Draco ve Aris de gülmeye başladı.

...