17. bölüm · Karanlıkta iki Ruh
Noel
Noel yaklaşıyordu bunun habercilerinden biri ise parıl parıl yağan kardı. Quiz ayı nihayet atlatılmıştı, artık hogwarts'ta Noel heyacanı vardı. Aris ve Draco'nun ilişkileri iyiydi, hiçbir pürüz yoktu ama Aris arada Draco'da gariplikler seziyordu: Sürekli babası bahanesiyle okuldan gitmesi, tek başınayken sürekli elinde bir kitap ile ilgilenmesi ve hatta birkaç kere kütüphanenin kısıtlı bölümüne girmek için görevli ile konuştuğunu duymuştu. Nedenini sorduğunda aldığı cevap:" kendimi geliştirmek için yeni büyüleri araştırıyorum ama profesörler pek sıcak bakmıyor!" Aris bu cevaplar karşısında ne kadar tatmin olmamış da olsa ona birşey demiyordu. Bir kaç kere aklını okumayı düşündü ama bu düşüncenin çok saygısızca olduğunu fark edip hemen kurtulmuştu. Sabahın erken saatleriydi Aris yavaşça doğruldu yataktan etrafına bakındı. Odada sadece Aysha vardı,yarı uyanık yatağında uzanıyordu,Emma ve Yamira ise herhalde çoktan çıkmışlar diye düşündü Aris. Yatağından kalktı banyoya girdi rutin işlerini halledip odaya döndü ve kahvaltıya inmek için hazırlanmaya başladı.
...
"Edward sen şaka mı yapıyorsun? Bir ay oldu. İksiri kendimiz yapsaydıkta aynı süreye denk gelecekti, boşuna amcanı uğraştırdık ya!" Angelia'nın sesindeki alay rahatlıkla anlaşılıyordu. Edward ise ona aldırmamaya çalışarak başını önüne eğmiş birşeyler düşünüyordu.
"Hadi ama Eddy yoksa amcan sandığımız kadar iyi bir büyücü değil mi?" Emma dudaklarını büzerken bir yandanda Edward'ın yüzüne yaklaşıyordu. Edward duyduğu cümle ile ayağa fırlayıp Emma'yı sertçe duvara yaslayıp boynuna asasını dayadı. Emma'nın gözünde bir anlık korku oluşmuştu.
"Amcam hakkında dediklerine dikkat et ve eğer bir daha bana Eddy dersen bu asayı hiç büyü kullanmadan boynuna saplarım." Emma hırıltılı bir ses çıkardı, Angelia onları izliyordu ama hiçbir tepki vermedi. Edward Emma'nın önünden çekilip sinirle döndü.
"Birazdan kahvaltıda posta ile gelir."
"Emin misin?"
"Evet Angelia!"
"Peki o zaman biz Emma ile kahvaltıya iniyoruz sen sonra gel birlikte görünmeyelim." Diyip ikili zindan köşesinden ayrıldı. Birkaç dakika sonra da Edward merdivenlere yöneldi.
...
"Mattheo senin neyin var, çok durgunsun?"
"Birşey yok!"
"Emma ile aran mı bozuk?"
"Hayır Draco,sadece biraz değişik durumlar var emin olunca anlatırım!"
"Sen bilirsin, hadi kahvaltıya inelim!" Mattheo oturduğu koltuktan kalktı ve Draco ile Yemek salonunun yolunu tuttular. Birkaç dakika sonra salona vardıklarında Aris'i gören Draco hızlıca yanına gitti saçlarına minik bir öpücük kondurdu ve yanına oturdu. Biraz ötede oturan Emma'nın yanınada Mattheo geçti. Kahvaltının başlaması ile salonda uğultular arttı.
"Yarın maç var değil mi?"
"Evet güzelim, Rawenaclav ve Griffindor!"
"Kar bayağı yağıyor ama!"
"Biz nasıl havalarda maç yaptık bir bilsen... O zaman buna birşey demezdin!" Aris gülümsedi.
"Bugün derslerden sonra biraz bahçede gezelim mi? Hem bayağıdır yalnız kalmıyoruz!" Draco kızarmış ekmeğine bal sürerken bir an duraksadı sonra Aris'e cevap vermek için yeltendi ki salona baykuş sesleri doluştu. Herkes kafasını kaldırıp bakıyordu,Aris'te baktı Şaya gelmişti ondan birşey beklemiyordu. Şaya Aris'in önüne mektubu bırakıp omzuna kondu. Draco her seferinde bu baykuşu görünce anlık şaşııyordu, tüylerini sevdi ve Aris'e döndü:
"Kimden gelmiş?"
"Annemler göndermiş, umarım bir sorun yoktur!"
"Aç hadi!" Aris mektubu açtı ve içinden okumaya başladı. Draco bir eli Şayada gözleri ise Aris'te konuşmasını bekliyordu. Nihayet Aris mektubu okudu gülümseyerek baktı Draco'ya.
"Anlıyorum ki bir sorun yok!"
"Evet herşey yolundaymış!"
"Güzel,ne diyorlar peki?"
"Annem sömestır tatilinde hogwarts'ta mı kalacağımı yoksa yanlarına mı geleceğimi merak etmiş!"
"Neredeler ki Annenler, Londra'da değiller mi?"
"Hayır babam ve abimin işi için hâlâ Türkiye'deler."
"Ne yapacaksın peki?"
"Bilmiyorum karar vermedim onları çok özledim görmek istiyorum aslında."
"O zaman görmeye gitmelisin!" Aris bir an durdu. Aklına birşey gelmiş gibi parlayan gözlerle baktı Draco'ya.
"Sende benimle gelir misin? Hem ailemle tanışmış olursun." Draco şaşırdı böyle bir teklif beklemiyordu. Biraz düşündü ardından cevap verdi:
"Ailene rahatsızlık vermek istemem! Üstelik sömestırı burada geçirmeyi planlıyorum. Ders falan çalışırım!" Aris'in yüzü düştü.
"Ama senin gelmeni çok istiyordum. Güzel vakit geçirirdik." Draco elini Aris'in çenesine koydu.
"Sen benimsin, her türlü ailenle tanışacağım merak etme yazın bol bol vakit geçireceğiz zaten. Hem sen değil misin derslere daha çok odaklanmamı söyleyen?"
"Evet!"
"O Zaman bir problem yok güzelim. Asma o güzel yüzünü!" Draco Aris'in yanağını öptü. Eline bir parça kızarmış ekmek aldı üstüne fıstık kreması sürdü ve Aris'e uzattı. Aris gülümseyip ekmeği yedi, keyfi biraz yerine gelmişti.
...
Kahvaltıdan sonra herkes derslere girmişti. Mattheo'nun pek keyfi yoktu, Emma'nın yanındaydı sürekli ama onunlayken bile pek mutlu gözükmüyordu. Bu durum Emma'nın garibine gitmişti.
"Bir sorun mu var yakışıklım?"
"Hayır!"
"Mattheo neden soğuk davranıyorsun?" Mattheo biraz durdu. En arka sırada oturdukları için Profesör Binns'in dikkatini çekmiyorlardı, gerçi ön sırada olsalarda çekmezlerdi. Emma'ya baktı çatık kaşlarla:
"Geçen gün sen,Angelia ve Edwardı gördüm. Fısır fısır konuşuyordunuz! Senin o pislikle ne işin var?" Emma dehşete düşmüş gibi oldu ama telaşını belli etmemek için sakince cevaplamaya çalıştı:
"Angelia ile o yakın biliyorsun,bende Angelia'nın yanına gidiyordum meğer birlikteymişler birkaç dakika durdum sadece!" Emma acaba Mattheo neler gördü ya da duydu diye düşünüyordu.
"Emin misin?"
"Evet doğru söylüyorum, inanmıyor musun?"
"Yani inanmak istiyorum, umarım başka birşey yoktur Emma yoksa hiç iyi şeyler olmaz!" Emma suçunu bastırmak ister gibi yanaştı Mattheo'ya.
"Merak etme yakışıklım birşey olduğu yok!" Mattheo'ya bir öpücük kondurdu. Mattheo zoraki bir gülümseme yerleştirdi suratına.
Sanki yıllar sürmüş gibi geçen tarih dersi sonunda bitti. Draco'nun odaya gitmesi gerektiği için Aris kız arkadaşları ile sohbet ediyordu.
"Umarım Hufflepuff kazanır bizimkiler onları daha kolay yeniyor."
"Potter'ın snitch'i kaçırdığı nerde görülmüş?"
"Umarım bu sene kupayı biz alırız!"
"Umarım."
"Aris sen griffindor'u desteklersin kesin!"
"Yani Hufflepuff ile pek aram yok Griffindor'da birsürü arkadaşın var bu maçı onlar kazansın ama kupayı yinede biz alalım!"
"Draco nerede?"
"İşim var dedi odasına gitti!"
"Bu aralar pek sizi yan yana göremiyoruz!"
"Dikkatin başkasında olduğu içindir lila." Lila hariç hepsi kıkırdadı.
"Hiçte bile!"
"Tabi tabi!" Aris aldırış etmemeye çalıştı ama lila haklıydı Draco'da bir işler vardı aklını okumadığı sürece bu işi çözemeyecek gibiydi. Sonunda Draco sınıfa döndü Aris kızların yanında ayrıldı ve onun yanına gitti.
"Hallettin mi işini?"
"Hallettim güzelim!"
"Ne işiydi bu?"
"Hiç ya bir kitabımı unutmuşum, theo'ya sordum!"
"Eminsin değil mi?"
"Ne demek istiyorsun Aris?"
"Garip davranıyorsun!"
"Nasıl?"
"Sürekli bir şeylerle uğraşıyorsun o kitabı elinden düşürmüyorsun. Birkaç kere bakacaktım kitabına ama hep birşey engel oldu." Draco biraz durdu. Sonra sıranın altından kitabı çıkarttı ve Aris'e uzattı.
"Madem bana güvenmiyorsun al bak!"
"Hayır güvenle alakalı değil merak ediyorum, başına birşey gelmesinden korkuyorum!"
"Tamam Aris aynı şey al bak!" Aris almadı itti kitabı Draco'da sıranın altına koydu yüzündeki sinir anlaşılıyordu.
"Sinirlenmene gerek yok sadece merak ettim!"
"Tamam!" Profesör Lucian geldi ve Aris de mecburen olayı orada sonlandırdı. Ders boyunca Draco ile hiç komuşmadılar Aris üzülmüştü, kötü birşey dememişti ki sadece onun iyiliğini istiyordu. Draco'nun bu hareketi Aris'in kitaba bakmasını şimdilik engelledi. Draco da farkındaydı Aris'in birşeylerden şüphelendiğinin, onu çok seviyordu ama bunu yapmak zorundaydı.
Ders bitti sonunda, Aris Draco'ya döndü konuşmak için:
"Kırdıysam kusura bakma ama kötü birşey demek istemedim!"
"Sorun değil bende biraz abarttım güzelim!" Aris Draco'nun yanağına bir öpücük kondurdu. Ve diğer derslere devam ettiler.
...
"Yani Aris Sömestır'da burda değil!"
"Evet, Draco ile konuşurken duydum!"
"Güzel! O zaman Aris gidip geri dönmesine yakın bir zamanda sen Aris'in kılığına girersin Angelia. Ve planımız başlamış olur." Emma'nın haberi ile 3'lünüm keyfi yerine gelmişti.
"Bu arada Mattheo geçen bizi konuşurken görmüş!"
"Nasıl, duymuş mu?"
"Hayır birşeyler uydurdum ama pek inanmıyor gibi!"
"Dikkat et planlarımızı öğrenmemeli!"
"Ederim!" Angelia ve Emma uzaklaştı. Edward ise planlarını gözden geçiriyordu.
...
Dersler bitmişti Aris çok fazla çalışıyordu koskoca hogwarts'ta en çok sıkılmadan,azimle ve merakla çalışan iki kişi vardı: Hermione Granger ve Aris Valena. İki zıt binada olmalarına rağmen dışardan bakıldığında zeka ve azim konusunda çok yakındılar. Diğer çalışanlarıda unutmamak lazım ama bu ikili başka. Aris yemek yerken yanındaki Draco ile konuşuyordu, Mattheo geldi Aris biraz izledi;Mattheo Emma'nın yanına oturdu ona gülümseyip yemeğe başladı ama Aris onun tavırlarının garip olduğunun farkındaydı sorduğunda cevap vermediği için ne kadar istemesede sırf arkadaşının iyiliği için Mattheo'nun aklını okumaya karar verdi. Sadece kendi duyacağı seste Mattheo'ya doğru büyüsünü söyledi.
Yaklaşık 2 dakika boyunca gözlerini ondan ayırmadığı için Draco fark etti ve Aris'i dürttü.
"Ne oluyor,niye Mattheo'ya öyle bakıyorsun?"
"Gözüm dalmış! Çok durgun ya anlatmıyor da birşey."
"Evet ama en sonunda anlatacak birşeyler,bekleyelim."
"Evet bekleyelim!" Aris yemeğine döndü pek konuşmadı Draco ile. Aklında Mattheo'nun,Emma'yı Edward ve Angelia ile konuşurken ki gördüğü an vardı. Mattheo Emma'ya soğuktu bunu anlamak için zihnine girmeye gerek yoktu ama Emma'dan şüphe duyuyordu. Peki neden? Aris bunları aklına not etti muhtemelen bir anlamı vardı ama şimdilik kimseye birşey belli etmemeliydi.
Yemekler yendi herkes binalarına dağılırken Aris ve Draco Slytherin ortak salonunda şöminenin karşısına oturdular.
"Kesin gidecek misin Annelerin yanına?"
"Evet özledim onları!"
"Ne kadar duracaksın özlerim seni?" Draco cümlesini bitirirken Arisi iyicene kolunun altına aldı.
"Tatilin bitmesine iki gün kala falan dönerim."
"Tamam güzelim mektup yaz;neler yaptığını,neler gördüğünü anlat bana. Attığın her adımdan, aldığın her nefesten haberim olsun istiyorum!"
"Bak sen! Ben senin eşyan mıyım?"
"Sen direkt bensin Aris,benim ruhumsun!' Aris'in gözleri parlıyordu her defasında daha da çok aşık oluyordu Draco'ya. Kafasını Draco'nun göğsüne yaslayıp gözlerini kapadı onun kalp atışlarını duymak Aris'e şifa oluyor gibiydi. Draco ise onun saçlarını okşuyor arada öpücükler konduruyordu. Neredeyse 1 saat o şekilde durdular Draco Aris'in birkaç dakikadır hiç konuşmadığını fark etti onu sarsmadan seslendi:
"Aris?" Cevap gelmedi. Draco yavaşça Aris'in kafasını kaldırıp yüzüne baktı. Uyumuştu, o kadar güzel ve huzurlu görünüyordu ki Draco onun rahatını bozmak istemedi ama bu şekilde boynu tutulabilir diye düşünerek,onu yavaşça kucağına aldı ve kanepeden kalktı kızlar yatakhnesine doğru yürümeye başladı saat geç olduğu için salonda birkaç kişi vardı. Draco Aris'in odasının önüne gelince ayağı ile kapıya vurdu. Kapıyı Yamira açtı, böyle bir görüntü beklemiyordu ama bozuntuya vermeden hemen kenara çekildi. Draco yavaşça Aris'i yatağa yatırdı,ayakkabılarını çıkarttı ve üstünü örtüp odadakilere- Aysha, Emma,Yamira- döndü.
"Kusura bakmayın uyuyakalmıştı uyandırmak istemedim."
"Tamam Draco gidebilrisin!" Aysha'nın sözleri ile Draco daha fazla rahatsızlık vermemek için Aris'i öptü ve odadan çıktı.
...
Aris sabah yatağında uyanınca bir an şaşırdı. Dün akşam Draco ile olduğunu hatırladı yavaşça yataktan doğruldu ve aynanın karşısında saçlarını yapan Yamira'ya baktı.
"Günaydın!"
"Günaydın Aris!"
"Yamira beni Draco mu getirdi?"
"Evet uyuyakalmışsın kıyamamış uyandırmaya." Aris Kendi kendine gülümsedi yataktan kalkıp banyoya girdi. İşlerini hallettikten sonra üstüne günlük kıyafetler giydi. Bugün cumartesiydi. Maç vardı ve pazarteside sömestır tatili başlıyordu. Kahvaltıya inmek için odadan ayrilan Aris, ortak salona geldiğinde Draco'yu arkadaşları ile konuşurken gördü ve yanlarına gitti. Draco da onu görür görmez hemen yanına geldi,ufak öpücüklü bir selamlaşmanın ardından kahvaltıya inmek için çıktılar.
...
"Harry çok hızlı!" Aris şaşkınlıkla izliyordu. Herkes Harry'nin Quidditch'te ne kadar iyi olduğunu söylüyordu ama Aris onu sadece ilk sene izlemişti o zamandan bu yana iyicene profesyonel olmuştu. Aris'in şaşkınca snitch'in peşinde süzülen Harry'i izlediğini gören Draco biraz sinirlenmişti, kıskanıyordu.
"Neden bu kadar hayranlıkla bakıyorsun Potter'a?" Aris sinyalleri almıştı hızla Draco'ya baktı.
"Hayır canım, sadece güzel oynuyor ona bakıyorum!" Draco ufak bir mırıltı çıkardı ağzından. Aris kolunu Draco'nun omuzuna atıp öpücük kondurdu yanağına.
"Benim için en iyi Quidditch oyuncusu sensin!" Draco tavrını bozmamak için uğraşıyordu ama yinede dudaklarının kenarının kıvrılmasına engel olamadı,sonunda tamamen döndü Aris'e gülümsedi. Aris de Draco'nun gönlünü aldığını anlayınca tekrar maça döndü. Birkaç dakika sonra Harry snitch'i harika şekilde yakaladı. Griffindor takımı ve taraftarları gururla bağırıyorlardı. Aris ve Draco .stadyumdan ayrıldı bahçede yürüyorlardı. Beyaz ince bir örtü vardı hogwarts'ta.
"Hava ne kadar güzel değil mi?"
"Aynen baya güzel!" Aris kıkırdadı.
"Pazartesi sabah gideceğim."
"Tamam güzelim,hem yoruldun zaten bu dönem güzelce tatil yap!"
"Sen gelseydin daha güzel olurdu tatilim." Draco adımlarını yavaşlattı kolunun altındaki Arisi iyice yaklaştırdı kendine."
"Ben hep seninleyim, hem şu okul bitsin seninle uzun başbaşa bir tatil yaparız!" Aris gülümsedi, Draco da Aris'in soğuktan kızarmış burnunun üstüne minik bir öpücük kondurdu. Ve okula girdiler.
...
Ertesi gün Hogwarts resmen masal diyarından fırlamış gibiydi: bahçedeki çam ağaçları süslenmiş,koridorlarda ışıklandırmalar noel temalıydı ve en güzeli ise büyük salondu. Tavandan sarkan mumlar yerine yıldızlar vardı, sanki yukarıda tavan yokmuşta direkt gökyüzü görünüyormuş gibiydi; Kar yağıyormuş gibi duran tavanın ardından salonda dikkat çekici diğer şey ise salonun en göz alıcı köşesindeki devasa duran büyüler ile süslenmiş çam ağacıydı. Aris hazırlıkların son aşamasını izlerken yanındaki Draco'ya döndü:
"Harika görünüyor, gerçekten Hogwarts'tan o kadar sene uzak kaldığım için çok üzüldüm. Benim okulumdada yapılıyordu noel eğlencesi ama asla böyle değildi."
"Evet güzel ama yinede önceki senerlerimiz o kadar iyi geçmedi. Sırlar odasından tut Ateş kadehine kadar."
"Evet biliyorum hepsini ama en azından artık öyle bir sorun yok!"
"Yani!" Diye omuz silkti Draco. Aris pek umursamadı zaten salonda gezinip etrafı inceliyordu.
Sonunda yemek saati gelince herkes Noel'e uygun kıyafetler giyinmiş bir şekilde salona giriş yapıyorlardı. Aris ve Draco ise uyumlu giyinmek istemişlerdi tatil öncesi son günlerinde.
"Her defasında nasıl bu kadar güzel görünmeyi ve beni kendine daha da çok aşık etmeyi başarıyorsun?"
"Hem çok çekici olduğumu söylerler!" Draco'nun kaşları çatıldı.
"Sen de bana o kişileri söyle bakalım!"
"Şaka yapıyorum sevgilim!" Aris Draco'nun yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Draco, Aris onu öpünce hemen yumuşuyordu. Kendi aralarında sohbet ederlerken nihayet yemek başladı,hayaletlerde gelmişti; şimdi büyük salona kar yağıyordu ama yapay olduğu belliydi insanların üstüne düşmeden eriyor ama muhteşem bir görüntü oluşturuyordu. Salondaki herkes güle oynaya yemeğini yedi ve sohbetini etti.
Normalde geç saatlerde dolaşmak yasam olan hogwarts'ta gece yarısına kadar herkes eğleniyordu; dans edenler,şakalaşanlar,sohbet edenler ve hala yemek yiyenler vardı. Aris ve Draco ortak salona gitmişti kimse yoktu ikisinden başka. Kanepeye oturur oturmaz Draco Aris'i kucağına doğru çekti ve dudaklarını öpmeye başladı. Aris önce geri çekildi:
"Draco burası ortak alan biri gelip bizi bu şekilde görürse çok utanırım!" Draco ise hâlâ bir eli Aris'in bacağında diğeri ise yanağını okşuyordu.
"Kimse gelmez ama sen yinede rahat değilsen benim odama gidebiliriz."
"Olmaz ya odaya biri girerse başka birşey yapıyoruz sanır!" Draco sinsice sırıttı.
"Yapalım o zaman düşünceleri boşa çıkmaz!" Aris sinirli değildi ama sinirli gibi Draco'nun omzuna vurdu.
"Seni özleyeceğim bırak tadını çıkartayım anın biraz!" Aris de hak verdi bu düşünceye 2 hafta o da Draco'yu çok izleyecekti. Yavaşça dudaklarına yanaştı ve sıcak bir öpüşmenin başlangıcı oldu bu hareket. Draco Arisi iyice kucağına yerleştirdi onu kendine bastırıyor elleri ise Aris'in vücudunda geziniyordu. Aris Draco'nun ufak ısırıklı öpüşünün karşsında ufak zevk iniltileri bırakıp saçlarında ellerini gezdiriyordu. Uzun bir öpüşmenin ardından Draco Aris'in nefessiz kaldığını hissedip ona fırsat vermek için boynuna yöneldi. Islak ve sıcak öpücükler bırakıp emiyordu, Aris ise nefes nefese hali ile iniltileri artırmıştı. Sonunda uzun süredir böyle olduklarını ve içeriye birinin gelebileceği düşüncesi ile Draco'yu biraz kendinden uzaklaştırdı o bu hareketi umursamayıp tekrar yaklaşmaya çalıştı ama Aris izin vermedi.
"Yeter bu kadar sevgilim,birileri gelebilir!" Kucağından kalkıp kendini Draco'nun yanına bıraktı Draco ise zevk içindeki yüzü ve patlayan gözleri ile Aris'e bakıyordu. Sessizce mırıldandı':
"Seni o kadar arzuluyorum ki... Teninin kokusu yumuşaklığı beni delirtiyor. Sakın beni bırakma Aris sen benim herşeyimsin sahip olduğum en iyi şey." Aris gülümsedi Draco'yu göğsüne yatırıp saçlarını severken konuştu:
"Beni senden sadece ölüm ayırabilir, seni seviyorum!"
"Seni seviyorum!"
...
