5. bölüm · Karanlıkta iki Ruh
Gizli kehanet
Haftasonu bitmişti 2 gündür Draco ve Aris o olaydan beri hiç konuşmamışlardı arada kaçamak bakışlarla birbirlerini izliyorlardı ama kimse ilk adımı atmıyordu. Aris,Draco konuşana kadar konuşmamakta kararlıydı çünkü Draco'nun ona haksız yere trip attığını düşünüyordu. Aris derslere giriyor Draco'nun yüzüne hiç bakmıyordu derslerine odakliydıydı son ders olan kehanet dersine girdiler. Profesör Trelawney değişik sesler çıkararak içeri girdi:
"Günaydın yavrularım herkes fincanlarını önüne alsın, içiniz kahvelerinizi çekinmeyin!" Aris,Harry ve Ron birlikte oturuyorlardı. Draco ise karşı masada Mattheo ve Theodor ile oturuyordu Aris ona hiç bakmıyor ancak Draco Aris'i izliyordu.
"Bu kadında çok ilkel takılıyor ya!" Ron'un sözüyle Harry ve Aris kikirdamıştı.
"Sessiz ol Ron duyucak kadın, Hermione nerede?" Diye sordu Aris.
"Onun başka bir dersi var, zaten bu dersi pek sevmiyor!" Harry'in cevabı ile Aris şaşırmıştı.
"Nasıl yani Hermione'nin de sevmediği bir ders var mı?"
"Çok garip değil mi Aris!" Ron'un cevabı ile yine kıkırdadılar. Uzaktan onları izleyen Draco Aris'in Harry ve Ron'un şakalarına her güldüğünde kaşları çatılıyordu. Draco artık onlara eskisi gibi nefret duymuyordu ama yinede bayılmıyordu da.
"Evet kahvelerinizi içtiyseniz herkes karşısındakinin fincanın alıp baksın. Evet canım Aysha sen basla!" Dedi profesör Aysha karşısında oturan Blaise'in fincanı alıp baktı gördüğü ya da görmeye çalıştığı şeyleri kitaptan anlamalarına bakarak söylüyordu.
"Güzel şimdi sen de sıra deli bakışlı oğlum!" Profesör bunu Mattheo'ya söylüyordu hoşuna gitmişti gülümsedi karşısındaki Draco'nun fincanını aldı.
"Hmm,burda yoğun bir karanlık var sanki uzun bir yola benziyor!" Profesör bunu duyunca hemen eline fincanı alıp baktı ve gördükleri ile elinden fincanı düşürdü gözleri fal taşı gibi açılmıştı Draco ise şaşkındı. Profesör elini Draco'nun omzuna koyup değişik sesler çıkartıp kendinden geçiyordu draco ise şaşkın ve çekingen bakışlarla onu izliyordu kadın en sonunda derin bir çığlık bırakıp elini Draco'dan çekti.
"Ah oğlum, hiç iyi şeyler görmüyorum bu hissi daha öncede yaşamıştım burada!" Diyip Harry'e baktı Harry rahatsız olmuş bir şekilde boğazını temizledi.
"Bu saçmalık profesör,bir kaç kahve telvesine bakıp da hayatımı yönlendirecek değilim!" Draco ayağının dibindeki fincanı kenara tekmeleyip hışımla sınıftan çıktı Aris çok şaşkındı fal da görülen şeyler gerçek olabilirdi iyi ama nasıl diye geçirdi içinden.
Dersler bitmişti aris odasına gitti içeride kimse yoktu. Yatağına uzandı olanları düşündü. Kendini garip hissediyordu profesörün gördüklerine tamamen olmasada inanıyordu çünkü babasının kazı işleri sebebiyle Orta Asya da bir şamanla tanışmıştı. O adamda Aris'in gözlerine bakıp büyük bir savaştan bahsetmişti Aris ilk başta inanmamıştı ama sonradan Karanlık Lord ile savaşmıştılar. Aris savaş sonrası anladı adamın doğru söylediğini. Trelawney de iyi bir kehanetciydi buraya gelmeden önce araştırmıştı. Aris düşünüyordu ve korkuyordu Draco'nun başına birşey gelmesini istemiyordu. Onun düşüncelerini dağıtan odanın kapısının açılması oldu. Içeriye Draco ve Mattheo birlikte girdi Aris istifini hiç bozmadı Draco göz ucuyla ona bakıp yatağına geçti.
"Naber Aris?" Mattheo sordu bunu.
"Iyiyim sen?"
"Iyi bende ya çok sıkılıyorum birşeyler mi yapsak üçümüz?" Aris anlık bir duraksadı çünkü Mattheo bunu hem Aris'e hem de Draco'ya söylüyordu.
"Ne oldu Matt yoksa seninle takılacak kız bulamadın mı?" Draco bunu alayla sormuştu Mattheo ise yatakta dogrulmuş onları izleyen Aris'in yanına attı kendini yanına uzaniverdi.
"Baksana sen şu yakışıklılığa buna hangi kız hayır der, öyle değil mi Aris?"
"Evet çok yakışıklısın ama bu serseri ve ukala halin kızları kaçırıyor bence!"
"Ama yakışıklıyım,ver bi yanak!" Aris, Mattheo'nun söylediği üzerine eliyle Mattheo'nun ağzına vurdu yavaşça.
"Şapşal seni!" Aris gülüyordu Mattheo ile uğraşırken Draco ise yine eline o kitabı almıştı ama okumuyordu Aris'i izliyordu gülüşünü, yüzünü, saçlarını tıpkı hayran gibi. Aris'in anlık refleks ile Draco'ya bakması ile Draco hemen başını çevirdi boğazını temizledi. Aris bunu fark etmişti.
"Ee Drayy ne diyorsun?"
"Bilmiyorum!"
"Eh yeter artık ya bırak şu elindeki kitabı adam gibi cevap ver!" Draco göz ucuyla Mattheo'ya baktı.
"Haftasonu işlerim olabilir."
"Ne işi bu ya? Geçen haftasonu da işin vardı." Draco başını kaldırmadan cevap verdi:
"Hem eminim Aris'in de öğretmenlik yapacak kişileri vardır." Aris'in lafın kendine gelmesine şaşırmıştı. Draco'nun aksine ona bakarak cevap verdi:
"Kimseye öğretmenlik yapmıyorum fazla abarttın bu durumu!" Draco cevap vermedi Aris ise cevap vermesini bekler gibi ona bakıyordu arkadaki sessizliği Mattheo bozdu:
"Siz hâlâ barışmadınız mı?"
"Ben kimseye küs değilim Mattheo sadece bazıları haddini aşıyor!" Draco elindeki kitabı kapatıp çekmeceye koydu bu sefer cevap verirken Aris'in gözlerine bakıyordu:
"Haddimi mi aşıyorum?"
"Evet Draco haddini aşıyorsun neden ona ders anlatmamdan bu kadar rahatsız oldun anlamıyorum. Sen benim arkadaşımdan fazlası değilsin sen benim için Mattheo'dan farklı değilsin bak ilk basta oda tepki verdi ama sonra umursamadı sanki ben sana hainlik etmişim gibi davranıyor benimle konuşmuyorsun bile!" Aris bunları biraz yüksek sesle söyledi içinde tutuyordu 2 gündür. Draco yaklaşık 1 dakika cevap vermedi sessizce izledi sadece nedenini bilmiyor ama Aris'in onu sadece sıradan bir arkadaş olarak görmesi rahatsız etmiş,zoruna gitmişti. Mattheo ise yatakta dogrulmuş sessizce izliyordu bu kadar gamsız Mattheo bile durumun ciddiyetinden rahatsız olmuştu.
"Özür dilerim,haddimi aşmışım!" Draco sadece bunu söyledi gözlerindeki o kibir ve sinir yok olmuştu sanki kırgınlık gelmişti yerine. Ayağa kalktı odadan çıkmak için kapıya yöneldi Aris'in sesiyle biraz duraksadı:
"Sadece bu mu yani,beni suçlu hissettirip manipüle mi etmeye çalışıyorsun?" Aris hâlâ sinirliydi çünkü o düşüncelerini kelimelere döktükten sonra tekrar normale dönerler sanmıştı ama hiç öyle olmadı aksine Draco'nun gözündeki kırgınlığı görünce içi burkulmuştu eğer gerçekten beni manipüle etmeye çalışıyorsa başardı diye düşünüyordu. Draco Aris'e cevap vermedi dinledi sadece sonrada odadan çıktı. Aris ellerini saçlarına daldırmış saçlarını çekiyordu sinirden. Mattheo bu durumdan rahatsız olmuştu.
"Aris iyi misin?"
"Değilim Mattheo!" Mattheo biraz bekledi sonra Aris konuşmaya başladı yine.
"Görüyor musun? Sanki ben suç birşey yapmışım o da cezasını kesiyor!" Aris kendini sıkıyordu vücudu iyice ısınmıştı. Mattheo bunu fark edince onu kendine yasladı başını omzuna koyması için fırsat verdi.
"Tamam sakin ol, anlattım ya sana arkadaşı olarak sama cidden değer veriyor Edward'a ders anlatman ona çok koymuş bu yüzden böyle davranıyor zaten bu aralar bir değişik boşver sen biraz kendi haline bırak sonra konuşursunuz." Mattheo'nun sözleri Aris'i biraz rahatlamıştı iyice Mattheo'nun kucağına yayıldı Mattheo ise onun saçlarını okşuyor sakinlesmesini sağlıyordu.
Aradan 2 saat geçmişti Draco dışarda doloşmış biraz kafasını dağıtmıştı düşünüyor derin düşünüyordu neden Aris'in ona sadece Arkadaş demesi zoruna gitmişti bunda garip birşey yoktu ki aksine doğru söylemişti Draco bu sefer kendini kızıyordu verdiği tepkilerin yersiz olduğunu Aris'e haksızlık ettiğini düşünmeye başlamıştı uygun bir anda onunla konuşurum diyerek geri odasına dönmek için binaya girdi zaten yemek saati geliyordu. Draco odaya girdiğinde Aris'in yatağında birbirlerine sarılarak uyuyan Mattheo ve Aris'i gördü yine istemsiz olarak dişlerini sıktı bu hareketine kendisi de anlam veremedi. Aris'in yatağının tam karşısında olan yatağına oturmak için yanlarından geçerken Aris'e baktı. Çok huzurlu gözüküyordu onu daha fazla rahatsız etmeye hakkım yok diye geçirdi içinden. Yatağa oturdu ve uyuyan Aris'i izledi bir kaç dakika. Sonrasında yemek yemek için odadan çıktı bir an onlarıda uyandırsan mı diye düşündü ama Aris'in huzurlu anını bozmak istemedi.
Draco yemeğe indi Blaise'in yanına oturdu.
"Aris ile Mattheo nerede?"
"Onlar uyuyorlar rahatsız etmek istemedim" diye cevap verdi Draco,Blaise'e:
"Vay canına Draco gerçekten çok düşünceli olmaya başladın, sanırım büyüyorsun!" Draco Blaise'nin cevabına buruk bir gülümseme bıraktı. Birkaç dakika sonra yemek başladı Draco çok iştahlı değildi yemekle oynuyordu. Bedeni burda ama zihni baska yerdeydi. Onu düşüncelerinden ayıran bir ses oldu:
"Aris nerede?" Sesin geldiği yöne çevirdi kafasını ve kaşlarının çatılması hızlı olmuştu. Bu Edward idi. Draco cevap vermedi önüne döndü onunla uğraşmak istemiyordu.
"Sana birşey sordum Malfoy, sağır mı oldun yoksa?" Draco yumruğunu sıkıyordu tekrardan kafasını Edward'a çevirdi sinirle cevap verdi:
"Uyuyor!"
"Neden,Birşey mi oldu, yoksa sen mi birşey yaptın kıza Malfoy?" Draco elini sertçe masaya vurdu.
"Bak bana şerefsiz geçen gün Aris olmasaydı seni öldürecektim şuan Aris yok bana bu fırsatı verme!" Draco'nun sözü ile kahkaha attı Edward:
"Küçük Malfoy'a bak sen,ulan sen gölgenden korkan adamsın beni yenebileceğini mi sanıyorsun?" Draco bir hışımla ayağı kalktı arkasından Blaise'de ani müdahale gerekebilir diye kalktı profesörler de görmesin diye önlerinde duruyordu Blaise.
"Öyle mi diyorsun Edward o zaman bir düello yapalım görürüz kim neyden korkuyor!" Draco'nun teklifine sırıttı Edward.
"Kabul Malfoy,ama kaçacaksan baştan söyle bizide uğraştırma!" Draco yine Edward'ın yakasına yapıştı.
"Ulan seni ben varya..."
"Hey ne oluyor orada Blaise önümden çekil "bunu diyen profesör paradox'du Blaise zorla Draco'nun elini Edward'ın yakasında ayırıp önlerinden çekildi profesör ters ters baktı.
"Edward Cullen ve Draco Malfoy yemekten sonra ofisime gelin."
Ikisinde başıyla onaylayıp yerlerine geçtiler.
"Ne oluyor Draco bu piç niye böyle konuşuyor?"
"Boşver Blaise düelloda onu ezince bir önemi kalmayacak dediklerinin!"
Yemek sona ermişti Draco bu işle fazla uğraşmak istemediği için hemen Paradox'un odasına gitti daha gelmemişti kapıda bekliyordu birkaç dakika sonra Edward ike birlikte geldiler ve odaya girdiler.
"Anlatın nedir aranızdaki mevzu?"
"Bir mevzu yok profesör sadece birbirimizi sevmiyoruz ve hareketlerimizde batıyor" diye cevap verdi Edward.
"Benim gözümede ikiniz batıyorsunuz, eğer böyle fevam edersiniz ceza vereceğim bu size ilk ve son uyarımdır haberiniz olsun. Şimdi çıkabilirsiniz!" Draco ve Edward odadan çıktı. Edward gıcık bir şekilde Draco'ya bakıyordu:
"Yarın akşam yemeğinden sonra 3. Koridora gel, korkarsan arkadaşlarınıda getirebilirsin." Edward Draco'ya fırsat vermeden yürüyüp uzaklaştı. Draco yine sinirlenmişti ama sakin kalmaya çalışıyordu odasına doğru yürümeye başladı. Kapıya gelince içerdekileri uyandırmamak için yavaşça kapıyı açtı içeri girdi tam o sırada Aris uyanıyordu. Yavaşça gözlerini açtı ilk gördüğü şey Draco'nun gözleri oldu Draco kafasını çevirdi hemen Aris'de Mattheo'nun göğsünden destek alıp doğruldu gözlerini ovusturuyordu.
"Yemek saati geçti sizi uyandiricaktim ama rahatsız etmek istemedim." Draco'nun soylediklerine bir cevap vermedi Aris. Mattheo'yu dürttü:
"Uyan Matt yemek saatini kaçırmışız!"
"Biraz daha uyuyayım ya!" Aris buna izin verdi yataktan kalkıp banyoya girdi. Işlerini halledip banyodan çıktıktan sonra Draco'yu uzanırken gördü hiçbir şey söylemedi ona Mattheo hala istifini bozmadan uyuyordu Aris saate baktı geç olmuştu o da Mattheo'nun yatağına uzanıp uyudu.
Ertesi sabah Aris uyandı rutin işlerini halledip üstünü giyindi ve odadan çıkıp derse gitti Mattheo ve Draco çoktan çıkmıştı zaten. Aris ilk dersi olan bitki bilimi dersliğine gitti. Sınıfa göz attı ama ne Draco ne de Mattheo vardı fazla umursamadı zaten umursayacak vaktide yoktu profesör Sprout gelmişti.
"Bugünkü konumuz Allelopati, bu bitkiler savaşçı bitki olarakta bilinir etrafındaki bütün bitkileri adeta yiyerek yok eder. Bakın şu saksıya!"
Aris oldukça büyük olan saksıya baktı içeride bir tek ağaç vardı etrafındaki otlar kupkuruydu.
"Evet şimdi nasıl böyle olduğunu rahat görmek için sağınızda bulunan saksıyı önünüze alın ve solunuzdaki iki bitkiyi ekin bu sırada biri bize bu savaşçı bitkinin ne gibi bir yararı olduğunu söylesin!" Çekinmeden katıldığı tek ders olan Neville cevap vermek için el kaldırdı profesör ona söz hakkı verdi:
"Evet canım söyle!"
"Profesör allelopati saldırgan bir bitki olsada aslında çok faydalıdır etrafında istilacı ve zehirli otları kurutarak bulunduğu yeri temizler."
"Çok güzel, Griffindor'a 5 puan!" Aris, Neville'a gülümsedi Neville ise utanarak ufak bir tebessüm etti.
Biraz daha bitkilerle ilgilendikten sonra ders bitmişti sonraki ders olan Hagrid'in dersi yani sihirli yaratıkların bakımına girmek için bahçeye çıktı bu sırada sürekli etrafa bakıyor Mattheo ve Draco'yu arıyordu gözleri ama hiçbir yerde yoktular Aris sinirlenmişti biraz "hadi Draco ile konuşmuyorum bu Mattheo nerede geberticem onu bulunca!" Diye söylenerek Hagrid'in yanına gitti biraz sonra ders başladı Hagrid öğrencileri toplayıp ormana götürdü.
"Evet işte geldik bugün Nifferlerin bölgesindeyiz bunlara hırsız köstebek de diyebiliriz. Aman dikkat edin eşyalarınızı çalmasınlar." Hagrid kıkırdadı. Birkaç Slytherinli öğrenci Hagrid ile dalga geçip gülüyordu tam o sırada Bir çığlık koptu kızlardan birinin saçına köstebeğe benzer birşey vardı muhtemelen niffer buydu diye düşündü Aris. Küçük yaratık kızın saçındaki gümüş Tokayı alıp oldukça büyük olan kesesine koyup bir anda ortadan kayboldu kimse nereye gittiğini göremedi. Kız sinirle burnundan soluyor Aris ve arkadaşları kıza katıla katıla gülüyordu.
"Ben dikkat edin demiştim!" Dedi Hagrid de alayla
Aradan geçen derslee sonrasında akşam olmuştu bile yemeğe 1 saat vardı Aris de odasına çıktı içeriye girince Draco ve Mattheo'yu birşey konuşurken gördü onlar Aris'i fark edince hemen sustular Aris kızgınlıkla bağırmıştı:
"Siz neredesiniz sabahtan beri? Birşey oldu zannettim" Aris bunu ikisinede sormuştu bir Draco'ya bir mattheo'ya bakıyordu sonra bir anda aklına Draco ile konuşmadığı geldi tekrardan gözlerini Mattheo'da sabitledi.
"Sen neredesin sabahtan beri Mattheo?" Draco Aris'in durumunu fark etti biraz üzülmüştü ama belli etmedi bir yandan da Aris'in onu da merak etmesi hâlâ arkadaş olarak görmesi hoşuna gitmişti.
"Sakin ol kızım ya! Draco ile biraz erkek erkeğe takıldık,noldu seni almadık diye kıskandın mı?"
"Sadece gezdiniz yani?" Aris tek kaşını kaldırarak cevap verdi buna inanmadı çünkü bir dakika boyunca derin bir şekilde Mattheo'nun gözlerine baktı sonra bu bakmayı Mattheo rahatsız olup bozdu:
"Evet Aris sana neden yalan söyleyeyim?"
"Peki, öyle olsun bakalım!" Aris başka birşey demedi eşyalarını masanın üstüne birakıp eline bir kitap aldı yemek saatine kadar bunu okumayı planlıyordu.
"Ne o sende mi okumaya başladın?" Mattheo hem Aris ile hemde Draco ile dalga geçerek sormuştu bunu Aris kafasını kaldırmadan cevap verdi:
"Aptallık etme Mattheo ben hep çalışırım,okurum zaten." Doğru söylüyordu Aris çok çalışıyordu çok iyi bir cadı olmak için uğraşıyordu babası sayesinde farklı uygarlıklar ile tanışıyor onları büyücü ve cadıları ile birebir görüşüp çalışıyordu.
"Sana da Şaka yapılmıyor Aris!" Dedi Mattheo. Aris cevap vermedi kitabındaki okumasına odakliydıydı. Draco ise onları izledi son kez Aris'e bakti Aris bunu hissetti ama tepki vermedi Dracoda kendi kitabını okumaya başladı.
1 saat geçmişti bile yemeğe indiler. Aris Blaise'in yanına Mattheo ve Draco da Aris'in karşısına oturdu. Yemek başladı Aris sessizdi pek konuşmuyordu bir kulağıda fısır fısır konuşan Draco ve Mattheo'da idi.
"Saat kaçtaydı?"
"Sessiz ol Mattheo kimse duymasın özellikle de..." Gözleriyle Aris'i işaret etti. Mattheo başını salladı.
"Yemekten sonra ortalık durulunca 3. Koridorda."
"Tamam,şu piçe haddimi bildir artık sıkıldım!" Dedi Mattheo.
"Merak etme halledeceğim onu!"
"Bana da biraz eğlence çıkar hem." Dedi gülerek mattheo.
"Onlardan ekstra müdahale gelmediği sürece sen karışmıyorsun Mattheo!" Bu durum Mattheo'nun hoşuna gitmemiş gibi yüzü düştü.
"Ne müdahalesi,ne fısırdaşıyorsunuz siz sabahtan beri Mattheo?" Bunu soran Aris idi. Onların bir işler karıştırdığını anladı tek Kaşı havaya kalkmıştı çoktan.
"A-Aris, ne müdahalesi?"
"Bende onu sana soruyorum Mattheo umarım okuldan atilmanıza sebep olacak şeyler yapmıyorsunuzdur!"
"Yok güzelim ya nerden çıkardın öyle sohbet ediyoruz sen yanlış duydun!" Aris gözlerini kısıp onlara baktı sonra birşey demeden yemeğine döndü. Mattheo ucuz kurtulmuş gibi derin bir nefes verdi. Draco ise yine Aris'e dalmıştı Aris bu sefer kafasını kaldırıp ona baktı birkaç saniyelik bakışmanın ardından Draco hemen önüne döndü.
Yemek bitmişti Draco ve Mattheo 3. Koridordaydılar.
"Iyi bari o aptal bi akıllılık etmişte flich'in bile arada sırada uğradığı bu yeri seçmiş!" Dedi alayla mattheo Draco'da ona güldü.
"Seni duyabiliyorum Blashk!" Draco ve Mattheo sese döndüler Edward ve yanındaki iki arkadaşı gelmişti bunlar Slytherin'den ken ve cash idi.
"Ooo bak şaşırdım ben seni kör,topal,sağır biliyordum!"
"Onları senin gibilere derler Blashk!" Mattheo'nun yüzünden alaycı gülümsemesi silindi.
"Demek gelecek kadar cesaretin var Malfoy, bakalım beni yenebilecek kadar gücün de var mı?"
"Birazdan burada kimin güçlü olduğunu göreceğiz ve sen ardına bakmaya bile fırsatın olmadan kaçacaksın!"
"Madem öyle başlayalım!" Draco ve Edward yerlerini aldılar Mattheo 3'e kadar saymaua başladı 3 demesine fırsat vermeden Edward saldırdı:
"Muffliato" Draco'nun saldırı karşısında kulakları çınlamaya başladı hemen kendini toparlayıp devam etti:
"Expalliarmus" Edward büyüyü savurdu,alayla konuştu.
"Hadi ama Draco bu eski basit büyülerle mi beni yeneceğini sanıyorsun?!" Draco sinirliydi hemen yeni hamlesini yaptı:
"Sectumsempra" Edward bu saldırıdan kurtulamadı geriye doğru havada takla attı vücudundan kesikler oluşmuştu yavaşça ayağı kalktı bu sefer Draco gülüyordu. Bu sırada çok ses çıktığı için Mattheo etrafa görünmez bir büyü ile ses yalıtımı sağlıyordu kimse gelmesin diye.
"Exfensian" bu sefer Edward saldırmıştı Draco'nun etrafında birden birsürü iki başlı yılanlar belirdi Draco'ya saldırmaya çalışıyorlardı.Draco korkmuştu geri geri adımlar atıyordu Edward ise pis pis kahkaha atıyordu.
"Ne oldu Malfoy yoksa gerçek ile hayalî bile ayırt edemeyecek kadar aptal mısın?" Draco bunu duymamıştı yılanlar ile uğraşıyordu Mattheo var gücü ile bağırdı:
"DRACO KENDINE GEL BU BI ILUZYON BÜYÜSÜ!" Draco bunu duyunce gözleri patlamıştı.
"Alaksam" Draco'nun büyüsü ile hem yılanlar yok oldu hem de Edward bir yılan gibi yere yapıştı kalkamıyordu elinden asasını düşürmüştü.
"MALFOY SENI ÖLDÜRECEĞIM!" Draco buna kahkaha atmıştı.
"Öyle mi,bu halde mi? Şuan bir sürüngenden farksızsın Cullen!" Draco arkasını dönüp Mattheo'ya doğru yürüyordu ancak birşey oldu. Edward zor bela eline aldığı asası ile o lanet büyüsünü söyledi:
"CURICUO!" Draco arkasını bile dönmeden gözlerini sıktı biliyordu bu lanetten kurtulamazdı ama aynı anda birbses daha koptu:
"AEGIS VERIDION FORTIS!" Draco bu ses ile gözlerini açtı bu,bu Aris idi. Sıkı bir şekilde tuttuğu asası ile bu büyüyü Draco'ya yapmıştı bu koruma büyüsüydü Aris güçlükle asayı tutuyor vücudu titriyordu kendi kendine ne olur savrulsun artık şu büyü diye düşünüyordu çünkü başı dönmeye gözleri kararmaya başlamıştı zor bela Curicuo büyüsünü savurduktan sonra asasını indirdi ve yere yığıldı.
"ARIS!" duyduğu son şey buydu.
...
