6. bölüm · Karanlık tutku

Bölüm 6

Cemre 6474

Dizimdeki sızı yüzünden ayağa kalkmaya çalıştığım anda acıyla yüzüm buruştu.
Oğuz bunu fark eder etmez hiç düşünmeden kolumu omzuna aldı.
“Üzerine basma,” dedi net bir sesle. “Seni buradan götürüyorum.”
Ve bir anda beni kucağına aldı.
Hiç zorlanmamıştı bile.
Normalde itiraz ederdim. Bir doktor olarak kendi yarama bakabilecek kadar bilgim vardı.
Ama o an hem şoktaydım hem de az önce yaşadığım şeyin korkusu hâlâ içimdeydi.
Bu yüzden sadece başımı salladım.
Oğuz beni dikkatlice arabasına bindirdi. Kapıyı kapatırken yüzündeki gerginlik hâlâ geçmemişti.
Direksiyona geçtiğinde ellerini direksiyona gereğinden fazla sıkı tuttuğunu fark ettim.
Araba gece boyunca sessizce ilerlerken dışarıdaki sokak lambaları yüzüne vuruyordu.
Çenesi hâlâ gergindi.
“Bana ne olduğunu biliyor gibisin,” dedim sessizliği bozarak.
Birkaç saniye cevap vermedi.
“Şu an önemli olan senin iyi olman,” dedi sonunda.
Bu cevap merakımı daha da büyüttü.
Kısa bir yolculuktan sonra siyah ve modern detaylarla döşenmiş bir apartmanın önünde durduk.
Oğuz arabadan inip benim kapımı açtı, sonra beni yavaşça destekleyerek içeri götürdü.
Evi beklediğimden daha düzenliydi.
Koyu gri koltuklar, loş sarı ışıklar ve duvarlarda siyah çerçeveli tablolar vardı.
Her şey sade ama dikkat çekici bir zevkle seçilmiş gibiydi.
Beni salondaki geniş koltuğa oturttu.
“Bir dakika,” dedi ve hızlıca banyoya geçti.
Elinde ilk yardım çantasıyla geri döndüğünde içimde istemsiz bir şaşkınlık oluştu.
Hareketleri bir yabancıdan çok… sanki bunu daha önce defalarca yapmış biri gibiydi.
Dizimin önüne çömeldi.
“Biraz acıyabilir,” dedi.
Elbisemi hafif kaldırıp diz kısmını dikkatlice kontrol ederken elleri inanılmaz nazikti.
Az önceki karanlık sokaktaki korkudan sonra bu sakin dokunuş içimde garip bir güven hissi yarattı.
Bir anlığına nedenini bilmediğim bir düşünce geçti aklımdan:
Sanki bana zarar gelmemesi onun için düşündüğümden daha önemliydi.
“Bir doktor olarak bunun küçük bir doku zedelenmesi olduğunu söyleyebilirim,” dedim hafifçe gülümsemeye çalışarak.
Oğuz ilk kez o geceden beri biraz rahatladı.
“İnatçı olduğunu anlamıştım zaten.”
Ben de hafifçe gülümsedim ama aklım hâlâ aynı yerdeydi.
“Beni takip eden kişi…” dedim, sesim bu kez daha ciddi çıktı.
“Bu seninle ilgiliydi, değil mi?”
Oğuz’un eli bir an durdu.
Gözleri yavaşça benimkilere kalktı.
O sessizlikte kalbim yine hızlandı.
Çünkü yüzündeki ifade bana gerçeğin düşündüğümden daha büyük olduğunu söylüyordu.
“Almira…” dedi derin bir nefes alarak.
“Sanırım sana bazı şeyleri anlatmam gerekecek.”