3. bölüm · Karanlık tutku
Bölüm 3
Gece ilerledikçe masadaki herkes daha da eğlenmeye başlamıştı. Kahkahalar, müzik ve loş ışıklar birbirine karışırken ben kendimi istemsizce yine Oğuz’u izlerken buluyordum.
Diğer taraftan ise o kızın anlattıkları aklımdan çıkmıyordu.
Bir ara arkadaşları bir şey anlatırken herkes güldü ama Oğuz sadece hafifçe gülümsedi. Sanki aklı bambaşka bir yerdeydi.
Tam o sırada telefonu masanın üzerinde kısa kısa titreşti.
Ekrana düşen ışık yüzüne vurdu. Mesajı gördüğü anda ifadesi çok kısa bir anlığına değişti. Gözleri ciddileşti. Hatta yüzündeki o rahat hava bir anda kayboldu.
Kimden geldiğini görmeye çalışmadım… ama Oğuz telefonu hemen ters çevirdi.
Bu küçük hareket içimde anlamsız bir merak bıraktı.
Bir süre sonra masadan sessizce kalktı. Kimseye bir şey söylemeden sadece dışarı çıktı.
Nedense gözlerim onu takip etti.
İçimde tarif edemediğim bir his vardı.
Merak mıydı, yoksa biraz önceki uyarının bıraktığı huzursuzluk mu, emin değildim.
Dayanamayarak birkaç dakika sonra ben de bahane uydurup dışarı çıktım.
Kafenin yan tarafındaki balkonda tek başına duruyordu. Şehrin gece ışıkları yüzüne vururken normalde gördüğüm o sakin ifadeden eser yoktu.
Daha sessiz, daha uzak görünüyordu.
Elinde sürekli oynadığı ince siyah bir bileklik vardı.
Daha önce de birkaç kez fark etmiştim.
Parmakları bilekliğin üzerinde duraksıyor, sanki yalnızca onun anlayabildiği eski bir anıyı yokluyordu.
Bir anlığına içimde garip bir tanıdıklık hissi oluştu.
Sanki o bileklik, farkında olmadığım bir geçmişin kapısını aralayacak kadar önemliydi.
Yanına yaklaştığımı fark edince hemen toparlandı.
“İyi misin?” diye sordum.
Bana baktı.
Gözlerinde bir anlığına çözemediğim bir şey geçti.
Üzüntü gibi… ama daha derin.
“İyiyim,” dedi kısa bir sesle.
Sonra hafifçe gülümseyip ekledi:
“Sadece bazen kalabalık fazla geliyor.”
Başımı salladım ama içimde bir his bunun gerçek cevap olmadığını söylüyordu.
O an ilk kez şunu fark ettim:
Oğuz’un herkese gösterdiği yüzünün arkasında bilmediğim bir dünya vardı.
Ve nedense, o dünyanın beni düşündüğümden daha yakından ilgilendirdiğini hissediyordum.
