5. bölüm · Karanlığın Mührü

4. Bölüm|Tozlu Sayfalar

Ecemnaz Sakar

18 YIL ÖNCE 25 KASIM
Miran Orest
Bu gün kızım çok enerjikti. Hiç yerinde durmuyor bir şeyler yapmak istiyordu. Oğlum ise arabalarıyla oynuyordu. O başka bir dünyadaydı. Bizi hiç duymuyordu. Kızımla az önce dans etmiştik. Kızımı ve oğlumu canımdan çok seviyordum. Oğlum her zaman için kendi başına eğlenebilen bir çocukken naela enerjisi sayesinde hep birileriyle oynamak istiyordu. İkisiyle de sonsuza kadar oynardım. Naela biraz önce resim çizmek istemişti ve şu anda birlikte resim çiziyorduk.

O bahçeli bir ev ve bahçesine renkli çiçekler çizerken ben onun çizdiğinin aynısını çiziyordum. Onun çizimini izlerken bahçesini bitirdi ve bir kafa çizmeye başladı. Müdahale etmeden sadece izledim bir süre sonra 3 tane beden çizmişti. Ortadaki boyu biraz daha uzun olan sanırım bendim. Bir elimden küçük bir kız diğer elimden de kızla aynı boyda olan bir erkek tutuyordu. Onlar da sanırım oğlum mirza ve kızım naela oluyordu. Arkalarında da gri renkli ama siyaha daha yakın bir gölge duruyordu. Onu
görene kadar çok beğenmiştim ama o neydi? Kaşlarım çatıldı. Naelaya belli etmeden ona dönüp " kızım bu resmi bana anlatır mısın?" diye sordum. O da " bak şimdi bu bizim evimiz bu sen bu ben ve bu da mirza" dedi hepsini sırayla gösterirken. Ona arkadaki karartıyı gösterip " peki ya bu?" diye
sordum. O da gözlerini kaçırıp kısık bir sesle "annem" dedi. Şimdi kaşlarım daha çok çatılmıştı.

Anneleri onlara çok güzel davranıyordu. Neden böyle bir resim çizmişti ki? Kafam karışsa da onu
üzmemek için bu konu hakkında bir şey demedim ve "resmin çok güzel olmuş bir tanem" dedim.

O anda tekrar yüzünde güller açtı ve bir anda boynuma atladı. Ona kollarımı sardım. Kafasını kaldırıp bana baktı ve "baba parka gidelim mi?" diye sordu. Bir de melül melül bakması yok mu kafayı yersin. Ve ekledi " mirza da gelsin olur mu mirza?" ikimize de sırayla bakıp konuşmuştu. Mirzanın
kabul edeceğini biliyordum ikisi de parkı çok seviyordu. Mirza da bana dönüp " evet baba gidelim"
dedi ve ikisi de yüzüme tatlı tatlı bakmaya başladı. " mirza yanımıza koş bakalım" dedim ve dememle
mirzanın yanımıza gelip onun da sarılması bir oldu. İkisine de bakıp "hazırlanın bakalım" dedim ve
yanaklarımı öpüp koşmaya başladılar arkalarından "koşmayın" diye bağırsam da aldırmadan koştular
ve odalarına gittiler. Bağırtı sesleri geliyordu. Gülüp ben de odama geçtim. Bu gün içimde çok kötü bir
his vardı. birine bir şey olacak gibime geliyordu. Ben de silahımı belime taktım ve aşağıya geri indim. Odalar üst kattaydı. Ben aşağıya indiğim zaman üstleri yamuk yumuk iki tatlı çocuk beni bekliyordu. Onları görünce gülmeden edemedim. Üstlerini düzelttim ayakkabılarını giyindirdim ve dışarı çıktık. Hala ayakkabılarını giyinmeyi öğrenememişlerdi.

İki üç korumaya işaret yaptım bizi takip etmeleri için birden fazla çocuğun olduğu yere kalabalık gidersek korkarlardı. Ama korumasız da gidemezdik. Çünkü düşman sayısı çok fazlaydı. Park çok uzak olmadığı için yürüyecektik. Mirza ve naela ben bir şey demeden hemen yanıma gelip elimi tuttular. 5 dakika sonra parka gelmiştik artık ellerimi bırakıp oynamaya başladılar. Hemen arkadaş edinmişlerdi. Bunu seviyordum. Uyum sağlıyorlardı. Özellikle Naela. Bir süre oynadılar ben onları izliyordum. Park çok büyüktü. Bu yüzden biraz zor oluyordu.

Onları izlerken bir anda naela gözden kayboldu. Onun gittiği tarafa doğru gitmeye başladım. Korumalara
mirzayı almalarını söylemiştim. Hızlı bir şekilde korumalarla birlikte parkı aradık ama kızım yoktu nereye gitmişti adını seslendim birçok kez ama ses yoktu arkamı döndüğümde parkta kimse kalmamıştı. Sadece mirzayı tutan ve hem arkadaşım hem sağ kolum olan adam kalmıştı. Ona doğru hızlıca ilerleyip "herkes nerede" dedim. O ise "dağıldılar etrafa bakmak için ama bir
anda onlar da kayboldu" dedi. Mirzayı bırakmamak için bir şey yapamadığını ekledi sonra. Haklıydı ama lanet olsun ki şu an hiçbir şey anlamıyordum. "kızım nereye kayboldu lan" diye bağırdım. O da bana bakıp " şu an sinirlenmenin sırası değil kendine gel ve kızını bulalım" dedi. Haklı olması benim kızımın kaçırıldığı gerçeğini değiştirmiyordu.

Saatler sonra

Art arda telefon görüşmeleri yapmıştım. Ama kızımın yerini bulamıyorduk. Adeta delirmiştim.

29KASIM

O günden sonra toplam 5 gün 13 saat geçmişti ve kızım hala yoktu. Kafam durmuştu. Odamda yerinde olan bir eşya bile yoktu.

10 ARALIK

Tamı tamına 12 gün 7 saat geçmişti bu gün kızımın doğduğu gündü ve ben kızımdan sadece 2 dakika önce haber alabilmiştim. Yaşıyor muydu bilmiyorum. Ama içimden bir his yaşıyor diyordu umarım öyledir. Bulduğum adrese doğru son hızla gidiyordum. Arkada yaklaşık 20 araba vardı. hepsi benim adamımdı. Kızımı almaya gidiyorduk. Adrese geldiğim zaman arabayı kilitlemeden aşağıya indim ve elimdeki silahı kapıya doğrulttum.
Ayağımla kapıyı açıp içeri girdim. İçeri boş gibi duruyordu. Sadece ince bir ses duyuyordum. Adamlarım hemen içeriyi aramaya başladı. Ben de ince sese doğru ilerliyordum. O kızımın sesine benzediği için koşmaya başladım. Bir odanın önüne gelmiştim. Ses artık daha netti ama hala anlamıyordum. Odanın kapısı aralıktı. Hızlıca içeri girdim. Adamlarım arkamdaydı.

Köşeye sinmiş dizlerini kendine çekmiş sallanan kızımı görünce dünyam tepe taklak oldu. Ona koşup kollarımın arasına aldım. Artık söyledikleri anlaşılıyordu "ba-ba ba-ba" diye sayıklıyordu. Gözümden yaşlar düşerken ona " geldim bebeğim buradayım bak baba geldi" dedim bana sokuldu ve bedeni ağırlaştı. En korktuğum günü sorsanız bu gün derdim. Adamlarım yanıma gelip boranın boş olduğunu söyleseler de onarı duymuyordum. Kızımı kucağıma alıp buradan çıktım. Evde doktor psikolog ne ararsan vardı şu anda. Her şey kızım içindi kızımı bırakmadan adamlardan birine arabayı sürmesi için işaret yaptım. Kızımı öpüp telkinler veriyordum bir yandan da. Eve vardığımızda indim ve kızımı doktorlara verdim hepsi alanında uzmandı.

O gün bitmek bilmemişti ama kızım sonunda uyanmıştı. Hafızası orada her ne olduysa korumaya almıştı. Hiçbir şey hatırlamıyordu. Ama eski naela değildi. Ben büyük bir hata yapmıştım. Kızım ve oğlumun zaafım olduğunu belli etmemem gerekiyordu. Kızımı bulsam da bu günleri asla unutmayacaktım. Kızımı kaçıranları bulamamıştık. Çok güçlü olmalılardı. Ama onları bulacaktım.

Bu günden sonra asla ben eskisi gibi davranamayacak naela eskisi gibi neşeli olamayacaktı.

Şimdiki zaman

Benim arabama bir kamera koyup bunu fark etmeyeceğimi düşünmeleri çok gülünçtü. Kendimi tutamayıp ufak bir kahkaha attım. Beni izleyen her kimse deli olduğumu düşünüyor olabilirdi. Yalan olduğunu söyleyemem. Ama şu anlık konumuz benim deliliğim olmadığı için onu kafamdan silmiştim. Kafam yeniden bir sürü senaryo kurmaya başlamışken onları susturmak için bir girişimde bulunmadım. Kafamda dönen seslerden bazıları sakin olmamı bazıları ise bir hamle yapmadan beklememi ve o kişi veya kişilerin kendini ifşa etmesini sağlamak istiyordu. Sanırım şu anda en uygun çözüm yöntemi 2. Olandı. Hem rezil olmuş olurdu hem de ben ona en uygun cezayı vermek için biraz düşünebilirdim.
Kırmızı ışıklara geldiğimde arabanın hızını yavaşlattım. Arabamın başka bir yerinde kamera vb. var mı diye bakmam gerekiyordu. İlk önce torpidoya eğildim ve orada bir şey arıyormuş gibi yaptım. Burada yabancı bir cisim görmemiştim. Belli etmemek için ise oradaki rujumu elime alıp aynaya bakarak dudaklarımdaki ruju tazeledim. Yeşil ışık yanınca tekrar gaza bastım. Karşıma bu gün tek bir aksilik daha çıkarsa - çıkmamasını umuyorum- pekiyi şeyler olacağını söyleyemem.

An itibariyle evin sokağına girmiş bulunuyordum. Sokak boş olduğu için arabayı hızlandırdım. Evin kapısının önüne geldiğimde beni gören korumalarım kapıyı açtılar. Be de garaja doğru yöneldim. Garaja girip arabayı park ettikten hemen sonra garajdaki eve çıkan kapıdan evin içine girdim. Kapıyı açan hizmetçilere karşılık verip çalışma odama doğru ilerledim. Kapının önüne geldiğimde içeriden yere düşen bir eşyanın sesi geldi.
Hay ben böyle işin içine s-
Bir şey olmamış gibi kapının kulpunu aşağıya indirdim. Karşımda elinde kitabımla dikilen demire hayırdır der gibi bir kafa işareti yaptım. Demir de bana dönüp yüzünü şekilden şekle sokarak kitabı gösterdi.

" lan konuşsana ne kaş göz yapıyorsun bana" neden işleri zorlaştırıyordu ki?

" kitabı almaya geldim" ya bu kadar işin içinde ne kitabı be kardeşim işin gücün yok mu? Bu çocuğun gereksiz gelen kitap okuma perileri beni deli ediyor ya.
" tamam demircim." Gayet sakin bir şekilde konuşuyordum ki şarteller attı yine. " senin işin gücün yok mu oğlum ne bu kitap aşkı" diye bağırdım. Sinir etmesindi canım. Demir sıçradı ve özür diledikten sonra kitabı da alıp dışarı çıktı. Arkasından duyabileceği şekilde "kitabı da bırakmıyor it" diye konuştum. Uzaklaşan adım seslerini duydum. Ona odama rahatça girebileceğini söyleyen bendim aksiyon olsun diye böyle yapmıştım. O zaten alışıktı. Telefonumu alıp diğer sağ kolum olan Yağmur Mira Kane yi aradım. Demir Volkov ve Mira Kane benim sağ kollarımdı. Mira genelde teknoloji ile ilgilenir ve insanları patlatmaya bayılır. Demir ise karanlık işlerimle uğraşır ve bıçaklarla haşır neşirdir. İkiside alanlarının en iyileriydi. Yoksa benim yanımda duramazlardı zaten. Telefon ilk çalışta açıldı. "efendim patron" Mira bana böyle hitap etmeyi seviyordu. " aramızda bir ajan var bana bu gün bir saldırı düzenlendi ve yanımda Nyra da vardı. şu anda evdeyim Demiri de al ve yanıma gelin" Mira ve Demir benimle aynı evde kalıyordu. Bu yüzden 2 dakika sonra odamın kapısını tıklattılar ve içeri girdiler. Koltuklara oturmalarını işaret ettim ve onlar oturduktan sonra konuşmaya başladım. " Demir sabah olanları Miraya buradan çıkınca anlat. Şimdi. Arabamda bir gizli kamera var. Sabah bir saldırıya uğradım ve bu orman evindeyken oldu. Aynı zamanda kamera kayıtları silinmiş sizce bunlar tesadüf mü? Sanmıyorum bu yüzden önce düşmanı bulacağız. İlk önce arabamdaki kamera sistemine sızıp kameranın nerden izlendiğinin konumunu bulmanı istiyorum Mira, ve Demir şu anlık öncelik Mirada Mira konumu halledince ikimiz devreye giriyoruz. Anlaşıldı mı?" ikisi de kafalarını sallayarak aynı anda "anlaşıldı" dediler. Mira " konumu bulduğum zaman eğer tanıdık biri ise ne yapacağız?"

"eğer tanıdık biriyse beni yeterince tanımamış demektir."

Sorulara geldikkk

Miran?

Sizce naelaya ihanet eden kişi kim?