4. bölüm · Karanlığın Mührü

3. Bölum| İhanet

Ecemnaz Sakar

Kimseye sana ihanet etmesine izin verecek kadar güvenme.

Charles BUKOWSKİ

Yavaş yavaş gözlerimi araladım. Ben kendime gelmeye çalışıyordum ki yanımda uyumaya devam eden nyrayı gördüm. Dün gece bütün yorgunluğumuzla uyuya kalmıştık. Nyrayı uyandırmamaya özen
göstererek koltuktan kalktım. Kendime gelebilmek adına banyoya doğru ilerledim. Elimi yüzümü yıkamam gerekiyordu.

Banyonun ışığını açtım ve ses çıkarmada yüzümü yıkadım. İhtiyaçlarımı da hallettikten sonra çıktım. Telefonumu masanın üzerinden alıp saate baktım. Saat 8.06 idi. Genelde bu saatlerde kalkardım. Uyumayı severdim ama geç saatlere kadar uyumaktan nefret ederdim.

Bazen yorgun olduğum günlerde zor kalkardım ama onun dışında bu benim için bir rutin gibiydi.

Nyrayı çok iyi tanıyorum. Ve bu yüzden de saat 10.00 olmadan asla kalkmayacaktı. Ben de bu yüzden çalışma odamdan mektubu alıp burada incelemeye karar verdim. Merdivenlere yönelip aşağıya indim. Koridorda biraz yürüdükten sonra 2 odaya girdim. Mektup ve onun hakkında bulduğum şeyleri yazdığım defteri yanıma aldım. Bir kırmızı bir tane de normal kalem alıp geri yukarı çıktım. Aldıklarımı mutfak masasının üzerine bıraktım.

Kahve makinasını da çalıştırdıktan sonra Nyra'nın yanına geri gittim. Bu kız düzgün uyumayı bir türlü öğrenememişti. Sürekli üstünü açıyordu. Üşümemesi için pikeyi düzgünce üstüne örttüm. Ve mutfağa geri gittim. Kahvem olmuştu. Bardağı aldım ve onu da masaya bıraktım. Gerekli başka bir şey olmadığı için ben de sandalyeye oturdum.

Mektubun içeriğini merak ediyor olmalıydınız. Söyleyeyim. Sayfanın yarısı karışık kelimelerle doluydu. Büyük ihtimalle buradan bir metin çıkıyordu. Sayfanın diğer yarısı ise daha karmaşıktı. Harfler, sayılar, şekiller hepsi birbirine girmiş durumdaydı. Arka taraf bomboştu ama içimdeki bir his oranın da önemli bir şey anlattığını söylüyor. Orayı sonraya bıraktım. Ben birden fazla üniversite bitirmiştim. Bunlardan biri yazılımdı. İşime yarar mı orası meçhul ancak bu sayılar eğer bir yerin koordinatı veya şifresi ise işime yarardı. Öncelik tabii bu şifreyi çözmekteydi. Sayfanın üst kısmından başlamaya karar verdim. Okuduklarımı anlamayacağımı bildiğim için karışık kelimelerden düzgün bir kelime çıkarmayı amaçladım.

Kelimeler aralıklı duruyordu ben de bundan yararlanarak en baştaki kelimeyi defterime yazdım. Altına da kelimenin içindeki harfleri aralıklı bir şekilde yazıp bir kelime çıkmasını amaçladım. Harfleri birkaç farklı şekilde yan yana yazıyordum. 5 kere denedim ama hala anlamlı bir şey yoktu. Denemediğim bir kelimeyi daha denedim bu sefer anlamlı olmuştu. GELECEK yazıyordu. Bunun bir seslenme mi yoksa başka bir şey mi olduğunu anlamak için 2 kelimeye baktım. Ama bu seferki kelime her ne kadar kısada olsa sadece sessiz harflerden oluşuyordu. Ben de 3. Kelimeye baktım bu da tamamen sesli harflerden oluşan bir kelimeydi. İki kelimenin toplamı 8 harften
oluşuyordu. Ben kelimeleri daha kolay çözmek için önceki bulduğum GELECEK kelimesiyle bağlantılı bir şeyler arıyordum. Önce tek bir kelime olduğunu düşünüp öyle denedim. 2. Kelime çvgşm 3. Kelime eie bir süre örüntüyü çözmeye harcadım. Şimdiyse 2. Ve 3. Kelimeyi bulmaya çabalıyordum. 2.

Kelime geç olsa kalanlar anlamlı olmuyordu. Bir sürü deneme yapmıştım. Bu da 5 dk sürmüştü. Ve en
sonunda buldum. GELECEK VE GEÇMİŞ yazıyordu. Benim şu anlık tek düşüncem yukarı kısmın bir metin olduğu ve herkesin çözmesi için basit olduğuydu. Çünkü sadece harflerin yeri farklıydı. Bu da çok kolay olmasını sağlıyordu. Saat şu an tam 08.21. bir yarım saat sonra üst kısmı tamamen bitirmiş olurdum. Ben de hızlı bir şekilde çözmeye devam ettim.

30 dakika sonra

Kâğıtta yazanlar artık anlamlı bir metindi.

Gelecek ve geçmiş birbiri ile bağlantılıdır. Eğer geçmişi çözerseniz sizi bekleyen bir gelecek var.

Kimine göre iyi kimine göre kötü. Tamamen bakış açınıza bağlı. Bu mektubu size geçmişten yazıyorum. Mektubu çözmek sandığınızın aksine çok kolay. Fakat detaylara dikkat etmeniz önemli.

Gizem çözüldüğü zaman hala kendiniz olabilmek de sizin elinizde. Bazen sizi bekleyen şeylerin karşısında kendiniz olmanız kaybettirir. Ancak kendi benliğinizi unutursanız yine kaybedersiniz. Bu zamanlarda akıllıca davranın. Gücünüzün farkına varın. Birlikte hareket etmeniz sizin lehinize.

Sürüden ayrılanı kurt kapar dikkatli olun. Bu kadar ipucu yeterli kolay gelsin. Sizi bekliyor olacağım.

Gelelim fasulyenin faydalarınaa. Ne anladın Yurdagül.

Şimdi benim anladığım üzere detaylar önemli. Kendimizi kaybetmeyeceğiz. Ve bazen kendimiz olamayız. Bu demek oluyordu ki rol yapmamız gereken zamanlar da olacak ancak role kendimizi kaptırmamalıyız. Sevinç çağlıkları atıp Nyrayı uyandırmamak için çok zor duruyordum. Birkaç kez daha okuduktan sonra toparlanmaya başladım. Saat 08.51 zaman çoook yavaş geçiyordu bu gün. Buraları biraz toparladıktan sonra kalkıp çay koydum. Bitirdiğim kahvenin bardağını yıkadım ve içeri doğru gittim. Salak kız yine üstünü açmıştı.

Saat 9 olmuştu bile ben de bir seferlik prensesimi uyandırmayı düşündüm. Yanağına ufak bir öpücük kondurdum. Arkasını döndü bana. Ben de ufak bir kahkaha atıp onu öpücük yağmuruna tuttum. Sonunda gözlerini açtı. Bu sefer de hırsımı alamayıp biraz gıdıkladım.

Artık ikimiz de kahkahalarla gülüyorduk. En sonunda poposuna vurup " kalk hadi saat 1 oldu" duyar
duymaz yerinden sıçrayıp. " nasıl yani sen ciddi misin bu kadar uyumuş olamam" diye cırladı. Ben
tabikisi hala gülüyordum. Kalkıp telefonunun saatine baktı ve saatin daha yeni 9 olduğunu görünce " şimdi yandın sen" diyerek bir anda koşmaya başladı. Ben de kaçmaya.

Önce mutfağa oradan koridora
doğru kaçıp bir odaya girmeyi planlıyordum ki ikimizin de bir anda durmasını sağlayacak 3 el silah sesi
duyduk. "nyra hemen yanıma gel" diye bağırdıktan sonra mutfak dolabından silahımı aldıktan sonra kapıya doğru ilerledim. Ben mutfaktan silah alırken nyra da almıştı. Şu anda kim nasıl girdi neden ateş etti soruları kafamda dönüyordu. Kapının gözünden önce kontrol ettikten sonra silahı ileriye doğru hafiften doğrultup dışarıya çıktı nyra da hemen arkamdaydı. Dışarı çıktığımda bütün korumalar bizim
evin önüne gelmişti. Şu anda evlerinde bulunan bütün mafyalar evin önündeydi.

Yani Nyra ben Lorik
ve burada olduğunu bilmediğim arden Silas ve Darya. Bütün korumalar biz 6 kişinin etrafında etten duvar örmüş durumdalardı. "çekilin" diyerek ilerlemeye başladım. Korumalar çekilmek istemiyor ama emir verdiğim için mecbur kenarageçiyorlardı. Kenara geçmeyip karşıma dikilen 2 sağ kolumdan biri olan demir hiç çekilmeyecekmiş gibi duruyordu. Tam ağzımı açıyordum ki " Naela saldırı sizin eve yapıldı eve girin iz kimin yaptığını bulacağız" diyerek beni eve göndermeye çalışsa da eve gitmeye niyetim yoktu. " demir şansını zorlama kenara çekil geçeceğim" dedim. Hala karşımda duruyordu ve ben burada bekledikçe daha çok sinirleniyordum. Bu sefer konuşmasına izin vermedim ve "kenara çekil demir" diye öyle bir bağırdım ki bütün gözler bize döndü.

Zaten çoğu kişi bize bakıyordu artık bakmayanlar da bakmaya başlamıştı. Demir artık sinirlendiğimi anlamış olacak ki kenara çekildi ve yol verdi. Arkama elimi uzatıp nyranın tutmasını sağladım ve onu da yanıma alarak yürümeye başladım. Hala bize bakan korumalara karşı "önünüze dönüp kimin saldırdığını bulacak mısınız yoksa onu da ben yapayım mı" diye bağırdım.

Ya sabır yine sınanıyorum ya.

Ardene dönmeden " arden acil toplantı yapmamız gerekiyor mektup hakkında" diyerek güvenliğin sağlandığı yere doğru ilerlemeye başladım. Korumaların hepsi bir yere dağılmıştı." Nyra senden şüphelenmeli miyim sen yokken hiç böyle şeyler yaşamıyorum" dedim. Nyra korkuyla bana dönüp

"şu anda umarım şaka yapıyorsundur çiçeğim bunu benim yaptığımı gerçekten düşünmüyordun değil
mi?" diyerek küçük bir çocuğun masumluğuyla bana bakmaya başladı. Ben de bu tatlılığa dayanamayıp burnunun ucuna vurdum ve " salak kız enden nasıl şüpheleneyim sadece sana takılıyorum" diyerek ufak bir kahkaha attım.

Nyra ise " gerizekalı o kadar ciddi niye duruyorsun" diyerek kafama yapıştırdı. Sadece güldüm ve güvenlik kulübesine girdim. Görevliler bana biraz tırsarak bakıyor ve konuşmuyorlardı. Kafamı konuşun der gibi salladım. En öndeki " naela hanım
kamera kayıtları silinmiş ve saldırgana dair hiçbir iz yok." Dedi. O an bende şarteller atmıştı. Adamın yakasından tutup " lan nasıl yok siz şaka mısınız sisteme birisi sızamaz" dedim. Adam benim sinirlerince nasıl gözümün döndüğünü biliyor olmalı ki " efendim gerçekten kayıtlar yok." Dedi ben de
adamı daha fazla zorlamadan bırakıp çıktım. Nyra da adama iyice bakmalarını söyleyip yanıma geldi.

"ne yapacağız"

" hiçbir şey"

" nasıl yani naela saldırı oldu ve bu ikimiz içindi farkında mısın?"

" biliyorum ama bildiğim bir şey daha var"

"neymiş o"

" farkında değil misin buraya yabancı birisi giremez ya da sisteme sızamazlar bu imkânsız."

" hain olduğunu mu düşünüyorsun."

" evet, başka mantıklı bir açıklama yok bekleyip öğreneceğiz aklımda bir plan var."

Nyra daha fazla konuşmadı. Ve biz eve doğru ilerledik. Eve girdikten sonra hızlıca üstümü değiştirdim.

Beyaz bir kumaş pantolon üstüne beyaz bir bluz ve üşüsem diye de beyaz çizgileri olan mavi gömleğimi giyinmiştim. Silahımı da yanıma aldıktan sonra tamamdım. Nyra da üstünü değiştirmek için evine geçmişti. Ona mesaj atıp evin önünde beklemeye başladım. Zaten bekletmeden hemen gelmişti.

" mektup hakkında bir şey mi buldun"

" evet, sabah söylemeyi düşünüyordum ama söyleyemedim."

" anladım"

Ortak eve doğru gittik. Kapı yüzlerimizi tanımladıktan sonra açıldı ve biz de eve girdik. Çok gıcık bir gün olmuştu. Ve ben açtım. Bu ne demek haberiniz var mı? Olmaması herkesin yararına. Oturma
grubuna doğru ilerlerken mutfak tarafında ses duyup oraya gittim. Nyra oturuyordu. Bizim dışımızda
birisi gelmemiştir diye düşünüyordum ancak mutfakta Lorik vardı. Arkası dönüktü. Ve beni fark etmedi. Ben de hiçbir şey demeden kendime ve nyraya kahve yapmak için tezgâha doğru ilerledim.

Bardak almak için elimi uzattım. Aynı anda Lorik arkasını dönüp bir küfür savurdu.

"niye sessiz sessiz geliyorsun fark etmedim."

"korktun yani."

" hayır, sadece fark etmedim."

Tabi kesin öyledir.

Keşke daha düzgün yalan söylesen. Demek istesem de cevapsız bıraktım. 2 tane kupa alıp dolabı geri kapattım ve kahve makinasına koyup çalıştırdım. Lorik bana bakıyordu.

" ne bakıyorsun" dedim ve kafamı salladım.

" farkında mısın bilmiyorum ama az önce evine bir saldırı oldu."

" yani."

" bu kadar tepkisiz nasıl olabiliyorsun."

" bence sen de mafya olduğumuzu ve bu işlerin içinde olduğumuzu unutuyorsun."
Ona tabiki şüphelerimden bahsetmeyecektim. Kahvelerin olduğuna dair sesi duyunca kahveleri alıp salona geçtim. Oturma grubunda nyranın yanına gittim kahvesini uzatıpoturdum.

"teşekkürler naelamm" dedi ve yanağımdan öptükten sonra kahvesini içti.

"kızım ne yapıyorsun da eline değen her şey bu kadar güzel oluyor."

"sevgimi katıyorum." Dedim ve göz kırptım.

"Diğerlerinin gelmesi uzun sürer aç mısın kahvaltı yapalım mı?"

"olur yapalım."

"mutfağa geçtiğimizde lorik sandviç ekmeğini kesmiş şimdi de içine labne sürüyordu.
Nyra kulağıma eğilip

"görünce canım tost istedi sandviç ekmeğinden tost yapalım mı?" "yapalım" dedim ve ben de 2 tane ekmek çıkarıp ikiye kestim. Nyra da dolaptan kaşar salça ve beyaz peynir çıkardı. Bıçak alıp benim kestiklerime salça sürüyordu. O sürerken ben de kaşarları kestim. Nyra beyaz peynir sürmeye başlayınca yardım ettim ve hızlıca sürdük kaşarları da koyduktan sonra tost makinesinin içine
yerleştirdim.

Göz ucuyla Lorik'e baktım ve onun da kendine hazırladığını görünce önüme döndüm. Çay da evde kalmıştı ya. Neyse. Tabak çıkarıp pişmelerini bekliyordum. Nyra ise ayran çıkarıp bardaklara koymuştu. Çay yoksa ayran vardı o da kabul. Pişen tostları tabaklara koydum ve masaya geçtik. Nyra ile sohbet ede ede yemeğimizi bitirip çıkardığımız bulaşıkları toplamıştık.

Artık yavaş yavaş liderler de geliyordu. Salona geçip beklemeye başladık. En son Lina gelmişti ve biz toplantı için olan diğer salona geçtik. Arden bana bakınca boğazımı temizleyip lafa girdim.
" mektup hakkında bilgiler buldum
aslında mektubun ilk bölümü hepimiz anlayalım diye çok basit bu yüzden çözdüğünüzü varsayıyorum."

Herkesten onaylar mırıltılar çıkınca
" peki planınız var mı birlikte mi hareket ediyoruz yoksa bireysel mi?" sözlerim bitince herkese sırayla baktım. Karar vermiş gibi görünüyorlardı. Arden "ben oylamadan yanayım çoğunluk ne derse o olsun."
Kafa salladık ve "o zaman birlikte diyenler kimler." Dedi ve 5 kişi ek kaldırdı. Zaten 10 kişiydik ve bu da devam etmemizi engelliyordu. Beraberlik vardı. "o zaman iyi düşünün yarın tekrar toplantı yapacağız herkes karar vermiş olsun" dedi. Bu gün olan olayı da biraz konuştuktan sonra dağıldık.

Ben de eve gelmiştim. Aslında şehirdeki evime gitmek istediğim için eşyalarımı aldım ve garaja gittim. Burada çeşit çeşit araba vardı. Bu sefer jaguar almıştım. Arabaya binip eve doğru sürmeye başladım. Sıkılmamak adına radyoyu açacaktım ki tam
orada yanan kırmızı bir ışığı fark ettim. Çaktırmamak için bir şarkı açıp arkama yaslandım.

Bu bir gizli kameraydı. Hain kimse evime kadar girmişti. Ve ben onu bulmadan durmayacaktim.

Soruları cevaplayalim lütfenn.

1. Kafanızı karıştıran bir yer var mı?

2. Sizce hain mi var varsa kim?

3. Lorik hakkında ne düşünüyorsunuz?

ÖPÜLDÜNÜZZZZ 🤍🤍