3.bölüm

Vaveyla Yazarı: Zehra Güngör

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 3.bölüm

Sancar odadan çıkıp kapıyı kapattığında, geniş yemek salonu yeniden o bıçak gibi keskin bir sessizliğe büründü. Dışarıda sabaha karşı başlayan sağanak, yerini gri, kasvetli ve puslu bir İstanbul sabahına bırakmıştı.

Kartal, buz mavisi gözlerini karşısında gergin bir şekilde oturan Zekeriya’ya dikti.

“Hazar’ın limanda ne aradığını bilmiyorsun, değil mi?” diye sordu Kartal, sesinde gram şüpheye yer bırakmayan o otoriter tınıyla.

Zekeriya hemen başını salladı.

“Yemin ederim bilmiyorum, Kartal. Adamla en son ne zaman yüz yüze geldiğimi hatırlamıyorum bile. Ben sadece… Sana haber vermem gerektiğini bildiğim için geldim. Nevzat’ın mirası masadaysa ve Hazar o mirası kana bulamak istiyorsa, bu ateş ilk önce bizi yakar.”

Kartal yavaşça ayağa kalktı. Uzun boyuyla masanın başında sergilediği heybetli duruş, Zekeriya’nın üzerindeki baskıyı katbekat artırıyordu.

“Ateşin kimi yakacağını zamanı gelince görürüz,” dedi Kartal, ellerini masaya dayayıp hafifçe öne doğru eğilerek. “Ama şunu unutma, Zekeriya: Eğer bu oyunun bir parçasıysan veya Hazar’ın arkasından iş çevirdiğini en ufak bir şekilde sezersem kuzen falan dinlemem, o masada oturduğun sandalyeyi altından çekerim. Şimdi… Kahvaltımı zehir etmeden buradan gidebilirsin. Sancar seni dışarı kadar geçirsin.”

Zekeriya’nın rengi soldu.

Oturduğu yerden kalkarken Kartal’ın gözlerindeki o tavizsiz kararlılığı çok iyi bildiğinin farkındaydı. Tek kelime etmeden arkasını döndü ve aceleci adımlarla salondan çıktı.

Zekeriya’nın gidişiyle birlikte Kartal derin bir nefes aldı. İçindeki huzursuzluk dalgası, Neva’nın odada olabileceği düşüncesiyle anında yerini koruma içgüdüsüne bıraktı.

Salondan çıkıp üst kata yöneldiğinde adımları doğrudan kendi yatak odalarına, Neva’nın tabiriyle “karargâha” doğru ilerledi.

Kapıyı araladığında Neva’nın yataktan kalkmış, pencerenin önünde dışarıdaki gri şehri izlediğini gördü. Üzerindeki bol siyah trikosu ve omuzlarına dökülen saçlarıyla Kartal’ın dünyasındaki tek sakin liman gibi duruyordu.

Kartal sessizce yaklaşıp kollarını arkadan Neva’nın beline doladı. Başını karısının boynuna gömüp derin bir nefes aldı. Neva’nın kokusu, zihnini meşgul eden bütün kanlı senaryoları bir anda silip süpürüyordu.

“Sabah sabah camın önünde ne dikiliyorsun, Avukat? Doktor sana istirahat et dedi, devriye gez dedi mi?”

Neva, kocasının kollarında huzurla gerinirken hafifçe gülümsedi. Başını omzuna yaslayıp dışarıyı işaret etti.

“Şehri izliyorum. Ne kadar gürültülü, ne kadar acımasız… Ama bu odanın içi o kadar sessiz ki. Sanki dışarıdaki kıyamet buraya hiç uğramayacakmış gibi.”

Kartal’ın kolları biraz daha sıkılaştı. Zihninde Hazar’ın limandaki hareketleri, depodaki o gizemli araç ve Zekeriya’nın tedirgin yüzü vardı. Ancak Neva’ya karşı sesindeki sertlik buz gibi eriyip gitmişti.

“Uğrayamaz,” diye fısıldadı Kartal, karısının kulağına doğru. “Ben o kapının dışındayken kimse bu eve yaklaşamaz, Neva. Rüyadan uyanmaktan korkuyordun ya hani… Uyanmayacağız. Çünkü bu kâbusu dağıtan ben olacağım.”

Neva, kocasının ellerini kendi ellerinin arasına aldı. Yüzünde hem bir kadın gururu hem de anneliğin getirdiği o derin cesaret vardı.

“Biliyorum, mafya bey,” dedi, sesinde alaycı ama bir o kadar da tatlı bir meydan okumayla. “Sadece… Kızımız adına endişeleniyorum. Ona verdiğimiz sözü hatırlıyor musun? Bu dünyadan uzak, sakin bir hayat…”

Kartal, Neva’yı kendisine doğru çevirdi ve iki elini yanaklarına yerleştirdi. Gözlerinin içine bakarak son derece net bir cümle kurdu:
“O kız bu malikânenin kraliçesi olacak. Kimse onun tacına dokunamaz. Elimden geleni yapacağım Neva.”

Tam o sırada kapı hafifçe aralandı ve Sancar’ın tanıdık sesi koridordan duyuldu:
“Abi, bölüyorum ama… Orhan limandaki araçla ilgili önemli bir şey buldu. Aşağıda, kameranın açısını değiştirdiklerinde…”

Kartal’ın gözlerindeki yumuşak ifade anında yerini tehlikeli bir buz kütlesine bıraktı. Neva’ya sakinleştirici bir bakış atıp geri çekildi.

“Geliyorum,” diye seslendi Kartal.

Neva’ya dönüp alnına derin bir öpücük kondurdu.

“Odadan çıkmak yok, Avukat..”

Kartal odadan hızlı adımlarla çıkarken kapının arkasında kalan Neva derin bir nefes aldı. Karahan Malikânesi’nde fırtına kopmak üzereydi; ama bu kez kimin kazanacağını herkes öğrenecekti.

İstanbul’un o gri, puslu sabahı, Karahan Malikânesi’nin üzerinde bu kez bambaşka bir telaşın ve tatlı bir heyecanın perdesi gibi aralanmıştı.

-----

Gece saatlerinde yaşanan o kaotik doğum anının ardından geçen koşturmacalı saatler, geride sessiz ve derin bir huzur bırakmıştı.

Özel doktorların ve hemşirelerin gözetiminde geçen hastane gecesi geride kalmış, artık asıl krallıklarına dönme vakti gelmişti.

Öğleden sonra saat üç sularıydı.

Karahan Malikânesi’nin yüksek demir kapıları açıldığında, siyah zırhlı aracın avluya süzülmesiyle birlikte evdeki herkes adeta seferber oldu. Sancar kapıda dikilmiş, Orhan ise heyecandan ne yapacağını bilemeyerek ellerini ovuşturuyordu.

Kartal, aracın arka kapısını dikkatle açtı. Kollarında, minicik pembe battaniyesine sarılı dünyalar güzeli kızıyla Neva, hastaneden eve dönüyordu.

Kartal bir an bile karısının yanından ayrılmamış, araçtan inmesine yardım ederken adeta üzerine titremişti. Eve adım attıkları anda içerideki o ağır, kasvetli mafya havası buhar olup uçtu; yerine yepyeni, taptaze bir nefes doldu.

“Hoş geldiniz, prensesler!” dedi Sancar, her zamanki neşeli ama bu kez içinde tatlı bir çekingenlik barındıran sesiyle.

Orhan hemen arkasından atıldı:
“Yahu Sancar, kadın daha yeni doğum yapıp geldi. Kapıda merasim mi yapacaksın? Geçin içeri, içerisi hamam gibi ısıtıldı!”

Neva, yorgun ama mutluluk dolu bir tebessümle etrafa baktı. Kartal ise karısını belinden destekleyerek doğrudan üst kata, uzun süredir büyük bir özenle hazırlanan odaya doğru yönlendirdi.

Kapıyı açtıklarında karşılaştıkları manzara kelimenin tam anlamıyla kusursuzdu.

Haftalardır Neva’nın zevkiyle, Kartal’ın ise hiçbir masraftan kaçınmayan talimatlarıyla ilmek ilmek hazırlanan o “Prensesin Odası”, minik sahibini bekliyordu. Duvarlar en yumuşak pastel tonlardaki pembe ve beyaz detaylarla süslenmişti.

Köşede sallanan konforlu bir koltuk, minik kıyafetlerin asıldığı rengârenk bir gardırop ve odanın ortasında duran oyma işlemeli beyaz bir beşik… Her şey olması gerektiği gibi, kusursuz bir uyum içindeydi.

Kartal, Neva’yı odadaki rahat koltuğa dikkatle oturttuktan sonra kollarındaki o minik varlığı, hayatının en değerli emanetini annesinin kucağına bıraktı.

Neva, bebeğine baktığı an gözleri doldu. Minik parmaklar havaya kalkarken bebek huzurlu bir nefes aldı.

Kartal diz çöktü.

Ellerini hem karısının hem de kızının küçük ellerinin üzerine örttü. Buz mavisi gözlerindeki sertlik tamamen erimiş, yerini sonsuz bir baba şefkatine ve korumacılığa bırakmıştı.

“Bak, Avukat…” dedi Kartal, sesi fısıltıdan biraz daha yüksek çıkarak. “Dışarıdaki fırtına ne kadar şiddetli olursa olsun, bu odanın kapısından içeri girmesine asla izin vermeyeceğim. Ben yanınızdayım.."

Neva, elini kocasının omzuna yasladı ve yorgun ama huzurlu bir nefes verdi.

“Biliyorum, mafya bey,” dedi dudaklarında tatlı bir tebessümle.

“Zaten bu kalede bizimle başa çıkabilecek hiçbir fırtına kalmadı.”

Aşağıdan Sancar ve Orhan’ın “Kahve mi koysak, çikolata mı dağıtsak?” diye birbirine giren sesleri gelirken Karahan Malikânesi, o gün ilk defa bir mafya yuvası değil; gerçek, sıcak ve sarsılmaz bir yuvaya dönüşmüştü.

--6 ay sonra

İçerideki şöminenin çıtırtısı evin içine derin bir sıcaklık yayıyordu.

Aradan geçen altı ay, her şeyi kökten değiştirmişti.

Artık sabahları o loş ve gergin kahvaltılar yoktu. Masanın ortasında, evin bütün havasını değiştiren bambaşka bir neşe vardı. Bir zamanlar pembe battaniyelere sarılı minicik bir bebek olan kızları, artık altı aylık, kocaman ve meraklı gözleriyle etrafı inceleyen; ellerini, kollarını sallaya sallaya kahvaltı masasının altını üstüne getiren ele avuca sığmaz bir afacan olmuştu.

Salondaki dev masanın başında oturan Kartal, önündeki şirket dosyalarından başını kaldırdığında karşısında gördüğü manzara, her zamanki sert çene kaslarının istemsizce yumuşamasına neden oldu.

Neva, elinde minik bir kaşıkla kızını mama sandalyesinde beslemeye çalışıyor, bir yandan da gülmemek için kendini tutuyordu. Çünkü minik prenses, önündeki labneyi kaşıkla birlikte Sancar’ın tabağına fırlatmakla meşguldü.

Sancar, yüzüne bulaşan beyaz labne lekesiyle öylece kalakalmıştı. Orhan ise dayanamayıp kahkahayı patlattı.

“Oha ama küçük hanım!” dedi Sancar, elindeki peçeteyle yüzünü silmeye çalışırken teatral bir şaşkınlıkla. “Ben senin amcanım, düşmanın değil! Daha altıncı ayımızdayız, sekizinci ayda beni malikâneden tamamen kovacaksın galiba.”

Neva gülerek başını salladı.

“Bence şimdiden şükretmelisin, Sancar. Kartal’ın kızı nihayetinde; yakında şirketin hisselerini de elinden alır.”

Kartal, sandalyesini geriye itip masadan kalktı. Yavaş adımlarla karısının ve kızının yanına geldi. Uzun boyuyla eğilip minik prensesin yanağına yumuşacık bir öpücük kondurdu.

Kız, babasının kokusunu alır almaz ellerini Kartal’ın yakasına doladı ve o dişsiz, neşeli gülümsemesini gösterdi.

Kartal’ın içindeki o buz gibi mafya lideri, bu minik parmakların arasında yine bir mum gibi eriyip gitmişti.

“Bırakın şirketi,” dedi Kartal, sesindeki derin şefkatle kızını kollarının arasına alıp havaya kaldırırken. “Bu malikânenin kraliçesi, kiminle nasıl konuşacağını çok iyi biliyor.”

Neva, kocasının kızıyla olan o kusursuz uyumuna baktı.

Altı ay önce o odada kurdukları hayallerin, dışarıdaki bütün fırtınalara rağmen gerçeğe dönüşmesini izlemek içini huzurla dolduruyordu.

Kartal, kızını kollarında tutarken diğer kolunu Neva’nın omuzlarına attı. Onu kendisine doğru çekip alnına derin bir öpücük kondurdu.

Dışarıda ne Hazar kalmıştı ne de geçmişin karanlık gölgeleri… Karahan Malikânesi, altı ayın sonunda hak ettiği o gerçek, sarsılmaz yuvaya dönüşmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18