Kapanmayan Parantez kitap kapağı

6. bölüm / 5

Yağmur Sonrası ve Melodi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Yağmur Sonrası ve Melodi

Ekim ayının sonlarına doğru Tokyo, sonbaharın en dramatik yüzünü göstermeye başlamıştı. Sabah saatlerinden itibaren gri bulutlar gökyüzünü tamamen kaplamış, öğleye doğru ise şiddetli bir sağanak yağmura dönüşmüştü. Okulun avlusundaki akçaağaçların yaprakları ıslak asfaltın üzerine yapışmış, pencerelere vuran yağmur damlaları içerideki derslerin uğultusuna monoton bir melodi eşlik etmişti. Hava erken kararmaya başlamış, koridorlar loş bir atmosfere bürünmüştü.
Zil çalıp öğle arası başladığında, öğrenciler genelde kantine ya da kapalı spor salonuna akın etmişti. Ancak okulun batı kanadı, her zamanki gibi dış dünyadan soyutlanmış bir huzura ev sahipliği yapıyordu. Ren, elindeki taslak defterini ve şemsiyesini koruyarak o eski müzik odasının önüne geldiğinde, nefesi hafifçe hızlanmıştı. Dünkü konuşmalarından sonra, Haru'yu yeniden görecek olmanın verdiği o tatlı heyecan kalbinde hala tazeydi.
Kapıyı hafifçe itip içeri girdiğinde, odanın loş havasında Haru'yu pencerenin önünde, dışarıdaki yağmuru izlerken buldu. Üzerinde yine o siyah kapşonlusu vardı ama kolları dirseklerine kadar sıvanmıştı. Gitarı ise hemen yanındaki eski sandalyenin üzerindeydi. Ren'in kapıdaki sesini duyan Haru yavaşça arkasını döndü; yüzündeki o dalgın ifade, Ren'i gördüğü anda yerini yumuşak bir tebessüme bıraktı.
"Geldin," dedi Haru, sesi odanın sessiz akustiğinde pürüzsüzce yankılanarak. "Yağmurda ıslanmadın umarım?"
Ren, elindeki defteri masaya bırakırken hafifçe güldü. "Şemsiyem yanımdaydı, ama rüzgar o kadar sertti ki ayak bileklerim sırılsıklam oldu." Islak çoraplarını düşünerek yüzünü buruşturduğunda, Haru’nun dudaklarından küçük bir kahkaha döküldü. Bu, Haru’dan son zamanlarda sık duymaya başladığı ama her seferinde içi eriten nadir kahkahalardan biriydi.
"Gel buraya," dedi Haru pencerenin kenarındaki boşluğu işaret ederek. "Dışarısı berbat görünse de, buradan bakınca oldukça sakin duruyor."
Ren, Haru'nun yanına adımladı ve pencerenin önüne geçti. Okulun avlusundaki gri kalabalık ve birbirine çarpan rengarenk şemsiyeler dışarıdan bir tablo gibi görünüyordu. Camdaki buğunun üzerine parmağıyla hafifçe dokunan Haru, birden derin bir nefes aldı. "Biliyor musun, eskiden yağmurlu günleri hiç sevmezdim. Gitarımın akordunu bozar, insanı içten içe melankolik yapar diye düşünürdüm."
"Ya şimdi?" diye sordu Ren, merakla Haru'nun profiline bakarak.
Haru başını çevirip gözlerini Ren’in parlayan gözlerine sabitledi. "Şimdi... yağmurun sesini dinlerken yeni bir şeyler çalmak için en iyi zaman olduğunu düşünüyorum."
Haru oradan ayrılarak gitarını eline aldı ve sandalyeye oturdu. Bu kez tellere dokunmadan önce gözlerini kapattı, sanki içindeki o notaları dışarıya çıkarmak için doğru ritmi arıyordu. Ren ise her zamanki gibi taburesine yerleşip defterini açtı ama bu kez sadece çizmekle kalmayacaktı; kafasında bu yağmurlu güne ait bir hikaye kurguluyordu.
Haru çalmaya başladığında, odadaki hava bir anda değişti. Akustik gitarın o sıcak ve hafif boğuk tınısı, dışarıdaki yağmur damlalarının cama vuran ritmiyle kusursuz bir uyum yakalamıştı. Melodi ne hüzünlü ne de aşırı neşeliydi; tam anlamıyla iki insanın birbirini bulduğu o güvenli limanı anlatıyordu. Ren’in kalemi kağıt üzerinde hızla dans etmeye başladı. Önce pencereye vuran yağmur damlalarını, ardından Haru’nun tellere uzanan parmaklarındaki o hassas hareketi çizdi. Çizgi roman sayfalarındaki gibi akıcı ve canlıydı her şey.
Müzik yavaşça sona ererken, Haru son akoru vurup parmaklarını tellerin üzerinde sabitledi. Odada sadece yağmurun ve ikisinin hafif nefes sesleri kalmıştı. Haru başını kaldırdığında, Ren’in defterine son dokunuşları yaptığını gördü.
"Görebilir miyim?" diye sordu Haru, sesinde hafif bir merakla ayağa kalkarak.
Ren defteri kapatmak yerine hafifçe gülümseyerek Haru’ya uzattı. Sayfada, yağmurlu pencerenin önünde gitar çalan bir siluet ve köşede camdaki buğuya küçük bir parantez işareti çizen bir el yer alıyordu. Haru çizime baktıkça gözlerindeki o hayranlık daha da belirginleşti.
"Beni... yağmurla birlikte çizmişsin," dedi Haru, parmağıyla kağıttaki çizgilerin üzerinden hafifçe geçerek. "Bu inanılmaz, Ren. Sanki o anı sadece hafızamda değil, somut bir parça olarak da yanımda taşıyormuşum gibi hissediyorum."
"Çünkü o an... gerçek olamayacak kadar güzeldi," diye fısıldadı Ren, ama sesindeki o dürüstlük odadaki bütün mesafeyi bir anda yok etti.
Tam o sırada, okulun batı koridorunun diğer ucundan aceleci ayak sesleri duyuldu. Önce hafif bir patırtı, ardından Sota’nın koridorda yankılanan sesi o büyülü atmosferi böldü. "Haru! Orada misin oğlum? Kimya hocası proje ödevleri için seni arıyor, bütün okulu aradım!"
Haru sabırsızca iç çekip gözlerini devirdiğinde, Ren tutamadığı bir kahkaha attı. "Sanırım huzurlu dakikalarımız buraya kadardı."
Haru gitarını aceleyle kılıfına yerleştirirken Ren’e baktı ve hafifçe gülümsedi. "Ödevler kaçar ama bu parantez kaçmaz. Yarın yine buradayız, değil mi?"
Ren defterini çantasına koyarken başını coşkuyla salladı. "Kesinlikle."
Sota’nın sesleri kapıya yaklaşırken Ren odadan hızlıca çıktı; koridorun köşesini dönerken arkasına baktığında Haru’nun hâlâ arkasından gülümseyerek baktığını gördü. Yağmur dışarıda bütün şiddetiyle yağmaya devam ediyordu ama içlerindeki o sıcaklık, hiçbir fırtınanın söndüremeyeceği kadar güçlüydü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…